besar esad19 1

Beşar Esad : "Türk ordusu ve güvenlik kuruluşları Erdoğan'a karşılar."

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Türkiye ile askeri düzeyde görüştüklerini ileri sürerek :

"Türk ordusu ve güvenlik kuruluşları Erdoğan'a karşılar. Bizi onlarla görüşmeye iten sebep de buydu" dedi.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, IŞİD lideri Ebubekir el-Bağdadi’nin yok edilmesi konusunda ABD ile temaslarının olmadığını ve deliller sunulmadan gerçekten öldürüldüğüne inanmayacaklarını belirtti.

Suriye devlet televizyonuna konuşan Esad, “El Bağdadi’nin yok edilmesi konusunda Amerikan kurumlarıyla hiçbir temasımız olmadı. Daha da önemlisi, bu operasyonun gerçekten olup olmadığını bilmiyoruz” ifadelerini kullandı.

SANA'nın aktardığına göre ABD’nin henüz IŞİD liderinin öldüğüne dair hiçbir delil sunmadığını kaydeden Esad, “Suriye’nin ABD’ye bu konuda yardımcı olduğu konusunda ise haberlerden öğrendik” dedi.

Suriye lideri ayrıca terör ideolojisi yaşadığı sürece Bağdadi ve diğer militanların ölümünün hiçbir şey değiştirmeyeceğinin altını çizdi.

"BU AYNI BİN LADİN SENARYOSU"

Esad şu ifadeleri kullandı:

"Amerikalı herhangi bir kurumla hiçbir bağlantımız yoktur. Bundan daha önemlisi ise operasyonun gerçekten olup olmadığıdır. Radarlarda hiç bir uçak belirmedi. Bağdadi’nin cesedi neden görüntülenmedi? Kendileri parçalardan söz ediyor.. Bu aynı Bin Ladin senaryosu. Mukabilinde çıkarmamak için muhtelif gerekçeler kullanacaklarsa A’sından Z’sine kadar Irak Başkanı Saddam Hüseyin’i yakalama operasyonuna döneceğiz. Onun fotoğraf ve videolarını yayınladılar. Çocuklarını birkaç ay sonra öldürdüklerinde ise cesetlerini oldukları gibi yayınladılar.

Bin Ladin’in ölümüyle bugün Bağdadi’yi öldürme operasyonunu neden gizlediler? Bu Amerika’nı hilelerinden biridir. Ancak delil getirirlerse inanabiliriz. Bütün söylediklerine inanamayız. Amerikalı politikacı aksi ispatlanana kadar suçludur. Aksi ispatlanana kadar suçsuz değildir."

“BAĞDADİ BİR BAŞKA İSİMLE BAŞKA BİR ŞAHISLA YENİDEN ÜRETİLECEK”

Esad, Bağdadi’nin öldürülmesinin IŞİD’in sonu olup olmayacağına dair soruya şöyle yanıt verdi:

“Her şeyden önce Bağdadi IŞİD’i temsil ediyor. IŞİD ise radikal vahhabi ideoloji olan bir ideolojiyi temsil ediyor. Bu ideolojinin bugünkü yaşı iki asırdan fazladır. Bu ideoloji bitmediğine göre bu Bağdadi’nin ölümünün hiç bir etkisinin olmadığı anlamına geliyor veya IŞİD’in tamamen ölümü dahi bu radikal ideolojiye hiç bir etkisi yok anlamındadır.

Ama şahıs olarak Bağdadi’yle ilgiliyse bilinen bir gerçek var ki Bağdadi Irak’ta Amerikan hapishanelerindeydi. Bu rolü oynaması için kendileri çıkardılar. Kendisi salt bir şahıstır, herhangi bir anda herhangi bir zamanda değiştirilir, değiştirilebilir. Acaba kendisi gerçekten öldürüldü mü? Acaba öldürüldü de muhtelif yollarla mı? Yoksa kaçırıldı mı? Ya da kayıplara mı karıştırıldı? Yoksa plastik cerrahi ile mi değiştirildi? Allah bilir? Amerikan politikası Holywood’tan farklı değildir. Hayale itimat eder. Hayal de sanal değildir, hayalden ibarettir. Amerikan politikasıyla yürüyerek onu Holywood’ta görebilirsin. Holywood’u da Amerikan politikasına getirebilirsin. Öyle zannediyorum ki bu konuyla ilgili olan ne varsa hepsi sahtedir. Bağdadi bir başka isimle başka bir şahısla yeniden üretilecek. Belki de IŞİD’in tamamı yeniden üretilecek, hacet gereği yani. Başka bir başlık ile. Lakin ideoloji, kullanma ve direktör aynı direktör ki o da Amerika’dır.”

