libya_su_kanallari3

Libya'da hastaneler, gıda depoları, su alt yapısı vuruluyor...

NATO Libya halkını topluca ölüme götürecek saldırılar düzenliyor.

Uluslararası hukuka göre savaş suçu olan saldırılarda hastaneler, gıda depoları ve ülkenin su altyapısı hedef alınıyor.

AKP ülkemizi de bu suça ortak etmeye devam ediyor.


NATO Libya'da hastaneler ve gıda depolarının ardından Libya halkının hayatını riske atacak bir saldırı daha gerçekleştirdi. Çöle su sağlayan Büyük İnsan Yapımı Nehir'in yanındaki boru fabrikalarından birini vuran NATO güçleri, savaş suçu işliyor.

Libya'ya yapılan insanlık dışı saldırılara bir yenisi daha eklendi. Dünyanın en büyük sulama projesi olduğu söylenen ve Libyalıların “Dünyanın sekizinci harikası” dedikleri Devasa İnsan Yapımı Nehir (Great Man-Made River) projesinin Brega'daki boru fabrikası bombalandı. Brega'daki fabrikada su kanalının kırılan ya da zarar gören yerlerinin tamir edilmesini sağlayan borular üretiliyordu. % 95'i çöl olan Libya'da yaşayan insanların su ihtiyacının % 70'i bu proje üzerinden sağlanıyor. Bu proje Libya'nın en hayati sivil altyapısı. Daha önce hastaneleri ve gıda depolarını da bombalayan NATO, bu sefer gözünü yaşam için en temel şeye, suya dikmiş durumda. Saldırılar ne insanlığa sığıyor ne de savaş yasalarına.

Tesis neredeyse yok edildi
22 Temmuz günü NATO savaş uçakları Brega'daki boru fabrikasına saldırdı ve tesisin güvenlik görevlilerinden altısı hayatını kaybetti. Fabrikanın neredeyse tamamının yokedildiği saldırıda hatta tamir ihtiyacı doğduğunda boru taşıyan araçlardan birisi zarar gördü.

Projeyi yürüten şirketin müdürü Abdel-Hakim el-Shwehdy, “Fabrikanın büyük bir kısmı zarar gördü. Gelecek projelerde büyük aksamalar yaşanabilir.” dedi.

3 Nisan'da Libya, NATO destekli hava saldırılarının bu projeyi vurması durumunda “insani ve çevresel bir felaket”in yaşanabileceği konusunda uyarmıştı. Mühendis ve proje yöneticisi Abdelmajid Gahoud Tripoli'de yabancı gazetecilere, “Altyapının bir kısmının zedelenirse tüm hat etkilenir ve devasa su kaçağı bir felakete yol açar.” demişti. Bu felaket yaşanırsa, arkasında 4.5 milyon susuz Libyalı bırakacak.

libya_su_kanallari2

Proje Libya'ya hayat getirmişti
BBC'nin 2006 Mart ayı raporuna göre, Libya'nın Büyük El-Fetih devriminden sonraki sanayileşmesi su kaynaklarını zorlamış ve kıyısal aküferler deniz suyuyla karışmıştı, öyle bir duruma gelinmişti ki Bingazi'deki su artık içilecek gibi değildi. Temiz su kaynağı bulmak hükümetin başlıca meselesi olmuştu ve neyse ki 1950deki petrol keşifleri Libya'nın güney çölünde dev aküferler açığa çıkarmıştı.

1984 yılında Kaddafi Brega'daki boru üretim tesisisnin temelini attı ve Devasa İnsan Yapımı Nehir projesi başlamış oldu. Devasa İnsan Yapımı Nehir Yönetimi'nin yaşça büyük figürü Adam Kuwairi, projenin kendisi ve ailesi üzerinde yarattığı etkiyi şöyle anlatıyor: “Su hayatları değiştirdi. Tarihimizde ilk defa, musluğumuzda yıkamak, traş olmak ve banyo yapmak için su vardı. Yaşam kalitesi şimdi çok daha iyi, ve bu bütün ülkeyi etkiliyor.”

