kerkuk_katliami3

Katliamın 51. yılında Kerkük Şehitlerini  anıyoruz

Irak Türkmenleri Şehitler Haftası 1959 - 2010

14 Temmuz 2010, Irak Türkmenlerinin Kerkük'te uğradıkları en büyük katliamın 51. yıldönümüdür.

Bu tarih, katliamlar zincirinde en önemli halka olduğu için unutulmaz ve bütün şehitler her yıl o gün saygıyla ve minnetle anılır..

Türkmenler kadar; tarihte hiçbir millet yoktur ki, neredeyse her şehri bir katliamla anılmasın... Tarihte hiçbir millet yoktur ki, yıllar itibariyle bakıldığında, sistematik olarak katledilmesin... Tarihte hiçbir millet yoktur ki, soykırıma ve asimilasyona bu kadar maruz kalmasın..

Osmanlının uzantısı, Türkiye'nin devamı bir coğrafyada yaşayan bu insanların tek suçları, Türk asıllı olmalarıdır. Irak'taki hemen hemen bütün yönetimlerin, Türkiye'ye olan hırslarını ve hınçlarını, Türkmenlerden çıkardıklarını söylemek yalan ve yanlış olmaz.. Buna karşın bu milletin, Türklüklerini korumak için verdiği mücadele çoğu zaman fark edilmemiştir...


kerkuk_katliami1

Türkmenlerin katline, 1920'de Irak'ın Osmanlıdan kopup İngiliz denetimine geçmesiyle birlikte başlanmıştır.. Bundan sonra da Türkmenler, 90 yıl süreyle, Irak'ta hangi rejim ve kim gelirse gelsin, bu makus talihi yenememişlerdir.

İngiliz mandasındaki idareden krallığa; krallıktan cumhuriyete; cumhuriyetten diktatörlüğe; ezilen ve yok edilmek istenen tek millet, Türkmenler olmuştur. Çok sayıda münferit katliam vardır... Ancak kitlesel katliamları unutmak mümkün değildir. Bu nedenle, Türkmenlerin katliamı ve toplu idamları sırayla; 1920, 1924, 1946, 1959, 1979, 1980, 1991, 1996 yıllarında ve hatta Irak'ın işgalinden sonra da sürmüştür.. Ama Irak Türkleri, bunların içinde 1959 ve 1980'i hiç unutamazlar... Ve bütün şehitlerini de 1959'daki Kerkük katliamının yıldönümünde anarlar..
kerkuk_katliami2


Irak Türkleri, tarihlerinin en büyük ve en korkunç katliamını, 14 Temmuz 1959'da yaşadılar. Irak'ta Tümgeneral Abdülkerim Kasım, kraliyeti devirmiş ve cumhuriyet ilan edilmiştir. Irak'ta bu ihtilal, Lozan'da Türkiye'den koparıldıktan sonra zulüm altında yaşayan Irak Türkleri için bir umut olmuştur. Cumhuriyetin ilanının birinci yıldönümünde, bu coşkuyu yaşamak onların da hakkıdır. Ne yazık ki bu sevinç ve ümit çok geçmeden yerini büyük bir hayal kırıklığına bırakır. Irak Türklerine bu yıldönümü şenlikleri zehir olur. Bir kalleş baskının kurbanı olurlar...

Katliam öncesinde, Irak Türklerinin önde gelenleri tutuklanarak, tecrit kamplarına gönderilirler... Bu yetmiyormuş gibi, 14 Temmuz 1959 günü saat 17:00 civarında, gözü dönmüş caniler, şenliğin birinci yıldönümünü kutlamaya hazırlanan Türkmen halkına saldırırlar. İlk şehit Osman Hıdır olur. Daha sonra konan sokağa çıkma yasağı da sadece Türkmenlere uygulanır. Bu vahşet 3 gün 3 gece sürer. Kadın-erkek, genç-ihtiyar demeden yüzlerce kişi boğazlanır, iplerle caddelerde sürüklenerek katledilir... Çok daha fazlası da yaralanır, sakat kalır. Cana kast edenler, mala da göz dikmişlerdir... Bu süreçte, Türkmenlere ait işyerleri ve mağazalar da yağmalanır...