ERDOĞAN'LA GÖRÜŞME KONUSU: "BÖYLE BİR TOPLANTIDAN ONUR DUYMAZDIM ANCAK..."

Esad, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşme konusunda "Ulusların çıkarları söz konusu olduğunda, kişisel duygularımızı bir kenara bırakmalıyız" açıklamasını yaptı.

Esad, şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan ile görüşme konusunda ne hissedeceğimi soruyorsanız, ben kişisel olarak, Erdoğan'ın grubundan ya da onun ideolojisini temsil eden biriyle el sıkışmak zorunda kalırsam, böyle bir toplantıdan onur duymazdım. Ancak ulusların çıkarları söz konusu olduğunda, kişisel duygularımızı bir kenara bırakmalıyız. Eğer bir araya gelmek sonuç verecekse, ulusların çıkarları için her şeyin yapılması gerektiğini söyleyebilirim.

Bu, devlet sorumluluğudur. Türkler için koşullar değişmediği sürece, bir görüşmenin sonuç vereceğini zannetmiyorum. Erdoğan ve destekçileri fırsatçı oldukları için, fırsatçı bir organizasyona ve fırsatçı bir ideolojiye bağlı oldukları için, sonuçları değişen koşullara göre oluşturacaklardır. Baskı altında olduklarında, iç ve dış koşullarına ya da Suriye'deki başarısızlıklarına bağlı olarak, sonuç geliştirebilirler.”

"TÜRK ORDUSU VE GÜVENLİK KURULUŞLARI ERDOĞAN'A KARŞILAR BİZİ ONLARLA GÖRÜŞMEYE İTEN SEBEP DE BUYDU"

Sputnik'in aktardığına göre; “Türkiye ile askeri düzeyde görüşüyoruz” diyen Esad “Keseb'de muhtemelen iki veya üç toplantı yapıldı ve Rusya'da bir veya daha fazla toplantı yapıldı. Sayıyı tam olarak hatırlamıyorum, zira son iki yılda meydana geldiler. Ancak gerçek bir sonuç olmadı. En azından Astana'da kararlaştırılan İdlib'in silahtan arındırılmış bölgesinden çekilme ile ilgili bir çözüme ulaşmayı bekliyorduk. Bu yaşanmadı” dedi.

Esad sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizim için İsrail ile onlar (Türkiye) arasındaki fark, (İsrail'in) devlet olarak varlığını tanımıyor oluşumuzdur. Biz İsrail halkının varlığını tanımıyoruz. Milattan birkaç yüzyıl önce var olan İsrail halkından başka bir İsrail halkı yoktur. Şimdi onlar, gelip toprak işgal eden ve insanlarını yerlerinden eden diasporadır. Türk halkı ise vardır ve bizim komşularımızdır. İyi-kötü bir tarihimiz var. Türkiye bir devlet olarak vardır ve bizim komşu ülkemizdir. Türkiye var olmaya devam edecektir ve Türkler de kardeşçe bir halk olarak kalmalıdır. Erdoğan başta Suriye halkına düşmanlık yaratmak için Türk halkını arkasına alabileceğini zannetti ancak eli boş döndü. Bakış açımızın böyle olmaması konusunda dikkatli olmak zorundayız. Şunu tekrar vurguluyorum, bazı insanlar, siyasi güçler değil, Türk ordusu ve güvenlik kuruluşları Erdoğan'a karşılar. Bizi onlarla görüşmeye iten sebep de buydu.