Saldırının Brega'yı hedef alması şaşırtıcı değil

Brega'daki boru fabrikası ise altyapı projesine boru sağlayan iki tesisten birisi. Diğeri doğuda, Sarir'de bulunuyor. Bu da iki bantla günde seksen boru üreten fabrikayı projenin en önemli bileşeni yapıyor.

libya_su_kanallari

Brega boru fabrikasında yetkili mühendis Ali İbrahim, “İlk başta yabancı şirketlere bel bağlamak durumunda kalmıştık. Ancak şimdi Libyalıları projeye katmak hükümetin politikası. Libyalılar tecrübe kazanıyor ve şimdi üretimin %70inden fazlası Libyalılar tarafından gerçekleştiriliyor. Zamanla yabancı yüzdesini %30dan %10'a düşürebileceğimizi umuyoruz” demişti.

Bunun bir sonucu olarak, Libya artık hidroloji mühendisliğinde dünyanın en önde gelen ülkesi ve uzmanlığını su kaynaklarıyla ilgili benzer sıkıntılar yaşayan diğer Afrika ve Ortadoğu ülkelerine ihraç etmek niyetinde. Brega'nın, NATO'nun hedefi haline gelmesi bu veriler ışığında şaşırtıcılığını yitiriyor.

NATO yanıtsız kalıyor

22 Temmuz günü yapılan saldırıyı itiraf eden NATO'nun iddiası fabrikanın silah deposu olarak kullanıldığı ve roketlerin orada istiflendiği yönünde. Uluslararası İnsan Kaynakları'nın soruları ise NATO basın sözcüsü tarafından yanıtsız bırakıldı.

Gazetecilerin “Vurduğunuz bina ne tür bir silah deposu olarak kullanılıyordu? Saldırı gerçekleştirilirken herhangi bir sivil altyapının zarar görmemesi için hangi önlemler alındı ya da sivil altyapıya zarar vermek meşru mu görüldü?” sorusuna yok edilmiş binanın fotoğraflarını göstererek yanıt verilmesine karşın fotoğrafların hiçbirinde tesisin silah deposu olarak kullanıldığının açık bir kanıtı yoktu.

Saldırının koalisyondaki 28 ülkenin konsensüsüyle belirlenen kurallara aykırı olmadığını da iddia eden NATO görevlileri, şu soruların da altından kalkabilmiş değil:

1- Elinizde roketlerin boru fabrikasının içinden ateşlendiğine dair sağlam kanıtlar var mı?

2- Tesisin kendisine zarar gelmemesi için alınması gereken önlemlerin hangileri göz ardı edildi?

3- Saldırının tam hedefi ve zamanlamasını açıklayabilir misiniz?

4- Fabrikaya askeri müdahaleye ne gibi alternatifler düşünmüştünüz?
Uluslararası hukuka göre NATO Libya'da savaş suçu işliyor. Recep Tayyip Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu NATO üyesi ülke liderlerinin yargılanmasını gerektiren ve savaş suçu başlığı altında yer alan 10 nedeni okumak için tıklayınız.

Saldırı savaş kanunlarına aykırı

Savaş kanunları, sivil halk için hayati önem taşıyan hedeflere saldırılmasını engeller. Dolayısıyla söz konusu fabrika gibi, insan hayatı için bu denli önem taşıyan bir fabrikanın vurulması bir savaş suçudur.

Eğer roketler gerçekten de hedef alınan alandan ateşleniyor bile olsalar (ki bu doğrultuda hiçbir kanıt öne sürülmüş değil) ya da tesis gerçekten de Kaddafi güçlerinin silah deposu bile olsa, Libya halkının su kaynakları açısından bu denli önemli bir tesisi bu denli ağır hasara uğratmak, savaş kanunlarına aykırı.

