levent kirca1 1

Adalet Sizsiniz!

Rutkay Aziz.

Ankara Sanat Tiyatrosunun efsane yönetmeni ve oyuncusu…

Aslında Galatasaray Üniversitesi Gazetecilik Okulu mezunu…

Başta “CUMHURİYET” olmak üzere birçok ünlü filmde ve dizide milyonlarca insanın hayranlıkla izlediği aktör…

Türkiye’de “tiyatro” denince ilk akla gelen isimlerden…

Taner Barlas…

Hukuk eğitiminden sonra yurt dışında tiyatro ve pandomim eğitimi alan, çok sayıda tiyatro oyunu yöneten ve oynayan bir sanatçı 1986’dan beri de onlarca film ve dizide oynadı.

Usta ve saygın bir oyuncu….

Bu iki usta oyuncu 2012’den beri Ümit Denizer’in senaryosunu yazdığı ADALET SİZSİNİZ adlı oyunu sergiliyorlar. Birlikte turne yapıyorlar. Zaman zaman engelleniyorlar, yasaklanıyorlar.

*** *** ***

Oyun 9 Şubat 2020 günü Anamur’da da sahnelendi, izledim.

Sekiz yıldır birçok övgü alan oyun ve sanatçılar elbette övgüyü hak eder.

Öyle de olmalı…

Oysa ben övgüden çok yergiyi hak ettiği kanısına vardım.

Nedeni var:

Türkiye’de nesnel bir gözlemle izlenimler yazmak lanetlenmek gibidir.

Bizde sevdiğine, yandaşı olduğuna kusur bulmak ayıp sayılır. Bu yüzden de onların yaptığı her şeyi beğenme zorunluluğu duyulur.

Eleştiri “hainlik ve düşmanlık”, dahası ihanet olarak görülür. İçten içe “doğru” dense bile, yazanı suçlamak görev olarak kabul edilir.

Bu oyun üzerine yazılanlara bir göz attım.

Sadece övgü vardı.

Oysa, sahnede izlediğim oyun övgüyü pek hak etmiyordu.

Bu yazı, bu yüzden yazıldı.

*** *** ***

Önce oyundan başlayalım:

Özellikle “BATI” dünyasında tarihsel olarak ünlenmiş adaletsizliklerden üç tanesi seçilmiş.

Elbette daha binlercesi var.

Kopernikus ile Galileo arasındaki Giordano Bruno bile atlanmış! Adam Galileo’dan önce idam edildi ve yakıldı. Ün, kaypak Galileo’nun olmuş! Cadı avcılığından söz yok.

Binlerce büyük adaletsizlik sanki hiç olmamış!

ABD deki bir banka soygununun suçu iki İtalyan göçmene yüklenmiş. İdam edilmişler.

Yani ABD’de sıradan olaylardan biri.

ABD’de Rosenbergler gibi, ya da siyah-beyaz mücadelesindeki binlerce adaletsizlik gibi örnekler varken, Sacco ve Vanzetti olayı neden bir oyunun konusu olabilir?

Sıradanlığı yüzünden mi?..

“BATI” dediğimiz ülkelerin tarihleri büyük adaletsizliklerle dolu. Hepsi unutulmuş. Adalet ve insan hakları kavramı birkaç olaya sıkıştırılmış, basitleştirilmiş!

Oyun anlatısının özenle yazılmadığı, etkili diyalogların seçilemediği, izleyiciyi çok yakalayamadığı belliydi.

Üstelik yıllardır büyük adaletsizlikler içinde yaşayan,  her gün yüreğinde duyumsayan insanlardık.

Çünkü; bizdeki adaletsizliklerin yanında sahnede verilen örnekler bir hiçti.

Kısaca; senaryo zayıf…

Bunlar ‘oyun yazarının eksiklikleri, oyunun yetersizliği’ diye nitelenebilir.

Ben de diyorum kİ;  ünlüler rol aldıkları oyunlardan da sorumludurlar.

Oyun ne denli iyi olursa, oyuncu da o denli iyi oynamaya istek duyar.

