sefa yurukel3

Bağımsız Ve Özgür Düşünmek !

Muhip ve Yörüngeci Olmadan, Bağımsız Olarak Hareket Etmek ve Kendi İdeolojik Yapısıyla Siyaset Üretmek ve TC Kuruluş Felsefesine Bağlı Olmak, Olanaklıdır ve Zorunluluktur.

Mustafa Kemal Atatürk bu konuda en önemli referanstır.

Bunun için de iç ve dış siyasette, stratejide, jeopolitik ittifaklarda,  yörüngecilik ve muhipçilik red edilmelidir.

Türkiye gibi jeopolitik kırılmaların ve kaygan zemin oluşan ülkelerde, küçük ama eskiden etkili olan siyasi gruplardaki  esas sorun:geniş ve yoksul kitlelerin payına düşeni alamamasının mücadelesini ve milletin  sesini  es geçerek, olayları  hep yüksek perdeden ele alarak bir şey yaptığını zannetmektir.

Bugün Türkiye’de, siyasi olan birileri, jeopolitik değerlendirmede , esas güç olan halkın iradesini ve birliktelik oluşturma zeminini tamamen ıskalayıp,teori ve pratiği kullanılmaz hale getirmektedir. Örneğin birileri, Atlantik veya Avrasya cephesi diyerek kendini oraya sıkıştırıp, kendi halkının gücünü arkasına almayı unutup, bağımsız, ilkeli, taktiksel ve stratejik hamleleri, gücünü göstererek yapma yerine, birilerinin peşine takılmayı dünyayı okumak zannetmektedir. 

Türkiye’de bugün bu siyasi durum vardır. Dünyayı stratejide sadece  Atlantik ya da Avrasya olarak ikiye ayıranlar, esasında kendi iradelerinin hiç bir kıymeti harbiyesi olmayacağını zannetmekte ve bunun propagandasını yaparak da, esasında göreceli olarak muhiplik ve yörüngecilik  peşinde koşmaktadırlar.

Bu düşüncede ısrar edenler, sorunlu konuların  çözülmesinde veya güç oluşturmasında yaşadığı ülkeyi de unutarak, sorunları irdeleyiş biçimleri, sunuş biçimleri ve kendi sığ fikirlerini kabul ettirmek istemelerinden dolayı da, sorunları  uluslararası güç odaklarının strateji ve taktikleri  ekseninde çözeceği savına kapılarak sürdürmektedirler.

Burada bu siyasi grupçuklar, kitlesiz yani  ayaksız baş olduklarının, yani bir hiç olduklarının bile farkında değildirler. Bu gibi gruplar, yörünge stratejisi ve muhiplik siyaseti yaparak, alternatif üretmekten yoksundurlar. Bağımsızlığını kaybetmek  duygusundan da ve gerçeğini anlamaktan da , girdikleri yol itibarı ile ve kullandıkları retoriğin şartlandırmaları dolayısı ile de mesafe ve seviye  görüşünden de  yoksundurlar.

Siyasette, geniş tabanlara dayanmayan liderler ,fikir adamı olabilir ya da nitelikli küçük fikir kulübünde söylev verebilirler. Ama bu söylevler kitlesiz olunca ya da kitlelerde karşılık bulamayınca, hiç bir etkisi olmaz. Siyaset ve liderlik, etki yaratmak, toplumu uzun vadede değiştirmek-dönüştürmek için yapılır. Ama malesef kitlesiz ya da nicelik olarak çok az kitlesi olan nitelikli gruplar, grup dayanışması adı altında bir uyuma girerler. Bu eşyanın tabiatı gereği tabi ki doğaldır. Fakat bunun sonu, grubun ciddiye alınmamasını getirir ve en sonuda grubun izolasyonudur.  Bunu yapan küçük zümrelerin liderleri sonunda öyle bir şeye dönüşürler ki, kendi gerçeğinin dışına çıkamayan, üzerinde yaşadığı kitle nazarında da bir yüke dönüşürler. Dönüşemeyen siyasi gruplar ise, dinamiğini yitirir ve  siyaseten tarikatlaşırlar. Liderler siyasi tarikat liderlerine dönüşür, megelomanlaşır, narsistleşir  ve üyeler de müridleşirler ve papağanlaşırlar. Kendini göstermek için, nitelikli grup üyelerinin ve liderin yaptığı iç ve uluslararası atraksiyon diye tabir edeceğimiz, aktiviteleri, gözlerinde büyütürler, Türkiye’yi çok etkilediklerini, hatta ülkeleri ile büyük güçler ve komşuları arasında arabulucu bile olduklarını sanırlar ve savunurlar. Bu durum, bu gibi liderleri ve bu gibi nitelikli siyasi küçük grubu tatmin edebilir. Fakat kitlesiz lider-fikir kulübü ya da gittikçe tarikata dönüşen grup ve siyasi müridleri, siyaseten kendilerini kendi  etraflarında döndürmekten başka bir işe yaramaz.

