Mısır’da muhalefet kimlerden oluşuyor? ABD’nin Rolü Ne?

Mısır’da gösteriler ikinci haftasına girerken ülkenin siyasi geleceği konusundaki belirsizlik sürüyor. Gözler bir yandan Kahire meydanlarında, bir yandan da Vaşington’da. Vaşington’un Mübarek ve muhalefetle pazarlıkları sürüyor.


Gözler bir yandan sokaklardayken bir yandan da Mübarek yönetimini 30 yıldan fazla süredir kollayan ABD yönetiminde. Uluslararası ajansların Kahire’yle ilgilendikleri kadar Vaşington’la da ilgilenmeleri, Mısır’daki yönetimin kaderinin ABD’den bağımsız düşünülememesinden kaynaklanıyor.

Sokakların öfkesi Mübarek’e olduğu kadar, ABD’ye ve ABD egemenliğinin simgesi konumundaki kurumlara yönelmediği sürece, Vaşington Mısır konusunda karar verici merkezlerden biri olmayı sürdürecek.

ABD Başkanı Barack Obama’nın Mısır konusunda sürekli olarak bilgilendirildiği, istihbarat ve dış politika uzmanlarıyla konuyu yakından takip ettiği bildiriliyor. Başkan yardımcısı Joe Biden ise bölge liderleriyle telefon temaslarını sürdürüyor. Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ise özellikle bölgedeki büyükelçileriyle sürekli görüşme halinde.

ABD yönetiminin Mübarek konusundaki kararsızlığının birden çok nedeni var. Bunlardan biri, başta İsrail-Filistin sorunu olmak üzere kritik başlıklarda Mübarek yönetimiyle geliştirdikleri yakın işbirliğini yeni bir yönetimle sürdürüp sürdüremeyecekleri yönündeki kaygı. Bu kaygıyı, İsrail’in de körüklediği biliniyor. ABD özellikle petrol taşımacılığı için önemli olan Süveyş kanalının güvenliğini ne yapacağı belli olmayan bir yönetime bırakmak istemiyor. Hüsnü Mübarek her şeye rağmen koltuğunu korumayı başarırsa, önümüzdeki yıllarda Mübarek yönetiminin ABD karşısında çok daha zayıf bir konumda olacağı yorumları yapılıyor. Öte yandan Mübarek’in koltukta oturmaya devam etmesi, bundan sonraki herhangi bir halk isyanını, Mısır kapitalizmini ve onun emperyalist ülkelerle ilişkisini sarsmayacak boyutta tutmanın daha da zor olması anlamına geliyor.

Mısır halkının yoksulluğa ve adaletsizliğe karşı öfkesi, henüz bu öfkeyi daha fazla sosyal adalet ve eşitlik talebiyle dillendiren siyasi aktörlerle buluşmuş değil. Şu ana kadar muhalefet olarak öne çıkan isim ve gruplar, Hüsnü Mübarek’in devrilmesini ve serbest seçimlere gidilmesini öncelikli hedef olarak belirlemiş durumdalar. Ancak Mübarek’le birlikte onu var eden sistemin köklü olarak dönüştürülmesi gibi bir programa yaslanmıyorlar. Mısır muhalefeti, Mübarek’in devrilmesi için ABD’nin onayının alınması gerektiği konusunda hemfikir gözüküyor. Bu nedenle sokaklarda ABD karşıtı sloganların duyulmasına rağmen, muhalefet grupları dolaylı olarak da olsa, ABD’ye Mübarek’e verdiği desteği çekmesi çağrısında bulunuyorlar. Zaten eski Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed El Baradey’in Müslüman Kardeşler’in de desteğiyle muhalefetin sözcüsü konumuna gelmiş olması, diğer nedenlerin yanı sıra, Batı ile pazarlık yürütme tecrübesinden kaynaklanıyor.

