Bu Bir Rejim Değiştirme Oyunu!

Ulusal Kanal’da “Neler Oluyor?” programında Yeniçağ gazetesi yazarı Arslan Bulut konuştu.( 17 Şubat 2011)
Arslan Bulut söze şöyle başladı:

Bu bir iktidar oyunu!
Bu bir rejim değiştirme oyunu!

Türkiye Cumhuriyeti kurulurken eski rejimi arzulayanlar, bu rejimi istemeyenler uzunca bir dönem sindiler.
Özal döneminde buna başladılar...Diğer iktidarlarla devam ettiler...
2002’de AKP iktidarıyla düğmeye basıldı.
AKP’nin kuruluşunda bir gizli Amerikan anlaşması vardır.
Bir darbenin hukuki yapısını yapılandırmak istiyorlar.
Bu bir rejimi değiştirme girişimi!
Darbe Mısır’dan önce Türkiye’de oldu. İlân edilmedi ...
Demokratik hukuk devletinden çıkmak var...Küreselleşme, Büyük Ortadoğu Projesi, bölgedeki olanlar ile bağlantılı...Hepsi birbiriyle bağlantılı...

Muhalif sesleri susturmak

Oda tv olayı, Ulusal Kanal baskını, Avrasya Televizyonu baskını, Başkent televizyonu baskını gibi olaylar muhalif seslerin susturulması girişimleri...
Basın özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazlarındandır. Nerede muhalif ses varsa susturulmaya çalışılıyor!
Demokrasi bilincinden haberdar olmayan bir kadro var Türkiye’de.

Kemal Kılıçdaroğlu: Atatürk’ün koltuğunda oturuyorsunuz

Kemal Kılıçdaroğlu bizim gazeteden Sabahattin Önkibar’a da açıklamıştı. Geçen gün Milliyet- Vatan gazetesi yöneticileriyle bir görüşme yaptı. Orada:
“Bizi de tutuklayabilirler!” diyor.
Bunu normal bir süreç gibi anlatıyor.

Sadece ağlama- sızlama değil ki bir muhalefetin görevi!
Ana muhalefetin beyninde bile bu normalleşiyor.
Siz Türkiye’yi kuran bir partinin genel başkanısınız!
Atatürk’ün koltuğunda otuyorsunuz!
Sizi nasıl tutuklayacaklar?
Bu aklınızdan bile geçmeyecek! Şeytanın aklına taş düşürüyorsunuz!

İngiliz işgalinde bazı generaller tutuklanıyordu ama İngilizlerin taktığı adamlar,sorun olan adamlar…
Mustafa Kemal’de tutuklanmaya çalışılıyordu. İtalyan Büyükelçisi araya girdi.
Bir kaç general tutuklanmıştı İngiliz işgal kuvvetleri tarafından…
Cumhuriyet rejiminde böyle bir şey olmadığı gibi, düşünüyorum, hiç bir ülkede de böyle bir şey hatırlamıyorum. Belki İran’da böyle bir süreç yaşandı. Humeyni rejiminde…

Militan gazeteciler

Biz gazeteciler arasında bir dayanışma var da, mantalite olarak, gazetecilik anlayışı olarak çok farklı insanlar bu gün gazeteci olarak ortaya çıkıyor. Meslektaşına ”Oh oh!” olsun diyen gazeteci sıfatı olan kişiler değil, bunlar militandır! Meslek ahlâkı olduğunu göstermiyor bu yaptıkları…
Daha iki gün önce tesadüfen kanalları dolaşıyorum.
TRT Beşiktaş’ta canlı yayın yapıyor. Canlı yayın muhabiri sayıyor: Oda tv yöneticileri…diğerleri…Suçlamaları söylerken şunu diyor:
Maksatlı haber yapmak, siyaseti yönlendirmeye çalışmak!
Böyle bir suç var mı?

Böyle suç var mı?
“Maksatlı haber yapmak.”
“Siyaseti yönlendirmeye çalışmak.”

Kulaklarıma inanamadım! Bir saat sonra haberlerde aynı muhabir aynı ifadeyi bir daha kullandı.
“Maksatlı haber yapmak.”
“Siyaseti yönlendirmeye çalışmak.”
Biz şimdi burada konuşuyoruz. Herhalde bir maksadımız var.
Biz veya başkası ne yapıyor?
Oh olsun diyen, pislik diyen ne yapıyor? O, çirkef bir şekilde yönlendirmeye çalışıyor!
Biz de kamuoyunu uyandırmaya çalışıyoruz.
Maksatsız yorum yazmak delilerin işi olmalı!

Hukukun birinci ilkesi

Hukuk fakültelerinde okutulur. Hukukun birinci ilkesi :
Kanunsuz suç olmaz!
Kanunsuz ceza olmaz!
“Maksatlı haber yapmak.” diye bir suç yok!
Siyaset yapmak herkesin hakkı değil mi?
Siyaset yapmak AKP’ye destek verenlerin hakkı mı?
AKP’ye karşı bir maksada hizmet etmek suç mudur?

“Maksatlı haber yapmak.” “Siyaseti yönlendirmeye çalışmak.”

Muhabir bunu söylerken uydurmuyor. Birinden almış bu görevi.
TRT muhabiri maksatlı bir bilgi verebiliyor.
TRT tamamen militan bir yapıya sürüklendi.
Halka kin ve düşmanlık aşılamak...
Tayyip Erdoğan bundan yargılanmış, dört ay cezaevinde bulunmuş.
Halka kin ve düşmanlık aşılamaktan. Halka okuduğu bu“Minareler süngümüz...“ şiirinden değil...Bundan önceki konuşmasından.. Genelinde etnik farklılıklardan söz ediyordu. Sadece şiirden değil...
Siyaseten yasaklanan bir kişi, Yüksek Seçim Kurulunun, mahkemelerin, dönemin anamuhalefetinin... izniyle başbakanlık yapmış bir kişi...

