“BOP coğrafyası”nda domino oyunu

Demokrasiyi araçlaştıranlara, hukuku yok edenlere, yasalarla zulm edenlere,dini siyasallaştırarak cemaatleştirenlere, mezhepleri parti tüzüğü edenlere; cihâd’ı diplomat(!)ça Haçlı ile birlikte mütedeyyin müslümanlara saldırtanlara, devlet kurumlarını partizanlaştıranlara, “Kılcal damarlara kadar... Gerekirse hâkim, savcı satın alın, bir milyon harcayın bir lira kazanın!” talimatıyla ilm-i siyâset maskesiyle demokratik hakları Atatürk ve Cumhuriyet kazanımlarına karşı kullananlara; BOP Eş Başkanlığı’nı Gâzi Meclis’te ikrâr edenlere, Okyanus Ötesinden diğer BOP Eş Başkanı’nın Haçlı Seferi diye başlattığı Irak işgâlinde bir milyondan fazla müslümanı katleden, yüz binlerce müslüman kadına-kıza tecâvüz eden Haçlı-ABD askerlerine dua edenlere, millî vicdânımızın gereği uyarılarımız var!


Yüz yıllarca halkı tebaamız olmuş, Afrika’nın kuzeyi “Mağrip”teki çiçek adlarıyla anılan demokrat(!)ik ayaklanmalar, diğer BOP Eş Başkanı’nın organizesi değil mi? Tunus’ta başlatılıp sırayla devam eden bu “renkli devrimler”, domino etkisi yapmayacak mı? Bu domino etkisi “Maşrık”a sirâyet ettiğinde, diğer BOP Eş Başkanı ve Haçlı-ABD’nin “Güney Kürdistan” dediği yerlere geldiğinde, oranın kuzeyine de sirâyet ettirilmeyecek mi?

Yandaş bir televizyonda oyalama taktiği ile yapıldığına kani olduğum bir hayalî diziye itiraz ederek Osmanlı’ya sahiplik rolü yapacağınıza, yakın tarihe bir göz atsanıza! Mesela, 1810’da Boston’da kurulan (Amerikan Board of Commissioners for Foreing Mission) ABD Misyonerliği mensûbu, Türk düşmanlığı ile yetiştirilmiş Levi Person’un 1820’de İzmir’e gelir gelmez; “Bu kudretli günâh imparatorluğunu yıkmak ahdım olsun.” (Yaşar Yazıcıoğlu- Bizden Ne İstiyorlar-sh.26) dediğinden haberiniz yok mu? Yoksa siz diğer BOP Eş Başkanı’nı da kendiniz gibi mi zannediyorsunuz? Atatürk’ün, “Türk Milleti aleyhine yüzyıllardan beri büyük bir suikast hazırlanmıştır.” şeklinde özetlediği bu hareketler Osmanlı’nın yıkılmasıyla bitti mi? Eğer öyle olsaydı Hıristiyan tebaa ve peşine etnisite kaşınarak Araplar koparıldıktan sonra bitmeli değil miydi? Aynı mantık ve yöntemle Kürtçülüğün kaşınması size manidar gelmiyor mu? Mağrip’teki Haçlı destekli “renkli devrimler”in domino etkisi Maşrık’ta hissedildiğinde, oradakileri de Mağrip’teki gibi kızgın halkın insâfına terk etmeyecekler mi? Peşmergenin bizden başka sığınağı mı var?

Plt. Teğ. Mehmet Ali Çelebi’nin, Silivri’den tarihe şerh düştüğü;

“.... Bunu yapanlar Türk Milleti’nin kutsallarını, üzerinden destursuz geçilebilecek bir köprü mü sandılar? ... Adam olan, yemînine sâdık kalır! Ben, askerlik yemînime sâdık olarak bu dünyadan göçeceğim. Beni, benliğimi, ruhumu hiç bir şekilde tehdit edemezsiniz. Ben, adı Türk olan milletin askeriyim...”

Türkçe nârası da size bir şey söylemiyor mu? Mehmet Ali Çelebi’nin, Tunus’ta kendini yakan bir sivil kadar Türk Milleti gözünde kıymeti yok mu sanıyorsunuz?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş ruhuyla, yasalarıyla, Ordusuyla, kurumlarıyla ve aslî kurucusu şühedâ ahfâdı Türk Milletinin refleksi Türk Millliyetçiliği ile giriştiğiniz, Haçlı ile ortak mücâdelede karşınızdayım! Neyse o!...

Ne Allah(c.c.)’ın adâletinden, ne de Türk Milleti’nin sorgusundan kaçışınız mümkün değil!

Biz bu devleti sokakta bulmadık, sokağa da teslîm etmeyiz! Türk öfkesinin tarifi, kıyâmettir bilirsiniz değil mi?


Mustafa ASLAN - 31 Ocak 2011 - Yeniçağ

Son Yazılar