Türkiye’deki her seçim sonucu alınan oy birer karnedir. Her eylemin sonucundaki getiri ve götürü birer karnedir. Bakıyoruz, ağzından büyük sözcükler çıkan siyasi tarikat lideri/ ya da liderleri, bu karneleri görmezlikten gelerek, hala büyük oynadığını zannetmekte ve elinin altındaki grup üyelerini de, aynı retorikte propaganda yaptırarak, kendi kendilerini tatmin etmektedirler. Buna uymayanları ise dışlamakta ve afaroz etmektedirler. Bu liderler tam bir klasik kapalı-tekke siyaseti güderek, tam yalnızlıktan bu şekilde kurtulmakta ve ömürlerini de bu şekilde de uzatmaktadırlar. Dünyanın her yerinde olduğu gibi maalesef Türkiye’de de durum böyledir.

Türkiye gibi ülkelerde, içerde milletle beraber, güçlü siyaset üretmeden  dünyada sözünü dinletmek ve güç olabilmek imkansızdır. Ayrıca  devleti  kuran ideoloji, felsefe ve strajik anlayışı bir yana  bırakarak, sonradan emperyalist devletlerin, uluslarası cepheleşmelerde piyonu olarak üretilen ve Türkiye’nin tüm toplum yapısını, ekonomisini, rejimini çökerten Türkiye’nin ve Milletinin düşmanı, gerici “ihvanı müslüm hareketinin”yörüngesinde siyaset üretmek, siyasal islamcılarla aynı gemide bulunmayı yeğlemek isteğini oluşturur ve onları milli görmek aymazlığına düşülür. Burada bu gibi siyasi gruplar açısından yatan tehlike ise,  bu durum siyasi grubu, hem emperyalizm patentli siyasal islamcıların, hem de uluslararası güçlerden birilerinin muhip ya da yörüngecisi olma durumuna düşürür.

Buraya kadar olanlar, grubu kayıtsız şartsız siyasi bir tarikata dönüştüren ve grubu düşündürtmeyen, bencil, ve beyin yıkayan grubun liderinden kaynaklanmaktadır.

Çünkü grup, düşünemez hale gelmiştir. Tarikatlaştırılmıştır. Bu anlamdada siyaseten bir hiçleştirilmiştir. Çünkü, bu küçük ama geçmişte fikirsel olarak etkili olan grubun, Türkiye’nin öncel sorunları  ile alakasını kesen durumu ve eklemleştirilmeye çalışılan yörünge siyaseti, söylemleri, gurubu kısırlaştırmış,aynı yörüngede dondurmuştur. Halkta karşılıkları yoklaşmıştır. Dünyayı kendi doğrularından ibaret sanan siyasi liderin fikirleri ise,  robotlaşmış müridler tarafından dağıtımı yapıldığı için de alternatif üretme ya da olma stratejisi gitikçede kaybolmuştur.

Türkiye gibi jeopolitik durumu değerlendirilen ülkelerde, doğru dürüst seçmeni ve oyu olmayan gurupların etkinliği olmaz. Kendilerini göstermek için de, eskiden savundukları, Türkiye’nin laiklik, demokrasi, hukukun üstünlüğü kavramları ve savunmalar gostermelik tekrardan başka bir yekün tutmaz. Guruba dönük algılarda kitlelerde hep böyle olur. 

Turkiye gerçeğini bir yana bırakarak, sürekli jeopolitik jeopolitik diyerek  ve kendileri gibi aynı gemide olarak gördükleri  ve ipine sarıldıkları gerici siyasal islamcılarla beraber hareket etme sevdası ve kendilerini bir stratejik görevlendirmede rol aldıklarını zanneden  duruma düşürmüştür. Kendilerini Siyasal islamcılardan neredeyse hemen hükümette görev isteme durumuna düşürmüşlerdir. Bunu da, Millet ve Devletin bekası için yaptıklarını söyleyerek, kendilerini tatmin etme durumuna bu şekilde sokmuşlardır .Devletin ve Milletin kurtulmak için seçimlerde irade koyarak siyasal islamcılara karşı adım attığı bir dönemde, siyasal islamcıların peşinden sürüklenmişlerdir. Onun için bu gibi gurup ve guruplar,  isteseler de istemeseler de, duruşları ve üretmeyen siyasetleri değişmediği için de,  sadece yörüngeci ve muhip olurlar. Sığıntı olurlar. Küçülürler ve küçülürler. Dışlanırlar. Görünmez olurlar. En son belediye seçimlerinde ki karnede de  bu sonuç çok ama çok açıkça gözükmektedir.

