Amerikancı Atatürkçülük (3)

Aşık İhsanî Olamamak?    

"Sorumluyum ben çağımdan,

Düz ovamdan, dik dağımdan,

Sömürgen'i toprağımdan,

Kovana dek yazacağım..."


-Âşık İhsanî-


Okul yüzü görmemişti; Diyarbakır'dan çıkmış ve "dolaştım Güllüşah hep senin için" mısraında söylediği gibi Türkiye'nin dört bir yanını görmüştü... Onunla Türkiye İşçi Partisi'nde tanıştık. Henüz 20 yaşımda Cağaloğlu'ndaki genel merkez binasının silme-süpürme işlerini yaparken o inanılmaz güler yüzüyle içeri girer ve meselâ "Erenler! İnanmazsın az önce ne oldu" diye anlatmaya başlardı. Bir keresinde, Açıkhava Tiyatrosu merdivenlerinde, sırası geldiği için hızla yürürken Güllüşah'ı bana emanet etmiş; folklorik giysiler içindeki bu çok güzel köylü kızını oturtacak yer bulana kadar o sahnede çoktan ilk türküsüne başlamıştı: "Dün gece düşümde gördüm dostlarım; Türk milleti birdenbire yürüdü"... (Sırtına kadar uzanan saçları ile kömür karası sakalından sımsıkı tutarak ona niye hiç sarılmadım diye hâlâ hayıflanırım).

Daha sonra Çetin Altan'a takılmış; daha doğrusu "Türkiye'den adam çıkmaz" sloganının izleyicisi Büyük Üstad Çetin Altan ona takılmış. "Ümmî bir Diyarbakırlı nasıl Türkçe'ye bukadar hakim olabilir de bukadar formüler mısralar döktürebilir" diyesiymiş... İhsanî'yi, yeni keşfedilmiş bir canlı türü diye büyük hocalara götürüp göstermiş. Bunların arasında müstesna yeri olan Sayın Boratav, "oğlum Çetin, bu gördüğüne "adam" derler ki, biz Türkiye'de kendisine sadece "halk ozanı" sıfatını uygun buluruz" demiş de bizim Âşık aklanmış... Ancak ondan sonra oğlu Ahmet'i (Altan) İhsanî'nin verdiği görgü-bilgi kurslarına yazdırıp ilk deneylerini oluşturmasını sağlamış... [Tabii ki bu kurslar Ahmet'e çok ağır geldiği için kendisi?artık yakinen bildiğiniz gibi?çarpılmıştır. Benden duymuş olmayın, doktorlar ancak cami duvarına işettirilirse düzelebileceğini söylemekte...]

İşte, o tarihlerde yeterli sayıda mevcut bulunan şuurlu, iradî, korkusuz insan türünün yerinde yeller esmektedir bugün. "Din işleri bizi ilgilendirmez; Müslümanlar düşünsün" diyerek yan gelip yatan aslan Amerikancı Atatürkçüler, sokaklara dökülmek şöyle dursun, NATO'ya bile itiraz etmeyi düşünememektedir. Hatta aralarında bir çoğu, "bu Müslüman ülkeler de çok geri kardeş; belki ABD oralara medeniyet falan getirir" diye alçak tondan konuşmakta. Yani günümüzde hiçkimse, Musa'nın 3500 yıl önceki on emrinden biri olan "Öldürmeyeceksin!" sözcüğünü?insanlık adına?hatırlamıyor... (ABD ve NATO'nun hatırlamaması doğaldır; çünkü onlar yeni bir din yazıyor). "İnsanlar öldürülmez, dönüştürülür" diyen sol Aydınlanmacı çevreler bile galeyan halinde, Atatürkçüler sus-pus. Meselâ CHP'nin varlığını kanıtlayacak bir karşı çıkışı görünmediği gibi, tam tersine, "biz ABD ve NATO'ya AKP'den daha güvenli bir şekilde yardımcı oluruz; çünkü biz Atatürkçüyüz"(?) der gibi bir şizofrenik garâbet içinde... Düzen partisi görünümünü kaybetmemek için bir o yana, bir bu yana savruluyor.

Hiç şüphesiz ki bütün bunlar geriye dönüş sancılarıdır. İsmet İnönü'nün ağır tarihî kişiliği nedeniyle geçmişle hesaplaşmayı göze alamayan CHP gibi kuruluşlar, başkalarından önce davranıp da içlerinden Atatürkçü değil, bir Atatürk çıkarana kadar bunu yaşayacaklardır. Çünkü ülkemizin bütün kadrolarındaki liderlik kademeleri?Dünya'daki genel gidişe uygun olarak?sürekli kalite ve kan kaybetmektedir. ABD'nin bir icadı olan "toplum mühendisliği" (sosyolojik yeniden-yapılandırma operasyonu) açılımına uygun olarak bütün kademelerde teknokrat-bürokrat egemenliği hakim kılınmıştır. [Dolayısiyle tarihte ikinci kez "sosyal sınıflar" kavramı?doğrudan yapılan üstyapısal düzenlemeler, zorlamalar sonucunda?anlam değiştirmektedir.(*) Üstelik bu defaki değişiklik, tamamen egemen sınıflar lehine, kitlesel olarak çalışanların aleyhinedir. Aynı süreçte, "sol" adına davrananların hareket alanlarını ve müttefiklerini sâbit tutmaları ise abesle iştigaldir.]

Kolayca anlaşılabilir ki bugün yapılacak en pratik ama en güçlü işbirliği, bu yazının başındaki dört satırlık söylem etrafında toplanmaktır. Unutmayalım ki İhsanî de, "Bir Allah'ı tanıyalım; ayrı-gayrı bu din nedir?.." diye haykıran Âşık Ali İzzet'in yolundandır...

Cumhur AKSEL - 20 Temmuz 2011

Son Yazılar