Rus ve İranlı dostlarımızla yaptığımız görüşmelerin de konusu buydu. ‘Evet, sizi savunuyoruz ancak en nihayetinde bu meselenin asıl sahipleri sizlersiniz’ dediler. Bu doğru, topraklar bizim ve mesele de bizim, dolayısıyla herhangi bir sonuç ummasak da onlarla doğrudan görüşme düzenleme gibi bir görevimiz var. Belki sonuç elde edebileceğimiz günler de gelecektir, başta Türkiye'nin iç durumundakiler olmak üzere, dünyadaki ve Suriye'deki değişiklilerle birlikte.”

“TÜRK ORDUSU SAVAŞIN BAŞLANGICINDA SURİYE ORDUSUYLA AYNI ÇİZGİDEYDİ”

Esad, Türkiye’nin Suriye’deki faaliyetlerine ilişkin soruya, İdlib’de yaşananları örnek vererek yanıtladı. Esad, şunları kaydetti:

“Türklerin çıkmasını isteyen bir Astana ittifakı var ve bunu gerçekleştirmedi. Ancak bizler İdlib’i kurtarıyoruz. Teröristlerin çıkarılması için siyasi eylemlere, diyaloglara ve muhtelif girişimlere verilen bir yıllık bir gecikme bulunuyor. Bütün fırsatlara yer verildi ve sona erdi. Kurtarmayı gerçekleştirdik -tabi ki aşamalı bir şekilde- askeri operasyon kanalıyla. Aynı şey kuzeyde de olacak. Tüm siyasi imkanlar tükendikten sonra.

Savaşın başlangıcında Erdoğan, Türk halkını düşman yapmak için, Suriye halkı ile Türk halkı arasında bir sorun yaratmayı hedeflediğini de göz önünde bulunduralım. Bu da nasıl gerçekleşir? Askeri çatışma ile. Çünkü Türk ordusu savaşın başlangıcında Suriye ordusuyla aynı çizgideydi. Bizimle tam işbirliği yapıyordu. Ta ki Erdoğan kendi kendine karşı darbe yapıncaya kadar.

Bundan dolayı Türkiye’nin düşman bir devlet olmadığından özenle bu yönde çalışılması mümkündür. Şu anda Erdoğan ve grubu düşmandır, çünkü bu politikalara öncülük ediyor. Ancak şimdiye kadar Türkiye’deki siyasi güçler çoğunlukla Erdoğan politikalarının karşıtıdır. Bu yüzden Türkiye’yi bir düşmana dönüştürmemeye özen göstermeliyiz ki burada dostların rolü geliyor. Rusya ve İran’ın rolü.”

“TÜRKİYE BU SAVAŞTA AMERİKALININ VEKİLİDİR”

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Türkiye’nin Suriye’den çıkmak isteyip istemediğine ilişkin soruyu ise şöyle yanıtladı:

“Eğer çıkmayı düşünüyor olsaydı İdlib’ten çıkardı. Tabi şimdi diyeceksin ki İdlib’te ordu anlamında bir Türk ordusu bulunmuyor. Lakin Suriye sahası, güneyden kuzeye kadar tek saha ve tek operasyon sahası. Türkiye bu savaşta Amerikalının vekilidir. Savaştığımız her yerde de Türk vekiliyle savaşıyorduk. Bütün vesilelerle çıkmadığında, savaştan başka bir seçenek kalmayacaktır. Bu doğal bir şeydir. Lakin ben diyorum ki yakın vadede işi, eğer sonuç vermez ise, muhtelif şekilleriyle siyasi sürece bırakmalıyız. Bu bir düşmandır. Savaşa gideceğiz. Başka bir seçenek de yoktur.”

Rusya’nın, Suriye’nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün korunması prensibine bağlı kaldığını dile getiren Esad, “Soçi mutabakatı, Türkiye’yi durdurdu ve ABD müdahalesinin yolunu tıkadı” diye ekledi.

TRUMP İÇİN DİKKAT ÇEKEN SÖZLER

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, ABD Başkanı Donald Trump’ın ülke tarihinin en iyi başkanı olduğunu belirterek, “Çünkü istediğini açık açık söylüyor, mesela ‘bize petrol lazım’” dedi.

Suriye devlet televizyonuna konuşan Esad, “Trump, ABD tarihinin en iyi başkanı” dedi.