Baradey’in dün milyonlarca Mısırlı meydanları doldurmuşken ABD Büyükelçiliğine gitmesi muhalefetin, Mübarek’e karşı ABD’nin desteğini alma çabasının son önemli adımıydı. Muhalefetin Mübarek gitse bile yeni Mısır yönetiminin ABD’yi rahatsız edecek bir yöne gitmeyeceği yönünde güvence verdiği sanılıyor.

Bu pazarlıklarda adı geçen belli başlı muhalefet grupları ise şunlar:

MUHAMMED EL BARADEY

Muhammed El Baradey 27 sene BM’nin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (UAEK) başında bulunduktan sonra geçen sene Kahire’ye döndüğünde, Hüsnü Mübarek’e bir alternatif olacağı değerlendirmeleri yapılmıştı.

Baradey, Mübarek’e alternatif olarak Batı’nın tercihi gibi görünse de, özellikle ABD’nin kolaylıkla güvenebileceği bir figür değil.

Baradey, UAEK başkanlığı sırasında İran’ın nükleer programı kapsamında ABD’yi ve İsrail’i kızdıran bir isim olarak biliniyor. Baradey, kendi nükleer programlarını değil de başkalarının nükleer programlarını eleştiren ülkelerin çifte standardını eleştirmiş ve bu nedenle saygınlık kazanmıştı.

2003′de ABD’nin Irak işgali öncesinde Vaşington’un Saddam Hüseyin’in gizli bir nükleer silahlanma programı olduğu iddiasına da karşı çıkmıştı.

El Baradey’in BM kariyeri, 1980′de başladı. 1991′de Körfez Savaşı’nın hemen öncesinde Saddam Hüseyin’in nükleer silah programını incelemek üzere Irak’a gönderildi. 1997′de ise UAEK başkanı oldu.

Baradey 2005 yılında Nobel Barış Ödülü’nü aldı. Ülkesinde de saygınlığı artan Baradey’e 2006 yılında ülkenin en önemli ödüllerinden biri olan Nil Şas ödülü verildi. İsrail, Baradey’i İran’ın nükleer programının yarattığı tehlikeyi görmemekle suçladı ve başkanlık görevinden alınmasını istedi. Baradey İran’ın nükleer programının barışçıl olmadığı veri alınsa bile, İran’ın halihazırdaki alt yapısı ile nükleer silah yapımına ancak yıllar sonra geçebileceğini savunmuştu.

2010 yılında 12 senelik UAEK başkanlık görevinden ayrılarn Baradey, Mısır’a döndükten sonra Mübarek’in yerine geçecek isim olarak görüldü. Baradey de siyasi hedeflerini gizlemedi. Ancak 30 yılını yurt dışında geçirdikten sonra geldiği Mısır’da ülkesinin sorunlarını bilmemek, ülkesinde kökleri olmamakla eleştirildi. Gerçekten de özellikle Batı’nın bildiği bir isim olarak Mübarek’in yerine düşünülse de, herhangi bir örgütlü muhalefet hareketine dayanmaması onu özellikle Müslüman Kardeşler’le kıyaslandığında zayıf bir siyasi figür haline getirdi.

Mısır’da geçen Kasım ayında yapılan seçimlerde de seçimlere katılıp katılmamak konusunda bölünmüş olan Mübarek karşıtı muhalefeti, kendi liderliği altında toplayamamıştı. Seçimlerde liberal Wafd partisi ve İslamcı Müslüman Kardeşler seçime katılma kararı verirken Baradey’in kurucusu olduğu NAC (Değişim için Ulusal Birlik) ve başka partiler boykot kararı almışlardı. O dönemde 6 Nisan hareketi tarafından desteklendi.

Geçtiğimiz ramazan ayında da Mısır’da Mübarek yanlısı basında Londra’da avukatlık yapan El Baradey’in kızının plajda çekilmiş bikinili ve alkol servis edilen mekânlarda fotoğrafları yayımlanmış ve Mısırlılara “El Baradey’e oy verirseniz sizin de kızlarınız böyle olacak” mesajı verilmişti.