*** *** ***

Egemenler adaleti kendi çıkarları için kullanırlar. Kurulan ilk devletlerden beri böyledir.

Kendi düzenlerini kurarak karşıtlarını susturmak, iktidar savaşlarının temel amaçlarından biridir. Kim iş başına gelirse gelsin, becerebilirse yargıyı bir silah olarak kullanmak ister.

Günümüzde de..

Evrensel insan ve yurttaş haklarının ulaştığı düzeyde bile dünyada en yakıcı uygarlık sorunlarından biri adalettir.

Seçilen örnekler konuyu yeterince vurgulayamıyor.

Batı tarihinden üç örnek seçilerek adalet üzerine 50 dakikalık bir oyun yazılmış.

Sanki çocuk oyunu gibi, kısa. Ve sanki izleyici aldatılmak istenmiş!

*** *** ***

Bu oyun, iki büyük sanatçı tarafından (8 yıldır) aralıklarla sahneleniyor.

İzleyici mıhlanmış gibi sahneye bakıyor. Ustalara saygıdan… Oyuncularda buz gibi bir ifade… İzleyici ile diyalog yok. Sahnede iki yabancı… Heyecansız, ruhsuz, o değilden ağızdan dökülüveren, kimi anlaşılmaz, iğreti sözcükler…

Tekdüze bir yorum!..

Usta sanatçıların baştan savma rollerini izlemek, açıkça hiç de zevkli olmuyor. Sanat adına övülecek bir tarafı yok.

Anadolu, “turnedir, ne yapsak yeridir” diyen anlayışın basmakalıp gösterilerinden bıktı artık.

Büyük sanatçıların, her yerde, her oyunda ve her ortamda büyük sanatçı olduklarını göstermeleri beklenir. Büyüklük, sanatçı duyarlılığının, heyecanının canlılığıyla, devamlılığıyla kanıtlanır.

Özellikle Rutkay Aziz, ağır ve isteksiz hareketleriyle hayal kırıklığı yarattı.

Hasta olduğu izlenimini verdi.

Öyleyse, içtenlikle geçmiş olsun… Sahneye çıkmamalı… Sağlığı için…

*** *** ***

levent kirca2

Düşünmeden edemiyorum.

“BATI” ya özenmek, onların sıradan veya klasik oyunlarını sahte tiratlarla, jestlerle anlatmaya çalışmak yerine, tarihimizden, kendi içimizden, yaşadığımız konuları oynasak çok daha güzel olmaz mı?

İmamı Azam, Hallac-ı Mansur, Nesimi, Bedrettin, Pir Sultan ve daha yüzlercesi…

Tarihimizde o kadar çok, o kadar büyük örnekler var ki!

Batı’dan alınanlar solda sıfır kalır.

Yaşamakta olduğumuz adaletsizliklere ne diyelim?

Suçluların suyun başını tuttuğu bir sistemde, masumların her gün suçlu ilan edildiği bir düzende, adaleti bunun gibi taklit oyunlardan mı öğreneceğiz?

levent kirca1

Böyle zamanlarda, gerçekliği kuşkulu oyunlar yerine, yaşadığımız gerçekliği göz önüne seren eserler sahnelenmeli…

Levent Kırca’yı, Müjdat Gezen’i arıyorum.

mujdat gezen1

*** *** ***

İktidarlar adaletsizdir.

Bütün tarih boyunca hiçbir iktidar gerçekten adaletli bir düzeni temsil edememiştir.

İnsanlık tarihi, aynı zamanda insan hakları mücadelesi demektir.

Bu açıdan bakılınca bütün iktidarlara “ADALETSİZSİNİZ” diye haykırabiliriz.

İnsan toplulukları -geçmişte olduğu gibi – adalet mücadelesine devam ediyor.

Bazen tökezleyip, bazen düşerek…

Ama her seferinde yeniden kalkıp ilerleyerek…

Böyle genel bir açıdan bakınca bütün insanlığa dönüp ADALET SİZSİNİZ demek, asıl gerçeği vurgulamak değil midir?

Bu uğurda yaşamını verenlere selam saygı ve minnetle…

Altan ARISOY – 11 Şubat 2020

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Son Yazılar