sefa yurukel3

Kemal Kılıçdaroğlu’na Yapılan Saldırı İle Ne Yapılmak İsteniyor ?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na Ankara - Çubuk’ da Yapılan Saldırı,

Hesaplı ve Hedefi İç Savaş Çıkartmak Olan ve İslamcı İktidarın Tutumları İle Çanak Tuttuğu, Bir Terörist Gösteridir.

Türkiye Cumhuriyeti’nde,  islamcı siyasi iktidar ve onun ittifakı olan MHP, seçimler öncesi, sırası ve sonrasında,  yaptıkları tehditkar açıklamalar ile muhtemelen iç savaşa giden provakasyonların ve en son Kılıçdaroğlu’na yapılan terörist saldırının dama taşlarını döşediler.

Bu nedenle, bu terörist saldırının olmasından birinci derecede de sorumludurlar.

Bu iktidar ve ittifakı, aylardır yaptıkları ile Kılıçdaroğlu’na karşı linç girişiminin ve sığındığı evi yakma çağrılarının yapıldığı, taş, sopa ve yumrukların da kullanıldığı bu tip bir terörist  saldırıya zemin hazırladılar.

Orada saldırıya uğrayan sembol Kılıçdaroğlu idi. Ama onun şahsında saldırıya uğrayan, esasında ana muhalefet partisi CHP, İyi Parti gibi  siyasi partilerin üyeleri ve bu güçlere oy verenlerdir. Huzurdur. Olgunluktur. Yani, görünüşe göre,  terörist saldırının hedefi siyasi düşünen ve demokratik tavır alan  muhalefettir. Kendileri gibi düşünmeyenlerdir.

Türkiye’nin geleceğidir.

Ama şunuda kabul etmek gerekir ki, mevcut koşullarda, mevcut siyasal islamcı iktidar, her halükarda,  bu tip terörist bir olaya; sempati duysa da,  hatta bu gibi bir olayı gerçekten istese de, yaptığı işler ve  söylemler ile de çanak tutsa da, mevcut siyasal islamcı iktidarın buna bu kadar açıktan yeltenmesi aleyhinedir ve bu kadar açıktan yaptırması da çok zor gözükmektedir. Fakat olmaz ve yapamaz diye de bir şey yoktur.

Onun için bu gibi konularda, bu iktidar ve ittifakı hata yapmaz da demek doğru değildir.

Örneğin, şu anda ve normal düşünüldüğünde, uluslararası ve Türkiye’deki siyasi, güvenlik ve ekonomik koşullar, siyasal islamcı iktidarın ve ittifakının  aleyhinedir. Ve bundan  dolayı da, bunlar  bu gibi olaylara kesinlikle yeltenemez demek doğru değildir. Çünkü bunların tarihsel olarak,  bu gibi konularda,  Türkiye’de aynı zamanda hata yapma ve yaptırma makinası oldukları da bilinmektedir.

Çünkü bu iktidarın  kültüründe ve zihniyetinde bulunan siyasal islamın ve biat geleneğinin getirdiği aşırı şiddet yanlıcılığı, bunları bu sonuçlara götürme eğlimini de yaratmaktadır. Bu tip terörist saldırıları daha öncede bunlar, Türkiye‘de ezeli emperyalist işbirlikçileri olarak yapmışlardır. Çünkü bu, bunların kültürlerinde vardır.

Örneğin geçmişte yakma ve linç etme cürümünü bunlar: Sivas’da, Maraş’da, Malatya’da ve Çorum’da yapmış ve yaptırmışlardır. Bu gibi konularda siyasal islamcıların ve biatçıların elindeki şiddet kültürü, bunun  ürünü olan  bu gibi terörist olaylar ve bu konularla doğrudan  ilişkileri, bunların sicillerinde çok büyük bir yer tutmaktadır. Sicilleri bu gibi konularda kirli  ve kabarıktır.

