Pek çok cemaat ve tarikatın tersine Nurcular, kitaplı bir topluluktur. Yazarı “Said-i Nursi” namı diğer Said-i Kürdi olan, Risale-i Nur adlı bir kitapları vardır.

Yazarı Neyse Kitap da Odur :

Risale-i Nur yazarı Said-i Nursi (Said-i Kürdi), düzenli bir öğrenim görmemiş , çevresindeki yaşlılardan Kuran okumayı, biraz da Arapçayı öğrenmiş, daha sonra “Teali-i Kürdistan Cemiyeti” üyeleri arasına katılmıştır. Özellikle de Derviş Vahdeti’nin çıkardığı “Volkan Dergisi”nde Kürdistan’ı savunan yazılar yayımlamıştır. Bu evrede Sultan 2. Abdülhamit’in döneminde gözaltına alınmış, bir süre “Toptaşı Tımarhanesi’nde” yatırılmıştır.

Nur Sözü Nereden Geliyor?

Nur sözü sonradan Kuran’ın “Nur” adlı bölümünden alınmıştır. Ners/Nurs sözcüklerinin bozulmuşu değildir. Yazılarına “Risale-i Nur” demesinin nedeni de Kuran’ın ilgili bölümüdür. Nitekim kendisi de bir yeni Kuran yazmak amacını güdüyordu. Said-i Kürdi’nin 114 yazısı (risalesi) vardı. Bu sayı gelişigüzel bir sayı değildir. Kuran-ı Kerim 114 suredir. Onun bu gizli düşüncesi açığa vurulunca aklı başında Müslümanların tepkisini çekmemek için yazılarının sayısını 130 dolaylarına yükseltmiştir. Ancak yalnızca Risale-i Nur adı verilen (anılar hariç), Kuran’ın sözde çağdaş bir yorumu olarak gösterilen bölüm yine 114’tür. Bununla birlikte Said-i Nursi yetersiz Arapça bilgisiyle Kuran’daki bütün sureleri yorumlayamamıştır. Risale ve sure sayılarının uyumu sözde yeni din ve yeni Kuran yaratma çabasından kaynaklanmaktadır.

Nurcuların Temel Görevleri :

A- Said-i Nursi adı çevresinde tartışmadan, eleştiriye sapmadan toplanmak, kesinlikle ona bağlanmak, onu savunmak.

B- “Risale-i Nur”u okumak, okuma bilinmiyorsa okutup dinlemek. Bir Nurcu’nun evinde Kuran olmayabilir ama Risale-i Nur bulunması mecburdur.

C- Hangi koşullar altında olursa olsun, Said-i Nursi’yi savunmak; onun bütün eksikliklerden arınmış, “ulu ve mübarek bir zat” olduğunu yaymak, başkalarını buna inandırmak, bu yolda elinde avuncunda ne varsa tümünü düşünmeden tüketmek.

Ç- Tartışmalara girmemek, aşırı olaylara karışmamak, özellikle hanımlardan uzak durmak, onların arasına katılmamak, onları aralarına almamak.

D- Said-i Nursi’nin sözde “ilahi kişiliği” konusunda bütün kuşkulardan, kaygılardan uzak kalmak. Nitekim Said-i Nursi, yazılarında sureleri yorumlarken “… Müellife buyurdu ki…” sözlerini söyleyerek kendinin doğrudan doğruya Allah’tan buyruk aldığını vurgulayarak kendini Peygamber konumunda görmeüştür.

E- En ileri Nurculara göre, Said-i Nursi’nin Risale-i Nur’u İslam’ın özüdür. Yeni bir Kuran’dır. O, bunu Allah’ın buyruğuyla yazıp açıklamıştır. Bu konu tartışılmaz, geciktirilmez.

F- İnanmış, arınmış, kendine güvenmiş bir Nurcu’nun başlıca göreviyse nereye giderse gitsin orada yeni bir Nurcu yetiştirmek, “Nur Birliği”ne kazandırmaktır.

G- Ülkenin neresinde olursa olsun Nurcular’ın toplanarak Risale-i Nur okumaları gerekir. Bu toplantılarda (Esmaül Hüsna’dan) Allah’ın adlarından sonra Said-i Nursinin adını söylemek gerekir. Bu ad (toy Nurcular anlamasın diye) gizli bir sözle de yansıtılabilir.

H- Nurculara göre, bir ülkede Nurculuğa karşı çıkanların tümü dinsizdir. Nurculuk gerçek Müslümanlıktır. Nurculuğa karşı çıkmak İslam’ı yıkmaktır.

I- Devlet, Risale-i Nur’a dayanırsa doğru, dayanmazsa eğridir. Bütün devlet kurumları Risale-i Nur bildirilerine dayanmalıdır. Bütün yükseköğrenim kurumlarının adı “Medrese-i Nur” olarak değiştirilmelidir.