Halka kin ve düşmanlık...

Baskı dönemlerinde bunu aşırı şekilde yorumlarsanız her türlü baskı mümkün...

Aklın yolu birdir! Türkiye BOP tarafından fethedilip ele geçirildiği için onlara(Mısır’a...Orta doğu’ya...)örnek gösteriliyor.
Aslında biz onlardan ileri değiliz! Daha geriyiz!

Türkiye yönetim olarak ele geçirilmiş ve uyutuluyor!

Şu anlamda:
Türkiye yönetim olarak ele geçirilmiş ve uyutuluyor!
Ordunun darbe yapması orada halk hareketi...
Burada halk hareketi bile yok!
Yandaş medya…
Halkın büyük kısmının ninnilerle uyutulması…
AB niye ses çıkarmıyor?
ART basıldı AB’den ses çıktı mı?..
AB’den, Balbay’a ,Tuncay Özkan’a ses çıktı mı?..
Oda Tv ‘de çıktı ister istemez.

Dinlemeler

Yeniçağ yazarları mutlaka dinleniyordur.
Dışardan biri sizi arıyor, veya yazı yazmış size göndermek istiyor…Ama kendisi bir davadan sanık olmuş…Onu dinliyorlar. Sizi de dinlemiş oluyorlar. Ve delil olarak bunları kullanıyorlar…
Mahkeme kararı alınmadan da dinlenildiğini tahmin ediyorum…
Ben aslında yaklaşık on yıldır bir şeye karar verdim:
“İç muhasebesi”

İç muhasebesi

Zaman zaman insan kendi sözlerinden güç duruma düşer ya, tedbir alır...Sanki canlı yayında gibi konuş, sorun yaşamazsın, herkes duyuyor gibi…
Ahlâki bir sorumluluk bu! Ahlâk eğitimi yani…
Ama şimdi bunu herkese tavsiye ediyorum. Başına bir şey gelmesin diye!
Bazı insanların gelişen teknolojinin sınırlarından haberi yok.
Uzaydan görüntü alınabiliyor! Amerika Türkiye’de bu teknolojiden yararlanıyor.
Hatırlarsınız, Kandil’i canlı yayın gibi seyrediyorlardı. Uydudan gözetliyorlar. Duvarın içini, yerin altını…
Zaten inanışımıza göre bizi yaratan Allah, her davranışımızı görmüyor mu?
Siz meşru davranırsanız her suçtan alnının akıyla çıkarsınız.
Türkiye’de direnenlere eşkiya dedi. Copladı.
Demek ki tam bir baskı kuran idare var!
163 Asker tutuklandı.
Hitler’de aynı yöntemi uyguladı…Gittikçe sertliği arttı…
Demokrasiyle geldi. Diktatörlük kurdu.

Zulüm

Yargıya, emniyete olan güven sarsıldı.
Büyük bir baskıda oradan da aynı güç ve şiddette tepki görürsünüz...Bu fizik kanunu.
Bu tür görüşleri, gazete kurumlarını baskı altına aldıkça onlara güvenenler tepki duyar, nefret kin hattâ yükselir. Çünkü zulüm yapıyorsun! Hukuku zulüm aracı olarak kullanıyorsun...dolayısıyla bu tepki kaçınılmaz....

Çifte standart Basın özgürlüğü

Amerikalı uzmanlarla görüntüler Oda Tv’de yayınlandı. Aynı şekilde Taraf gazetesinde bir sürü belge yayınlandı. Niye onlara dava açılmadı? Açılsın demiyorum açılmasın ama çifte standarta bakın!
Şimdi ne yapıldı?
Yargı içinde çok çirkin operasyonlar yapıldı. Günlük gazetelere iki aylık süreçte dava açılıyor. Mahkeme davaları kabul etmezse hepsi kurtulur. Yüzde doksanı davaların böyle açıldı ve dava düşürüldü. Basın savcılığı yasal olarak yok ama 2. Asliye ceza Mahkemelerinde hukuki işleyiş var. Yazın için dava açılıyor. Gidip geliyorsun mahkemeye. Sonra yargıtay süreci var.
Her yazdığın yazıya 4,5 yıl. İster istemez elin varmıyor. Balyoz desen, 4,5 yıl. Bir kere daha, 4,5 yıl...Bir daha 4,5 yıl...
Ne yalan söyleyeyim yazarken çok dikkatliyim.
Bir hukukçu sorumluluğuyla yazdığım halde bana bile dava açtılar..
Ne oldu? Binlerce dava açıldı...Sonra gazeteciler kendilerini frenlemeye başladılar...
Basın özgürlüğü kalktı.
Emniyete güven kalktı büyük ölçüde...

Türk Halkı

Türk halkının mayası temizdir!
13 milyonluk İstanbul...Bunun yarısı, çocukları katarak söylüyorum 10 milyonu evden çıkıyor...Bir düzen işliyor. Namuslu insanlar işe gidiyor...insanlar hâlâ çalışıyor...

Mutlaka namuslu insanlar kazanacaktır diyorum...

Haber Yazım :
Feza TİRYAKİ - 18 Şubat 2011 - Güncel Meydan
http://www.guncelmeydan.com/

Son Yazılar