oktay_sinanoglu225

Oktay Sinanoğlu ile söyleşi! (1)

‘Emperyalizmin hiç eskimeyen sömürü aracı dildir!’

Dünyada yeni kurulmaya başlayan moleküler biyoloji dalının ilk profesörlerinden biri olan, Türk kuramsal kimyacı ve moleküler biyolog Oktay Sinanoğlu, “küçük Amerika” haline getirilen Türkiye’nin içinde bulunduğu tehlikeli durum hakkında gazetemiz adına Osman Şahin’in sorularını yanıtladı.

Osman ŞAHİN >>> Sayın Hocam, bütün dünya ‘Türk Aynştayn’ı Oktay Sinanoğlu’ olarak tanımaktadır sizi. Öncelikle söyleşi  için size teşekkür ederek başlamak istiyorum.

Oktay SİNANOĞLU >>> 12 Ekim 1492 de Kristof Kolomb, Karayib Adalarına ayak basıyor ve defterine ilk gün şöyle bir kayıt düşüyor: “Arawaklar çok içten ve candan insanlar. Her şeylerini bizimle paylaşıyorlar. Onları kolayca Hıristiyan yapabiliriz, ucuza kullanabiliriz.”

Kolomb’un ‘ucuza kullanabiliriz’ sözünün altında nasıl bezirgan bir kişilik yatıyor.  Sonuçta, Karayip adaları ile Küba halkını İspanyollar  yok ediyorlar. Bu soykırıma bulaşıcı hastalıklar, zorla köleleştirme ve melezleştirme yardımcı oluyor.

İspanyollar; Maya, Aztek ve İnka uygarlıklarını yağma ediyorlar. Som altından yapılmış eşsiz sanat eserlerini, heykelleri eriterek külçe haline getiriyorlar ve gemi ambarlarına doldurarak İspanya kralına yolluyorlar. Yerli halkı ise yeraltı madenlerinde  ölesiye çalıştırıyorlar. Kültürlerini, uygarlıklarını, kütüphaneleri yok ediyorlar, kitap ve el yazmalarını yakıyorlar. İspanyol papazları ‘şeytan yüklü kitaplar bunlar, sayfaları şeytan ilhamlarıyla doludur diyerek yakıyorlar’. Böylece, Orta ve Güney Amerika halklarının sanat, edebiyat ve tarih kaynakları ortadan kaldırılıyor. Avrupa ve İspanya’da ne kadar tarihi saray, müze ve kilise varsa temellerinin harcında İnka, Aztek ve Maya uygarlıklarından çalınan altın ve gümüş vardır.

Cahil papazlar ‘ruhlarını temizlemek, ruhlarını şeytanlardan arındırmak için’ yüzbinlerce yerliyi toplu halde ateşe atıyorlar. Kısacası, Kolomb’un Amerika kıtasına ayak basışından sonraki 150 yılda katledilen yerli sayısı, İkinci Dünya Savaşı’na katılan devletlerin kaybından fazla olmuştur. Bu büyük kıyımı anlatan Maya, Aztek, İnka ve kızılderili sözlerden bazılarını okuyorum:

‘Suların ötesinden geldiniz. Sizin olmayan bu toprakları almak istiyorsunuz. Bu ülke benim. Ben burada yetiştim. Anam, babam ve atalarım da öyle. Burada kalacağım.’

‘Halkımın üzerinde yürüdüğü toprak satılmaz.’

‘Milletimizin bir zamanlar yüce olan büyük boyları nerede. Beyazların hırsı ve baskısı sonucu, yaz güneşi yiyen karlar gibi eridiler, gittiler.’

‘Bu yaptığınız bir cinayettir. Neler hissettiğimi sana söylemek için, bende yokettiğin dilim yerine senin dilinde konuşmak zorunda olmam bir cinayettir.’

‘Eğer beyazlar kazanırsa bu bir savaştır, eğer kızılderililer kazanırsa bu bir katliamdır.’

‘Herşey gider, toprak ve dil kalır’

Osman ŞAHİN >>> Sayın Hocam, bu konularda neler diyeceksiniz?

Oktay SİNANOĞLU >>> ‘Dil giderse toprak da gider’. Türkçe giderse Türkiye gider. Emperyalizmin hiç eskimeyen sömürü aracı ‘dil’dir. Kılıç ve haç arkadan gelir. Bir millet diliyle hisseder, tadar ve duyar. Bir milleti millet yapan dili ve dinidir. Dil olmazsa insanın belleği, kişiliği gelişmez, yüreği duymaz. Bir dilin büyüklüğü matematiğe yakınlığı ile ölçülür. Matematiğe ne kadar yakınsa, o dil o kadar büyüktür. Türkçe işte böyle büyük bir dildir.  Bilim evrenseldir diyorlar, eksik bir anlatımdır bu. Bilimin yöntemi evrenseldir yalnızca. Bilimde ne yapılacağına karar verilen güç ulusal kültür ve gönüldür. Bir insanın iç yeteneklerini geliştirebilmesi için iç aleminin geliştirilmezi lazım. Yani akılla birlikte yüreğini, gönlünü de geliştireceksin. Akıl her zaman gönlün emrinde olmalıdır.