Baradey, son gösterilerin başlamasıyla yaşamını sürdürdüğü Viyana’dan apar topar Kahire’ye geldi. Bir süre ev hapsinde tutulduğu ileri sürüldü. Geçtiğimiz hafta Tahrir meydanındaki gösterilerden birine katılarak, toplanan kalabalığa seslendi. Kendisine destek verenler olduğu gibi, onu halkın devrimini çalmaya çalışmakla suçlayanlar da oldu.

MÜSLÜMAN KARDEŞLER

Mısır’da eğer bir değişim olacaksa, bunun ülkenin şu anda en örgütlü gücü olarak bilinen Müslüman Kardeşler’i (İhvan) tamamen dışlayarak gerçekleşmesi pek olası görülmüyor.

Mısır en büyük müslüman ülkelerden biri. Diğer yönleriyle olduğu gibi İslamcı hareketiyle de Arap dünyası üzerinde belirleyici. Müslüman Kardeşler’in ülkedeki İslami hareketin en büyük öznesi olduğu biliniyor.

1928′de Hasan El Banna tarafından kurulan Müslüman Kardeşler, Arap dünyasındaki ilk politik müslüman hareket. Özellikle Soğuk Savaş yıllarında sosyal adalet kavramını daha fazla gündemine alan harekete Seyid Kutub ideolojik liderlik yaptı. Daha sonra İran’da ortaya çıkan ve 1979′da İslam Devrimi’yle sonuçlanan politik İslam hareketine benzemekle birlikte farklılıkları var. İran’da Şii çoğunluk ve daha otoriter bir politik İslam varken, Mısır’daki İslami politizasyon daha geniş bir yelpazeye yayılıyor. Müslüman Kardeşler gücünü politik muhalefetinin yanı sıra, yaygın sosyal yardım ağından alıyor. Örgüt, sendikalar ve diğer kitle örgütleri içinde de oldukça faal. Özellikle alt orta sınıflar ve profesyoneller arasında güçlü bir tabanı var.

Kasım ayındaki seçimlerde Mübarek’in Ulusal Demokratik Partisi’nin karşısındaki en güçlü muhalefet olan Müslüman Kardeşler bağımsız adaylarla seçimlere girdi ve hiçbir sandalye kazanamadı. 2005′teki seçimlerde ise yüzde 20′lik seçim başarısına sahip olmuştu. Seçimdeki başarısızlığın nedenlerinden biri, Mübarek’in seçimler üzerindeki yargı denetimini de kaldırarak sonuçları istediği gibi maniple etmesi oldu. Örgütten 1000 kadar kişi seçimlerden hemen önce tutuklandı. Öte yandan Müslüman Kardeşler’in de halk arasındaki eski desteğini yitirdiği, özellikle yerel teşkilatlarının bulaştığı yolsuzlukların tepkiye neden olduğu da iddia ediliyor.

Örgütün kendi içerisinde de görüş ayrılıkları yaşanıyor. Reformcu kanadın örgütün siyasi hayata dahil olması yönünde baskı yaptığı, buna karşın kendilerini Seyid Kutub ideolojisiyle özdeşleştiren radikal kanadın buna karşı çıktığı belirtiliyor.

ABD, Mısır’ı emanet etmek istemeyeceği Müslüman Kardeşler’e sanıldığı kadar mesafeli değil. Soğuk Savaş boyunca Ortadoğu’da ve Mısır’da solun ezilmesi için ABD ile Müslüman Kardeşler arasında işbirliği yapıldığı biliniyor. Nasır’dan sonra ülkesinin rotasını ABD’ye çeviren Enver Sedat yönetimi de sol uyanışa karşı Müslüman Kardeşler’le birlikte çalışmıştı. Bugün de ABD yönetimi, içerisinde örgütten, radikal İslam’a karşı daha “ılımlı” çizgisi nedeniyle yararlanılabileceğini düşünenler var. Müslüman Kardeşler, “ılımlı”, pragmatik çizgisine rağmen, Şeriat düzeni kurma hedefinden de vazgeçmiyor.

