sadi guven tayyip225

Sine-i Millete Dönmeli !

Boykot değil sine-i millet !

Yüksek Seçim Kurulu'nun kararı şaşırttı mı?

Elbette hayır.

Seçim öncesinden beri bunun böyle olacağını düşünüyor ve söylüyordum zaten.

Seçimleri kaybettikleri an “şeytanın bile aklına gelmeyecek şeyler yapabileceklerini” de belirtmiştim.

Sonunda YSK Erdoğan'ın talimatına aynen uydu.

Gözünü karattı, demokrasiyi, hukuku ve en önemlisi vicdanı bir kenara bırakıp yeniden seçim kararı verdi.

Şimdi asıl konumuz bundan sonra ne olacağıdır.

Hiç iyi olmayacağı kesin.

Bir kere ekonomik olarak büyük sıkıntı yaşanacak.

Türkiye çok ağır bir demokrasi, hukuk ayıbına imza atmış bir ülke olarak dünyadaki itibarını tamamen sıfırladı.

Bundan daha kötüsü iç siyasette bir kaos yaşanacağı da kesindir.

AKP'nin ülkeyi yönetme kabiliyeti artık kalmamıştır.

Tek umut olarak İstanbul'da seçimleri yenileyip, önceden hazırlanmış düzeneklerle bu se çimi kazanmayı, muhalefeti iyice sindirmeyi ve halkın gözünü boyayarak bir süre daha ayakta kalmayı görmektedir.

Seçimden sonra ilk gün söylediğim gibi vakit çok geç artık, AKP ve Erdoğan ne yaparsa yapsın dikiş tutmayacaktır.

Bu aşamada muhalefetin tavrı çok önemlidir.

Bu yazıyı yazdığım ana kadar CHP'nin olağanüstü toplantısı devam ediyordu ve ne kadar aldığını bilemiyorum.

Ancak CHP çevrelerinde yükselen ses “seçimlere katılmama” yönünde.

YSK'nın baskı ve dayatma ile hukuk dışı kararına uymayı iktidarı meşrulaştırma olarak görenler “Seçime katılmayalım” çağrısı yapıyor.

Bir diğer kesim ise “Seçimlere girelim ve yüzde 60'a varan bir oranla kazanarak AKP'yi tümüyle bitirelim” diyor.

Açıkçası ben bütün muhalefetin var gücüyle seçime asılmasından ve kibirden çatlamak üzere olan iktidara esaslı bir ders vermesinden yanayım.

Bunun yanı sıra içimdeki bir ses ise “Eğer seçime katılmama fikri ağır basarsa bu bir boykot değil sine-i millete dönüş olmalı” diyor.

Sadece İstanbul seçimlerine katılmamakla kalınmamalı.

Milletvekilleri istifa etmeli.

Son seçimde seçilmiş bütün belediye başkanları istifa etmeli.

Yine bu seçimlerde belediye meclislerine girenlerin de tamamı yerlerini boşaltmalı.

Elbette bunu sadece CHP değil bütün muhalefet yapmalı.

İyi Parti, Saadet Partisi, DSP ve HDP ile diğer partilerin tamamı bu eyleme katılmalı.

Bu eylem dünyada görülmemiş bir eylem olacaktır.

AKP'liler güç şımarıklığının verdiği cesaretle “Daha iy, her şeyi biz alırız” diyebilirler.

Ama inanın bir ay bile dayanmaları mümkün olmaz o zaman.

Artık günümüz bir belediye iki belediye kazanma günü değildir.

Türkiye'nin başına musallat olmuş bir zihniyetten kurtulma günüdür.

Korkunun ecele faydası yoktur.

Ne oldu bir anda şehitler gelmeye başladı !

Son günlerde kime rastlasam aynı soruyu soruyor.

“Neden son günlerde şehit haberleri gelmeye başladı?”

Elbette herkes üzüntülü ve öfkeli.

Ama aynı oranda herkesin içinde bir de kuşku var.

Çünkü ne zaman ülke biraz sıkışsa, işler kötüye gitmeye başlasa şehit haberleri de gelmeye başlar.

Aslında terörle ilgili ne oluyor?

Her ne kadar iktidar sürekli olarak “terörle mücadeleden” söz etse de ne Güneydoğu'da ne de ne de ülkenin başka yerlerinde kayda değer terör eylemleri çoktandır görünmüyor.

Kamuoyu olarak terör saldırılarının detaylarını bilmiyoruz.

Örneğin 4 askerin nasıl şehit olduğu açıklanmadı; “Teröristlere yapılan operasyon sırasında” denildi sadece.

Bir yüzbaşımız şehit oldu bir binbaşımız ağır yaralı, Azez'de çatışma çıktığı söylendi sadece.

Peki bir saldırı mı oldu, operasyon sırasında mı şehit verdik, bilmiyoruz.

Şehit verdiğimiz bu olaylarla ilgili nasıl bir inceleme yapılıyor, askeri hata var mı, sorumlulardan hesap soruluyor mu?

Çok tuhaf işler oluyor çooook.

İfadeye çağrılan sandık başkanlarına “Daha önce sandıklarda görev aldınız mı?” diye sorulmuş !

İktidar, seçimleri iptal edebilmek için akla hayale gelmeyen her yola başvuruyor.

Yüksek Seçim Kurulu da AKP'den ne gelirse kabul ediyor ve inceliyor.

KHK'lılarla ilgili ikinci başvurunun reddedilmesi ise bana tamamen oyun gibi geliyor.

Aklımızla alay eder gibi bir şey bu.

KHK'lılarla ilgili talep kabul edilirse referandum da 24 Haziran seçimleri de tehlikeye düşüyor.

Ama maksat galiba; “Görüyorsunuz işte AKP'den gelen her şeyi kabul etmiyoruz” demek.

İktidar amacına ulaşmak için YSK ile de yetinmedi biliyorsunuz yargıyı devreye soktu.

Sandık kurulu başkanlarının usulsüz biçimde saptandığı da ileri sürüldü biliyorsunuz.

Öğrendiğime göre bu nedenle ifadeye çağrılan sandık başkanlarına önce, “Daha önceki seçimlerde görev aldınız mı?” diye sormuşlar.

“Evet” cevabını verenlere başka soru sorulmamış.

Çünkü amaç sandık başkanlarını cemaatle ilişkilendirip FETÖ'ye sokmak.

Eğer sandık başkanları daha önce de görev aldılarsa o seçimler de tehlikeyle girmiş olacak.

Nitekim ifadeye çağrılan 110 kişiden 43'ü hakkında FETÖ'cü denildi bile.

Can ATAKLI - 07 Mayıs 2019

Son Yazılar