NATO'nun Libya'daki icraatları ne insanlıkla ne de kendi yasalarıyla örtüşüyor. Saldırının sürmesi durumunda Libya halkı açlık, susuzluk ve hastalıkla boğuşmaya devam edecek.

Gıda depoları, hastaneler ve devlet televizyonu vuruldu
Su altyapısının geçtiğimiz hafta vurulmasından önce basına gıda depolarının ve hastanelerin de hedef olduğu yansımıştı. ABD televizyonu CNN'in muhabirinin bile hayret ettiği saldırı görüntülerine daha önce soL'da yer vermiştik.

Libya'ya dönük bombardımanın son hedeflerinden biri de Libya Devlet Televizyonu olmuştu. Libya'da yaşananları çarpıtarak dünyaya servis eden emperyalizm yanlısı yayın kuruluşları karşısında Libya'da gerçekte ne yaşandığını öğrenmemiz, yukarda belirtilen insanlık suçlarını öğrenmemiz ve Kaddafi yönetiminin NATO destekli muhaliflere karşı halka kendini anlatması için hayati önemde olan Libya Devlet Televizyonu 2 gün önce NATO saldırılarının hedefi olmuştu.

AKP de savaş suçuna ortak

Suriye'de Esad yönetimin ülkedeki silahlı muhaliflere karşı operasyon başlatmasına "Sessiz kalamayız" diyerek tepki gösteren AKP hükümeti, Libya halkını açlık, susuzluk ve hastalığa mahkum ettirecek savaş suçuna ortak olmuş durumda.

soL - Dış Haberler - 02 Ağustos 2011

***************************************************************************
tayyip_ve_patron

İşte Erdoğan'ın yargılanmasını gerektiren 10 sebep!

Erdoğan'ın da aralarında olduğu, NATO üyesi ülkelerin tüm liderleri, uluslararası mahkemelerde yargılanmalı. İşte yargılanmalarını gerektiren 10 sebep:

1- Lahey Uluslararası Adalet Divanı Yönetmeliği'nin 3. Maddesi'nin bir fıkrası savaş suçu kriterlerinden birini açıklıkla ifade ediyor:

"Savunmasız şehirlere, kasabalara, köylere veya evlere hangi araçla olursa olsun saldırılması, buraların bombalanması."

NATO, sürekli yaptığı bu uygulamayı "ikincil zarar" (collateral damage) olarak adlandırıyor. Son olarak dün Trablus'un doğusundaki Zlitan'da bir hastane bombalandı, 7 kişi öldü. NATO 24 Temmuz itibariyle Libya'da 16,281 sorti yaptı, bunların 6,142'si saldırı sortileriydi.

2- Aynı maddenin bir diğer fıkrası, bir başka savaş suçu sebebini şöyle tanımlıyor:

"Şehir, kasaba ve köylerin kitlesel yıkımı veya askeri zorunlulukla haklı çıkarılmadığı müddetçe yaratılan yıkımlar."

Yine yakın zamandan örnek vermek gerekirse, 22 Temmuz günü Libya'nın su tedarik ağı bombalandı. 23 Temmuz günü ise Brega kentinde su borusu imal eden fabrikaya saldırıldı. Sözde amacı "sivilleri korumak" olan NATO ittifakının Libyalılar'ı susuz bırakıp dirençlerini kırmak için saldırdığı açıkça görülüyor.

3- Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2131 sayılı ve 21 Aralık 1965 tarihli kararı, Devletlerin İç İşlerine Karışılmasının Kabul Edilemezliği Üzerine Deklarasyon'du. Bu deklarasyon, daha sonra 14 Aralık 1976'daki 31/91 sayılı karar, 19 Aralık 1977'deki 32/153 sayılı karar, 15 Aralık 1978 tarihli 33/74 sayılı karar, 14 Aralık 1979 tarihli 34/101 sayılı karar ve 12 Aralık 1980 tarihli 35/159 sayılı kararla desteklendi.

