kanal istanbul felaket senaryosu

Boğaz’a kuma olmaz !

Çürük bir dişin kanal tedavisinde matkap sesi çok berbat.

Yandaş medyanın hiçbir kanalını en az yedi yıldır izlemiyorum.

Kanal sözcüğü kanalizasyonu çağrıştırıyor.

İnsan yapımı Süveyş Kanalı’nı geçtim ama İstanbul Boğazı bambaşka bir olay.

Boğaz tektir ve ihaneti kaldıramaz.

Boğaz’a kuma yakışmaz.

Boğaz yani Bosphorus’ın mitolojideki hikayesini mutlaka okuyun.

Kanal İstanbul’a karşı olanların onlarca haklı gerekçesi var ve olmalı.

Kanal’dan yana olanların ise söylemlerinde önemli hiçbir gerekçe yok.

İstanbul’a ihanet ettik’ diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kanal İstanbul’u savunması ise ayrı bir hikaye.

Karşı çıkanların onlarca nedeni var ama benim ilgimi en çok şu Montrö hikayesi çekiyor.

Yani Amerikan savaş gemilerinin Karadeniz’e gidip yerleşme çabası.

Bunun için de gemiler ‘ön koşullu’ Boğaz’dan değil de ‘koşulsuz’ Kanal İstanbul’dan geçmeli.

Doğruysa bu iddia çok vahim.

Medyaya yansıyan haber ve yorumlara bakılırsa Amerikalılar 2006’dan bu yana bu işin peşinde.

Kanal İstanbul’dan savaş gemilerini geçirecek olan ABD Karadeniz’e kıyısı olan ve aynı zamanda NATO üyesi Romanya ve Bulgaristan limanlarına gidip yerleşecek.

Böyle bir olasılıktan yola çıkan ABD daha sonra Rusya ile kavgalı Ukrayna ve Gürcistan limanlarında da demir atar.

Böyle bir durumda Rusya’nın nasıl bir tepki göstereceği belli olmaz ama İstanbul ve Çanakkale boğazları için birçok senaryo yazılabilir.

Örneğin Montrö tartışılırken Erdoğan Amerikan tehditlerine tepki olarak İncirlik ve Kürecik üslerinin kapatılmasından

söz etti.

Erdoğan bunları söylerken üslerin genişletilmesi ve geliştirilmesi için ABD-Türkiye arasında bir anlaşmanın imzalandığı haberi geldi.

ABD’nin tek başına ya da NATO içinde Türkiye’nin birçok yerinde onlarca üsleri var.

Ama aynı ABD Fırat’ın doğusunda PYD/YPG’ye yardım ediyor ve son olarak Güney Kıbrıs’a silah satışına başladı.

Böyle bir ABD’ye Kanal İstanbul kıyağı çekilecekse bu çok ilginç olur.

Rusya’nın tepkisiz kalacağını düşünenler nasıl yanıldıklarını göreceklerdir.

Türkiye’nin Rusya ile olan ilişkilerini 2016 öncesine götürmek isteyenler Ankara’nın bu coğrafyanın her yerinde Moskova ile karşı karşıya kalınacağını bilmelidir.

Anlaşılan bazı iç ve dış ‘mihraklar’ Erdoğan-Putin dostluğundan ya da minimumda yakın ilişkisinden memnun değil ve Amerikan aşkıyla yanıp tutuşuyorlar.

Boğaz ihaneti kaldırmaz ve asla affetmez.

Din adına konuşanlar için işe yarar mı bilinmez ama Allah isteseydi İstanbul için ikinci bir Boğaz yaratırdı.

Biri gidiş diğeri geliş için.

Biri Rus ikincisi Amerikan gemileri için.

On tane kanal yapılsa bile hiçbiri Boğaz’a benzemeyecektir.

Bu Boğaz’ın iki yakasında Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet’in anılarıyla izleri var.

Bu bir kimlik ve tarihtir ve tarihine saygılı olmayan devletler, toplumlar ve insanlar er ya da geç bedelini ağır öderler.

İstanbul halkı bunun için Ekrem İmamoğlu’nu 800 bin oy farkıyla seçti.

İstanbullular eski İstanbul’un sadeliğini, sakinliğini, temizliğini, yeşilliğini ve kaybolan birçok özelliğini özlediği için İmamoğlu’na oyunu vermiştir.

İstanbullular vasat düşünce kalıplarının İstanbul’a egemen olmasına ve kenti ele geçirip boğmasına artık tahammül edemiyor.

İstanbul’a gönül vermiş her insanın belleğinde ve benliğinde mutlaka bir Boğaz hikayesi vardır.

Benim gibi.

Tam 50 yıl önce bu kente geldiğimde İstanbul Topkapı’da bitiyordu.

Sonrası Londra Asfaltı’ydı.

Topkapı’dan çıktınız mı Avrupa’ya yol alırdınız.

Boğaz’ın her iki yakası yemyeşildi.

Emirgan’da Lale Bayramı’dan sonra arkadaşlarla birlikte Beşiktaş’a kadar yürür hiç yorulmazdık.

Arap kral, emir ve şeyhler henüz İstanbul’u keşfetmemişti.

Eski Suudi Kral Abdullah Sevda Tepesi’ni henüz satın almamıştı.

Katarlılar piyasada henüz yoktu.

Kanal İstanbul onlar için yapılıyorsa bu çok ilginç.

Katar’da ABD’nin iki büyük üssü var, Katar Amerika’nın ve Türkiye müttefiği ama Katar ve ABD farklı gerekçelerle Kanal İstanbul’a ilgi duyuyor.

İyi de AKP neden bu kadar heyecanlı?

Biliyorum ve bildiğim için de bir Cerablus’lu olarak ben bu Kanal’a karşıyım.

Hüsnü MAHALLİ - 27 Aralık 2019

Son Yazılar