denizgezmis_yillar_sonra_cikan_fotograflar3_225

Deniz Gezmiş’e kaldırılan el!

Bu hafta bir fotoğraf üzerinde durmak ve o fotoğraftaki bir ayrıntıyı dikkatlerinize sunmak istiyorum. Önemli bir fotoğraf çünkü. Bugün yaşadığımız hayatları ve bu ülkenin dramını özetleyecek kadar önemli. Beni derinden etkiledi.

Bazı gazeteler ve internet sitelerinde görmüş olmalısınız; Deniz Gezmiş’in, hakkında idam kararı verilen mahkemeye götürülürken çekilen ve bugüne kadar hiçbir yerde yayımlanmayan fotoğrafları.

Ankaralı koleksiyoner Muhammet Yüksel’in arşivinde yer alan bu fotoğraflarda Deniz Gezmiş, yargılandığı ‘sıkyönetim askeri mahkemesi’ne götürülürken görülüyor. Fotoğraflardan anlaşıldığı kadarıyla koridorda askerlerle tartışıyor. Askerlerin tümü rütbeli, yani subay ve astsubaylardan oluşuyor. Bir başka karede ise Deniz Gezmiş, mahkeme salonunda ve ayakta. İleriye doğru uzattığı parmağıyla darbecilerin askeri yargıçlarına meydan okuyor.


denizgezmis_yillar_sonra_cikan_fotograflar1

İşte yeni ortaya çıkan bu fotoğraflardan birinde, mahkeme salonunun hemen dışında, havaya kalkmış bir el görülüyor. Kelepçeli Deniz’e kaldrılmış sıkılı bir yumruk. Vurmak istiyor belli. Korkak, alçak bir el. Kirli. Bir asker eli. Amerikancı… Rütbeli.

Anlaşıldığı kadarıyla Deniz, darbecilerin kurduğu askeri mahkemenin girişinde tartışıyor askerlerle.. Ortalarına almışlar Deniz’i. Aralarından biri tam orada kaldırmış elini. Vuramamış anlaşılan. Bu ülkenin en pırıltılı çocuklarına, yurseverlerine, devrimcilerine, sosyalistlerine kaldırılmış o el. Asker eli, rütbeli… Deniz’i idam sehpasına götüren cellatların eli. Deniz aldırmamış.


denizgezmis_yillar_sonra_cikan_fotograflar3

İşte o el ‘irtica’nın elidir. Türkiye’yi 2000’lerin dünyasında gericilere teslim edenler ile Deniz Gezmiş’e kalkan elin sahipleri aynıdır. Kendi cumhuriyetlerine ihanet edenlerin elidir o.

Bu ülkenin devrimcilerine ve sol’a karşı, gericileri koruyup kollayanlar, besleyip büyütenler, örgütleyip saldırtanlar onlardır. Asker elidir o… Üniformalıdır. İrticanın elidir.

Deniz Gezmiş’e 1972’de kalkan o el, bugünün AKP-Cemaat iktidarını hazırlayan ve ülkeyi örgütlü gericiliğe teslim edenlere aittir.

Sağlı sollu liberallerin büyük katkısıyla bugün “mağduriyet” edebiyatı yapanlar; bu ülkenin muhafazakarları ve islamcıları, örgütlü gericilik, büyük ölçüde Deniz Gezmiş’e kalkan o elin imalatıdır. Devrimcilere, sosyalistlere ve yurtseverlere saldıran, onları katleden, işkence tezgahlarından geçiren ve idam sehpalarına götürenlerin mahkemelerinde yargılanıp mahkum edilen bir islamcıya rastlamak neredeyse imkansızdır.

denizgezmis_yillar_sonra_cikan_fotograflar2

Bugün “vesayet rejimi” kavramı üzerinden statüko eleştirisi yapanlar, gerçekte karşı olduklarını söyledikleri statükonun çocuklarıdır. Ötekileştirildiklerini ileri sürenler yaklaşık 70 yıldır dolaylı ya da doğrudan iktidardadır. İnançları üzerinden “mağduriyet” edebiyatı yapanlar bu ülkenin çoğunluğunu oluşturan sünni islamın siyasal yorumcularıdır. Bırakın baskı altında olmayı, toplumsal ve siyasal baskının araçları onlardır.

Bu ülkenin islamcı geleneğinin siyasal örgütlerinden Milli Selamet Partisi (MSP) 1970’li yılların faşizan, katliamcı ve işbirlikçi Milliyetçi Cephe (MC) hükümetlerinin ortağı, Necmettin Erbakan da o iç savaş hükümetlerinin başbakan yardımcısıdır.

