turkiye kazandi aihm karari225

AİHM’nin Perinçek kararı düşünce özgürlüğünün zaferi!

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, 15.10.2015 tarihinde, İsviçre’nin, Perinçek- İsviçre davasında AİHM 2. Dairesi’nin verdiği karara yaptığı itiraza ilişkin kararını açıkladı.

AİHM, “Ermeni Soykırımının” bir uluslararası yalan olduğunu söylediği için İsviçre’de mahkum edilen Dr. Doğu Perinçek’in bu mahkumiyetinin AİHS 10. maddesinin ihlali olduğu kararını oy çokluğu ile teyid etti. AİHM’nin karar ile ilgili basın bildirisine göre, Büyük Daireyi oluşturan 17 yargıçtan Lüksemburglu Başkan ile Andorralı, Monakolu, Maltalı, Yunanistanlı, Hollandalı ve Litvanyalı yargıçlar (toplam 7) yargıç karara karşı oy kullandılar ve ortak karşı oy yazısı yazdılar. Hollandalı yargıç ile -hızlarını alamayıp- kendisine katılan Avrupanın “büyük” devletlerinden gelen Andorralı, Monakolu ve Litvanyalı 3 yargıç bir ek karşı oy yazısı daha yazmışlar. (Bu karşı oyların daha ziyade siyasal ve uluslararası hukuk ve AİHM hukuku dışında kalan mülahaza içerdikleri ilk gözden geçirmede anlaşılıyor.) Alman yargıç Büyük Daire kararının bir bölümünün lehinde, bir bölümün aleyhinde karşı oy yazısı yazmış; anlaşılan nihai oylamada Büyük Daire kararının tümünün lehinde oy kullanmış .

İkinci Daire’nin Dr. Perinçek lehinde verdiği kararı destekleyen Büyük Daire yargıçları ise şu ülkelere mensup: Lihtenştayn, Türkiye, Slovakya, Finlandiya, İsviçre, Fransa, İsveç, Çek Cumhuriyeti, Bosna Hersek ve Almanya. (İsviçreli yargıç 2. Daire kararında da İsviçre aleyhine oy vermişti)

Toplam 10 karar lehinde, -yani ifade özgürlüğünün yanında- yer alanlar daha ziyade kıdemli yargıçlar ve akademi kökenliler; aleyhte oy verenlerin bir kısmı ülkelerindeki bürokrasiden gelme.

7’ye karşı 10 oyla alındığı anlaşılan bu kararda, 2 yargıç lehte değil, karşı oy verseydi, karar farklı olacaktı.

Aslında, kişisel olarak, AİHM yargıçlarının geldikleri ülkelere göre değerlendirilmesine karşıyım.

(Bunu yargıçların genelde kendi ülkelerini ilgilendiren davalarda mensup bulundukları ülkelere karşı oy vermedikleri bilindiği için ekledim. Fransız yargıç da ülkesinden gelen baskılara - anlaşılan- direnmiş. Lihtenştaynlı yargıcın genelde İsviçre’ye paralel oy vereceği var sayılır. Ancak öğrendiğime göre Yargıç Mark Villiger, oylamalarda kanaatlerini öne çıkaran biriymiş.)

Bütün bu hususları göz önünde tutarak, kararın bıçak sırtında alındığını söyleyebiliriz; bunun nedenleri ayrı bir değerlendirme konusudur; ama bu irdeleme behemahal yapılmalı ve gereken dersler çıkarılmalıdır.

turkiye kazandi aihm karari

PERİNÇEK’İN SÖZLERİ ERMENİLERİ HEDEF ALMIYOR!

AİHM Büyük Dairesi, kararında Ermeni toplumlarının bu davaya verdikleri büyük önemin ve kitlesel tehcirin soykırım sayılması olarak tanınması beklentilerinin bilincinde olduğunu; ancak, tehcir mağdurlarının ve çağımızda hayatta olan Ermenilerin saygınlıklarının AİHS’nin özel yaşama saygı gözetilmesine ikişkin 8. maddesinin koruması altında bulunduğuna işaret etmiştir. AİHM, bu davada özel hayata ve saygınlığa saygı gösterilmesi ile, ifade özgürlüğünün korunması hakkındaki (AİHS) 9 maddesi arasında denge sağlama durumda kalmıştır.

Mahkeme, bir demokratik toplumda, Ermeni toplumunun haklarının korunması için Dr. Doğu Perinçek’e cezai müeyyide uygulanmasına gerek bulunmadığı sonucuna varmıştır.