Nurculuk İslam’a ve Kuran-ı Kerim’e Aykırıdır :

1- İslam dininin ana kaynağı olan Kuran’da mezhep, tarikat yoktur. Kuran-ı Kerim bölücü değil bütünleştiricidir. Oysa bütün mezhepler ve tarikatlar bölücüdür, ayrı ayrı topluluklar oluşturmayı yeğler.

2- İslam’da bütün ibadetler, Kuran’da adı sanı geçmeyen kişiler için değil Allah adına sürdürülür. Oysa Nurculukta kurucusunun adı, Allah’ın adları yanında anılır.

3- İslam’ın biricik kitabı Kuran-ı Kerim’dir. Onun yenisi, eskisi olmaz, benzeri, örneği yazılamaz, başka bir kitap Kuran anlamında alınamaz, yorumlanamaz. Oysa Nurculukta Risale-i Nur, Kuran yerine de okunabilmektedir. Bu tutum İslam’a büsbütün aykırıdır; “Küfr-i kebir”dir, büyük suçtur.

4- Kuran’da bütün inananların kardeş oldukları, Allah’ın bütün evrenin yaratıcısı olduğu bildirilir, insanlar arasında üstünlük-aşağılık ayrımı gözetilmez. Oysa Nurculukta Said-i Kürdi; üstün yaratılışlı, Allah’la aracısız bağlantı kuran bir kimse diye nitelenir.

5- Kuran’a göre ibadet belli bir düzene göre, alçakgönüllüce sürdürülür. Nurculukta değişik kılıklara bürünmek, olduğundan başka türlü görünmek, elde değnek (asa) bulundurmak, vs… vardır.

6- İslam’da belli bir toplumsal sınıf ayrımı yoktur, bütün insanlar eşittir. Oysa Nurculukta “Nur talebesi” denen özel bir topluluk, ayrı bir sınıf vardır. Bunlar gerçek Müslümanken öbürleri dinsizdir, kafirdir.

7- İslam’da ibadet açıktır, gizli kapaklı değildir. Nurculuktaysa gizlidir, toplumun gözünden uzaktır. Nitekim ülkemizde Nurcuların oluşturdukları toplulukların tümü dışarıya gizlidir.

Risale-i Nur’daki Sayıklamalar :

Said-i Nursi, “Sikke-i Tasdik-i Gaybi” adlı risalesinde kendi yazılarını Kuran’la özdeş sayar, kendini Allah’la konusan peygamberle eş tutar. Nitekim şöyle bir yorum getirir : “

“Risale-i Nur”u Allah Kuran-ı Kerim’de imzalamıştır. Basta Hz. Muhammet olarak Hz. Ali, Abdulkadir Geylani, Muhittin Arabi ve öteki büyükler de Risale-i Nur’a imza koymuşlardır.”

Said-i Kürdi Isparta’da yazdığı lemalardaysa şunları söylüyor :

“Risale-i Nur girdiği her yeri kutsallaştırmış, bu arada Isparta’ya mübareklik kazandırmıştır. Risale-i Nur, Isparta’ya bütün illerin üzerinde bir dindarlık meziyeti kazandırmıştır.”

Kendini böylece Allah yerine de koyan Said-i Nursi(Said-i Kürdi), “Sönmez Risalesi”nde su sözlerle “Risale-i Nur”u övmektedir :

“Risale-i Nur Kuran’ın aynasıdır, bir mucize niteliğindedir… Risale-i Nur’a kimse karşı koyamaz; onunla boy ölçüşemez, hiçbir kitap ona denk tutulamaz.”

Said-i Nursi’ye göre Risale-i Nur, kendisine Allah’ın isteği üzerine dolaysız olarak indirilmiştir. “Bediüzzaman Cevap Veriyor, 1960” adlı yazıda da “Risale-i Nur, Said-i Nursi’ye Allah tarafından verilmistir.” denmektedir.

İslam dinine göreyse Allah dört peygambere kutsal kitap indirmiştir. Tersini iddia eden sahte peygamber Kürt Sait’in ardından gitmek sapkınlıktır.

Nursi’nin “Mesnevi-yi Nuriye” adlı yazısındaysa şu ifadeler vardır :

“Risale-i Nur, Kuran’ın bir mucizesi olduğundan her şeyde bir marifet penceresi açmıştır. Bu kitap, Kuran’a ait bir sırrı çözerek bir yıllık bir işi bir saatte bitirecek duruma gelmiştir… Risale-i Nur, Musa peygamberin asası gibi nereye değdiyse oradan su çıkarmıştır.”