Türkiye’nin en eski islamcı teorisyen ve militanlarından Mehmet Şevket Eygi, “Allahsız kızıl komünistlere karşı” yapıldığını söylediği 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 askeri faşist darbelerini desteklediklerini açıkça yazmaktadır. Eygi, islamdaki “ehveni şerriye” ilkesi gereği “kızıllara” ve yine “Allahsız” olduğunu ileri sürdüğü Sovyetler Birliği’ne karşı “Amerikan nüfuzu altında” olduklarını da itiraf etmektedir. Dahası aynı Mehmet Şevket Eygi “kızıl bir terörist” olduğunu ileri sürdüğü Deniz Gezmiş’in idamı hak ettiğini de savunmaktadır.

denizgezmis_yillar_sonra_cikan_fotograflar4

Sevsinler böyle mağdurları! Sevsinler ve alık liberaller yanlarına alıp birlikte “darbeye dur de” yürüyüşleri yapsınlar. Üstüne Deniz Gezmiş’i de utanmadan ‘Ergenekoncu’ ilan etsinler.

Trajikomik olan şudur; emperyalizmin, ABD’nin ve NATO’nun istekleri doğrultusunda hazırladıkları düzenin siyasal ve toplumsal sonuçları karşısında bugün büyük bir şaşkınlık içinde olanlar da, yine Deniz Gezmiş’e kaldırılan o elin sahipleridir.

Kullandıklarını zannettikleri güçlerin elinde bugün birer “şamar oğlanı”na dönmüş durumdalar. Kişisel olarak değil belki, ama kurumsal bakımdan sorumlu oldukları bu siyasal ortamın/rejimin oyuncağı olmuşlardır.

Kadere bakın ki, 1972’de Deniz Gezmiş’e el kaldıranlar, bugün el kaldırdıkları o insanlardan başka sığınabilecekleri kimse bulamıyorlar bu ülkede.

Merdan YANARDAĞ - 16 Aralık 2011 - HabersoL

***********************************************************

Deniz Gezmiş Abdullah Gül’ü üniversiteye sokmamıştı!

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Robert Commer’in makam aracını yakan isimlerden biri olan 68 kuşağı temsilcilerinden Tuncay Çelen, “Denizler’den Terzi Fikri’ye Türkiye” adlı bir kitap yazdı. İmge yayınlarından piyasaya çıkan kitapta, Deniz Gezmiş ile bugünün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yaklaşık 40 yıl önce, karşı karşıya geldikleri anlatıyor.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okuyan Deniz Gezmiş ve arkadaşları, “6. Filo Defol” eylemi yaparken aynı üniversitenin İktisat Fakültesinde okuyan ve Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) üyesi Abdullah Gül ve arkadaşları ile karşı karşıya geldi.

Çelen bu karşılaşmayı kitabında şöyle anlattı:

“Abdullah Gül üniversite yıllarında fikri mücadelesini babası ve yakın çevresinden etkilendiği için, doğal olarak MTTB ve Akıncılar çatısı altında sürdürür. O dönemde sağ, sol kutuplaşmaları içinde yaşanan gerilimler ve tartışmalar herkesi etkiliyor ve olayların içine çekiyordu. Nitekim Abdullah Gül gibi yakın çevresinde sessiz ve uyumlu olduğu bilinen birisi bile bu ortamda aktif hareket içine girmiş ve İstanbul Üniversitesini kontrol altına  alan Deniz Gezmiş ve arkadaşları, Abdullah Gül ve arkadaşlarının fotoğraflarını duvarlara asarak ‘Faşist’ damgası vurmuş ve hedef göstermişti. Abdullah Gül bu gergin dönemde 6 ay üniversiteye giremeyecekti”

MTTB dönemi ünlüleri!

Kitapta Gül ile birlikte MTTB içinde bugünün siyasetçi ve gazetecilerinden, Recep Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç, Mehmet Ali Şahin, Cemil Çiçek, Beşir Atalay, Abdülkadir Aksu, Hüseyin Çelik, Ahmet Davutoğlu, Numan Kurtulmuş, Fehmi Koru, Abdurrahman Dilipak, Osman Pepe, Necati Çetinkaya, Kadir Topbaş’ın da yer aldığı vurgulandı.

Kitabı yazarı Tuncay Çelen, 42 yıl önce ODTÜ’de ABD Büyükelçisi Commer’in arabasını yakan grup içinde yer aldı. Bu eylemden dolayı tutuklandı. Dev Genç Merkez Yürütme Kurulu üyeliği yaptı. İşçi emeklisi olan Çelen, halen TKP Parti Konseyi üyeliği görevinde de bulunuyor.

Daha önce Vietnam’da görev yapan Commer, 6 Ocak 1969’da ODTÜ rektörü Kemal Kurdaş’ı ziyarete gelmiş, rektör ile görüşürken öğrenciler de zırhlı Cadillac aracını bir elektrik direğini manivela olarak kullanıp ters çevirmişti. Araçtan benzin sızması üzerine öğrenci liderlerinden Sinan Cemgil’in atkısı benzine bulanıp tutuşturulmuş ve araç yakılmıştı. Commer bu olay sonrası Türkiye’den ayrılırken, rektör Kurdaş da görevini bırakmıştı.

Son Yazılar