Mahkeme özellikle şu hususları göz önünde tutmuştur: Doğu Perinçek’in sözleri, toplumun ilgi alanı çerçevesine girer; nefret celbi ya da hoşgörüsüzlük yaratmak için kullanılmamıştır; sözlerin söylendiği çerçeve İsviçre’de şiddetli gerginlik yaşanan bir ortam değildi. İsviçre’nin özel tarihsel duyarlılığını da gerektirmemektedir. Söylenen sözler Ermeni toplumu üyelerinin saygınlığına zarar vermemekteydi; bu nedenle İsviçre’nin cezai müeyyide uygulamasını icap ettirmemekteydi. İsviçre’nin, bu sözleri cezalandırmasını gerektirecek bir uluslararası hukuk kuralı yoktur. İsviçre mahkemelerinin, İsviçre’de egemen olan bir kanaate karşı görüş bildirdiği için Dr. Perinçek’i mahkûm ettiği yolunda bir izlenim oluşmuştur; böylece ifade özgürlüğünün kullanılmasına yapılan müdahale, Doğu Perinçek’in mahkûm edilmesine kadar uzayan ciddi bir boyut kazanmıştır.

Kararda, olaylar özetlenmekte, İsviçre mahkemelerinin bu davaya ilişkin kararları dile getirilmekte, Dr. Perinçek’in İsviçre’ye karşı AİHM’de açtığı dava ile AİHM 2. Dairesi’nin kararı özetlenmektedir. Kararda tarafların ve davaya müdahil olarak katılan tarafların gerekçelerine yer verilmektedir.

Mahkeme, kararında Osmanlı İmparatorluğunda 1915 yılında yaşanan toplu tehcirin, uluslararası hukuk bağlamında soykırım sayılıp sayılmayacağı hakkında görüş bildirmeye davet edilmediğini; Uluslararası Adalet Divanı’ndan farklı olarak, bu konuda hukuken bağlayıcı bir sonuca varma yetkisine de sahip bulunmadığını vurgulamıştır.

Mahkemeye göre Doğu Perinçek’in mahkûm edilmesi AİHS 10. maddesinin (ifade özgürlüğünün) ihlali sayılmalıdır. İsviçre Hükümeti’nin ileri sürdüğü ifade özgürlüğünü kısıtlamasının gerekçesi AİHS 16. maddesi geçerli olamaz; bu konudaki İsviçre görüşü kabul edilmemiştir. Doğu Perinçek, kabul etmese de, sözlerinin İsviçre yasalarına göre cezai yaptırım uygulanması tehlikesi taşıdığını öngörebilirdi.

İfade özgürlüğünü kısıtlamanın toplumsal huzuru korumayı öngördüğü gerekçesi kabul edilmemiştir. Buna mukabil, ifade özgürlüğünü kısıtlayan cezanın “ötekilerin haklarını korumaya” ilişkin olduğu, günümüzde hayatta olan Ermenilerin kimlik ve saygınlığını korumaya matuf bulunduğu mahkeme tarafından kabul edilmiştir. (Büyük Daire bu konuda 2. Daire’den biraz farklı düşünmektedir.)

Mahkeme, AİHS 10/2 maddesinde öngörülen özgürlük kısıtlanmasının bir demokratik toplumda gerekli olup olmadığı konusunda, soykırımın veya başka tarihsel verilerin inkarının kabul edilebilir olup olmadığı hakkında görüş bidirmediğini; sadece İsviçre Ceza Yasası’nın 261/4 maddesinin uygulanmasının, AİHS 10. maddesine uygun olup olmadığını irdelediğini belirtmiştir.

Mahkeme, Dr. Perinçek’in sözlerinin İsviçre Ceza Kanunu’na göre soykırımı inkar olup olmadığını saptama konusunda İsviçre Mahkemesinin yetkili olduğunu açıklamıştır.

Mahkemeye göre Doğu Perinçek siyasetçi niteliği ile konuşmuş, Ermeniler yalancı dememiş, 1915 olaylarının kurbanlarına karşı nefret celbedici sözler kullanmamış, Türkler ile Ermenilerin yüzyıllarca beraber yaşadıklarına dikkat çekmiş, emperyalistlere ve bunların Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye hakkındaki kötü emellerine yönelik ağır ithamlarda bulunmuştur.

Mahkeme (Yahudi Kırımı) Holokost’un inkarı ile Doğu Perinçek’in sözleri arasında benzerlik bulmamıştır. Holokost’un inkarı - kendi başına- hoşgörüsüzlük ve nefret celbi anlamına gelmektedir. Dr. Perinçek’in 1915 olayları hakkındaki sözleri ırkçı ve antidemokratik amaçlar gütmemektedir ve bu amacı güttüğünü kanıtlayacak yeterli öğe bulunmamaktadır...

KISA BİR KİŞİSEL DEĞERLENDİRME :

AİHM Büyük Daire kararı ve karşı oy yazıları yaklaşık 130 sahifedir. 2. Daire kararı ile karşılaştırmalı olarak ayrıntılı bir hukuksal nitelikli irdelemeye tabi tutulmalıdır.

