Fethullah-Gulenle-Modernlesme-Olurmu

Fethullah Gülen’le Modernleşme Olur mu ?

Biz CHP’deki dostlarımıza, sırf katkı için ulaşmak  istediğimizde dahi,  telefonlarımıza yanıt verme zahmetine bile girilmezken, AKP-Fethullah Gülen bağlısı olduğunu Atatürk partisinde bile açıkça ilan eden insanlarla görüşülüp onların parti yönetimine alınmasına ve yönetimde söz sahibi olmalarına hangi mantıkla olanak tanıyorlar?

Yoksa, CHP’nin AKP’den daha çok AKP olması için döşenen taşlardan biri mi bu?

Hafta içinde Akşam gazetesinden Özlem Akarsu Çelik’in, kendisiyle yaptığı röportaj dikkatimi çekti. PM üyesi Doç. Muhammed Çakmak’tan söz ediyorum. Aslında Fethullah Gülen-Öcalan yakınlaşmasına dair yazacaktım, ancak CHP gibi, Atatürk’ün kurduğu bir partide dahi tarikat savunucusu, Fethullah Gülen hayranı ve hatta bağlısı bir PM üyesinin-başkaları da var mı bilmiyorum, zamanla ortaya çıkar elbet- söylediklerini değerlendirmenin gerekliliği önceliklidir diye düşündüm.


MODERNLEŞMENİN YOLU, CEMAATTEN Mİ GEÇİYOR?

Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’inde görev yapan Çakmak, DYP döneminde hemşehrisi Mehmet Ağar’ın danışmanlarındandı. 2002 yılında AKP’nin aday adaylarındandı. Tarikatı ve cemaati modernleşmeye ilişkin sosyolojik araştırmalarıyla akladığına inanan bir CHP PM üyesi Muhammed Çakmak. Nedense şimdi, doğma büyüme CHP’lilerden daha CHP’li bir görüntü sergiliyor ve bu partinin Türk modernleşmesi için önemli olduğunu söylüyor. Bir yanda modernleşme, diğer yanda, modernliğin ve çağdaşlığın tam da karşısında yer alan tarikat fenomenine övgüler var. İkisi bir arada nasıl bulunabilir? Hele, “Fethullah Gülen bilgedir” sözü, hangi Cumhuriyet düşüncesinin, demokrasi ve hukukun ifadesidir? Bunu söylemenin yeri CHP olacaksa, AKP’nin yaptıklarından, düşündüklerinden niçin şikâyet edilir ki? Ulus-devlet, Atatürkçü düşünce ve idealini, aşiret ve tarikata yeğlemek, CHP’nin kuruluş felsefesine nasıl uyacak?

CHP’DEKİ AKP’Lİ

Çakmak’ın basına yansıyan sözleri bununla da bitmiyor. Laikleşmenin ekonomik refah düzeyiyle doğru orantılı olduğuna inanıyor. Bunu “sosyolojik araştırmalarından yola çıkarak” ortaya koyduğunu; bilimsel bir sonuç olarak görülmesi gerektiğini, düşünüyor. Yaptığı araştırmalar ne kadar bilimsel ölçütlere uyarak yapıldı, ayrıca incelemem lazım. Ancak durum hiç de onun dediği gibi değil. Kendisinin, daha başlangıcında aday adayı olduğu AKP iktidarının sekiz yıllık dönemine iyi bakarsa, “zenginleştikçe laiklik bilincinin artmadığını” tam aksine “laikliğe karşı bu zenginleşen çevrelerin daha da bilendiğini” görecektir. Dr. Çakmak, Deniz Feneri e.v yolsuzluğunu, yandaş medyanın muhalefeti susturmak için sürekli dini kullandığını, sermaye ve iktidar gücünün, gericiliği ve irticayı beslediğini ya görmezden geliyor, ya da anlamıyor. Sermaye ve gücün, muhafazar kesime geçmesinden sonra, bırakın laiklik bilincinin artmasını, laikliği ortadan kaldırmak için bin bir türlü yollara başvurulduğunu bilmemesi olanaksız. Eğer “AKP”lileşme sürecinin ilk adımlarından biri ise bu, o zaman muhalefete gerek var mı?

KADERCİ VE TUTUCU KİM?

Aynı PM üyesi, “Türkiye’de kaderciliği ve sorgulanmayan dindarlığı ortadan kaldıracağız” derken, Fethullah Gülen’e yolladığı bağlılık selamının farkında değil. İşte tam da “kaderci, bürokratik ve sorgulanmayan dindarlık modeli”, “serbestçe kendilerini ifade edebilmeliler” dediği tarikatların ana omurgasıdır. Bunları yıkacaksan, önce kafandaki çelişkileri iyi okuyacaksın. Önce kendi çelişkilerini yıkacaksın ki söylediklerinle bulunduğun partinin ideolojisi arasında ne denli uçurum olduğunu görebileceksin.

Akademisyen olmak, aydın olmaktır. Aydın olmak, kaderciliği, irticayı, sorgulanmazlığı ve geri kalmışlığı dinmiş gibi dayatan tarikat ve cemaatleri, ödünsüz bir Atatürkçülükle okuyabilmektir. CHP PM üyeliği, “Fethullah Gülen’in bilge” olduğunu onaylama ve bağlılık hislerini dile getirme makamı değildir. Orası halkın, Cumhuriyet’i kuran ulusal iradenin malıdır.

Gerçek Türk aydını, üyesi olduğu partinin ve Türk halkının sözcüsüdür; yoksa Fethullah Gülen ya da tarikatların değil.

Bravo, Muhammed Çakmak, AKP’liler bile Gülen’i bu kadar göklere çıkarmamıştı.

Biz CHP’deki dostlarımıza, sırf katkı için ulaşmak  istediğimizde dahi,  telefonlarımıza yanıt verme zahmetine bile girilmezken, AKP-Fethullah Gülen bağlısı olduğunu Atatürk partisinde bile açıkça ilan eden insanlarla görüşülüp onların parti yönetimine alınmasına ve yönetimde söz sahibi olmalarına hangi mantıkla olanak tanıyorlar?

Yoksa, CHP’nin AKP’den daha çok AKP olması için döşenen taşlardan biri mi bu?


Şahin FİLİZ - 22 Aralık 2010 - Odatv.com

Son Yazılar