sizin-yeni-osmanli-dediginiz-aslinda

Yüce Rabbim, Şeytana Secde Edenleri Islah Etsin!

Yazılı ve görsel medyayı örümcek ağı gibi sarmış tarikat ve cemaat müridi din tüccarları; sanki İslam dini kendi tekellerindeymiş gibi, bıkmadan usanmadan:

a. Türk Ordusu’nun komutanlarını, dinsizlikle itham ediyorlar.


b. Askeri okullarda Marksist, Leninist, ateist, mason ideoloji ve kültürünün egemen kılınmaya çalışıldığını iddia ediyorlar.

c. Bugün Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en büyük sıkıntısının dinden tecrit edilmiş bir eğitim sistemi olduğunu söylüyorlar.

d. Askeri eğitim doktrininin Dinden uzak durmayı öğrettiği propagandasını yapıyorlar.

e. Askerlik yaşam tarzı olarak görülüyor, bu bir bakıma askerliğin din olarak görüldüğü algısını oluşturuyor diyorlar.

Dikkat ederseniz, Ordu düşmanlığını körüklemek için yalan yanlış haberler ve propaganda yapan örgütlü bir şebeke var.

abdestli_kapitalizm2

Bu şebeke, Batının çıkarlarını korumak için örgütlenen bir Truva atı görevini yapıyor.

Bu şebeke, Arap baharı adı altında Büyük Ortadoğu Projesini gerçekleştirmek isteyen Batı’nın egemen güçlerine; bir ileri karakol, bir sıçrama tahtası, siyasi bir üs hizmeti veriyor ve taşeronluk yapıyor.

Bu şebeke; Türk halkının zihninde, sanki “kışla-cami” çatışması varmış algısını yaratarak Türk Halkını kendi Ordusuna karşı kışkırtmaya ve yıpratmaya çalışıyor.

Bu şebeke, milletin ordusunu imamın ordusu haline dönüştürmeye ve Batı’nın çıkarlarını koruyan jandarması haline getirmeye çalışıyor.


Bu şebeke, Türk Ordusunu kontrol altına alarak, siyasi ve maddi menfaatleri istikametinde kendi derin planları için kullanmaya uğraşıyor.

Bu şebeke, saf ve temiz mütedeyyin Müslümanları; din, iman ve Allah adıyla aldatarak “Ilımlı İslam” adı altında Batıyla uyumlu ve onların çıkarlarına hizmet eden yeni bir din yaratmaya çalışıyor.

Bu şebeke, Ilımlı İslam Halifeliğine soyunarak, din yoluyla semirip holdingleşmesini sürdürmeyi amaçlıyor.

Dikkat edersek, Türk Ordusu karşıtı kampanyada, tarikat ve cemaatlerin yanı sıra, çoğu kez öncülüğü bazı önde gelen siyasilerin üstlendiğini görürüz.

İsterseniz, internette bir araştırma yapın ve ortaya çıkan tabloyu bir de bu gözle düşünün.

Eğer, yandaş medyadaki köşe yazarlarının arşivlerine girersek; “kışla-cami” zıtlaşması varmış algısı yaratarak, amaçlarına ulaşacaklarına inanan ve Türk Ordusu Komutanlarının din karşıtıymış algısını yaratmaya çalışan zihniyeti bütün çıplaklığıyla görürüz. Örneğin:

Haber 5 yönetmeni İslam Arslan, 22 Temmuz 2010 tarihli köşe yazısında;

“Genelkurmay Başkanı olan zat Hakkâri’de bir camiye gitse, Diyarbakır’da bir cuma kılsa, bir kahvede 3 saat geçirse, bir inşaata gitse 3 tane ameleyle konuşsa, bir dokuma atölyesine girse 3 hanım kızımızla sohbet etse, haftada bir farklı kente gitse, kısaca oraya yüreğini koysa “Kürt sorunu” çözülür” diyor.

Ahmet Taşgetiren, 24.Ağustos.2009 tarihinde Aksiyon Dergisinde yayınlanan “Deli dolu bir yazı” başlıklı yazısında, Başbakan’ın Genelkurmay başkanına şöyle dediğini hayal ediyor;

“Camilerde Başbakan ve Genelkurmay Başkanı olarak yan yana cuma namazı kılalım. Bölgenin “ak Sakalları”yla aşiret sofralarına oturalım. Çok mu hayal kurdum… Bunlar olmaz mı? Hiç kimse rol almaz mı bu hayal senaryosunda? Kuşkularımızdan kurtulamaz mıyız?” diyor.

kanla_abdest_alanlar

Fetullah Gülen Web Sitesinde, 25 Ocak 1995 tarihinde, Fetullah Gülen ile yapılan ” Genelkurmay Başkanı Hacca Gitse” başlıklı bir röportaj var. Röportajı yapan kişi:

“En büyük hayallerinizden birinin Genelkurmay Başkanı’nın hacca gitmesi olduğunu öğrendim. Doğru mu?” diye soruyor.