NATO, Libya'da açıkça taraf tutarak ve rejim değişikliği amacıyla bir tarafı (üstelik aralarında örneğin İngiliz hükümeti tarafından islamcı terörist olarak nitelenen Libya İslami Mücadele Grubu gibi gruplar bulunan bir tarafı) destekleyerek, Libya'nın iç işlerine müdahale ediyor.

4- Birleşmiş Milletler Şartı'nın VI'ncı bölümünün 33. Maddesi, üye devletlerin "görüşme, tahkikat, aracılık, uzlaşma, hakemlik, hukuksal anlaşmalar yoluyla çözüm aramak, bölgesel kurumlara ya da anlaşmalara başvurmak, ya da kendi seçecekleri diğer barışçıl seçenekleri kullanmak zorunda" olduklarını belirtir.

NATO bunların hiçbirini yapmadı, üstelik bölgesel kurum olan Afrika Birliği'nin çözüm önerilerini elinin tersiyle itti.

5- BM Şartı'nın VII'nci Bölümünün 46. Maddesi şöyle der: "Silahlı kuvvetlerin kullanılması planları, Güvenlik Konseyi tarafından Askeri Kurmay Komitesi'nin yardımıyla yapılmalıdır." ABD, İngiltere ve Fransa ve dolayısıyla NATO bu komitenin oluşturulmasını beklemeden saldırdı.

6- BM Şartı'nın VII'nci bölümünün 51. Maddesi, devletlerin silahlı isyanlara karşı kendilerini savunma hakkını tanımlar. Bu hak, Libya Arap Cumhuriyeti için de geçerliydi. Bu nedenle NATO'nun saldırma gerekçesi hukuksuz.

7- NATO'nun Libya'ya saldırısının hukuksal dayanağı olarak BM Güvenlik Konseyi'nin 1970 ve 1973 sayılı maddeleri gösteriliyor. Bu maddeler Libya topraklarına ayak basılmaması gerektiğini açıkça ifade ediyor. Savaş döneminde İngiliz özel harekat timlerinin Libya'ya helikopterle gizlice indikleri bir skandal sonucu açığı çıktı, Mayıs ayı sonunda batılı askerler Libya'da görüntülendi, son olarak ise Brega'daki savaşta yüzlerce İngiliz ve Fransız askerinin de operasyona katıldığı iddia edildi (bu iddiayla ilgili soruşturma sürüyor).

8- NATO, Libya'da resmen savaş ilan etmiş değil. Bu nedenle başta Muammer Kaddafi'nin evine yapılan ve Kaddafi'nin oğlu ile 3 torununun ölümüyle sonuçlanan saldırı olmak üzere hedef gözetilerek sivil noktalara yapılan saldırılar, savaşta gösterilebilecek hiçbir gerekçeyle haklı çıkarılamaz. Bu nedenle tüm NATO liderlerinin kasten adam öldürmek ve adam öldürmeye teşebbüsle yargılanması gerekir.

9- Cenevre Sözleşmesi'nin VI'üncü bölümünün 3. Maddesi'nin (a) bendi, her nerede, ne zaman, ne gerekçeyle olursa olsun "can ve kişiye şiddet uygulamayı", özel olarak da "her türlü cinayeti" yasaklıyor ve suç sayıyor.

Libya'da birçok okul ve hastane dahil çok sayıda sivil hedef vuran NATO'nun saldırılarında bunun sayısız örneğini görmek mümkün.

10- Kimyasal Silahlar Anlaşması, kimyasal silahların kullanımını yasaklıyor. Bu nedenle Temmuz'un 17'si ile 24'ü arasında Brega'daki savaşta fosfor bombası kullanıldığına ilişkin iddialar, uluslararası hukuk bakımından suç.

soL - Dış Haberler - 26 Temmuz 2011

Son Yazılar