medya_yalanlari1_225

Gerçeğin gücü ve devrimcileşmenin zorunluluğu!

“…antenler yalan söylüyorsa,
…yalan söylüyorsa rotatifler,
…elleriniz isyan etmesin diyedir.
…bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.”

Nazım Hikmet

*** *** ***
Türkiye’de yalanın saltanatı hüküm sürüyor!

Yalan olan her şey medyada haberdir. Gerçeklerse Fizan’da sürgünde, Silivri’de hücrededir.
Medyanın görevi hakim ideolojinin yeniden üretilmesi ve halkın kandırılması yöntemiyle hakim ideolojinin, yani mafya tarikat rejiminin meşrulaştırılmasıdır. Devletin bu kadar baskıcı olduğu bir dönemde medyanın varlığı ve etkinliği başka türlü açıklanamaz…
Medya’da haber olmak için FEMEN grubuna katılıp soyunmanız gerekir. Değilse haber olamazsınız. Ürettiğini satamayan çiftçimiz soyunmadığı için haber olma ihtimalini çoktan yitirmiştir mesela.
Eğer Amerikan postallarını ayağınıza geçirip, demokrasiden bahsederseniz boy gösterebilirsiniz televizyonlarda, gaztenekelerinin başköşeleri de size tahsis edilir.
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan gerçeklerse sansürlenir.
Doğaldır, medyanın varoluş nedeni insanımızın gözüne perde indirmektir. O perdenin örttüğü şeyse gerçeklerdir. Hem üç maymunu oynarlar hem de vatandaşı maymuna çevirirler.
Mafya-tarikat sistemi bütün aygıtlarıyla kendisini koruma mücadelesi veriyor. Adeta çırpınıyorlar. Çabaları yalanın hükmü sürsün, gerçekler görülmesin diyedir. Çünkü görülmeyen gerçeğin gereği de yapılamaz.
Olsun! Ellerinden geleni arkalarına koymasınlar.
Çırpınışları boşunadır. Bilsinler ki yalanın saltanatı gerçekleri gizleyemez.
Onlar görevlerini yapıyorlar. Yapsınlar! Biz de görevimizi yapacağız.
Onlar yalanlarını haykırdıkça, biz gerçeğe daha sıkı sarılacağız.
Onlar neyi gizlemeye çalışıyorlarsa, biz gizlenmek isteneni açığa çıkaracağız.
Onlar kime ve nereye saldırıyorlarsa biz direnişin merkezini orada kuracağız!
Çünkü biz medyada haber olmak için değil devrim yapmak için mücadele veriyoruz.

*** *** ***
Gizlenmek istenen ne?

Sistemin korkulu rüyası yok olmaktır. Beyzadeler işte o nedenle “TGB’nin yüz binlerce genci yürütmeyi nasıl başardı”ğının araştırılması talimatını veriyorlar. Korku duvarları yıkıldıkça alçaklığın korkusu başlıyor.
TGB’nin büyük yürüyüşü işte o gizlenmek istenen gerçekleri haykırmış hem de umudu taşımıştır yüreklere.
Milleti birleştiren o yürüyüşte; Suriye’ye müdahale’ye hayır denilmiştir. Bölücü Anayasa’ya geçit vermeyeceğiz denilmiştir. Yolsuzluklar, ihanetler, alçaklıklar ve zorbalıkların saltanatını yıkacağız diye haykırılmıştır. Ve elbette umut, cesaret, fedakarlık ve büyük insanlık adımlarını vura vura, haykıra haykıra yürümüştür zulmün üzerine üzerine…
Mustafa Kemal’in bu topraklarda asla ama asla yenilmeyeceği ilan edilmiştir dosta düşmana.
Sırasıyla ilk aklıma gelenlerden başlıyorum yazmaya. Yazı bitince kağıdı, kalemi elinize alın ve kaldığım yerden siz devam edin yazmaya.
Aşağıda sıralanan gerçekleri medyada aramayın bulamazsınız. Medya RTE’nin “I love you”su ve İ. Melih Gökçek’in tivitleriyle meşguldür çünkü.

*** *** ***
Suriye’ye müdahalede Türkiye’nin yıkıcı rolü!

Türkiye’nin Suriye’de yürüttüğü yıkıcı faaliyetler.
Muhaliflerin silahlandırılması (Teröristlere ABD ve Türkiye yardımı).
Çok sayıda Libyalının İstanbul’un otellerinde barındırılması.
Türk istihbaratçıların Suriye’de yakalanıp hapse atılması (Suriye’de ne işleri vardı?).
BBC’nin Suriye yalanı. (2003 yılındaki bir fotoğrafı Suriye’de katliam diye servis ettiler) Kara propagandanın alasını yapıyorlar.
Suriyeli diplomatların ülkemizden sınır dışı edilmesi kararı.
Çin, Rusya, İran, Irak, Küba, Venezüella ve daha onlarca ülkenin Suriye’ye desteği.
ABD’nin Suriye’ye müdahale edilmesi konusunda Rusya’yı ikna edemeyişi ve uluslararası destek sağlayamamış olması.
Suriye’de teröristler tarafından gerçekleştirilen katliamları Beşar Esad’ın üzerine yıkma çabaları.
Kayseri’deki terörist saldırının sorumlusu olarak Suriye’nin gösterilmeye çalışılması.

