Kemal Bey, Ağzından Çıkanı Kulağın Duyuyor mu?

Kemal Kılıçdaroğlu İngiltere turunda yine bir dizi inci döktürmüş. Bu sözler CHP'ye mevcut iktidara karşı bir alternatif oluşturması yönünde ümit bağlayanların gözlerini faltaşı gibi açacak cinsten.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun , Tayyip Erdoğan'ın soldan rektifiye edilmiş bir versiyonu olma yolunda bir hedefi mi var diye düşünmeden edemiyor insan. Anlaşılan, Kılıçdaroğlu bu sözlerin karşısına nasıl çıkacağını kestiremiyor.

Libya'da yaşananlara NATO'nun müdahil olma olasılığı ile ilgili Tayyip Erdoğan'ın "NATO'nun ne işi var orada?" sözleri Tayyip Erdoğan'ın ağzından çıkmasa bir anlam ifade edebilirdi.

Erdoğan'ın ağzından çıkan her söz gibi ilkesel bir duruş değil konjonktürel bir pozisyon alışı temsil ettiği için, Kıbrıs'a AB'nin her türlü müdahalesine izin veren, Türkiye'yi ABD üssüne çevirecek tezkere için canla başla çalışan bir Başbakanın bu sözlerini ciddiye almıyoruz.

Kemal Kılıçdaroğlu'nu ise bütün hayalkırıklıklarına rağmen ciddiye almak istiyoruz fakat kendisi her geçen gün bu çabayı zorlaştırıyor.

Libya ile ilgili Tayyip Erdoğan'a verdiği cevap yeni bir hayal kırıklığı.

Bakın Kılıçdaroğlu hiç bir ülkeye dışarıdan bir müdahaleyi doğru bulmadıklarını belirttikten sonra "ama"sını nasıl ortaya koyuyor :

''Ama uluslararası camianın duyarlılıklarıyla, olayların çıktığı ülkedeki halkın talepleri örtüşürse yeni gelişmeleri beklemek doğaldır. İnsanların öldürülmesine 21. yüzyılda insanlar seyirci kalmazlar, baskıcı rejimler olmamalıdır. Demokrasi, insan hakları özgürlükler herkesin hakkıdır. Yoksa gidilip müdahale edilsin ya da edilmesin, bu konuda görüş bildirmek için çok erken.''

Kılıçdaroğlu'nun bu sözleri, Batı tarafından Türkiye'nin boynuna dolanan ve her an çekilmesi muhtemel İkiz Yasalar ilmiğinden haberdar olmadığını gösteriyor. Hani şu "halklara kendi kaderlerini belirleme hakkını" veren ve DSP-ANAP-MHP koalisyonu sırasında hazırlıkları yapılan ve AKP hükümeti tarafından onaylanan uluslararası yasaları kastediyoruz.

(İkiz yasalarla ilgili Prof. Dr. Çetin Yetkin'in "Hukuk Planında Türk Devleti'nin Tasfiyesi" başlıklı yazısını okuyabilirsiniz)

İkiz yasaların, "Ekonomik , Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme" başlıklı olanının 1. maddesi şöyle der :

“Bütün halklar kendi kaderlerini tayin etme hakkına sahiptirler. Bu hak gereğince halklar, kendi siyasal statülerini özgürce kararlaştırırlar….”

Kemal Bey diyor ki...

"Halkın talepleri ile uluslararası camianın duyarlılıkların"

kesiştiği noktada "yeni gelişmeleri" beklemenin doğal olduğunu vurguluyor.

Kemal Bey'in söylediklerini kulağı duyuyor mu?

"Uluslararası kamuoyu" olarak pazarlanan Batının egemen güçleri ile, "Kürt Halkı" olarak pazarlanan ayrılıkçı teröristlerin duyarlılıkları ve çıkarları yıllardır kesişiyor.

Batı bir gün Güneydoğu'daki ortamı Libya'da karıştırdığı gibi karıştırırsa bu sözleri Kemal Bey'in önüne koyarsa ne diyecek.

"Siz halkların taleplerinin yerine getirilmesinden sözetmiştiniz. Hatta bu noktada NATO'nun müdahale etmesine karşıyım diyemeyeceğinizi belirtmiştiniz"

derlerse Kemal Bey ne cevap verecek?

CHP başkanı seçildiği gün çıkan gömlek polemiğinde olduğu gibi

"Arkadaşlar benim için o gömleği seçmişler, farkında değildim"

mi diyeceksiniz Kemal Bey.

Sürekli başkalarının seçtiği gömlekle siyaset bir noktaya kadar.

Batıya "onu sevme beni sev" diyerek nereye kadar?

Açık İstihbarat - 02 Mart  2011
http://www.acikistihbarat.com/

Son Yazılar