Suriye lideri, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İyi politikacı olduğu için değil, diğerlerine göre şeffaf olduğu için. İstediğini açık açık söylüyor, mesela ‘bize petrol lazım’, ‘şundan kurtulmak istiyoruz’, ‘para karşılığında hizmet sunmak istiyoruz’. ABD’nin politikası böyle. Açık konuşan düşmandan daha iyi ne olabilir?”

Esad, sözlerini şöyle tamamladı: 

"Amerika’nın bütün başkanları siyasi bütün suçları işlerler, Nobel ödülü alırlar, insan hakları savunucuları, yüksek ve benzersiz Amerikan değerleri ve genel olarak Batı değerlerini savunuyor gibi görünürler, ancak kendileri, büyük şirketler, silah, petrol vb. Amerikan lobilerinin çıkarlarını temsil ve ifade eden kanlı bir gruptan ibarettirler.

Trump şeffaflıkla konuşur. Bizler petrol istiyoruz diyor. Bu Amerikan politikasının gerçeğidir, en azından 2. Dünya harbinden sonra... Bizler falancadan kurtulmak istiyoruz. Para karşılığında hizmet sunmak istiyoruz. Amerikan politikasının gerçeği budur. Şeffaf bir hasımdan başka ne isteyebiliriz ki? Bundan dolayı hayır, fark şeklidir, hakikat ise tektir.”

KÜRT GRUPLARLA ANLAŞMA: “ORTADA SİLAHLI GRUPLAR BULUNUYOR BUNLARDAN SİLAHLARINI DERHAL BIRAKMALARINI BEKLEYEMEYİZ BİZLER BUNU KENDİLERİNDEN İSTEMEYECEĞİZ”

Esad, Kürt gruplarla bir anlaşma olup olmadığını da şöyle anlattı:

“Amerikalı ne söylerse söylesin – iletişimin gerçekliğinden bağımsız olsun ya da olmasın –Amerika’nın söylediği her şey, bir düşmana ya da bir arkadaşa olsun, sonuç aynı, güvenilmezdir. Yani bu noktada zamanımızı boşa harcamıyoruz, Kürtlerle yapılan tek Rus anlaşması, Suriye Arap Ordusu ile Kürtler arasındaki anlaşmada – ya da Kürtlerin Suriye ordusuna girmeleri için Kürtler dememek için kendilerini “DSG” olarak adlandıran Kürt gruplarla- bahsini aldığımız konudur.

Elbette ki, Suriye ordusunun tek başına tamamen askeri bir güvenlik eylemi uygulamak amacıyla girmesi mümkün değildir, Suriye ordusunun girmesi, devletin girdiğini tabiridir, devletin girmesi demek, devletin sunması gereken tüm hizmetleriyle girişi demektir. Bu anlaşma oldu. Çoğu bölgelere vardık ama tam bir şekilde değil. Hala çıkan engeller var.

Müdahale ediyoruz çünkü bizim Türk tarafının girmesinden çok önce bu gruplarla doğrudan ve uzun süreli ilişkilerimiz var. Bazen bir yerde cevap alıyoruz ama başka bir yerde bu cevabı alamıyoruz, ancak kesinlikle hizmetlerin tamamının geçişi yani devletin tam otoritesinin geri dönüşüne eş zamanlı olarak Suriye’nin veya Suriye Arap Ordusunun girişi olacaktır.

Tekrar tekrar söylüyorum, bu aşamalı bir şekilde olacaktır. İkincisi bizler otoriteyi eskiden olduğu gibi doğrudan iade etmiyoruz. Ortada somut gerçekler vardır. Bunların ele alınması zaman alır. Devletin gıyabı esnasında ortaya çıkan kamu gerçekleri vardır. Ortada silahlı gruplar bulunuyor. Bunlardan silahlarını derhal bırakmalarını bekleyemeyiz. Bizler bunu kendilerinden istemeyeceğiz. Bizlerin de politikasının aşamalı ve akilane olması gerekiyor. Ayrıca gerçekleri de hesaba katması gerekiyor. Lakin nihai hedef durumun eski haline devletin tam otoritesidir.”