Bağdat'taki rejim ise bütün bu olup bitenleri görmezden geldiği gibi Türkiye'den de ses çıkmaz... Üstelik, Kerkük'te yaşanan insanlık tarihinin en acımasız vahşeti, Türk kamuoyundan da gizlenir... Bu tutum, Irak Türkleri için karşılaştıkları katliamlardan daha acı ve daha hazin olmuştur. 1959 Kerkük katliamı, bugün dahi Türkiye'de esefle hatırlanmaktadır.

Sonraki yıllarda, soykırımın aktörleri değişecek ama Türkmeneli yöresi ve Türkmenler için akıbet değişmeyecektir. 1968'de Baas parti iktidara gelecek ve Türkmenler bu kez Irak'ın işgaline kadar Saddam Hüseyin'in korkusuyla yaşayacaklardır.

Saddam döneminin katliamları da saymakla bitmez... Ancak, 16 Ocak 1980 tarihinde, 4 Türkmen liderin (Türkmen Kardeşlik Ocağı Başkanı Emekli Albay Abdullah Abdurrahman, Doç. Dr. Necdet Koçak ve İşadamı Adil Şerif ile zindana atılan ve bir daha izine rastlanamayan Dr. Rıza Demirci) idamları da asla unutulmaz... Bu bir dönüm veya kırılma noktası olmuştur. Bu katliamda, Türkmen - Türkiye ilişkilerinde tedavisi uzun yıllar alacak bir yara açmıştır. Bu tarihte Türkmenler, ilk kez Türkiye'den umutlarını kesmişler ve bir sahipsizlik duygusuna kapılmışlardır...

İsimlerini saymakla bitmeyen şehitlerimiz vardır... Katliamlara ise tarihi bir perspektiften bakacak olursak şöyle sıralanabilir:

01- Kaçakaç Katliamı, Telafer - 1920

02- Levi Katliamı, Kerkük -1924

03- Gavurbağı Katliamı, Kerkük - 1946

04- Kerkük Katliamı, 14-17 Temmuz 1959

05- Tazehurmatu Katliamı-1, 1979

06- Türkmen Liderlerin Katliamı, 16 Ocak 1980

07- Tazehurmatu Katliamı-2, 25 Mart 1991

08- Altunköprü Katliamı 28 Mart 1991

09- Erbil Katliamı, 31 Ağustos 1996

10- Tuzhurmatu Katliamı, 22 Ağustos 2003

11- Telafer Katliamı-1, 9 Eylül 2004

12- Telafer Katliamı-2, 21 Şubat 2005

13- Musul Katliamı, 24 Eylül 2005

14- Yengice Katliamı, 10 Mart 2006

15- Karatepe Katliamı, 4 Haziran 2006

16- Kerkük Katliamı, 13 Haziran 2006

17- Tavuk Katliamı, 8 Haziran 2007

18- Amirli Katliamı, 7 Temmuz 2007

19- Tazehurmatu Katliamı-3, 20 Haziran 2009

20- Telafer Katliamı-3, 9 Temmuz 2009


ABD ve koalisyon güçlerinin işgali altındaki topraklarda saldırılar hız kesmemiş, üstüne üstlük toplu katliamların yanında münferit cinayetler işlenmeye devam etmiştir. Saldırılar bu kez, ITC mensuplarına ve Türkmen kanaat önderlerine yönelmiştir. Bu dönemde işlenen münferit cinayetlerde; suikastlar ve yargısız infazlar ile trafik kazaları gibi şüpheli ölümler dikkati çekmektedir.

Bunlar arasında; M.Kemal Yayçılı (1 Mayıs 2004), Dr. Ferik Sait Efendi, İhsan Abdullah Efendi, Ahmet Arafat ve Azad Erbilli (23 Nisan 2004), İsmail Tuzlu, Yaşar Cengiz (8 Ocak 2005), Sabah Ketene (22 Nisan 2006) sayılabilir...

Bütün bunlar göstermektedir ki Türkmenler, Irak'ta sürekli baskı ve zulme maruz kalmaktadır. Nihai hedef; Türkmenleri yok etmek, yok edilemeseler bile, Türkiye'den, Türk milletinden ve hatta Türk dünyasından koparmaktır.

