ciasalmgsbMcCARTHY Yeniden mi Doğdu

CIA ne zaman kuruldu? 1947 yılında.

Peki kim kurdu? Başkan Truman...

Hazırlıkların tümü, 2. Dünya Savaşı sonrası yürütülecek ve yürütülen “komünizm ile mücadele” çerçevesinde yapılıyordu.

1951 yılı Mart ayında Rosenbergler ölüme mahkum edildi ve koskoca ABD’de bir “cadı avı” başlatıldı.


Başrolde Senatör McCarthy vardı ve o sıralarda henüz Temsilciler Meclisi’nde olan Richard Nixon da bir numaralı “yamağı” durumundaydı.

1947’den beri alt yapısı hazırlanan “kaos” yaratma ortamı, gün geçtikçe bir baskı ve yıldırma unsuruna dönüşüyordu.

ABD Hükümeti,” hiçbir yasadışı eylem, suç göstermeden, hatta bireysel yanıt mekanizmasının işlemesine bile olnak tanımadan, sürüyle örgütten herhangi birine katılmış herhangi bir yurttaşı hain diye damgalamakta serbestti.”

Yine aynı “hükümet, mahkeme salonlarında, savunmak greğini bile duymadığı toplu ve kaypak bir suçlamaya girişmişti. Artık elinde liste olan her yurttaş, ABD hükümetinin yetki belgesine sahipmiş gibi canının çektiği yurttaşa dilediğince kara çalabiliyordu.” (1)

İhbar sistemi en üst noktaya kadar tırmanmış, Elia Kazan gibi yönetmenleri de çemberi içine almıştı.

Ünlü Holywood yıldızı Robert Taylor tam bir bülbül gibi şakıyor, önüne geleni komünistlik ile suçluyordu. Sisteme ve hükümete yaranabilmenin en “güzel” örneklerini tarihe mal ediyordu.

Herkes birbirinden kuşkulanıyor, herkes birbirini ihbar ediyordu.

Sağlam görünen, sağlam olduğuna inananlar bile bir çöküntü, depresyon içindeydiler ve gün geçtikçe dirençleri kırılıyordu.

Savcılar sürekli listeler çıkartıyor, mahkemeler bu listedekileri tek tek çağırıyor ve sorguluyordu.

Okur yazar durumundaki her Amerikalı, bir dernek veya sivil toplum kuruluşuna da üyeyse eğer, topun ağzındaydı.

Komünizm ile mücadeleyi ciddi bir iş sanan gazeteci ve yazarlar ise şiddetle McCarhty ve politikalarını savunuyordu.

Sıradan Amerikalılar, bu dönemin geçeceğini, mutlaka “keser döner sap döner” hesabının tutacağını ve baskı döneminin biteceğini sanıyorlardı.

1952 yılına gelindiğinde, yani beş yıl sonra iş daha da “azgınlaşmış”, neredeyse ABD nüfusunun dörtte biri “şüpheli” duruma düşmüştü.

Baskı azalacağına artıyor, umut içinde bekleyen ABD halkı ise giderek bunalıyordu.

McCarthy ve arkadaşları ise, ipin ucunu kaçırdıklarında, sıranın kendilerinde olduğunu bildiklerinden, ardı ardına listeler yayınlıyor, bunu da medya aracılığı ile kamuoyu ile paylaşıyorlardı.

Ortalık toz dumandı yani...

Mutedil Amerikalıların beklentisi hiç yerine gelmedi. ABD hızla, Richard Nixon’un başkanlığında Vietnam Savaşı’na doğru sürükleniyordu.

“Godot” gelmedi...

Zaten Godot bu işlere hiç karışmazdı.

Vietnam ABD’nin “burnunu” sürtünce, McCarthy benzerleri susmak zorunda kaldı.

Bedeli ABD vatandaşlarına çok ağır ödetilen bir dönem yerini “ajanlar” savaşına bırakacaktı artık.

ABD hükümeti kendi vatandaşıyla uğraşmayı bırakmak zorunda kaldı. Dünya vatandaşları iştahını kabartıyordu.

McCarthy yeniden doğmamak üzere ortadan kaybolmuştu...

Acaba?

Mümtaz İDİL - 22 Şubat 2011 - Odatv

1. Garry Wills, Şarlatanlar Dönemi, Lillian Hellman, Can Yayınları, Türkçesi Tomris Uyar, 2.Basım 1990, s.13

Son Yazılar