jean jaures

Aydın cesareti !

Gençler!

Cesaret göstermek için biteviye öldürmeye mahkûm bir insanlık, lanetlidir.

Cesaret, bugün yeryüzünü kaplayan korkunç, henüz uykudaki savaş bulutlarına bakıp ‘belki başkasının başına yağar’ diye avunmak değildir.

Cesaret, aklın çözebileceği sorunları gücün eline bırakmamaktır. Çünkü cesaret insanın kendisini aşmasıdır, güç kullanmak ise insanlıktan istifası anlamına gelir. Hepiniz için cesaret, her an göstermeniz gereken cesaret, hayatın sizleri sınadığı maddi manevi tüm zorluklara eğilmeden, bükülmeden göğüs germek olmalıdır.

Cesaret, yaşamın bitmez tükenmez karmaşası içinde bir o yana, bir bu yana seğirtirken; ne olursa olsun bir meslek seçmek ve o mesleği en iyi biçimde yapmaya çalışmaktır.

Cesaret, iradenizi algıların ve güçlerin etkisine terk etmemek, çoğu kez kaçınılmaz bıkkınlıklarda bile iş üstünde, eylem içinde olmak demektir.

Ayrıntı titizliği ya da monotonluktan yılmamak, olabildiğince uzmanlaşmak, yararlı eylemin uzmanlaşmaktan geçtiğini asla unutmamak, ama aynı zamanda gözünü bütün dünyaya ve zekâsını, daha geniş ufuklara açmaktır.

Cesaret yaşamı kavramaktır !

Cesaret, mesleğiniz ne olursa olsun; ister filozof olun ister işçi, bir bütünün parçası, birlik olmaktır.

Cesaret, kendi yaşamınızı kavramak, anlamını belirlemek, derinleştirmek, yönlendirmek, ama verdiğiniz yönü kamu yaşamına uyumlu kılmaktır.

Cesaret, makara ya da dokuma tezgâhını iplik kopmasın diye dikkatle izleyerek çalıştırırken; makinanın özgür insanlığın ortak hizmetinde olacağı daha büyük, daha kardeşçe bir toplum düzeni hazırlamaktır.

Cesaret, bilim ve sanatın yaşamı biçimlediği yeni koşulları kabullenmek, olayları en ince ayrıntısına kadar incelemek, ancak devasa ve karmaşık gerçeği aydınlatmaya yarayan genel fikirler üretmek, düzenlemek ve biçimle düşüncenin kutsal uyumunda yücelmektir.

Cesaret, hatalarına hükmetmek, hatalarının acısını çekmek, ama altında ezilmeden yoluna devam etmektir.

Cesaret, yaşamı sevmek ve ölüme sükûnetle bakabilmektir.

Gerçekleri bilerek ideal olanı istemektir, cesaret.

Cesaret eyleme geçmek, Evren’in sonsuzluğunda çabamızın nasıl ödüllendirileceğini bilmeden, bir ödül beklemeden büyük davalara baş koymaktır.

Cesaret, doğruyu aramak ve söyleyebilmektir !

Muzaffer yalanın geçici yasallığına uymamak ve ruhumuzla, sesimizle, ellerimizle budalaca alkışların, bağnaz yuhalamaların yankısına katılmamaktır.

Savaş ortadan kalkınca, insanların önüne cesaret gösterecek fırsatlar çıkmayacağını sanıyorsak, yaşam anlayışımız ne kadar sığ, yaşam bilgimiz ne kadar kısa kalır!

Cesaret göstermek için ille de yürekler hoplatan savaş davulları çalmak gerekiyorsa, davul sesinin boş olduğunu ‘20. Yüzyıl’da hâlâ anlayamadıysak, ne yazık!

Oysa siz, gençler!

Yaşamlarınızı dolu dolu, canlı ve yalansız yaşamak istiyorsunuz. İşte ben de bugün, bunun içindir ki düşündüklerimi sizlerle erişkin insanlarla paylaşır gibi paylaşmak istedim. J.J.

jean jaures1

Kapitalizmin savaş genleri...

Yukarıdaki satırlar, Fransız düşünür ve politikacı Jean Jaurès’in 1903 yılında, mezun olduğu ve milletvekili seçilmeden önce felsefe öğretmenliği yaptığı Albi Lisesi öğrencilerine verdiği uzun konferanstan, kısa bir alıntıdır.

1869 doğumlu Jean Jaurès, Fransa’daki sol örgütleri ilk kez SFİO partisinin çatısı altında birleştirip siyasal bir güç haline getiren politikacıdır. 1904 yılında L’Humanité (İnsanlık) gazetesini kuran Jaurès; fraksiyonlara bölünen sol sendika ve partilerin yakınlaşmasını sağladığı Fransa’da, siyasal alanda ilk sosyalist ittifakın mimarıdır.

Zamanın parlamenter sisteminin aksaklıkları ve kapitalizmin giderek büyüyen etki alanı, Jaurès’e organize ve uluslararası bir işçi direnişinin (Sosyalist Enternasyonal) gerekli olduğunu düşündürür. Ona göre kapitalizm, dünya ekonomisine hükmetmek uğruna milyonlarca insanı savaşa sürmekten çekinmeyecek bir sömürü sistemidir.

Jean Jaurès, bu saptamasını Birinci Dünya Savaşı’ndan yıllar önce, “Kara bulutun fırtına taşıdığı gibi, kapitalizm de içinde savaşı taşır” sözleriyle dile getirir.

Nitekim haklı çıkar!

Avrupa’da genel seferberlik ilan edildiğinde, sosyalist Jean Jaurès’in “halkların dostluğu” üzerine kurulu barış yanlısı söylemleri, halkların düşmanlığından beslenen kapitalizmin organik müttefiki milliyetçi sağ tarafından vatana ihanet olarak algılanır.

Jean Jaurès, 1914 yılında savaşın patlamasına üç '67ün kala; önderlik ettiği solcu aydınların toplandığı Paris kahvesi Le Croissant (Hilal) terasında otururken, Raoul Villain adlı tetikçi tarafından vurularak öldürülür.

Katili Fransa’da beraat eder, ancak cezasız kalmaz: Göç ettiği İspanya’da patlayan iç savaşta, Cumhuriyetçiler tarafından kurşuna dizilerek idam edilir.

Jean Jaurès ise, ölümünden 10 yıl sonra “halk kahramanı” ilan edilir ve cenazesi Fransa’ya hizmet etmiş “Büyük İnsanlar” anıtkabri Pantheon’a nakledilir.

Jean Jaurès’ten bir yüzyıl sonra, “cesaret” hep ve yine barışta değil, savaşta, dövüşte aranıyor. Çünkü cesaret, hâlâ cehalete tutsak!

Y.N. CHP’li Alim Karaca’nın başkanlığındaki Fethiye Belediyesi’nin düzenlediği kültür etkinlikleri dahilinde, 19 Eylül Perşembe günü saat 20.30’da, değerli meslektaşım Murat Ağırel ile bir söyleşi yapacağız. Fethiyeli dost ve okurlarım hoş gelir, sefalar getirirler.

Mine KIRIKKANAT - 15 Eylül 2019

Son Yazılar