alti_ok_eksiksiz

Yaşasın Türkiye Hareketi!

CHP’li Cumhuriyet Türkleri’nin 5 nolu Bildirisi!

26 Şubat Tüzük Kurultayı’nın CHP’yi AKP’lileştirme Kurultayı Olmasına Direnelim!

1) Cumhuriyet Halk Partisi, partimiz, bir kez daha yeni bir kurultay yapmaya hazırlanıyor.

Sözde “demokrat” geçinen zevat alay ediyor. CHP “kurultaylar partisi” imiş!

“Bu kadar da sık kurultay yapılır mı?” imiş!

Oysa Kurultaylar, eğer adını hak edecek şekilde yapılırsa, bir partinin en demokratik etkinliğidir : demokratlığının yani parti içinde söz ve düşünce özgürlüğünün; görev üstlenme, göreve seçilme sürecinin üyelerin özgür ve bilinçli iradeleriyle olmasının; partinin siyasal ve ideolojik çizgisinin tutarlılığının, kendisini başkalaşmadan yenilemesinin hayata geçirildiği en üst organdır.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde “biat” olmaz; tartışma olur. Gerekirse, gerektiğinde olağanüstü kurultay da yapılır; delegelerin iradeleri doğrultusunda belli bir konuya ilişkin özel kurultay da yapılır. CHP’yi başka partilerden ayıran bir de bu güzel ve demokrat özelliğidir.

2) Nitekim CHP delegelerinin önemli bir bölümü toplu imzalarıyla partinin tüzüğünde bazı maddelerin değiştirilmesi için özel bir kurultay toplanması için yine tüzükten kaynaklanan haklarını kullanmış ve gereken yasal başvuruyu yapmıştır. Demokratik bir haktır.

Hal böyle iken Genel Başkan, sözde tüm CHP’lilerin başkanı olduğu halde bu kurultayı hukuk yoluyla engelleyemeyince, hukukun arkasından dolanarak, tüzüğe vücut çalımı atarak kendisi daha önce aynı konuda bir başka kurultay kararı almıştır. Tek başına bu tavır bile, Genel Başkan’ın bir genel başkan gibi değil bir hizip başı gibi davrandığının en açık belirtisidir.

Tüzüğün bazı maddelerinin değiştirilmesi yerine bir bütün olarak ele alınıp yeni baştan, yeni bir tüzük hazırlanması seçeneği de elbette düşünülebilir. Lakin gerçek bir Genel Başkan bu durumda “alternatif” bir kurultay toplamak yerine tüzük değişikliği konusunda harekete geçmiş delegelerle anlaşarak daha geniş kapsamlı bir tüzük kurultayı düzenlemek önerisini getirirdi.

1 Martta düzenlenecek kurultaydan üç gün önce, kendi gündeminde yokken alel acele aynı konuda bir başka kurultay düzenlemeye kalkışması ne parti içi demokrasi ile ne de iyi niyetle hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır.

3) 26 Şubattaki Tüzük Kurultayı, ne yazık ki, Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı 2010 yılında düzenlenen “kaset komplosu”nun uzantısında yeni bir darbe olmaya adaydır. O komplo dışardan vurulmuş bir darbeydi. Bu kez içerden bir darbe vurmak istenmektedir. CHP’nin yeniden tanziminin önünü açmak,  bunun için hevesli yeni bir delege yapısı, yeni bir yönetici kadro oluşturmak üzere gerekli değişiklikler yapılmak hedeflenmektedir.

Tüm CHP’lilerin şu noktayı çok iyi kavramaları zorunludur:

Bugün yaşananlar, özünde, asla geçmiştekiler tarzında bir hizipler savaşı değildir. Bu kez büyük mücadele, eskiden olduğu gibi kimin genel başkan olacağı ile ilgili olağan bir parti içi mücadele değildir.

26 Şubat 2012’de “CHP’nin tüzüğünü baştan başa değiştirelim, demokratikleştirelim” bahanesinin ardına saklanarak CHP’nin tarihsel, kurucu genleri ile oynamanın; partimizi fiilen başkalaştırmanın; “sosyal-demokrat” bir parti yapmak adına Atatürkçü özünü boşaltıp Atatürk’ü, yıldan yıla riyakâr bir saygıyla yad edilen bir “kurucu ata” ikonu haline getirmenin ve gerçekte ulusallığı reddetmekte, ülkeyi etnik kimliklere bölüştürmekte ve mezhepçilik gütmekte AKP ile inceden inceye yarışmanın,

Karen Fogg’un telkinlerine uygun davranmanın, 2. Cumhuriyetçilerin söylemini hayata geçirmenin, AB’nin, ABD’nin, Sosyalist Enternasyonal’in talimatlarına uysalca uyan bir “sosyal demokrat Yeni-CHP” olmanın,önünü açmak söz konusudur.

4) Eğer o gün başarırlarsa hiç kuşkunuz olmasın ki CHP’de uygulayacakları “yeni demokrasi”nin Erdoğan’ın “ileri demokrasi”sinden hiçbir farkı olmayacaktır.

Y-CHP, ipleri aynen AKP gibi dışarıdan çekilip oynatılan bir kukla parti olacaktır. Ve öyle bir CHP Allah’tan sonra bir de Atatürk ikonu kullanılarak; dinden sonra bu kez Alevilik alet edilerek yine ABD’nin emellerinin oyuncusu olacaktır.

