Balyoz Davası’nın Temeli Çürüktür!

Bugün gazetelerde, Gölcük Donanma Komutanlığı içerisinde gerçekleşen bir arama sonucunda ele geçtiği iddia olunan bir kısım belgelerin Balyoz Davası dosyası içine dâhil edildiği ve yargılama faaliyetinin bir parçası olarak değerlendirileceği bilgisi yer almaktadır. Bu bilgi Mahkeme Başkanı tarafından da doğrulanmıştır.


Bu konu hakkındaki düşüncelerimiz bugün Mahkemede dile getirilmek istenmiş ancak Mahkeme Başkanı iddianame okunma aşamasında olduğundan ve söz konusu dosyaların taranma işlemi bitmediğinden konunun ilerleyen günlerde değerlendirileceğini belirtmiştir.

Ceza Muhakemesi Kanunumuz yargılama faaliyetinin soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki aşamadan meydana geldiğini düzenlemektedir. Soruşturma aşaması davaya esas delillerin toplandığı ve iddianamenin hazırlandığı aşamadır. Kovuşturma aşaması ise iddianamenin Mahkeme tarafından kabulü ile başlayan ve sanık sorguları ile delillerin tartışıldığı aşamayı ifade etmektedir. Bu çerçevede iddianamenin kabulü ile birlikte sanıklar haklarındaki isnatları öğrenmiş ve buna bağlı olarak savunma hazırlamaya başlamış olmaktadırlar. Bu aşamadan sonra yeni delillerin ortaya koyulması ancak Mahkemenin sanıkların talebi veya sorgu işlemleri sonrası resen vereceği bir karar ile mümkün olabilmektedir. Ayrıca bu noktada ciddi sahtecilik iddialarının bulunduğu bir durumda, sanıkların aleyhine olan delillerin yanında lehine olan delillerin de toplanması ve iddiaların araştırılması da gerekmektedir.

Olayımızda yaşanan ise delilleri toplanmış ve iddianamesi hazırlanmış olan bir dosyaya soruşturma aşamasındaki dokümanların dâhil edilmesi durumu bulunmaktadır. Bu şekildeki delil ikamesinin devam etmesi evrensel hukuk kurallarına aykırılık teşkil etmektedir. Öyle ki gelinen aşamada sanıklar hangi delillere dayanarak suçlandıklarını bilmekte ve buna göre savunmalarını hazırlamaktadırlar. Ancak her defasında devam eden soruşturma dosyalarından dâhil edilecek yeni delillerle savunma hazırlamak mümkün değildir. Bu bir anlamda sanıklar hakkında soruşturmanın devam etmesi anlamına gelmektedir ki bu uygulama AİHS’nin 6. Maddesine aykırılık teşkil etmektedir.

Balyoz Davası dosyasında yer alan belgelerin 2009 yılında oluşturulmuş olduğu hususu iddianame ek klasörlerinde yer alan dokümanlar üzerinde bizim tarafımızdan yapılmış araştırmalar sonucu ortaya koyulmuştur. Bunun yanında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılan müzekkerelere verilen cevaplarda tarafımıza 6 klasör halinde dağıtılmış, bizim tespit ettiğimiz konular dışında birçok sahtecilik belirtisinin de bu dosyalarda bulunduğu görülmüştür.

İddianamenin hazırlanmasına temel oluşturan CD’lerin sahteliği bu olgularla ortayken yeni delillerin dosyaya dâhil edilmesi de bir anlam ifade etmeyecektir. Zira tespit edilen tüm olgular Balyoz Davası’nı temelden çürütmektedir. Çürük bir temele yeni tuğlalarla bina inşa etmek mümkün değildir.

Dünya yuvarlaksa bu bilimsel bir tespitin sonucudur. Dünya yuvarlaktır diyen filozofun engizisyon mahkemelerinde yargılanması hiçbir anlam ifade etmemekte ve gerçeği değiştirmemektedir. Bu davada yer alan sahteciliklerin yeni delil ikamesi ile ortadan kaldırılması mümkün değildir.

Av. Hüseyin ERSÖZ (Çetin DOĞAN Vekili) - 14 Ocak 2011 - İlk Kurşun
http://www.ilk-kursun.com/

Son Yazılar