Bu karar bıçak sırtında alınmıştır. Oylarda en ufak bir sapma tüm dengeleri alt üst edebilirdi. Karar Ermeni tehcirinin soykırımı olup olmadığına ilişkin değildir. O olayların soykırım sayılamayacağını dile getirmenin ifade özgürlüğü çerçevesine girdiğini teyid etmekte; bu yönde fikir beyan edenin soykırımı inkar suçundan mahkûm edilemeyeceğini vurgulamaktadır. Benzer şekilde tehcirin soykırım olduğunu açıklayan da ifade özgürlüğünden yararlanacaktır. Soykırım suçu bir yetkili mahkeme kararına dayanırsa, hukuken soykırım sayılır. Bunun yanında mahkeme kararı ıle soykırım olduğu tescil edilmemiş olsa dahi, bir eylemin soykırım olduğu görüşünü açıklamak siyasal nitelikli bir görüştür. Kanımca, “Ermeni soykırımını” kabul eden ulusal veya yerel yasama meclislerinin kararları da bu çerçeveye girer. AİHM kararının Ermeni soykırımını tanıyan bazı ülke parlamentolarının kararlarını etkileyeceğini ve değiştireceğini sanmıyorum. Bu karar Avrupa Birliği’nin “Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığı ile Mücadele Çerçeve Kararı” ile birlikte okunmalıdır. Mezkur çerçeve kararına uyum gerekçesi ile ceza yasalarında değişiklik yapan (Yunanistan-Kıbrıs Rum Kesimi ve mesela Slovakya gibi) ülkelerden beklentilerimiz ve - olacak ise- taleplerimiz uluslararası hukuk uzmanları ve Dışişleri Bakanlığımız tarafından irdelenmelidir.

Türkiye’nin düşünce özgürlüğü konusundaki bilançosunun, kimi AİHM yargıçlarının oylarını olumsuz yönde etkilediğini görüşündeyim. Ermeni lobisinin, bazı yargıçların ve Papa’nın beyanlarının kimi yargıçların oyu üzerinde etkili olduğu yadsınamaz. Bu şartlar altında ve “bir çeşit 2015 karnavalı” atmosferinde alınan Büyük Daire kararının Doğu Perinçek lehine tecelli etmesi kanımca kendileri yönünden büyük başarıdır. Türkiye Cumhuriyeti davaya üstün nitelikli bir Alman hukukçu ile müdahil olmuştu. Karar Türkiye açısından da başarıdır.

Kararın AİHM içtihadı bakımından dengeli ve ifade özgürlüğünü -tüm baskılara rağmensavunması yönünden olumlu buluyorum. Gerek karar metninde, gerek aykırı oy bildirimlerinde okuyacağımız -hoşa gitmeyecek bazı- ifadeler, kanımca, bu çok önemli kararın alınması karşısında fazla ağırlığı olmayan -siyasal niteliklikara bulutlardır.

ERMENİ LOBİSİ DERS ALMAZ!

Sonuçta, bu davadan akılda kalacak olan özet, İsviçre’nin davayı kaybetmiş olması, Dr. Doğu Perinçek’in uzun süre, güç koşullar altında yürüttüğü mücadele sonucunda zafer kazanması; bu zaferin düşünceyi ifade özgürlüğünü teyid eder niteliği, nihayet Ermeni lobisinin, tüm imkanlarını seferber etmesine, adeta dünyayı ayağa kaldırmasına rağmen yenilgisiyle sonuçlanmasıdır. Ermeni lobisi ayakta kalabilmek için türlü bahaneler uydurmaya devam edecektir; varlıklarının ve gelirlerinin nedeni olan bu mücadeleden vazgeçmeyeceklerdir. Ancak onlar da kaybettiklerini iyi biliyorlar. Ermeniler arasında, AİHM Büyük Dairesi’ne gidilmesinin 2. Daire’de aldıkları yenilgiyi perçinleyeceğini, alacakları yenilginin 2015’e damga vuracağını söyleyenler haklı çıktı. Ama, bir kısım kamikaze pilotunun bu yenilgiden gereken dersi almalarını beklemek -bence-saflık olur.

Pulat Tacar kimdir?

PULAT Tacar 1931 yılında İstanbul’da doğdu. Kabataş Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu. Cakarta’da, Avrupa Topluluğu nezdinde ve UNESCO nezdinde Büyükelçilik, Daimi Temsilcilik; Dışişleri Bakanlığı’nda Kültür İşleri Genel Müdürlüğü görevleri yaptı. Türkiye’de ve yurt dışında yayımlanmış çok sayıda makale ve kitabı bulunmaktadır.

Pulat TACAR (Emekli Büyükelçi) - 20 Ekim 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

26°C

Istanbul