1959 Kerkük katliamında ve bütün öteki katliamlarda şehit olan Türkmen kardeşlerimizin ruhları şad olsun.

Bizler onları unutmadık, unutturmayacağız.

haberiniz.com
http://www.guncelmeydan.com/pano/

***********************************************

16 Ocak Katliamını Nefret, Şehitlerimizi Rahmetle Anıyoruz


Bilindiği gibi o tarihte Irak Türkmenlerinin önde gelen şahsiyetleri idam edilerek, Türkmen toplumunu derin acılara boğan bir matem günü yaşatmıştır. Uzun yıllar Bağdat'taki Türkmen Kardaşlık Ocağı'nın başkanlığını yapan Emekli Albay Abdullah Abdurrahman, değerli bilim adamı olan ve yüzlerce öğrenci yetiştirerek, topluma büyük hizmette bulunan Doç. Dr. Necdet Koçak, halk tarafından sevilen iş adamı Adil Şerif gibi önemli şahsiyetler, o tarihte idam edilmişlerdir.

kerkuk_katliami4
Daha önce bunlarla beraber tutuklanmış olmasına rağmen, büyük bir ihtimalle insanlık dışı işkencelere dayanamayarak şehit olan değerli bilim adamı Dr. Rıza Demirci'nin ise vefat tarihini bilmiyoruz. Bu bakımdan aynı kaderi paylaşmış bu dört dava arkadaşını, aynı tarihte şahadet mertebesine erişmiş kabul ediyoruz.

Davaları yolunda şehit olan bu güzide insanları bir kez daha rahmetle anıyoruz. Onların açtıkları yolda devam etmek ve yaşadıklarını nesilden nesile aktarmayı bir görev kabul ediyoruz.

Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen Türkmenler yılmamış vazifelerini yerine getirmiştir. Şehitlerimizin açtığı yoldan bugün gençlerimiz yürümektedir. Kendi kimliğini ve benliğini yaşatan, yarınlara umutla bakan bir nesil yetişmektedir. Irak Türkmenleri atalarından miras kalan kutsal emanetlere, her ne pahasına olursa olsun sadık kalacaktır.

Şehit liderlerimizi rahmetle anıyoruz.

kerkuk_katliami5
Şehit Abdullah Abdurrahman

1913 tarihinde Kerkük'te doğmuştur. Öğrenimini burada tamamladıktan sonra Bağdat'a gitmiştir. Burada Bağdat Harp Okulu'na girdi. Harp Okulu'nu başarı ile tamamladıktan sonra 1941 yılında İngilizlere karşı olan milli harekette yer aldı. 1948 yılında büyük Türk Generali Mustafa Ragıp ve Ömer Ali Paşalarla birlikte başarılı bir şekilde Filistin'i kurtarma harekâtına katılır. 1958 yılında Irak'ta Krallığa karşı yapılan ihtilalden sonra Kerkük İkinci Tümen Komutan Yardımcılığı görevinde bulunur.

19 Temmuz 1959 yılında Kerkük Katliamı'ndan kurtulmuş ve Bağdat'a giderek, burada Irak'ın o zamanki devrimi yapan Devrim Komuta Konseyi Başkanı General Abdulkerim Kasım ile görüşerek, kendilerine Kerkük'teki olayları haber verir. Bunun üzerine General Kasım Kerkük'e bir ordu gönderir. Böylece Kerkük'ü daha büyük bir katliamdan ve felaketten kurtarmış olur.

Emekli olan Albay Abdullah Abdurrahman, 1960 yılında kurulan Türkmen Kardaşlık Ocağı'nın 1964-73, 1973-76 tarihleri arasında başkanlığını yürütmüştür. Başkanlık yaptığı zaman zarfı içerisinde diğer arkadaşları ile birlikte Türkmen köy, kasaba ve şehirleri dolaşmış, buralardaki Türkmenlerin meseleleri ile yakından ilgilenmiş. İnsanları için elinden gelen her türlü çalışmayı yapmıştır.

Albay Abdullah Abdurrahman milliyetçi, mert, cesur ve vatanını seven birisiydi. Baas Partisi'nin Irak Türklerine karşı güttüğü yok etme politikası sebebiyle Albay, 1976 yılında, Kardaşlık Ocağı başkanı iken, rejim tarafından Ocak'tan uzaklaştırılmış. 1979 yılında tutuklanmış. "Bu bayrağı şerefle taşıyacağınızdan eminim. Doğruluktan ve Allah'ın yolunda asla şaşmayın. Allah'a emanet olunuz." Bu son derece kısa konuşmasından birkaç saat sonra, diğer dava arkadaşlarıyla birlikte asılarak şehit edilmiştir.

