hopkins_raporu_2008

Biz Bu SEÇSİS’le Seçimlere Gittikçe, AKP’yi %90’larla Bile Getirebiliriz!

İzmir CHP dedi!..

Ne değilmiş? İzmir Y-CHP değilmiş…İzmir Aziz de değilmiş!…

İzmir ekip siyasetine, 10 Aralık ekibinin siyasetine ve adaylarına mesafesini koyarak mesajını verdi. Kimi koysam seçtiririm mantığı ters tepti.


İzmir; CHP bayrağında yer alan altı okun simgelerini sahiplendiğini ortaya koyarak, kırılan oklara karşı durdu.

Partinin renkleri yerine, renkli fularlarla partide “değişim” rüzgarını estirenlerin partide yer bulmuş olmaları, Y-CHP’nin başarısı değil, AKP’nin frenlenmesini isteyen CHP’lilerin seçim öncesi partiye zarar vermemek adına suskunlukları nedeniyledir.

Kişilerin kendi isimleri ile parti içinde güç gösterisi yapmalarının faturası o kişilere daha sonra çıkacak elbette; ancak kurumsal çatıda kişisel reklam ve ekip siyasetinin faturası İzmir için ağır olmuştur.

Hem genel, hem yerel siyasetteki hatalarla Y-CHP yüzleşmek zorundadır.

CHP oyları Sayın Kılıçdaroğlu ile söylendiği gibi yükseltilmiş değildir.

Medya demirbaşlarınca Dimyat’a (Doğu’ya) pirince gönderilen CHP’nin evdeki (Batı’daki) bulgurdan olmasını, yine bu demirbaşlarca başarı olarak yansıtılmasını sorgulamayacak mıyız?

Habur sürecinde CHP’nin oyları yüzde kaçtı? %28’lerden söz ediliyordu.

Sayın Deniz Baykal’a kaset komplosu sürecinde parti tırmanıştaydı…

Y-CHP’ye sızan Soros destekli isimler, “değişim” sloganı ile partiye muhalefet edenler, liberaller, partinin kimliğini dönüştürecek söylemlerle partinin eksenini kaydırmayı başarabildiler.

Atatürk’ün kemiklerini sızlatacak söylemlerle partide yer edinenlere CHP’lilerin katlanması onayladıkları için değil, seçim öncesinde partiye zarar vermek istemeyen parti üyelerinin örgüt kültürü ve terbiyesi nedeniyledir.

Y-CHP adını alıncaya dek CHP’de birlik bütünlük ve disiplin hakimdi. Herkes istediğini söyleyemezdi. Partinin temel ilke ve politikaları dışına çıkılmazdı.

Sayın Kılıçdaroğlu, medyanın en fazla desteklediği CHP Genel Başkanı oldu. Bir yandan destekliyor görünürlerken, diğer yandan CHP’ye ayar vermeye çalışıyor olmaları desteğin nedeninin de açıklayıcısıydı aslında. Aynı medyanın önceki Genel Başkan Deniz Baykal’ı başarısız gösterme çabasını yürütmelerinin sebebi, Deniz Baykal’a istedikleri gibi yön veremeyişleri, partinin Atatürkçü ve ulusalcı çizgisine müdahale edemeyişleri idi.

Kamuoyunda sürekli “Deniz Baykal iktidar olmayı değil, muhalefet olmayı istiyor, CHP bu yüzden iktidara gelemiyor” söylemi yayılıyordu. CHP’nin iktidar olmayı istememesi değildi sorun; ülkede etkin muhalefet istenmiyordu. Uzlaşma adı altında ileri sürülen dayatmalara CHP karşı duruyordu.

Deniz Baykal, Kilometrelerce yol kat edip Türkiye’yi gezdiği günlerde dahi, “yerinde oturuyor” diye yazılıyordu.

Y-CHP’den medyanın yüksek beklentileri arasında en önemli olanı, AKP politikalarına destek çıkılmasıdır.