Bence bu konuyu iktidarın-ittifakının tutumu ve rolü konusundada aydınlatmak açısından, biraz verilerle irdelemekte yarar vardır.

Çubuk’da Kılıçdaroğlu’na teröristlerce yapılan  saldırı sırasında ve sonrasında,  orada bulunan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın “ arkadaşlar mesajınızı verdiniz” ve Emniyet Genel Müdürü’nün  müdahaleyi gözaltına alma ve tutuklama, sert müdahale etmesi gerekirken ve saldırganlara karşı havaya ateş etme uyarısı  ve gaz kullanma müdahalesi yapması gerekirken ve bunun yerine,  sadece “ acınız bizim acımız dağılın” diyerek megafon ile saldırgan olan teröristlere karşı yaptığı çağrılar, başka olaylarla karşılaştırıldığında yumuşak kalmaktadır, bir hiç’tir ve ibret vericidir.

Aynı zamanda, MHP Genel Başkanı’nın olayla ilgili saçma sapan ve utanç verici bir şekilde yaptığı bir açıklama da,  Kılıçdaroğlu’na karşı yapılan bu terörist saldırı anlamında, içten içe bir şekilde sempati duyduğunu/duyulduğunu göstermektedir.

İlginçtir ve esef vericidir ki, olaya ilişkin olarak, Akar, Bahçeli ve  Emniyet Genel Müdürü tarafından yapılan açıklamalarda, Kılıçdaroğlu’nu sanki bu olayın suçlusu gibi gösterme izlenimi vermektedirler.

Olayla ilgili olarak, Siyasal islamcı iktidar ve ittifakı tarafından yapılan bu açıklamalar ve alınan tavırlar,  esasında Türkiye’yi yeniden dizayn için  bir iç savaş arzulayanların,  istemlerine su taşımıştır. Şunu unutmamak ve ilerde de hatırlamak gerekir ki,  bu tip esef verici açıklamalar, iktidar ve ittifakı tarafından alınan tavırlar, bundan sonra, muhtemelen çok önemli hedeflere yönelik olabilecek,  suikastlerin ve suikastçilerin önünü de açmıştır. 

Bu tutumlar, Türkiye için çok tehlikelidir. Utanç vericidir.

Kılıçdaroğlu’na teröristlerce yapılan bu aşağılık saldırıya karşı, anında orantılı bir güç kullanmayan iktidar,  bu olayda  ki rolü konusunda  doğrusu şüphe uyandırmaktadır.

Sonuçta, bu terörist saldırıya ilişkin görüntü verilerinden de belli olduğu gibi, neden bu tip bir  terörist saldırıyı iktidar, MİT, Polis ve diğer istihbarat teşkilatları ile  önceden  engellemedi? Ve gerekli müdahaleyi terörist saldırıya karşı, orantılı yapmadı? Neden Kılıçdaroğlu 2 saat sonra, Türkiye’nin başkenti Ankara’da  zırhlı araçlarla suçlu çıkarılır gibi çıkarıldı? Bunu yapmayan mevcut siyasal islamcı iktidar,  bu konuda kendi payına düşen; hukuki, siyasi sorumluluktan ve bu konudaki çanak tutma rolünden,  hesap vermekten, şüpheden ve bedel ödemekten ( İçişleri Bakanının İstifası gibi) ile asla kurtulamaz. Kurtulmamalıdır da.

Konunun delillerle aydınlanması için,  her vakada olduğu gibi bu vakanın da, değerlendirilmesinde, gerçek bilgilere ulaşılmak  için izlenecek en iyi yol ve tespit yöntemi: bu olaydan çıkarı olanlar kim ve kimlerdir? Sorusunun sorulması gerekmektedir. Bu en akıllı bakış açısıdır.  Ve olay sonrasında da,  olayın çözümü için izlenmesi gerekli  en doğru yöntem olacaktır diye düşünmekte yarar vardır.

Bu tür olaylarda, konuyu sadece ulusal bir olay gibi görmek ve ele almak genellikle yanıltıcı olmaktadır.