AYMAN NUR

Avukat olan Ayman Nur, 2004 yılılna El Ghad (Yarın) partisini kurdu.

2005 yılında başkanlık seçiminde Hüsnü Mübarek’in karşısına çıktı. Başkanlık seçiminde oyların yüzde 89’unu aldığı söylenen Mübarek’e karşı Nur’un oyu yüzde 8 olarak açıklandı. Ancak Nur, bu oranların gerçek rakamları yansıtmadığını belirtti.

Nur seçimlerden kısa süre sonra yolsuzluk iddiasıyla hapse atıldı. Nur’un salıverilmesi için Batı’nın Mübarek yönetimine yoğun baskı yaptığı biliniyor. Özellikle ABD yönetimi Nur’un tutuklanmasına büyük tepki göstermişti.

Cezaevinde yatarken Newsweek dergisinde yayınlanan yazısında Nur, hükümetin, kendisini gözden düşürmek için ABD ajanı olarak yaftaladığını savundu. Uluslararası toplumun desteğini aldığı için, hükümetin tepkisini çektiğini iddia etti.

Cezaevinden ABD başkanlığı için yarışan Barack Obama’ya mektup gönderdiği ve Obama’dan Arap reformcuları için destek istediği biliniyor.

Mübarek, gördüğü yoğun baskı nedeniyle 2009 yılında Nur’u serbest bırakmak zorunda kaldı.

Cezaevindeyken daha önceki popularitesini yitirdiği gözlemlenen Nur ve Yarın Partisi, yine de Mübarek’in önemli muhalifleri arasında sayılıyor.

6 NİSAN HAREKETİ

Facebook üzerinden örgütlenen bir gençlik grubu olan 6 Nisan Hareketi, 2008 yılında El Mahalle El Kübra’daki greve destek vermek için kuruldu. Mısır’ın tekstil endüstrisinin yoğunlaştığı yerleşim yerlerinden biri olan El Mahalle El Kübra 2006 yılından sonra grevlerle sarsılmaya başlamış, isyan eden halk güvenlik güçleriyle çatışmıştı. Grevler ve çatışmalar, Mısırlı gençler arasında da heyecan uyandırmıştı.

Bu tarihten sonra hızla yayılarak kısa süre içerisinde 70 bin üyeye ulaştı. Grup, çoğunlukla sanal alem dışında siyasi deneyimi son derece sınırlı, eğitimli gençlerden oluşuyor. 6 Nisan Hareketi’nin siyasi çizgisine bakıldığında “özgürlük” ve “insan hakları” söyleminin ağırlıkta olduğu görülüyor.

Grubun dikkat çeken özelliklerinden biri, Sırbistan’da Slobodan Miloseviç’i devrilmesinde etkili olan, daha sonra eski sosyalist ülkelerdeki diğer gençlik gruplarını eğiten Otpor! Hareketinin simgelerini kullanması. 6 Nisan Hareketi’nin Facebook sayfasına bakıldığında da, “renkli devrimleri” hatırlatarak gruba başarı dileyen mesajlar dikkat çekiyor.

Özellikle son eylemlerde ABD basının 6 Nisan Hareketi’ne geniş yer vermesi, grubun çağrılarını yayınlaması dikkat çekiyor.

Kanadalı araştırmacı Michel Chossudovsky, konuyla ilgili olarak Globalresearch internet sitesinde yazdığı yazıda, bu grupların ABD tarafından fonlandığını belirterek, Mısır halkına bunlara karşı dikkatli olmaları uyarısında bulundu.

soL-Haber Merkezi - 03 Şubat 2011

Son Yazılar