abd_cinayetleri_esrefbitlis_muavanet225

ABD istihbaratı ne yapmak istiyor?

Şırnak’taki son olayda ABD’den alınan istihbaratın yanlış olduğuna dair söylentiler var. Bunu sorgulamak lazım.

Ben kendi kendime sorguladım ve sonunda, Hillary Clinton’ın bir konferansında söylediği şu sözleri hatırladım: (Arap Baharı dalgası ile ilgili verdiği bir dizi konferanstan biri.)

(Kitlelere ulaşmak için en etkin aracın facebook ve twetter olduğunu anlattıktan sonra.)

“Esasen hedefimiz insanlara interneti değil, meydanları nasıl kullanacağını öğretmek” demişti.

Mısır’daki turuncu darbeye de facebook devrimi denmişti ve ülkemize kısa süre önce gelen ABD Savunma Bakanı Biden, Clinton’ı aynı mealde sözlerle desteklemişti.

2011’i bu küresel elitler isyan yılı ilan etmişlerdi. Bizim gazeteler de aynı şeyi yaptılar işin en acı tarafı. Boyuna satılan ve el değiştiren hem de büyük medya denilen gazeteler, televizyonlar…

Demokrasi projesini biliyor musunuz? Bilmiyorsanız Mustafa Yıldırım’ın o büyük emek mahsulü kitabını; “Sivil Örümceğini Ağında” kitabını okuyun. Milli Demokrasi Fonu’nun (NED) (ki yöneticileri arasında Kissinger, Albraight ve Brzezinski vardır) örgütlediği sokak hareketleriydi bunlar. İşçilerin, sendikaların, partilerin disiplinli ve örgütlü hareketlerinden bahsetmiyorum.

*** *** ***

Yabancı istihbaratçıların Türkiye’de cirit attığını CHP’ler dahil, herkes dile getirmeye başladı. Nerede çalıştıkları meçhul gibi görünen ama Silivri ve Hasdal tutuklamalarında rol aldıkları söylenen 35 CIA ajanını da unuttuk. Aslında bu iş, elli sene önce, barış gönüllüsü denilen öğretmen rolündeki ajanlarla başlamıştı. Onları yabancı diye bağrına basan Güneydoğu halkı, bölgelerinin etnik haritalarının çıkarıldığını bilmiyordu.
İşte şimdi yanlış istihbarat verildiyse yahut bunda yetersiz kalındıysa Hillary Clinton’ın söylediği, asıl hedeflerinin meydanları nasıl kullanacaklarının itirafıdır.

BDP, vakit geçirmeden ve ipi yükselterek demeçler vermeye başladı. Ne dediklerini tekrar yazmak istemiyorum. Çok acı. Diyarbakır’ı bir yıldız yapmak şöyle dursun(*), oraların Kürt toprağı olduğunu iddia ediyordu.

*** *** ***

Kaçakçılık durumu da bir başka hazin olay. Devlet buna göz yumuyormuş. Çünkü hükümet, oranın üretim kaynaklarını sınırladı. Hatta yok etti. Fabrikaları kapattı, tarlalara kota koydu. Yatırım ve üretimle sağlanacak helal kazancın yollarını kesti. Kaçakçılık gibi her türlü tehlikeye açık bir gelir kapısını açık tuttu. Kaçakçıların arasına PKK militanlarının karıştığını, çay ve şekerin yanında uyuşturucu ve silah sokulduğunu da artık bilmeyen kalmadı.

Sionizmin uzun yıllardır hazırladığı bir “Türkiye kuşatması” şimdi işte bu yanlış istihbaratla son raddeyi buldu.

İktidarın işi zor. Çünkü kendi iktidarlarının güçlenmesi ve devamı için verdikleri her taviz, kendilerini yok edici bir güce dönüşüyor.

(*)Tayyip Erdoğan BOP eş başkanlığı gereğince Diyarbakır’ı o bölgenin yıldızı yapacağını söylemişti.

*** *** ***

Uludere Kaymakamı’na yapılan linç girişimini de bu bağlamda değerlendirebilirsiniz.

Afet ILGAZ - 02 Ocak 2012 - Yeniçağ

Son Yazılar