ayaga kalkmanin zamani geldi225

2020 yılından neler bekliyorum?

Çok şeyler bekliyorum 2020 yılından.

Demokrasi mücadelesi bekliyorum en baştan.

Tek Adam’la 16 milyon insanın mücadelesini bekliyorum.

İstanbul bu mücadelenin ekseni olacak.

İstanbul Belediye Başkanlığı seçimi de demokrasi sınavı olmuştu. 

Kanal İstanbul da yeni bir demokrasi mücadelesi sınavı olacak.

2020 yılında bunu yaşayacağız.

Halkın demokratik azmi, Tek Adam’ın inadını yenecek.

Azim ile inat arasındaki fark, sağduyulu akıldır.

Azimde sağduyulu akıl vardır, inatta ise hırs ve kibir vardır.

Evet, zaman kaybedilir; evet, enerji yanlış yere harcanır ama azim kazandığında o mücadele boşa gitmez.

Halkın demokratik azmi Tek Adam’ın inadını yenecek.

2020 yılında bunu göreceğiz.

Kaderine sahip çıkmak!

Uygarlık, kaderini ilahi güçlerin belirlemesi ile kaderine sahip çıkan insan arasındaki mücadelenin sonucudur.

Aydınlanma, ortaçağın ilahi güçlerin çizdiği kadere itaat etmesine “karşı çıkan insan”ın kendi kaderine karar vermesidir.

Bu çatışma günümüzde de sürüp gidiyor.

Ülkemizin 100 yıl öncesinde büyük Atatürk’ün çizdiği “Aydınlanma Yolu”nda uygarlığa yönelişi, dinci siyasetin yeniden “ilahi güçlere itaat” dayatmasıyla karşı karşıya.

2020 yılı, dinci iktidarın şeriat dayatmasıyla, toplumun laik yaşam kararının mücadele yılı olacak.

100 yıl önce, 23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Saray’daki sultan halifenin iktidar gücünün halka verilişinin anlamlı simgesidir.

Bugün, yeniden Saray’a verilen Tek Adam iradesinin halk iradesine devir mücadelesi yaşanmaktadır.

82 milyon insan Tek Adam’ın kararlarına itaat ederek mi yönetilecektir, yoksa kendi kararlarını kendisi mi verecektir?

Bu sorunun yanıtı 2020 yılında verilecek, düğüm çözülecektir.

Uygarlık yolunda yürümek ile kabile olarak kalmak arasındaki karar bu yıl verilecektir.

Her konu, bu kararın bir sorunu olarak toplumun karşısına çıkacaktır.

Asgari ücret de budur, laik eğitim de budur, bilimin yerine safsatanın geçmesi de budur, sanatın horlanması da budur.

Her şey, ama her şey bu toplumun kaderine kimin karar vereceği sorusuyla bağlantılıdır.

Kendi kaderini kendi eline alıp almamak. 

“Olmak ya da olmamak” meselesi budur.

Değişim nasıl olacak?

Ekrem İmamoğlu demokratik bir yol izliyor.

Bu yol, “katılımcı demokrasi”dir.

Her konuda, “16 milyon insanın kararı neyse o olacak” diyor.

Dikkat edilmesi gereken bir yöntem.

Ekrem Başkan, kendisine oy verenleri değil, kentte yaşayan herkesi temsil ettiğini söylüyor ve kararı onların vermesini istiyor.

Katılımcı demokrasi budur.

İzlenecek yol da budur.

82 milyon insan ne istiyor? Söylenmesi gereken budur.

Meclis muhalefeti değil, toplum muhalefeti yapılmalıdır.

Karar verecek olan toplumun bütünüdür.

Sağduyulu aklı temsil eden herkes topluma seslenmelidir.

Sağduyulu akıl, saplantılı inadı her konuda yenecektir.

Çünkü, tarih boyunca da sağduyulu akıl, saplantılı inadı yenmiştir.

Ya kaybedilen zaman?

Ya kaybedilen onca para, enerji, umut?

Ya kaybedilen canlar, kaybedilen güven, kaybedilen huzur?

O kayıplar da girilen yanlış yolların bedelidir işte.

1919’un yüzüncü yılında, kaderimizi yeniden elimize alalım.

Güvenle yaşayacağımız sevgi dolu, saygı dolu uygar bir hayatımız olsun.

Yaşayacağımız kaderi hak edelim.

2020 yılı bizim uygarlık yılımız olsun... 

Erdal ATABEK – 30 Aralık 2019

Son Yazılar