İslam dinine göre başta insan olmak üzere, bütün yaratılmışlar kendi dillerince Allah’ın adını anarlar. Bizim Said-i Nursi ise bakınız bu konuda ne der:

“Risale-i Nur’u sadece kuşlar değil, gökte ve yerde bulunan bütün varlıklar alkışlar.”

Said-i Nursi yazılarının çoğunda kendini kimi yerde üstü kapalı, kimi yerde çok açık olarak Allah’la aracısız konuştuğunu vurgular. Onun “Hizmet Rehberi” dediği yazısında şu ifadeler vardır :

“…Ama onda (Risale-i Nur’da) yazılanlar Kuran’ın malıdır. Hepsi Allah’tandır… Peygamberimiz Kuran-ı Kerim’in sadece bir tercümanıydı. Üstat da (Said-i Kürdi) Risale-i Nur’un sadece bir tercümanı gibidir.”

“İman Hakikatleri” başlıklı yazısında söyledikleriyse ürperticidir :

“Risale-i Nur, peygamberimizin risaletini yani peygamberliğinin bir mirasını üstada verir.”

Risale-i Nur’un “Hizmet Risalesi” bölümünde geçen şu sözler de ilginçtir :

“Risale-i Nur’a itiraz edilemez. Yapılacak her itiraz en ulu kişilerden , Kutbu’l Azam’dan da gelse aldırış edilmemeli.”

İslam terminolojisinde Kutbu’l Azam peygamber demektir.

Said-i Nursinin eserlerinden birkaç örnek daha :

“Kuran-ı Kerim ve Risale-i Nur, rahman ve rahim olan Allah’ın bir indirişidir. Kuran-ı Kerim ve Risale-i Nur’un indirilişi aziz ve hakim olan Allah’tandır.”

“İşte o nur hem Kuran-ı Kerim’dir hem de Risale-i Nurdur.” “

“Risale-i Nur’un 129 parçası Kuran’dan uzanan elektrik telinin ucuna takılan 129 elektrik lambası gibidir.”

Kuran-ı Kerim’deki Secde suresinin 2. ve 3. ayetleri, Said-i Nursi’ye göre Risale-i Nur’u anlatmaktadır. Nurculara göre Risale-i Nur öyle bir kitaptır ki Fussilet suresi 33. ayette de anlatılan Nur tarikatı üyeleridir.

Said-i Nursi’ye göre de “Hiç bir sözün kendisininkinden daha güzel olamayacağı “söz” , Risale-i Nur külliyatından olan “Sözler” adli risaledir. Fussilet suresi 33. ayette de işte bu kitap anlatılmak istenmiş ve övülmüştür.

İslam dininin ve de Kuran-ı Kerim’in nasıl çarptırmalara uğratılarak Nurculuk denilen sayıklamanın desteklenmek istediği, Allah buyruğuymuş gibi gösterilmeye çalışıldığı açıkça ortadadır.

Said-i Nursi “Nur Meyveleri” adlı yazısında da şöyle der :

“Risale-i Nur okumak veya yazmak alim olmak için yeterlidir, başka bilgiye gerek yoktur.”

Said-i Nursi’ye göre “Risale-i Nur, kendisine hizmet edenleri en başta Nur talebelerini mutlak cennete götürecektir.” Ortaçağ Avrupası’nda kiliseler de varsıl (zengin) kişilere büyük paralar karşılığında cennetten arsa satıyorlardı.

Nurcular Kendilerine Niçin Cemaat Derler?

Nurculukta “tarikat” sözcüğü kullanılmaz. Nurcular kendi sapkın topluluklarına “cemaat” derler. Kendilerine “cemaat” demelerinin nedeniyse “Cemaat-i Müslimin” örneğinde olduğu üzere Said-i Nursi’nin kurduğu, Risale-i Nur’un da sözde kutsal kitap olduğu, sözde “yeni İslam dininin” üyelerini de “Nur Cemaati” oluşturmaktadır.

Yanıtı Belli Sorular :


1- (Said-i Kürdi) Bediüzzaman(!) Said-i Nursi Risale-i Nur’da gecen sözlerinin Allah’tan geldiğini, esin kaynağının Allah olduğunu savunmaktadır. Bu iddia, onun aracısız olarak Allah’la bağlantı kurduğu anlamına gelmez mi? Allah’la aracısız bağlantı kuran kişilere ne denir? İslam’a göre son peygamber Hz. Muhammet olduğuna göre Kürt Sait kimdir?

2- Said Nursiye göre “Risale-i Nur’a itiraz edilemez. Yapılacak her itiraz en ulu kişilerden , Kutbu’l Azam’dan da gelse aldırış edilmemeli.” diye tanımlanan Risale-i Nur’u Kuran-ı Kerim’den üstün gören Nurcular kimdir?