“KÜRTLER ÇOĞUNLUK OLARAK HER ZAMAN SURİYE DEVLETİYLE İYİ İLİŞKİLER İÇERİSİNDEYDİ YENİDEN AYNI ÇATI ALTINDA YAŞAYABİLİRİZ”

Esad, “Bütün olanlardan sonra, yani Suriye devletini ve vatandaşlarını hedef almaları, Suriye Arap ordusunu hedef almalarından sonra, yine bütün savaş yılları esnasındaki rolleri hep kötüydü, Amerikalıya aleni bir şekilde bel bağlamak, bütün bunlardan sonra sayın Cumhurbaşkanım, bizler Suriyeli olarak Kürtlerle birlikte yeniden yaşamaya kadir mi?” şeklindeki soruya ise şöyle yanıt verdi:

“Dakik olmamız gerekirse, bu konu sürekli gündeme gelmektedir. Bazen de aynı sözler özel oturumlarda da öne sürülüyor. Ben de biliyorum ki sizlerin taşıdığı bazen şahsi kanaatler olsun her zaman öne sürülenleri naklediyorsunuz. Olan şey, bu savaş esnasında kavramların çarpıtılmasıdır. Olumlu veya olumsuz bu kitle bu sıfatla adlandırılır demek ne objektiftir ne de akılcılıktır. Aynı zamanda vatani olmamaktır.

Kürtlerden Amerikalıya rehin olmuş ve işbirlikçi mevkiinde olmuş kişiler olmuştur bu doğrudur. Lakin Araplarda da benzer durumlar oldu. El cezire bölgesinde ve Suriye’nin diğer bölgelerinde de oldu. Bu belki de Suriye’deki kitlelerin çoğunda olmuştur. Hasıl olan hata bu işi yapan bazı Kürtlerin, kendilerini sadece Kürtlerin temsilcisi olarak değil bilakis Arapların ve el Cezire bölgesinde bulunan muhtelif kitlelerin temsilcisi olarak görmeleri olmuştur. Amerikalı da silah ve para desteğiyle geldi. Tabii ki sadece Amerikalıdan değil, bu kişilerin orada yaşayan kitleler üzerindeki otoritelerini oturtmak için, bazı Arap Körfez ülkelerinden de geldi. Bizler de orada bulunan herkesin Kürt olduğu kanısına vardık. Hayır, bizlerin şu anda teamülün bu partilerle olduğunu söylememiz gerekiyor.

Ama Kürtler, çoğunluk olarak her zaman Suriye devletiyle iyi ilişkiler içerisindeydi. Bizimle her zaman iletişimde olup, ulusalcı ve gerçek fikirler öne sürüyorlardı. Girdiğimiz bazı bölgelerdeki Kürtlerin sevinci diğer kesimlerden insanların sevincinden az değildi. Bu değerlendirme dakik değildir. Evet, kolaylıkla diyebilirim ki yeniden aynı çatı altında yaşayabiliriz. Eğer cevap hayır olursa, bu Suriye’nin hiç bir zaman istikrara kavuşmayacağı anlamına gelir.”

“ONLARIN ERDOĞAN’IN KALBİNE TÜRK ASKERLERİNDEN DAHA YAKIN OLDUKLARINI SÖYLEYEBİLİRİM”

Esad, İdlib ziyaretinin operasyonun başlangıcına ilişkin bir mesaj olup olmadığını ise şöyle açıkladı:

“Hayır, benim orada bulunmamla başlangıç noktasının hiç bir alakası yok. Ben sık sık sıcak bölgeleri ziyaret ederim. Çünkü o kahramanlar daha zor olan görevi yerine getiriyorlar, ziyaret etmem kadar doğal bir şey yoktur. Lakin İdlib ziyareti belki de bütün dünyanın işin sadece kuzeyden ve Türk ordusunun Suriye topraklarına girişinden ibaret olduğunu saymasından kaynaklanıyor. İdlib’de savaşan herkesin adları her ne kadar, ‘Kaide, Ahrarul Şam vb’ olsa da Türk ordusu olduklarını unuttuk. Ben, onların Erdoğan’ın kalbine Türk askerlerinden daha yakın olduklarını kesinlikle söyleyebilirim.

Gerçekten orada bulunduğum zaman Rusya ile Türkiye arasında bir zirvenin olacağını unuttum. Bir zirvenin olacağını biliyordum lakin o günü değil.”

Sputnik - 31 Ekim 2019

Son Yazılar