altan arisoy2

At Gözlüğü !

Türkiye'de siyaset sadece inatlaşma üzerine ve dedikodularla sürdürülür.

Bu yüzden de doğrular görülmez, geçmişten ders alınmaz, işler düzelecek yerde iyice bozulur.

Sonunda siyaset iflas eder.

Darbeler olur.

Sivillerin beceriksizliğini askerler düzeltmeye çalışır.

Askerler siyasi alanı bilmezler.

Düzeltmek isterken yeni ve ağır sorunlara yol açarlar.

Bu anlayış politikada nerdeyse kesin bir kural haline geldi.

Aradan onlarca yıl geçmesine karşın, insanların bile bile yanlışları savunmaya devam etmeleri, tam bir akılsızlık ve yetersizlik değil midir?

İhanetin, kötülüğün yolu hep bu anlayışla döşenmiştir.

Bin dereden su getirmek, yanlışta ısrar etmek, sürekli haklılığını vurgulayıp muhatabını suçlamak...

Küçük bir örnek:

Odatv’de Bedri Baykam Ecevit ile Emre Belezoğlu’yu karşılaştırmış!

Kel alâka…

Hikmet Sami Türk de ona yanıt vermiş.

Türkiye’de siyaset yapanların tümünün yaptığı gibi, onlar da gözlerine at gözlüğü takmışlar.

Olaylara, insanlara, nesnelere 360 dereceden ve nesnel olarak bakmak gerekirken, taktıkları gözlüğün gösterdiğini savunuyorlar!

Akıl ve bilim yol gösterici olmazsa, yolu ya kargalar, ya da cehalet gösterir.

Bizde cehalet gösteriyor.

Emre Belezoğlu sırf sahada her maçta yaptığı hırçınlıklar, ağza aldığı küfürler ve sürekli gösterdiği anormal tepkiler yüzünden bile spora yakışmayan bir oyuncudur.

Hakkında FETÖ cülükle ilgili onca kanıt olmasına karşın hakkında hiç bir işlem yapılmaması, korunması, terörle mücadele konusunda iktidarın içtensizliğinin, sahteciliğinin sayısız kanıtlarından biri..

Adından sürekli söz edilmesine değmez.

Ecevit ise yaşamının çeşitli evrelerinde Türk devletine ve Türk siyasi yaşamına damga vuran ciddi bir devlet adamıdır.

Ama bu onun hatasız olduğunu göstermez.

1978 de "benim kimseye verilecek borcum (hesabım) yok" diyerek, o güne değin CHP nin arkasında duran, kendisini destekleyen kesimleri reddetmiş ve ara seçimleri 5-0 kaybetmiştir. 16 Mart 1978 katliamını protesto etmek için (yani hükümete destek vermek için)1 saat derse girmeyen öğretmenler hakkında soruşturma başlatmasıyla yanlışlar zincirini başlatmıştır. (12 Eylül döneminde bu nedenle maaş kesim cezası verilmişti. Yani; cunta solcuları ezerken o soruşturmadan da yararlanmıştı.

1980'de partisinden istifa ederek halka sırtını dönen yine kendisidir. Faşist Cuntaya karşı partililerin ve halkın Ecevit'i korumamasını gerekçe gösterebilmiştir.

2 yıl sonra ise, o reddettiği halkla birlikte tabandan bir parti kurmaya soyunmuş, ancak 1986 da her şeyini eşiyle birlikte oluşturduğu aile partisini (DSP) kurabilmiştir.

Ancak, hiç bir varlık gösterememiştir.

Baykal'ın hırsı yüzünden SHP bölünmüş, CHP yeniden kurulmuş, bu hengamede de Ecevit'in partisi (DSP) oylarını yükseltmeyi başarmıştır.

Gelelim Fetullah sorununa...

Aydınlar, ilericiler, kemalistler Fetullah örgütünün ne olduğunu 1980'lerden beri bilirken, Cuntanın ve ardından ANAP'ın beslediği bu örgütün Ecevit'in hükümette çeşitli şekillerde görev aldığı 1997-2002 arasında rahat çalıştığı bir gerçektir.

28 Şubat sürecinde hakkında açılan soruşturma yüzünden yurt dışına kaçan Fetullah'la ilgili, cemaatle ilgili başkaca bir işlem yapılmamıştır. O soruşturmanın açılmasında Ecevit hükümetinin de önemli bir işlevi olmamıştır.,

Dahası Fetullah Ecevit tarafından okulları nedeniyle övülmüştür. "Bazı cemaatlerin yararlı olduğu" fikri Ecevit tarafından Fetullah cemaati için söylenmiştir.

Sonuç olarak; Ecevit Fetullah cemaatini sadece seyretmiştir.

O süreçte cemaatin üzerine cesaretle gidilse-ki gerekli raporlar devlet birimlerince hazırlanmıştı- bugünkü rejim sorunu ve tek adam felaketi yaşanmazdı.

Dahası,AKP gibi bir parti belki de hiç olmazdı.

Yanlışları inatla savunmak hiçbir yarar sağlamadığı gibi, bu kafa yapısının ülkemizin sorunlarını uzattığını, dahası içinden çıkılmaz hale soktuğunu göremiyoruz.

Şu tv tartışmalarına bir bakın.

Dedikodu ve ağız dalaşı. Hiç bilmediği konularda bile, insanlar birbirlerinin sözlerini sürekli keserek 4-5 saat boyunca gevezelik ediyorlar.

Programlar tepeden tırnağa saçmalıklarla dolu…

Amaç çok açık:

Halkın kafasını karıştırmak, yanıltmak, aldatmak.

Altan ARISOY – 12 Eylül 2019

Son Yazılar