Harun Yahya ve Şarlatanlık

Adnan Oktar’ın Harun Yahya ismiyle yayınladığı “Yaratılış Atlasları”, büyük bir bölümünü oluşturan fosil fotoğraflarıyla göz boyuyor. Bu fosillerin aslında Evrim’in kanıtları olduğunu şimdilik geçelim. Fakat bu göz boyamaların arasında kitabın tamamını okumayanların gözünden kaçabilecek öyle savlar var ki, yazarın düzeyini anlamak için esaslı ipuçları sunuyor.

Her şeyin uzmanı

Yaratılış Atlasları incelendiğinde Harun Yahya’nın felsefe, matematik, tarih, ilahiyat gibi alanların; fizik, kimya, astronomi, biyoloji, jeoloji gibi temel doğa bilimlerinin; sosyoloji, antropoloji, arkeoloji, filoloji gibi toplum ve insan bilimlerinin; tıp, genetik ve mühendislik gibi uygulamalı bilimlerin ve bütün bu bilim dallarının altdallarının, ayrıntılı konularında tartışma ve yorum yapabilecek kadar uzmanı olduğu görülüyor!
Aklınıza gelebilecek bütün canlı türlerinin uzmanıdır. Memeli, sürüngen, kuş, balık, böcek, bitki… hepsinin yapısını en ince ayrıntısına kadar bilir! Görülmemiş bir biyolog, zoolog ve botanikçidir! Moleküler biyoloji, sitoloji (hücre bilimi), histoloji (doku bilimi), fizyoloji, anatomi, embriyoloji, biyokimya, mikrobiyoloji, taksonomi, ekoloji, viroloji, patoloji… aklınıza ne gelirse hepsinde iddialı yorumlar getirecek, ortaya kuramlar atacak, tüm tartışma konularına nokta koyacak kadar bilgi sahibidir!

Fosilin fotoğrafını göster, gerisine karışma

Fosilbilimi gereksiz kılacak kadar müthiş bir fosilbilimcidir! Herhangi bir canlı fosilinin (hayvan, bitki, hangi canlı türü olursa olsun; hangi döneme ait olursa olsun) sadece fotoğrafına bakarak, onun bugün yaşayan akrabası ile tıpatıp aynı olduğunu şıp diye anlar! Uzun uzun incelemeye gerek yok. İki fotoğraf yeter. Bir fosilin fotoğrafına bakar, bir de bugün yaşayan akrabasının fotoğrafına ve hemen kesin yargıya varabilir: “Aynı! Hiç değişmemiş, evrim geçirmemiş!”

Maymun ve insan konusunda ise gözü kapalı teşhis koyacak kadar bilgi sahibidir. Australopithecus, homo habilis, homo rudolfensis? Geçin onları, onlar maymundur! Homo erectus? Onlar “700 bin yıl önce çok iyi inşa edilmiş gemilerle okyanus yolculukları yapıyorlardı”! Homo neanderthalis? Ha o mu? O, “kızgın kumlarda biçimli sandaletlerle gezen” bir insan ırkıdır!

Tarih tezi hangi “bulgulara” dayanıyor?


Harun Yahya’nın tarihi yeniden yazdıracak bulguları bakın neler:
- 100 bin yıllık metal kap kalıntısı (Cilt 2, s.491, 494) (Bilindiği gibi metal kullanımı taş çatlasa 6-7 bin yıllıktır)
- 33 milyon yıllık havan ve tokmağı (Cilt 2, s.495) (Herhalde ilk primatlar sarımsak dövüyordu!)
- 213 milyon yıllık ayakkabı tabanı fosili (Cilt 2, s.495) (Siz dinozorları ne sanıyorsunuz? Çıplak ayakla mı geziyorlardı?!)
- 260-320 milyon yıllık altın zincir (Cilt 2, s.524) (Kertenkele ve kurbağaların da gelişmiş zevkleri vardır!)
- 300 milyon yıllık demir çömlek (Cilt 2, s.491, 494) (Demek ki demircilik ilk sürüngenler arasında revaçta bir meslekti!)
- 387 milyon yıllık demir çivi (Cilt 2, s.524) (Daha karaya çıkılmadığı söyleniyordu. Deniz kızları, köpek balıklarından korunmak için geliştirmiş olmasın?!)
- 2,8 milyar yıllık doğal yoldan oluşamayacak metal küreler (Cilt 2, s.491) (Buna artık söylenecek bir şey yok. Gelişmiş teknolojiye sahip bir bakteri veya virüs türü olsa gerek!)

Nuh’un gemisi buharlı gemiymiş!