Fetullah Gülen;

“…Türkiye’de bazı şeylerin değişmesi biraz da bazı insanların değişmesine bağlıdır. Mesela bir Başbakan’ımızın hacca gitmesi, açık namaz kılması, bir Reis-i Cumhur’un hacca gitmesi, açık namaz kılması, bunlar Türkiye’de çok şeyi değiştirebilir mülahazasıyla arzum olabilir…” diyor.

Kamuoyunda, Fetullah Gülen cemaatinin sözcüsü olarak bilinen Hüseyin Gülerce de, 31. Ağustos. 2011 tarihinde, Zaman Gazetesinde yazdığı “Başbakan ve komutan, camide aynı safta” başlıklı köşe yazısında;

“Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, bakanlar, kuvvet komutanları Ankara’da Kocatepe Camii’nde aynı safta bir bayram namazı kılsalar. Ne olur? Söyleyeyim; Türkiye’de çifte bayram olur. Hani ordu-millet kaynaşması deniyor ya, hem de ne kaynaşma olur. Laiklik falan da elden gitmez, zedelenmez” diyor.

Ayrıca “Habervaktim Gazetesinde” yayınlanan “Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Eğitim” konulu yazı dizisinde ise, Türk Askeri:

a. Din karşıtı olmakla itham ediliyor.

b. Türk askerlerinin, İslam dinine değil “Askerlik bir yaşam tarzıdır” olgusuna taptığı iddia ediliyor.

c. Asker ailesi çocuklarının, dini eğitimlerinin ve duygularının yetersizliğinden bahsediliyor.

Türk Ordusu aleyhine bıkmadan usanmadan yapılan bu gibi propagandalara, saf ve temiz mütedeyyin dindar kardeşlerimizin çoğu, ne yazık ki inanıyorlar.

Sanki bu din tüccarları “Kırk kurnadan kırk tas ile kırklanıp, pürü pak olmuş gibi” bakın bizler namazında niyazında kişileriz, bizden zarar gelmez, bizim söylediklerimize inanın diye mütedeyyin Müslüman kardeşlerimizi Türk Ordusu aleyhine yönlendirmeye çalışıyorlar.

Bu tür propagandalardan etkilenen insanlarımız da; “en azından bunların alnı secde görüyor” diyerek bu gibi din tüccarlarına oy, destek ve para yağdırıyor.

41 yıl askeri üniforma altında Türk Ordusu saflarında hizmet etmiş emekli bir asker olarak, tüm kamuoyuna şunları hatırlatmak isterim:

a. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Komutanları ile personelinin hiç birisi din karşıtı değildir. Sadece dini vecibelerini medya önünde yapmazlar. İnançları dinleri kendilerinedir. Dini inançlarını, reklam veya menfaat aracı olarak kullanmaktan korkarlar.
b. Allah’ın adını, çıkar hesabı için diline dolayanlardan hoşlanmazlar.

c. Din kisvesi altında tarikatlara mürit kazandırmaya ve Radikal örgütlere militan devşirmeye çalışanlara izin vermezler.

d. Halkımızı “inananlar ve inanmayanlar” veya “alnı secdeye değenler ve değmeyenler” olarak bölüp, Allah kullarının imanlarını yargılamayı İslam Dinine aykırı ve şirke girmek olduğuna inanır ve Allahtan korkarlar.

“Kışla-Cami” çatışması yaratarak, Türk Halkı ile Türk Ordusu arasına nifak sokmaya çalışan zihniyete de şunları hatırlatmak isterim:

a. Askeri okullarda Marksist, Leninist, ateist, mason ideoloji ve kültürünün egemen kılınmaya çalışıldığını iddia edenler, Allahtan korkmaz ve kuldan utanmaz müfterilerdir.

b. Askeri Okullar; ilahiyat fakülteleri veya imam hatip okulları değildir bu nedenle dini eğitim değil askerlik eğitimi verilir. Bununla beraber dine saygıda kusur edilmez.

c. Askeri kışlaların çoğunda cami veya mescit vardır. Günde üç öğün yemeğe “Allah Adıyla” başlanır.

d. Dinimiz “İşin ehline verilmesini” emretmektedir. Alnı secdeden kalkmayan Arap komutanlarının, savaş meydanlarında İsrail’e defalarca yenildikleri unutulmamalıdır. Günde beş vakit alnı secde gören ehliyetsiz eller tarafından, hizmete sokulan hızlı tren ilk seferinde kaza yapıp, 30 kişi öldükten sonra “Takdiri İlahi” diyerek sorumluluğu Allahın üzerinden atan demiryolu yetkililerinin söylediği gibi, Arap komutanların da “Takdiri İlahi” diyerek boyun büktüklerini ve sorumluluğu Allahın üzerine attıklarını hatırlayınız.

a. Eğer İslam Dinine saygılıysanız, saf ve temiz mütedeyyin Müslümanları; ağızlarınızı din, iman ve Allah adıyla eğip bükerek aldatmayacak ve aralarına nifak sokmayacaksınız. Örneğin:

1) 14 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel istismarda bulunan 78 yaşındaki yandaşınızı “Belki imam nikâhı kıymıştır” diyerek aklamaya çalışmayacaksınız.