Bu gibi hala nitelik olarak potansiyelleri  var olan siyasi guruplar, kendi ideolojisi ile realitede, söylemde değil eylemde de, TC ideolojisi arasında bir sıkı bağ kurmayarak, siyaset ve strateji üretemezler.  Bundan dolayı da dikkate alınmazlar ve giderek de bir hiç olmaya mahkum olurlar. İnsanlar da çeliskilerden ve şartlardan kaynaklanan ortamlarda, düşünebildiği ölçüde de gurupdan koparlar. Liderleri  ise vefat ettiğinde de ya da liderin amansız bir felç hastalığı geçirmesi gibi bir durumda da bu gibi guruplar kesinlikle dağılırlar. Çünkü gurup liderlerinden bağımsız iradesi olmayan siyasi muridlerin, düşünme kapasitesi artık imha olmuştur. Sebebi ise, onlar için düşünen liderdir. Onların düşünmesine hiç bir zaman gerek olmamıştır. Gurup üyelerinin düşünmesine ipotek koyan gurup lideri ise, ortadan bir şekilde kaybolduğunda ise,  gurubu yürütecek düşünce de ve pratik de liderle birlikte ortadan kalkar. Bu, bütün bu gibi gruplar için kesinlikle  kaçınılmaz bir sonuçtur.

Bundan dolayı, siyasi gurup olarak, ancak bağımsız ve demokratik siyaset ve strateji üretirsen, ciddi işler yapar ve kitle yoğunluğuna ulaşabilirsin. Eğer yörünge ve muhip siyaseti yaparsan, seni destekleyecek olan kitleleri,  yörüngesinde dans ettiğin ve muhip olduğun, siyasal islamcılar ve uluslararası cepheleşmedeki güç odaklarının kapışmasında, ülkende kullandıran, kendini de  kullandıran ve görevli,  küçük bir sorun haline gelirsin.

Yani Muhiplik ( isbirlikçi,tutkulu sempatisi olan,  takip eden anlamında) ve Yörüngecilikten (emperyalizm ya da bir siyasi odağın yörüngesinde) kurtulamayan siyasi gruplar, kendilerine çeki düzen vermelidir. Kendine en yakın kitleden en uzağına kadar  kulak vermeli, bagımsız  analizler yapmalı, söylediklerinin ve yaptıklarının millette karşılığı olmalı, geçmişte yarattığı etkiyi ve itibarı kaybetmemeli, ya da yeniden kazanmalı, düşünen insanları kendinden uzaklaştırmamalı, gurubun kalan, artık kırıntıdan ibaret olan itibarlarını yerlerde süründürmemelidirler.

Eğer bunu bu gibi gruplar  yaparlarsa, milli olurlar, islamcılarla aynı gemide olmazlar. Güçlenirler. Türkiye’de bir alternatif olurlar. Umut olurlar.

Çünkü, görünen o ki, Türkiye’nin yörüngecisiz ve muhiplik yapmak istemeyen  bir anlayışta, siyaset ve strateji üreten, bağımsızlıkçı, birilerinin arasına sığışmayan, sıkıştırma siyasetten uzak, sekter olmayan, geniş perspektifli, somut adımlar atabilen, geniş kitle bağları kuran, geniş kitleleri etkileyen ve yönlendirebilen, dönüştürebilen, demokratik, hakkaniyetli,laik, demokratik, sosyal hukuk devletini savunan, ilkeli olan, tutarlı, dürüst ve  alternatif  siyasi guruplara, bugün dünden daha çok  ihiyacı vardır. Hiç bir şey geç değildir. Bunu gerçekleştirmek için de,  kendi kafasını kendi omuzlarında taşımak gereklidir ve TC kuruluş felsefesine bağlı ve kararlı olmak bunun için yeterlidir!

Sefa Yürükel

Sosyal Antropolog ve Etnograf

Soykırımlar ve Terörizm Araştırmacısı

Son Yazılar