*** *** ***
“Yeni anayasa”daki bölünme!

Anayasa’nın ilk üç maddesinin kaldırılması.
Vatansız, milletsiz bir anayasanın yapılması (Türk milleti tanımı anayasadan çıkartılıyor).
Türkiye’nin bölünmesi, bölünmenin anayasa düzleminde Türkiye’ye dayatılması (özerklik).

*** *** ***
Köşe dönmecilik!

Cemil Çiçek’in oğlunun EPDK’ya (Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu) üyeliği.
Hayrunnisa Gül’ün parmağındaki 65 bin TL’lik yüzüğü.
Millet şehitlerine ağlarken Deniz Feneri sanıklarının serbest bırakılması.
Tayyip Erdoğan’ın oğlunun gemiciği.

Not: Bu bölümü devam ettirmekten vazgeçtim. Hangi birini yazayım. Yaz yaz bitmiyor. Maşallahları var.

*** *** ***
Yaşam hakkımızın elimizden alınması!

Kentsel Dönüşüm Yasası’nın onaylanması.
THY işçilerinin grev haklarının kaldırılması.
3. Köprü ihalesinin tamamlanması.
Tarım ve hayvancılığın bitirilmeye çalışıldığı gerçeği.
RTE’nin Devlet Tiyatroları’nı kapatıyor olması (Sümeyye’nin -RTE’nin kızı- devlet tiyatrolarından intikamı).
Ege’nin 1654 belde belediyesinin mahalle olması (Belediye hizmetlerinden yararlanamayacaklar).
Kürtaj vb. tartışmalarla toplumun muhafazakârlaştırılması! Beyni iğdiş edilmiş kuşakların yetiştirilmesi.
Liselerde evliliğin serbest hale getirilmesi.
Taksim’in halka kapatılması.
Haydarpaşa Garı’nın otel haline getirilmesi.
İşsizlik oranın yüksekliği.
Asgari ücretin ve emekli maaşlarının düşüklüğü.
Sivas davasında zaman aşımının unutturulması.

*** *** ***
Gaflet, dalalet ve hatta…

Habur Avukatı Sezgin Tanrıkulu’nun TR 705 Kodu ile Stratfor üzerinden CIA’ya çalışması.
Özel Görevli Mahkemelerin yaptığı hukuksuzluklar.
Kürecik ve İncirlik’teki ihanet üsleri.
Deniz Feneri soruşturmasını başlatan savcıların davadan azledilip haklarında dava açılması.
Tayyip’in neyi 3′e kapattığı (RTE’nin karanlık görüşemesini yayınlayan Aydınlık dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım 3 yıldır Silivri’de tutsak).
Abdullah Gül’ün Colin Powell’la Yaptığı 2 sayfa 9 maddelik Gizli Antlaşma.
Tayyip Erdoğan’ın Büyük Ortadoğu Projesi’nin Eşbaşkanı olması (Projenin sahibi olan ABD, hedefi Fas’tan Orta Asya’ya 24 Müslüman ülkelerin sınırlarının ve rejimlerinin değiştirilmesi).

*** *** ***
Haksızlıklar ve eşitsizlikler!

Molların ataması yapılırken, 300 bin İİBF mezununun atamasının yapılmaması.
300 bin öğretmenin atamasının yapılmaması.
4+4+4 ile eğitim sistemimizin içine edilmesi.
Bozuk sütlerle çocukların zehirlenmesi.
19 Mayıs ve diğer ulusal bayramların yasaklanması.
Liselerde Milli Güvenlik dersinin kaldırılması.
Gençliğe hitabenin ve andımızın yasaklanması.
Okullarda Atatürk Köşelerinin kaldırılması.