2) Camilerde; “Faiz haramdır, biz holdingler kurup size helal kâr payı vereceğiz” diyerek mütedeyyin Müslümanların alın teriyle kazandığı paraları toplayıp dolandırmayacaksınız.

3) Fakir fukaraya, garip gurabaya “Allah rızası için yardım edeceğiz” diyerek din kardeşlerinizden yardım için topladığınız paraları cebe atmayacaksınız. Ucu size dokunacağını anlayınca, ilgili savcıları görevden almayacaksınız.

4) Tüyü bitmedik yetimlerin hakkı olan vergilerle, siyasi partinize verilen yardım paralarını, sahte faturalarla harcamış gibi gösterip zimmetinize geçirmeyeceksiniz ve yargılanmaktan kaçmayacaksınız.

5) Gözünün üstünde kaşın var diyenleri, isimsiz ve imzasız ihbarlarla, bu Ergenekoncudur diyerek içeriye tıkmayacaksınız.

6) Hapse soktuğunuz masumların cep telefonlarına sahte suç delilleri yüklemeyeceksiniz. Bu sahtekârlık ortaya çıkınca “sehven oldu” diyerek kıvırtmayacaksınız.

7) “Ergenekon’un kasası” iftirasıyla zindana attığınız bir masumun kanserden ölüm döşeğine düşünceye kadar tahliyesine engel olmayacaksınız.

8) Yasadışı yollarla insanların telefonlarını ve konuşmalarını dinlemeyeceksiniz ve yatak odalarını gözetleyip kaydetmeyeceksiniz.

9) Bunları, siyasi ve maddi çıkarlarınız için Atlantik ötesinden servis etmeyeceksiniz.

10) Yandaşlarınızı devlet kadrolarına sokmak için KPSS sınavlarında hile hurda yapmayacaksınız.

11) Yandaşlarınızın çocuklarını kayırmak için YGS sınavlarında şifreleme yapıp kul hakkı yemeyeceksiniz.

12) Yandaşlarınızın kurduğu gıda bankacılığı (yardımı) yapan derneklere yapılan bağışları, vergiden muaf tutan kanunlar çıkarmayacaksınız. Yandaş işadamlarınıza dönüp; bu devlete vergi verme, bizim derneklere bağışta bulun ve tümünü vergiden düş demeyeceksiniz. Böylece, devlet kasasına girmesi gereken milletin hakkını sülük gibi emmeyeceksiniz.

13) Dinler arası diyalog ve Ilımlı İslam numaralarıyla, Vatikan’la uyumlu bir din yaratmaya çalışmayacaksınız.

14) Kendinden ve imanından emin bir Müslüman olarak, yabancı servislerle işbirliği yapmayacaksınız.

15) Dinimizin “işi ehline veriniz” emrine uyacaksınız ve bu nedenle Türk Ordusunun başına Genelkurmay Başkanı olarak bir imam atamaya çalışmayacaksınız.

16) Yediğiniz naneleri örtbas etmesi için hâkim ve savcı satın almaya çalışmayacaksınız.

17) Uluslararası terörün finansörü ilan edilen kişiye kefil olmayacaksınız.

18) Bazı malların gümrük vergilerini bir gecede sıfırlayıp, evlatlarınız gerekli ithalatı yaptıktan sonra tekrar yükselterek haramzadelik yapmayacaksınız.

19) İmar planlarında oynayarak rant elde etmeyeceksiniz.

20) İhale kanununu bıkmadan usanmadan defalarca değiştirerek, devlet ihalelerini yandaşlarınıza peşkeş çekmeyeceksiniz.

21) Bu Cumhuriyet’in 80 küsur yıllık birikimlerini, özelleştirme numaralarıyla “Babalar gibi” yabancılara satmayacaksınız.

22) Dini cemaat maskesi altında siyasetle ve ticaretle uğraşmayacaksınız. Devlet kurumlarını ele geçirmeye çalışmayacaksınız. Geliriniz ve gideriniz devlet denetimine açık olacak. Resmi kurumlarda kaydınız olacak. Din işlerine hile hurda karıştırmayacaksınız.

Sonuç olarak; insanların namazıyla niyazıyla ve alınlarının secde görüp görmediğiyle uğraşmadan önce, aynaya bakacaksınız. Orda şeytana secde etmiş birilerini göreceksiniz. Yüce Rabbim, şeytana secde edenleri ıslah etsin.

Hikmet YAVAŞ - 05 Eylül 2011 - İlk Kurşun

Son Yazılar