16 Ocak 1980 tarihinde, 65 yaşını geçmiş olmasına rağmen idam edilerek şahadet mertebesine ulaşır.


kerkuk_katliami6
Şehit Necdet Koçak

Necdet Koçak, 07.04.1939 tarihinde Kerkük'te doğmuştur. Babası Nurettin Ali Tevfik'tir. N. Ali Tevfik, bir Türkmen öğretmeniydi. Necdet, ilk, orta ve lise tahsilini Kerkük'te tamamladı. 1958 yılında Türkiye'ye gelerek Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bölümüne girdi. 1962 yılında bu fakülteden yüksek ziraat mühendisi olarak mezun olmuştur. Kerkük'e dönmüş ve 1962-64 yılları arasında Tarım Bakanlığı'na bağlı Zirai Donatım Müdürlüğü'nde çalışmıştır.

1964 yılında Türkiye'ye tekrar gelmiştir ve 1966 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde Master öğrenimini tamamlamıştır.1969 yılında da aynı üniversitede doktorasını tamamlamıştır. Daha sonra Irak'a dönerek 1970 tarihinden itibaren Bağdat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nde öğretim görevlisi olarak göreve başlamıştır. 1976 yılında Doçent olmuştur. Daha sonra da profesörlük tezini takdim etmiştir.

22.03.1979 tarihinde kendisine Türkçülük suçu isnat edilerek tutuklanmış ve 16 Ocak 1980 tarihinde Bağdat'ta Saddam rejimi tarafından idam edilerek şehit olmuştur.

Necdet Koçak, milli dava uğruna daha ortaokul ve lise dönemlerinde çalışmıştır. Nitekim 1959 yıllında Kerkük Katliamı'nda şehit edilen Türkmen lideri Ata Hayrullah'ın gizli olarak kurduğu gençlik teşkilatında çalışmış ve başkanlık yapmıştır.

Necdet Koçak tam manasıyla bir lider ve dava adamıydı. İnsani değerlerin en üst kademesine ulaşan, milletine ve dinine sımsıkı bağlı olan bir insandı. Hayatını Irak Türklerinin milli kimliklerinin korunması ve Irak Türklerinin meşru siyasi, kültürel haklarının elde edilmesi ğruna hiç çekinmeden harcadı. İleri sürdüğü fikirleri bizzat yaşayan ve yaşamında uygulayan gerçek bir fikir adamıydı.

Doç. Dr. Ekrem Pamukçu'nun yıllar önce hazırlayıp o zamanki Kerkük Dergisinde yayınladığı "Irak Türklerinin Büyük Şehidi Necdet Koçak" adlı yazısında şöyle diyordu;

Değerli eşleri Ayten Koçak hanımefendinin belirttikleri gibi, Saddam'ın adamları 15 Ocak 1980 tarihinde gece geç vakit eve geliyorlar. Yarın gelip eşleri Necdet Koçak'ı hapishanede görebileceklerini haber veriyorlar. Ertesi gün hapishanenin bulunduğu "Ebu Grep"denilen Bağdat yakınlarındaki hapishaneye gidiliyor. İçeri girdiklerinde, bir insanın çok zor sığabileceği yan yana üç demir hücre içerisinde Necdet Koçak, Albay Abdullah Abdurrahman ve Adil Şerif'in kendilerine aylardır uygulanan insanlık dışı işkence sonucu son derece bitkin ve yorgun oldukları görülüyor. Albay Abdullah Abdurrahman şeker hastasıydı, ilaçları verilmediği için gözlerini kaybetmiş acılar içinde kıvranıyordu. Her üçünün de vücutları yara bere içindeydi.

Bir kaç saat sonra asılacak olan Necdet Koçak ailesine ve kendisini son saatlerinde onu yalnız bırakmayan kalabalık dava arkadaşlarına hitaben şöyle diyordu;

"Arkadaşlar, ağaç budandıkça yeşerir. Sizden ricam davayı bırakmayın ve sürdürmeye devam edin. Ben şu anda her zamankinden daha huzurluyum. Allah'ımın huzuruna gönül rahatlığıyla çıkıyorum. Bayrağı size teslim ediyorum. Bu bayrağı şerefle taşıyacağınızdan eminim. Doğruluktan ve Allah'ın yolunda asla şaşmayın. Allah'a emanet olunuz."