Seçimin hemen ardından Y-CHP’de çok kaliteli demokrat kişilerin olduğu söylemi ile okşayan yaklaşımlar yanında, vekil seçilen bazı isimlerden söz edilerek bunların AKP’ye transferi edilebileceği gibi adeta tehdit söylemlerinin dile getirilişi medya aracılığı ile biçim verme işlevinin çeşitli yöntemlerle sürdürüleceğinin işaret fişeği değil mi?…

Efendiler…

CHP, siz isteseniz de istemeseniz de Atatürk’ün kurduğu partidir ve tam da bu süreçte CHP’ye ve O’nun birleştirici söylemlerine gereksinim vardır. Y-CHP seçim öncesi komplo sürecinin kısa devresi olarak geride bırakılmalı, kısa sürede parti titreyip kendine gelmelidir.

Vatandaşın CHP algısı, ya CHP, ya AKP idi. Yeni CHP ile ha CHP, ha AKP algısına dönüştü. Bunun bir hesabı var. Ve bu hesap verilmelidir.

Medya Y-CHP’yi sevmedi aslında, Y-CHP üzerinden AKP’ye yol açılabilmeyi, CHP’yi AKP formuna çevirebilmeyi sevdi…

* * *

Bu seçimi hepimiz kaybettik halk olarak. Güçlükle, kör topal var ettiğimiz demokrasiyi kaybettik…

Seçimin tek galibi var: SEÇSİS.

Biz bu SEÇSİS’le seçimlere gittikçe, AKP’yi %90’larla bile getirebiliriz.

Akıl alacak gibi değil;

İşçi, işsizler, emekliler, memurlar, öğrenciler, çiftçiler, sanayiciler, ticaret erbabı, asker ve sivil bürokrasi…. iktidarın uygulamalarında yakınırken, toplumun yarısı nasıl oy verebiliyor?

Ve neden kimse çıkıp; ben AKP’ye oy verdim diyemiyor?

Seçimin diğer galibi ise BDP.

Çıkardıkları vekil sayısına bakınca, Birlik ve Dayanışma Partisi olarak isimlerini değiştirmek gerekiyor.

MHP ise seçimin hem mağduru, hem galibi.

Dar bir alana sıkıştırılan muhalefetle seçmenin yarısının oyunu almak az bile…

Muhalefetin komplolarla sindirilip, baskılandığı, yön ve biçim verildiği bir platformda tercih hakkı kalır mı?

Bu seçim tarihe komplolarla geçecek.

Bir anımsatma: Sayın Kılıçdaroğlu; CHP Grup Başkan vekili iken geldiği İzmir’de Cumhuriyet Gazetesinin bürosunu ziyaret edip; siyasette dinciliğin tırmandığını söylemiş ve “Tarikat ve cemaat örgütlenmesi devletin bazı kurumlarını tamamen sardı. Milli Eğitim Bakanlığı’nda eşi türbanlı olmayanlara müdürlükler verilmiyor” demişti. (Bkz: 17 Kasım 2007 tarihli Cumhuriyet Gazetesi.)

Yıl 2011. Sayın Kılıçdaroğlu bu kez Y-CHP Genel Başkanı olarak diyor ki; Türkiye’de laiklik sorunu yok!..

CHP ile Y-CHP arasındaki fark, AKP’ye mesafeli ve yakın durmak noktasında beliriyor. Bunu yaratan CHP’nin iç dinamiklerinden çok, Y-CHP’ye kredi açan AKP medyası…

İzmir Y-CHP’ye vize vermeyerek CHP dediyse, CHP’yi acilen geri çağırmak gerek.

Y-CHP’nin ömrünü uzatmaya çalışmak, AKP’nin değirmenine su taşımaktan öteye gitmez.

Tülay ÖZÜERMAN - 13 Haziran 2011 - İlk Kurşun

Son Yazılar