Harun Yahya’nın insanlık tarihine ilişkin çok önemli bulgularından biri, Hz. Nuh’un inşa ettiği geminin buharlı gemi olduğunu tespit etmesidir. Şimdiye kadar bildiğimiz, ilk buharlı geminin 22 Ağustos 1787 yılında Amerikalı mucit John Fitch tarafından Delaware nehrine indirildiği; 1807 yılında ise yine Amerikalı bir mucit Robert Fulton tarafından buharlı geminin ilk kez ticari olarak işletildiğidir. Bu büyük keşif ile birlikte Harun Yahya, insanoğlunun buharlı gemilere binlerce yıldır sahip olduğunu göstermiş oluyor! Yahya’nın bu konuda son derece sağlam kanıtları vardır. Kendisinden okuyalım:

Kuran’da yer alan bilgiden Hz. Nuh’un inşa ettiği geminin buharlı bir gemi olduğu anlaşılmaktadır. Bu bilgiye, ayette yer alan ‘tandır feveran ettiği zaman’ ifadesiyle dikkat çekilmektedir. ‘Sonunda emrimiz geldiğinde ve tandır feveran ettiği zaman, dedik ki: Her birinden ikişer çift (hayvan) ile aleyhlerinde söz geçmiş olanlar dışında, aileni ve iman edenleri ona yükle…’ (Hud Suresi, 40). Tandır hala çeşitli bölgelerde kullanılan bir tür ocaktır. Feveran etmek, fışkırmak ve kaynamak anlamındadır. Hz. Nuh’un gemisinin, tandırın feveran etmesiyle yani ocağın (kazanın) kaynamasıyla hareket etmeye hazır hale geldiği anlaşılmaktadır.” (Cilt 2, s.529)

Harun Yahya’nın bu bulgusunun çok sağlam bir dayanağı daha var: “Nitekim Elmalılı Hamdi Yazar tefsirinde de, Hz. Nuh’un gemisinin ‘kazanla çalışan yani bir tür buharlı gemi’ olduğu açıklanmaktadır.” (Cilt 2, s.529)
Yahya’dan sonra Hamdi de böyle düşünüyorsa, artık bize inanmak düşer!

Hz. Süleyman uçak kullanıyormuş!

Hz. Nuh buharlı gemiyle dolaşır da, Hz. Süleyman uçakla gezmez mi?! Harun Yahya’nın teknoloji tarihine ilişkin bir diğer büyük keşfi de budur:
“Hz. Süleyman döneminde de, bu kutlu peygamber vesilesiyle bilim, sanat ve teknolojide çok önemli ilerlemeler sağlanmıştır. Örneğin Kuran’da Hz. Süleyman döneminde uçak gibi hızlı ulaşım araçlarının kullanıldığına işaret edilmektedir: ‘Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik)…’ (Sebe Suresi, 12) Bu ayet-i kerimede ulaşılması oldukça uzak olan mesafelere, Hz. Süleyman döneminde kısa sürede ulaşılabildiğine dikkat çekilmektedir. Bu, günümüzdeki uçak teknolojisine benzer bir teknoloji kullanılan, rüzgarla hareket eden vasıtalara işaret etmektedir.” (Cilt 2, s.529)

Bu arada, uçak buharla çalışmayacağına göre Hz. Süleyman’ın çok daha gelişmiş makine ve motorların bilgisine sahip olduğu anlaşılıyor (Birkaç yorum da biz eklemek istedik!). Kaldı ki Harun Yahya da, Hz. Süleyman’ın “çok gelişmiş inşaat ve mimari teknolojisi kullandığını”, “emrinde bina ustaları ve dalgıçlar bulunduğunu”, “deniz altından petrol, altın gibi kıymetli madenleri çıkarıp işlediğini” belirtmektedir (Cilt 2, s.529).

Demek ki Hz. Süleyman uçağında kullandığı petrolü denizin altından çıkarmaktadır; binlerce yıl önce!

Harun Yahya, dönemin diğer hazretlerinin de yeteneklerine işaret etmiş. Örneğin Hz. Davut demiri işlemeyi ve zırh sanatını çok iyi bilmekte, Hz. Zulkarneyn de betonarme teknolojisinden faydalanmaktadır. Yahya’ya göre bunların hepsi Kuran’da yazmaktadır.

Bütün bunlardan, Nuh’un gemi inşaat, Süleyman’ın uçak ve petrol, Davut’un metalürji, Zulkarneyn’in de inşaat mühendisliği eğitimi aldıkları anlaşılıyor!
Harun Yahya’ya göre, eski dönemlerde uçak kullananlar Hz. Süleyman ile sınırlı değil. Hatta antik dönemde oldukça yoğun bir hava trafiği olduğu anlaşılıyor! Örneğin eski Mısırlılar, Sümerler, Mayalar ve on bin yıl önceki Japonlar, ciddi hava kuvvetlerine sahipmiş. Yaratılış Atlasları’nda bunlara benzer daha pek çok iddiaya rastlanabilir. Eski Mısır’da elektrik ve elektrikli aydınlatma tekniklerinden Antik Yunan’daki pile kadar…

İşte Evrim kuramına ve bilime saldıranlar böyle tiplerdir!

Ender Helvacıoğlu 18 Ağustos 2009

Kaynak : http://www.turandursun.com/ender_helvacioglu/p2022_articleid/6

Son Yazılar