Bu tür olaylarda, her zaman bilinmelidir ki, ABD emperyalizmi, ittifakları ve işbirlikçileri bölgede de aktif rol almaktadır. Kendilerine göre,

Türkiye unutulmaması gereken ülkelerin başında gelmektedir. Çünkü hedef,  Türkiye’nin kendi lehlerine dizaynıdır. Bunun için emperyalistler,  kendi bildikleri gibi, acımasız hareket ederler. Onun için de, bu olayda Amerika ve bölgedeki ittifakları ve işbirlikçileri bu aşağılık terörist saldırının  neresindedir diye sormak mutlaka gereklidir.

Görünürde, ABD bu olaydan yaydalanacak imkanları olan tek kuvvettir. Bu kuvvet, Türkiye’yi bir iç savaşa sürüklemek isteyen, bunun için her siyasi ve ekonomik gücü içinde bulunan, en  büyük emperyalist olan ABD’dir. Ayrıca da, ABD ile birlikte hareket eden veya emrinde;   Suriye’de, Doğu Akdeniz’de ve Ege’de ki ittifakları ve onun Türkiye’de kullandığı gladio’ dur (kontrgerilla).  Bunlar da bu olaydan  yararlananlardır.

Bu olayda, ayrıca Kılıçdaroğlu,nun şahsında,  Türkiye‘yi hedef alan olayın aydınlatılması açısından şu  soruyu sormakta da yarar vardır.

Burada akla esas projede, yani ABD-İsrail’in BOP projesi akla gelmektedir.

Bu anlamda, bu terörist saldırıyı engellemeyen,  BOP eşbaşkanıyım diyen siyasal islamcı iktidara şu soruyu yöneltmekte yarar vardır.

Siyasal İslamcı iktidar, bu olayla ilgili olarak, Türkiye’yi  dizayn ve çökertilme projesi olan, (ABD projesi olan ) Büyük Ortadoğu Projesi- BOP’un işbirlikçisi olarak hala neresindedir? Bu olayın BOP ile alakası nedir? Ne yapılmak istenmektedir? Sorusu,  perspektif oluşturmak için acil sorulması ve cevaplanması gereken unsur olarak karşımızda durmaktadır. Bu olayda da bu sorular mutlaka ele alınmalıdır. Çünkü gerçek yanıt: teröristlerin ilişkileri, işbirlikçileri ve esas patronunu bulmak için gereklidir. Konu esasen bu sorularla da ve bulunacak cevaplarda da ilerde de görüleceği gibi  iç içedir. Bu olayda da işte bu yön kesinlikle aydınlatılmalıdır. Yoksa tedbirin nasıl ve kime karşı alınacağı da bilinemez.

Bu konu hem ulusal hem de uluslararası bir perspektifle ele alınmalıdır.

Bu çok yönlü hedefi olan olaydan,  Türkiye ders almalıdır. Konu ulusal ve uluslararası düzeyde ele alınmalıdır.

Devletin tüm unsurları ve millet bu konuda,  siyasi ve sivil toplumdaki  yeterliliği olan kişiler ve örgütler tarafından,  bilinçli bir biçimde bilgiye dayalı olarak aydınlatılmalıdır.

TSK, Polis, Jandarma, MİT ve Yargı siyasi iktidar yanlısı değil,  TC yanlısı ve milletin emrinde hareket etmelidir. Anayasanın tarafında ve TC kuruluş felsefe ve ilkeleriyle hareket etmelidir. Medya sorumlu davranmalı ve Türk milletinden ekmek yediğini unutmamalı ve özgür basını yeniden oluşturmalıdır.

Aksi takdirde, önümüzdeki dönemde olabilecek olan, muhtemel hedeflere dönük suikastler serisi ve iç savaşın önlenmesi imkansızlaşacaktır.

Uyaran

Sefa Yürükel

Sosyal Antropolog ve Etnograf

Soykırımlar ve Terörizm Araştırmacısı

Son Yazılar