Genelkurmay Başkanı Açıklamaları, PKK ve Cumhuriyet Bayramı!

Gnkur Bşk. Org.Sayın Necdet ÖZEL, NTV ‘ye açıklamalarda bulundu.

Bireysel düşüncelerimi, sade bir vatandaş gibi aktarmak istiyorum.

Yineleyeyim ki yanlış anlaşılmasın; bireysel ve sade vatandaş olarak.


Hava harekatı ( 17 Ağustos’tan bu yana) neticesinde 270 teröristin etkisiz hale getirildiği bilgisi ne derece teyit edilmiştir bilemiyorum. Gnkur.Bşk. söylediğine göre güvenilir kaynaklardan alınan verilere dayanması gerekir. Ben hava harekatı sonucu zayiat verdirildiği haberlerine hep kuşku ile bakarım.

Teröristin cesedine ulaşmadıkça veya terör örgütü açıklamadıkça rakamlar çok anlam ifade etmez.

“Hava harekatının psikolojik baskı oluşturduğu” savı doğru olabilir, kanıtlanmaya muhtaçtır. Kanımca, kara harekatı ile müşterek olduğu ve hedef tarifine dayalı olarak yapıldığı sürece daha doğrudur.

ABD’den istihbarat alındığı ve bunun geliştirilmesi için çalışmaların sürdürüldüğü açıklaması bana hiç bir anlam ifade etmiyor. Ben ABD’nin bize gerekli istihbaratı verdiğine hiç inanmadım. Kesin neticesini görmedikçe de inanmayacağım.

Bu konuda çalışma yapılması, heyetlerin gelip gitmesi de her terör olayından sonraki GAZ ALMA işlemleridir. Aksi kanıtlanırasa herkesten özür dilemeye hazırım.

MİT-PKK görüşmesinin basından öğrenilmesi yürekler acısı bir durumdur.

Devleti yönetenlerin yani siyasi iktidarın ne yaptığını bilmediğinin açık kanıtıdır.

Diğer acıklı yönü ise TSK’nın önemsenmemesi gibi bir aymazlık ve peşin yargı kokmasıdır.

Bu olayda TSK devre dışı bırakılamaz. Bırakılırsa işlem eksik ve yanlıştır. Neticesi Türk ulusuna olumsuz yansır.

TSK’nın bu gidişe tavrı da ayrıca değerlendirilmelidir.

Sayın ÖZEL’in;toplumsal hassasiyetler, şehit ve gazilerin anısı, terörle mücadele edenlerin moraline etkisi gibi konulara dikkat çekmesi yerindedir. Kurumsal olarak dışlanmaya vurgu yapmış olsa, ASKERİ VESAYET söylemcisi liberallerimiz ile AB-D hemen devreye girerdi şüphesiz.

Önceki Gnkur.Bşk. E. Org. Işık KOŞANER’in istifasının kişisel tasarrufu olduğu ve yorum yapamayacağı açıklaması en çok itiraz edeceğim kısımdır.

Açıklama, önceki ve kıdemli bir komutana saygı nedeniyle eleştiri yapılmaması inceliğini sergilerken olayı bireyselleştirerek basite indirgemektedir.

Oysa kamuoyu bilincinde çok taze olan istifa olayı, üç kuvvet komutanı ile birlikte gerçekleştirilerek tam anlamıyla kurumsal bir yapı kazanmıştır.

O zaman J.Gn.K. olan Org.Sayın ÖZEL’in kendisinin mi istifaların dışında kaldığı yoksa kurumsal bir karar neticesi mi istifa etmediğini bilemiyoruz.

Ancak şunu çok iyi biliyoruz ki; istifalardan çok kısa bir süre sonra kendilerinin Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile görüşerek boşluğu doldurması istifaların etkisini son derece azaltmış ve TSK karşıtı çevrelere ilaç olmuştur.

YAŞ’taki oturma düzeni, 30 Ağustos törenlerinin kabulündeki değişiklikler, artık tevatürdür. Arkası gelecektir.

Bedelliye karşı duruşu son derece tutarlıdır. TSK’nın yıllardır süren görüşünü yansıtmıştır.

GKRY ‘nin sondaj çalışmalarının görüşmeleri sabote ettiğini ve KKTC’yi yok sayan anlaşmaların Türkiye tarafından tanınmayacağını ifade etmesi siyasi iradeye mesaj niteliğindedir.

Anlayan ve dinleyen varsa…

SİLİVRİ’deki davalar ve askerlerin uzun süreli tutuklulukları konusunda; üzüntülerini ve hukuka saygısını iletmesi, insan özgürlüğüne önem verilmesi konusundaki vurgusuna katılmamak olası değil.

Ancak bu ifadeler artık anlamsız kalmaktadır.

Bülent ARINÇ da, Deniz Feneri’ndeki salıvermelerin örnek olmasını dilemekte, timsah göz yaşları dökmektedir.

Netice..?

Deprem sonrasındaki kurtarma ve yardım çalışmaları sürerken bile PKK’nın kan dökmeye devam etmesi bazı devlet adamlarımızca eleştirildi.

Yazık. Hala neredeyiz?

Terör örgütünü amacı ülkeyi bölmek, aracı ise kan dökmektir.

Ne deprem, ne çocuk-yaşlı-kadın- silahsız vatandaş, ne de Türk ve Kürt kökenli vatandaşların dayanışması veya kardeşliği onların umurunda olmaz, olmamıştır, olmayacaktır.

Artık gaflet uykusundan uyanınız…

Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının iptal edilmesi kabul edilemezdir.

Her tarafta VUR PATLASIN-ÇAL OYNASIN programları ve uygulamaları sürerken, en büyük milli bayramımızın kutlanmasını engellemek ancak böyle bir hükümete yakışırdı. Kendilerine yakışanı yaptılar.

Okullardaki kutlamaların iptali, Cumhuriyet ve laiklik karşıtı bir şahsın Milli Eğitim Bakanı yapılmasının doğal sonucudur.

Hele şu düğün olayı olmasa az kalsın adamların iyi niyetine inanacaktım.

Hala akıllanmamışım demek ki.

Düğün olayında kafamı kurcalayan bir soruyu paylaşmak isterim;

Bu düğünün tarihi 3-4 gün önce belirlenmedi ise, devletin bir bakanı olan Zafer ÇAĞLAYAN, Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna katılamayacak mıydı ki 29 Ekim gecesine düğün planladı?

TOKİ Bşk.nı boş verdik de bakan bunu nasıl yapar?

Ciğeri kan ağlayan Başbakan ve üzgün sesli Cumhurbaşkanı böyle bir etkinliğe nasıl katılır?

KİMSESİZLERİN KİMSESİ CUMHURİYET, tüm Türk halkının sevinçlerini de acılarını da paylaşmak için anılmayacak ve kutlanmayacak mıydı?

Yazıklar olsun bu kararı alan kafalara ve kafaların arkasına.

Neyse ki Türk halkı daha da coşku ve anlamlı etkinliklerle bayramını kutladı.

Nice yıllara Cumhuriyetim ve Milletim.

Başta Yüce Atatürk olmak üzere bize Cumhuriyeti kazandıranlara binlerce şükran…

Naci BEŞTEPE - 31 Ekim 2011 - İlk Kurşun

Son Yazılar