3- Said Nursinin Nur Cemaati ve ilhamını ondan alan Fettulah Gülen’in tarikatı bu para kaynağını nereden bulmaktadır? Açılan bütün okulların, binaların, yurtların, çalıştırılan insanların masrafları kişisel bağışlarla karşılanmaktadır iddiasına inanıp bu sapkınların peşinden gidenlere ne denir?

KURAN’DA LAİKLİĞE İLİŞKİN AYETLER

“Size Rabbinizden basiretler (gerçekleri anlama, kavrama yetenekleri) verildi. Artık kim hakkı (iyiyi kötüyü, eğriyi-doğruyu) görürse kendine, kim de körlük ederse kendi zararınadır. Ben, sizin üzerinizde muhafız (koruyan, kollayan) değilim.” (En’am / 104)

“Ey iman edenler! Peygamberinize raina (çobanımız) demeyin.” (Bakara / 104)

“Kim doğru yola gelirse kendisi için gelmiş, kim doğru yoldan saparsa, kendi aleyhine sapmış olur. Kimse, kimsenin günahını çekmez.” (İsra / 25)

“Kimse başkasının yükünü taşımaz.” (En’am / 164)

“Hiç kimse başka birisinin günahını yüklenmez.” (Necm / 38 )

“Bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.” (Leyl / 12)

“Yolun doğrusunu göstermek Allah’a aittir. Yolun eğrisi de vardır. Allah dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi.” (Nahl / 9)

“Dinde ikrah (zorlama) yoktur.” (Bakara / 256)

“Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi kesinlikle inanırlardı… Durum böyleyken inanmaları için insanları sen mi zorlayacaksın.” (Yunus / 199)

“Öğüt ver, çünkü sen ancak bir öğütçüsün. İnsanlar üzerine musallat (rahatsız eden, ısrar eden) değilsin.” (Gaşiye / 188)

“Allah dileseydi hepinizi tek bir ümmet yapardı. Verdikleriyle sizi denemek için tek bir ümmet yapmadı.” (Maide / 48 )

“Sizin dininiz sizin olsun, benim dinim bana yeter.” (Kâfirun / 109)

“Rabbin dileseydi, insanları tek bir ümmet haline getirirdi.” (Hud / 118, 119)

“Her ümmetin bir yönü ve yöntemi vardır ki ona doğru yönelir. Öyleyse hayırlı işlerde birbirinizle yarışın.” (Bakara / 148)

“Müminler, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden kim Allah’a ve ahiret gününe inanır ve iyi hareketlerde bulunursa onların Rableri katında elbette mükafatları olacaktır. Onlara bir korku da yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Bakara/62)

“Üzerlerine gerekli kılmadığımız halde, Allah’ın rızasına erişmek için, ruhbaniyeti din adına icat edip ortaya çıkardılar.” (Hadid / 27)

“İyi bilin ki öz din yalnız ve yalnız Allah’ındır.” (Zümer / 3)

“Yoksa Allah’tan başka şefaatçılar mı edindiler? De ki; şefaat tümden Allah’ındır.” (Zümer / 43, 44)

“Kitlelerin malını, emeğini ‘Sizi Allah’a götüreceğiz.’ diyerek çeşitli oyunlarla yiyenler…” (Tövbe / 34)

Sapkındır, delidir denilerek Toptaşı Tımarhanesi’ne atılan Atatürk’ün özenle adaylarını belirlediği İkinci Meclis’e alınmayan, Kuvayı Milliye düşmanı, Kürdistan talepçisi, sahte peygamber Kürt Sait’in Risale-i Nur adlı yazıları bir sayıklamadan ibarettir. Bunun tersini inanmak isteyenler binbir demogoji ve saptırmayla kendi bildikleri yolda yürümeye devam edebilirler. Kuran-ı Kerim’i bile saptırmaktan çekinmeyen kişilerin yazdığımız sözleri, bunca kanıtı saptıracakları da kuşkusuzdur. Bizim sözlerimiz bu yolun yolcularına değil kendi öz ve temiz İslam inançlarından dolayı bu gibi sapkınların ağlarına düşebilecek kesimler içindir.

“Türk ulusu daha dindar olmalıdır. Yani bütün yalınlığıyla dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam ona da öyle inanıyorum. Bilince ters, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor. Oysa Türkiye’ye bağımsızlığını veren bu Asya ulusunun içinde daha karışık, yapay, boş inançlardan ibaret bir din daha vardır. Ancak bu cahiller, bu acizler sırası gelince aydınlanacaklardır. Onlar aydınlığa yaklaşamazlarsa kendilerini yok ve mahkum etmişler demektir. Onları da kurtaracağız.” (Mustafa Kemal ATATÜRK)

Kaynak: http://kemalistler.net/viewtopic.php?t=186&start=0

http://fetos.wordpress.com/nurculuk/

Son Yazılar