CHP içinde geçmişte şu ilden bu ilden olmak, hemşehrilik gütmek gibi Cumhuriyetçilik okuna aykırı yanlışlar yapıldı. Bugün CHP içinde ve dışında Alevicilik gütmek ise sadece Cumhuriyetçilik ilkesine değil, doğrudan doğruya  cumhuriyetimize yönelik bir tertiptir, bir oyundur.

Gerçek CHP’lilerin bu oyuna düşmemeleri hayati önemdedir. CHP’nin ötesinde Türkiye için önemlidir. Alevi mezhebinden yurttaşlarımız  Atatürk’ün önderliğinde yürüttüğümüz ulusal direniş savaşımızda en başta rol oynamışlardır. Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktıktan sonra ilk ziyaret ettiği ve cumhuriyet kuracağı sırrını paylaştığı kişi Alevi Dedesi’dir.

CHP’yi bozmak, 1923 Cumhuriyeti’nin altını oymak için Emperyalizm çok ustaca bir Karanlık Savaş senaryosu kurgulamıştır ve Alevi yurttaşlarımıza bu kez 1920’lerin tam tersi yönünde rol oynattırmak çabasındadır. Alevi veya değil tüm CHP’lilerin, tüm yurttaşlarımızın bu korkunç oyunu görmeleri ve bu tuzaktan kaçınmaları tarihsel bir görevdir.

5) 26 Şubat Kurultayı eğer CHP’yi ABD’nin, Karen Fogg benzerlerinin telkinleri doğrultusunda dizayn etme olanağı verirse; bunu önleyemezsek son sivil kale “CHP kalesi” de elegeçirilmiş olacaktır. Türküm, Atatürkçüyüm, laik cumhuriyetçiyim diyenlerin; tam bağımsız devlet, özgür millet, demokratik düzen isteyenlerin önü kesilmiş olacaktır. Bu aslında CHP’nin de “bitmesi” olur. Daha da önemlisi, böylece Türk ulus-devletinin resmen ve fiilen ortadan kaldırılmasının önündeki en büyük engel bertaraf edilmiş olacaktır.

Vuruşmadan bunu kabullenmek büyük hata olur.

O halde bugün Baykal, Sav, vb. bahanelerle şimdiki parti yönetimi karşısında “tarafsız” kalmak”, “bekleyelim görelim” demek, şu veya bu nedenle “düşük profil” vermek tarihsel bir yanlış yapmak demek olacaktır.

CHP bugün bu noktaya elbette geçmişteki hatalar yüzünden geldi. Ama bugün yüz yüze olduğumuz durum, tehlike bambaşka bir düzeydedir.

CHP ve Atatürk, Türk ve Türklük, ulusalcı ve demokratik halkçı sol içi boşaltılmak istenmektedir – hem de yönetimini ele geçirerek Cumhuriyetin kurucusu partiyi de alet ederek bu yıkım gerçekleştirilmek istenmektedir.

Duracak, duraksayacak an yoktur.

26 Şubat Tüzük kurultayında bu menfur emelleri boşa çıkartmak için ne yapmak gerekiyorsa duraksamadan, duraklamadan, ısrarla, büyük bir enerjiyle, birleşerek tek vücut olarak DAVRANMAK zorundayız.

Yapılacak ilk şey: 26 Şubat Kurultayı oldu-bittisine katılmamaktır. Komplo sonucu gelenlerin bu kez yeni bir tertiple örgütü CHP’yi başkalaştırmak üzere ele geçirmelerine olanak vermemektir. Tek tüzük kurultayını 1 Mart’ta yapmaktır.

26 Şubat günü Kurultay salonunda CHP’yi başkalaştırmak emelindekileri kendi başlarına elleri böğürlerinde, çaresiz bırakmaktır.

Bu yönde tüm Cumhuriyetçi, Atatürkçü CHP’lilere ama doğal olarak en başta CHP’den milletvekili seçilmiş olanlara büyük görev düşmektedir.

Gün: ak koyun kara koyun ayrımı günü değil, kim gerçekten Atatürkçü kim değil belli olacağı gündür. Gün bireysel hesap günü değil, ulusal hesap günüdür. Çünkü CHP’nin geleceğinin ve dolayısıyla Türkiye’nin geleceğinin nasıl şekilleneceği 26 Şubat günü Karen Fogg’un yolundakilerin önü kesilecek mi yoksa açılacak mı sorusunun sonucuna göre belirlenecektir.

CHP milletvekilleri, belediye başkanları ses verin. Örgütün sesine, tabanın sesine kulak verin. Gerçekleri yüksek sesle dile getirin. Çekinmeyin…

Olay: CHP tüzüğünün yenilenmesinden, CHP Genel Başkanı’nın kim olacağından, CHP’nin ne olacağından da öte Türkiye’nin Geleceği ile doğrudan ilgilidir.

Bunun bilincinde olalım ve bu bilinçle davranalım.

“CHP’li Cumhuriyet Türkleri” adına Sözcüler:
Ertaç ERTEN  –  Nazım GÜVENÇ - 05 Şubat 2012

http://www.turkcelil.com/?p=57174

Son Yazılar