tayyip saskin endiseli2

Şaka değil…

Sanki uyanacak ve “rüyaymış bu, 1 Nisan şakasıymış” diyecekmişsiniz gibi bir duygu, öyle değil mi?

Hayır, ne rüya, ne şaka, gerçeğin ta kendisi...

İzmir zaten hep “gâvur”du...

Şimdi Ankara ve hemen ardından İstanbul da, birilerince neredeyse bu milletten sayılmayan, hele ki şu son yıllarda her türlü düşmanlığın, saldırının hedefi olanların yönetimine geçti...

Sandıkların açılmasının aşağı yukarı tamamlandığı 31 Mart gece yarısına kadar böyle bir olasılığın rüya ya da şaka gibi algılanması anlaşılabilirdi...

Fakat gerçek görüldükten sonra da onu kavramakta güçlük çeken, rüya ya da şaka gibi algılayan, kuşkuyla karşılayan hâlâ çok sayıda insanımız olduğundan kuşku duymuyorum...

*** *** ***

Barış Terkoğlu’nun 1 Nisan tarihli Cumhuriyet’teki köşesinde yayımlanan “Seçimin asıl kazananı” başlıklı yazısını okumadıysanız ya da göz ucuyla okumuşsanız, bulup okumanızı öneririm.

Henüz oy verme işlemi sürmekteyken, belki daha da önceden yazılıp gönderilmiş bu öngörü, akıl ve duygu sentezinin en üst düzeyde gerçekleştirilmiş olduğu güzel yazıda, altının çizilmesi gereken cümlelerden biri de şuydu: “İnsanın büyük bir yanılgısı var. Kendisine verilen hayatı tarihin kendisi sanıyor.

Gerçekliği kavrama güçlüğü; onu bir rüya, bir şaka gibi algılamaya yatkın oluş, tam da Barış’ın işaret ettiği bu kişilik rahatsızlığının, onun sözleriyle “kendisine verilen hayatı tarihin kendisi sanma” yanılgısının sonucu olabilir...

Bu yanılgının temelinde ise, kendine ve hayata güvensizlik, bilgi eksikliği, korku, eylemsizlik ve yanı sıra da bencillik, benmerkezcilik gibi zaaflar olduğu sanırım söylenebilir.

Bu nedenlerle de bunu bir rahatsızlık, bir kişilik sorunsalı olarak görüyorum...

Gerçekliği algılamadaki bu ruhsal sorun, onun tadını çıkarmaya da engeldir.

Tadını (ya da acısını) duymak onu kavrayıp içselleştirmekle mümkündür.

Yoksa sevinçler de kederler de, rüya gibi, şaka gibi, iz bırakmaksızın geçip gider...

*** *** ***

Bir önceki seçimde ve seçimlerde olduğu gibi bu seçimde de özellikle aydın kesimden oy vermeye gitmeyen pek çok kişi olduğunu tahmin ediyorum...

Sorduğunuzda gerekçeleri, ya adayları beğenmedikleri, ya hiçbir şeyin değişmeyecek olduğudur.

Değişim için ne yaptıklarını soracak olursanız buna da doyurucu bir yanıt alacağınız kuşkuludur.

Bu genellikle benmerkezci, eylemsiz aydın, şu son seçim sonuçlarında olduğu gibi beklemediği, ümit etmediği sonuçlar karşısında afallayacak, gerçeği algılamada güçlük çekecek, bir yandan da kuşku üretmeyi sürdürecektir.

Bu ruhsal ve düşünsel kargaşa, eylemsizliğin ve benmerkezciliğin doğal sonuçlarıdır.

*** *** ***

Söz ve davranışlarında beklemedikleri bozgunun kolayca okunabildiği iktidar çevrelerine gelelim.

Özellikle İstanbul konusunda bazı çırpınışları olacaktır kuşkusuz.

Fakat geçmiş olsun.

Geçersiz oyları yeniden sayarak on binlerce eksiği kapatma çabası, çöp sepetini kurcalayarak çöpler arasından işe yarayacak bir şeyler bulmayı umut etmeye benzer...

Bir şeyler bulursunuz belki...

Fakat sonuç, ellerinizi, ruhunuzu kirletmeye değmez...

Bizim için fark etmez diyorsanız, buyurun...

Vicdanlarda kaybettiğinizi başka yerlerde bulmaya çalışmak zaten başlı başına bir yanılsamadır...

*** *** ***

1 Nisan 2019 unutulmayacak bir tarih olarak geride kaldı.

Olanların rüya ya da şaka olmadığını giderek herkes daha iyi anlayacak.

Şimdi yapılması gereken, çok uzun süreli, zorlu bir mücadele için kolları sıvamaktır.

Türkiye toplumunun bunu başarabilecek enerjiye, özveriye ve gerçekçilik bilincine sahip olduğuna inanıyorum.

Ataol BEHRAMOĞLU - 03 Nisan 2019

Son Yazılar