*** *** ***
Silivri ve Hasdal gerçekleri!

Tutuklu milletvekilleri.
Öcalan’ı sorgulayan albay H. Atilla Uğur’un beyin tümörü olmasına rağmen Silivri zindanlarında tutsak edilerek ölüme mahkum olması.
Silivri zindanlarının liboş-yağcı ”gazetecilere” gezdirilerek 5 yıldızlı otelmiş gibi gösterilmesi (Medyaya kalırsa hücrelerde klima bile var).
Tasma takılamayan, teslim alınamayan gazetecilerin Silivri zindanlarına atılması.
Mahkeme tutsakları değil, yurtseverler Gladyo’yu yargılıyor, (İnanmayanlar Doğu Perinçek’in mahkemede yaptığı savunmayı izlesin).
Kuddisi Okkır, Uçkun Geray, Ali Tatar, İlhan Selçuk’un ölümüne sebep olan zulümler.
Tutsak edilen yurtseverlerin yakınlarının cenazelerine bile gidememesi.
Durmuş Ali Özoğul, İbrahim Özcan, Serdar Öztürk, Tuncay Özkan, Barış Terkoğlu, Fikret Emek, Mustafa Balbay, Barış Pehlivan, Semih Tufan Gülaltay, Doğu Perinçek, Levent Bektaş ve Levent Göktaş’ın aylardır tecrit hücrelerinde tutulması.

*** *** ***
Zorbalıklar!

Çayan Birben’in polisin sıktığı biber gazından etkilenerek hayatını kaybetmesi.
Biber gazıyla öldürülen Çayan’ın ailesine biber gazıyla müdahale edilmesi.
Metin Lokumcu’nun ölüm yıldönümü ve katledilmiş olması.
Uludere olayının üstünü kapatılması.

*** *** ***
Onurumuzun ayaklar altına alınması!

Süleymaniye’de askerimizin kafasına ABD conisinin geçirdiği çuval.
ABD subayının kafasına çuval geçiren, Türkiye’nin onurunu ayaklar altından kaldıran, Süleymaniye’nin öcünü alan TGB’li gençlerin 16 yılla yargılanması.
Süleymaniye Baskını sonrası West Point’e öğrenci göndermeyi durduran TSK’nın, Newyork’taki West Point’e yeniden öğrenci göndermeye başlaması.
PKK’ın kaçırdığı köylüler, askerler, kaymakam ve valiler…
Suçluların suçun kanıtlarını gizlemelerine yardımcı olunması.
Suçluların yargı önünde hesap vermelerini önlemek.
Suçun üzerine gidenleri hapislere atılması.

*** *** ***
Milletimizden umudu gizlenmesi!

Bölgedeki önemli gelişmeler, ABD’nin Irak’tan çekilmesi.
Emperyalizmin Suriye’de istediğini yapamaması.
Bütün Türkiye’de coşkuyla kutlanan 1 Mayıs işçi bayramı.
Memurların haklı isyanı ve ayağa kalkışı.
Billur Tuz ve Savranoğlu işçilerinin direnişleri.
Hava Yolları çalışanlarının büyük eylemi.
İstanbul Barosu’nun Ergenekon savcılarına resti.
Sanata karşı özgür tiyatro eylemleri.
Deniz Yıldırım’ın Ergenekon hakimlerinin suratına zalimlerden af dilemiyoruz diye haykırması.
TGB’nin milletimize umut ve cesaret aşılayan 200 bin kişilik dev yürüyüşü.
TGB’nin ABD subayının başına geçirdiği unlu çuval.
AKP’nin yaptırdığı ankette halkın yüzde 63’nün Ergenekon’a inanmaması.
Türkiye’de Avrupa Birliği karşıtlığının yükselmesi

*** *** ***
Çözüm 19 Mayıs’ta meydanlardaydı!

Türkiye bölünürken, millet dağıtılırken, komutanlarımız Silivri ve Hasdal zindanlarında tutsak edilirken milletimizin gözüne mil çekilmek isteniyor. Binlerce yalanla gizlenmek istenen bir gerçektir. Çözüm o gerçekte gizli değildir, ayan beyan ortadadır!
19 Mayıs eylemimizle;
Korku duvarları yıkılmıştır.
Cesaret ve umut aşısı tutmuştur.
Geniş halk kitleleri devrimcileşmiştir.
Vatanseverlik ve devrimcilik aynı mecrada buluşmuştur.
Devrim yapacağız iradesi ortaya çıkmıştır.
Gördünüz mü, gerçekler gizlenemiyor, gerçekler yürüyor ve haykırıyor!
Ağızlarında sakız gibi çiğnedikleri yalanlarını ayaklarımızla, vicdanımızla, sesimizle, cesaret ve umudumuzla çiğniyoruz!
Toplumsal muhalefet yükseliyor.
2012 toplumsal muhalefetin doruğa ulaştığı bir yıl olacak.
O meclisten umudunu çoktan kesmiş olan halk muhalefeti tıpkı nehirler gibi Bağımsızlık denizinde buluştuğu vakit, yani milyonların alanlara çıktığı gün…
O gün kurtuluş günüdür.
İşte “o gün ölmek yasak!”

Yener GÜNEŞ TGB Genel Sekreteri - 03 Haziran 2012

http://www.ulusalbakis.com/
http://www.tgb.gen.tr/

Son Yazılar