ataturk her millet hukumetin icraatina ortaktir225

Kara delik !

Geçen hafta dört Latin Amerika ülkesinde seçim vardı.

Çıkarılması geren çok ders var.

2015'te seçimi kazanarak Başkan olan Sağcı Mauricio Macri Arjantin'de her şeyi sattı, yabancı sermayeye büyük imtiyazlar tanıdı, türlü türlü yolsuzluklara bulaştı, Dünya Bankası'ndan (ABD'nin torpili ile) 45 milyar dolar borç aldı ama halkın % 38'i açlık sınırının altında yaşıyor.

Geçen hafta yapılan seçimlerde solun adayı Alberto Fernandez başkan seçildi. Bir önceki dönemin başkanı solcu Cristina Kirchner başkan yardımcısı oldu.

Oysa ABD ve İsrail destekli yabancı sermayenin kontrolündeki medya solun önünü kesmek için inanılmaz rezillikler yaptı ama işe yaramadı.

Oysa Ekim 2018'de Brezilya'da yapılan seçimlerde işe yaramıştı.

Irkçı, faşist ve dengesiz emekli yüzbaşı Bolsonaro solcu İşçi Partisi'nin adayı Fernando Haddad karşısında açık arayla başkan seçilmişti. Çünkü medya, büyük şirketler, askerler ve Yüksek Mahkeme ayarlanmıştı.

2003-2010 döneminde başkan olan Lula da Silva'nın seçime girmesine izin verilmedi ve bir binayı para ödemeden restore ettirdiği için hapse atıldı.

Silva'dan sonra başkan seçilen Solcu Dilma Rousef bütçe açığını saklamak için bazı rakamları düşük gösterdiği için Senato tarafından Ağustos 2016'da görevden alınmış yerine yardımcısı  Michel Temer getirilmişti.

O da CİA işbirlikçisi çıkmıştı.

Dönelim geçen haftaya.

Şili'de toplu ulaşıma getirilen zamlar sonrasında başlayan gösteriler devam ediyor. Hükümetin zamdan geri adım atmasına rağmen gösteriler alevlenirken Devlet Başkanı sağcı Sebastian Pinera 8 bakanı görevden almak zorunda kaldı.

Oysa oy kullanma oranının %48 olduğu Aralık 2017 seçimlerinde Solcu Alejandro Guillier'i yenerek Başkan olan milyarder Pinera halka ‘Zengin olacaksınız' diyerek oyların %54'ü almıştı.

Bolivya'da yapılan seçimlerde solcu lider Evo Morales dördüncü kez sandıktan zaferle çıktı.

Kolombiya'da devlet başkanlığından sonra ülkenin en önemli ikinci makamı olan başkent Bogota belediye başkanlığını solcu aday Claudia Lopez kazandı. Yapılan yerel seçimlerde 32 vali, 1000'den fazla belediye başkanı ve binlerce yerel meclis üyesi seçildi.

Solcu adaylar bir çok yerde zafer kazandı.

Kolombiya bir yıldır ABD'nin devirmeye çalıştığı Maduro'nun ülkesi Venezuella'ya komşu ve CİA ile Mossad burada üs kurarak darbe planlamaya devam ediyor.

2010-2015 yılları arasında ‘dünyanın en fakir başkanı' ya da ‘saraysız başkan' olarak ünlenen Mujica'nın yönettiği  Uruguay'da birinci turu yapılan seçimleri başkent Montevideo'nın belediye başkanı Solcu Daniel Martínez kazandı. İkinci tur üç hafta sonra.

Müslüman olmadıkları için bu ülkelerin hiçbirinde adaylar din-iman gibi laflar etmedi.

Kimse kimseyle savaşmadığı için de vatan-millet sloganları havada uçuşmadı.

Dış destekli iş çevreleri sağcı adaylara sahip çıkarken solcu adaylar yoksul halkın dertlerine derman olacaklarını söyleyerek seçim kampanyası yaptılar.

İnsanlar özellikle işsizlik, pahalılık, vergiler, zamlar, sağlık sigortası ve eğitim konusunda kendilerini ikna eden adaylara oy verdi.

Biraz da ABD'ye karşı direnmek için.

Sol bunun için kazandı.

Hem de ABD'nin arka bahçesi sayılan ülkelerde.

Bir zamanlar CİA'nin darbelerle yönettiği ülkelerde.

Filmlere konu olmuş işkence ve katliamların bolca yaşandığı ülkelerde.

Ama her şeye rağmen orası Ortadoğu yani İslam coğrafyası değil.

Ortadoğu bir kara delik gibi her şeyi yutar ya da içine çektikçe çeken bir bataklık.

Latin Amerika'da Bermuda Üçgeni vardı ama bizimki daha afilli.

Nedeni ise yoksulluk, cehalet ve dini bağnazlık.

Üstelik petrol, doğalgaz ve benzeri zengiliklerin bolca bulunduğu ülkelerdeyiz.

Hainler için verimli topraklar.

100 yıldır herkes herkesle savaşıyor, her ülkede herkes herkesi boğazlıyor ve emperyalist ülkeler herkesle dalga geçiyor.

Kanlı Arap Baharı ve sonrasında yaşanan bunca karmaşık ve kanlı gelişme son örnek.

Ders alan var mı?

Çok az.

Bari Latin Amerika ülkelerine baksınlar.

Onu da yapamıyorlarsa sürünmeye devam etsinler.

Hüsnü MAHALLİ - 01 Kasım 2019

Son Yazılar