Bu son derece kısa konuşmasından bir kaç saat sonra diğer dava arkadaşlarıyla birlikte idam edilerek şehit edilmiştir.


kerkuk_katliami7
Şehit Adil Şerif

1928 yılında Kerkük'te doğmuştur. İlkokul tahsilini burada tamamlamış. İlkokul tahsilinden sonra iş hayatına atılır. İş hayatında yaptıklarıyla çok başarılı olur. İş hayatındaki başarıların yanında, milli davada büyük özveriler gösterir. Milli dava uğruna her türlü çalışmayı, gerek maddi gerekse manevi her türlü fedakârlığı yapar. Kerkük'ün yetiştirdiği önemli şahsiyetlerden birisidir. Tüm maddi ve manevi imkânlarını milleti uğruna sarf etmekten çekinmemiştir. Sevilen ve sayılan ve sözü dinlenen birisiydi. Halk içinde yetiştiği için halkın büyük sevgisini ve saygısını kazanmış.

1959 yılında yapılan katliamın intikamını almak için kurulan mücadele timlerinin başına geçip, milletine her şeyini vererek hizmette bulunmuş. Bir süre sonra Bağdat'a yerleşir. Burada milli davaya elinden gelen her türlü yardımı yapmaya devam eder. Mart 1979 yılında tutuklanır ve 16 Ocak 1980 günü diğer dava arkadaşları ile birlikte idam edilerek diğer arkadaşları gibi şahadet mertebesine ulaşır.

kerkuk_katliami8
Şehit Rıza Demirci

Rıza Demirci, 1928 yılında Kerkük'te doğmuştur. İlk,orta ve lise öğrenimini burada tamamlamıştır. Liseyi Kerkük Lisesinde bitirdi. Liseden mezun olduktan sonra yüksek tahsilini yapmak üzere Türkiye'ye gelmiştir. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi'ne girdi. Orman Fakültesi'ni 1951 yılında bitirdi. Buradan mezun olduktan sonra aynı yıldan itibaren Irak'a dönmüştür. Aynı yıl içerisinde Erbil ve Kerkük Orman Bölge Müdürlüklerini kurmıştur. Bundan sonra Türkiye'ye dönmüş ve 1959 yılında İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Ambalaj Bölümü'nden doktorasını almıştır. Daha sonra Bağdat Orman Genel Müdürlüğü Teknik İşleri Daire Başkanlığı ve Genel Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulunmuştur.

Dr. Rıza Demirci, 07.05.1960 yılında Bağdat'ta kurulan Türkmen Kardaşlık Ocağı'nın kurucularındandır. Türkmen Kardeşlik Ocağı en aktif üyelerinden birisiydi. Ocak bünyesi içerisinde çok başarılı işler yapmıştır. Bunların en önemlilerinden birisi, Kardeşlik Ocağı içerisinde bir Öğrenci yurdu açıp,burayı yönetmesidir. Bu vesile ile yüzlerce Türk öğrencisinin en iyi şekilde tahsillerini yapmalarını sağlamıştır. Ayrıca, Kardaşlık Dergisi'nin çıkarılmasında, Irak Türkleri hakkında gerek coğrafik gerekse tarihi araştırmalar yapmasında, Irak'ta bulunan Türk nüfusunun yerleşim sahalarının tespitinde büyük çabalar harcamıştır.

Dr. Rıza Demirci, Irak Ormancılık ihtisasındaki gelişmelere büyük katkılar sağlayıp, başarılı bir bilim adamı olduğunu da ispatlamıştır. Bununla birlikte milli şuuru yüksek, mütevazı, yardım sever, milli davasını her şeyin üstünde tutan, görevine bağlı ve cesur bir kişiliğe sahipti.

Mart 1979 tarihinde diğer dava arkadaşları ile birlikte tutuklanıp 16 Ocak 1980'de idam edilmiştir. Ancak bugüne kadar ne cenazesi teslim edilmiş, ne de idamı doğrulanmıştır.

Kerkuk.net
haberiniz.com

http://www.guncelmeydan.com/pano/

Son Yazılar