Batılılar duygularını asla belli etmezler. İngiliz ve Alman dilinde vicdan kelimesinin karşılığı yoktur. Çünkü vicdanları yoktur. Din kitapları da öyledir. Mesela Tevrat, özünde tam bir katliam reçetesidir. Dil meselesine gelince: Fransızlar Suriye ve Hatay’ı alınca, yaptıkları ilk iş, eğitimi fransızca yapmak olmuştur. Atatürk, Hatay’ı alınca eğitimi tekrar Türkçeleştirmiştir. Bugün işgal altındaki Irak Kerkük te Kürtlere kürtçe, Türklere ingilizce ile eğitim veren Türk kökenli cemaat okulları vardır. Türkleri iki yüzelli kelimeyle konuşan tarzancaya teslim ediyorlar. Oysa, tarzanın ülkesi bitmiştir.

İngilizler, İrlanda da İngilizce okullar açtılar. Ve iki kuşak sonra İrlanda dili yok oldu. Türkiye Cumhuriyeti’nin okullarında harıl harıl ingilizce eğitim yapılıyor. Kendi elimizle ve paramızla misyoner çocuklar yetiştiriyoruz. Yazıktır. Türk dünyasının kıyımıdır bu. Birkaç kuşak sonra da Türkçe melez bir dil olur çıkar.

Kimsenin diline karşı olunmamalıdır. Her dil bir kültür zenginliğidir. Bir dil yüzlerce, binlerce yılda oluşuyor. Bütün diller soluk almalı, yaşamalıdır. Ancak, her ülkenin resmi dili o ülkenin çoğunluğunun dili olmalıdır. Fransa da eğitim dili fransızca olmasaydı, Fransa beş parçaya bölünürdü. Ülkemizde Kürt vatandaşlarımızın, kendi dillerinde eğitim görmesini kışkırtan ABD ve AB ülkelerinde,  milyonlarca Türk’ün yaşadığı Almanya’da Türkçe eğitim görmeleri yasaktır. Emperyalizmin hiç eskimeyen sömürü aracı ‘dil’dir.

Bugün Latin Amerika’da yirmiye yakın ülkenin ana dilleri İspanyolca ve Portekizcedir. Eski Portekiz sömürgesi Brezilya’nın ana dili Portekizce,  Fransa’nın eski sömürgeleri Haiti, Ruanda, Fildişi sahillerinin ana dili Fransızca’dır. Jamaika, Karayip adaları, Bahama ve Honduras’ın dilleri İngilizce’dir. Beyazlar gelmeden önce bu halkların kendilerine özgü pagan dinleri ve dilleri vardı. Bugün, dilleri ve dinleri unutturulmuş, zorla Hıristiyanlaştırılmışlardır. Emperyalistler, günümüzde bilim ve teknolojiyi de kullanarak sömürüye devam etmektedirler.

Osman ŞAHİN >>> Hocam, makale ve konferanslarınızda, ‘ABD bitiyor. AB enkaz haline geldi. Türkiye bu enkaza mı girmek istiyor?’ diye soruyorsunuz. Bu sorunuzu biraz açar mısınız?

Oktay SİNANOĞLU >>> ABD’ye ‘Azmanistan’ diyorum. Dünyanın başına bela olan Azmanistan.  ABDnin nüfusu 300 milyondur. Bu nüfusun 299 milyonu sıfır çeker. Eğitim ve kültür düzeyi düşüktür. Liseyi bitirenler doğru dürüst okuma yazma bilmiyorlar. Günlük hayatta en çok kullandıkları sözcük ‘how much’ yani ‘kaç para’ dır. Merhamet ve acıma yoktur. Herkes birbirini kazıklayıp geçinmeye çalışıyor. Dürüst insanlar vardır elbet. Şimdi bu beleşten geçinme eğilimi Türkiye’ye de gelmiştir. ‘Küçük Amerika olacağız’ diyenlerin hayalleri gerçekleşmiş görünüyor.

ABD’de yazarlar halkın eğitimsizliğine ve ona yapılan haksızlıklara seslerini çıkarmazlar. Çoğu Pentagon’a, ABD ordusuna çalışırlar.

ABD’de vahşi kapitalizm, yani ‘Wall Street’ yasaları geçerlidir. ABD’yi finans dünyasındaki kişiler yönetirler. 299 milyon insan  Wall Street’in kölesidirler.

Osman ŞAHİN - 10 Aralık 2011 - Aydınlık

http://www.dunya48.com/siyaset/siyaset/7303-osman-sahin-oktay-sinanoglu-ile-soylesi-2

http://www.dunya48.com/siyaset/siyaset/7323-osman-sahin-oktay-sinanoglu-ile-soylesi-3

http://www.dunya48.com/siyaset/siyaset/7342-osman-sahin-oktay-sinanoglu-ile-soylesi-4

http://www.dunya48.com/siyaset/siyaset/7355-osman-sahin-oktay-sinanoglu-ile-soylesi-5

 

Son Yazılar