nejat eslen

Türkiye S-400 tedarikine ısrar edecek mi ?

Bir yanda yeni bir dünya düzeni için küresel ve bölgesel güç mücadeleleri devam ederken seçim sonuçları, Türkiye siyası tarihinde yeni bir dönemi başlatacak.

Çünkü, Türkiye’de Cumhuriyet değerlerinin ve parlamenter demokrasinin savunucu olan siyasi olgu, Türkiye’nin siyasetinin, sanayinin ve ekonomisinin ağırlık merkezlerini oluşturan İstanbul, Ankara ve İzmir gibi üç büyük şehri kazandı.

Yeni Osmanlıcılığın savunucu olan siyasal İslam karakterli AKP ise bu üç büyük şehri de kaybederken, bu partiyi konsolide eden gücün sadece ve yalnız Recep Tayyip Erdoğan olduğu bir daha anlaşıldı.

Eğer bu yerel seçim Avrupa’nın gelişmiş demokrasiye sahip bir ülkesinde gerçeklese idi mücadele bu kadar kızıştırılmaz, medyada bu kadar yer verilmez, halk kutuplaştırılmaz, o ülkenin vatandaşlarından isteyenler seçim günü sessizce oylarını kullanırlardı.

Türkiye’de ise bu seçimin beka güvenlik sorunu ile ilişkilendirilmesi bir seçim motivasyonu olarak değerlendirilse bile anlamsızdı. Bir başka ifade ile AKP’nin üç büyük şehirde seçimi kaybetmesi, Türkiye’nin beka ile ilgili algılamalarında değişiklik mi yapacak; üç büyük şehrinin yeni belediye başkanları PKK-YPG ile mücadeleyi olumsuz mu etkileyecek?

Başarı için gerginliği tercih eden ve kutuplaştırıcı siyasi liderlerin mücadelesine dönüşen bu seçim yarışı ve şartları yeni bir lider çıkardı; mütevazi, doğal, uzlaşmacı, birleştirici, halk adamı ve aynı zamanda mücadeleci karakteri ile Ekrem İmamoğlu. İmamoğlu rakibine karşı denk olmayan şartlarda yaptığı mücadeleyi ve dünya şehri İstanbul’u kazanarak Türk siyasi tarihine adımını attı.

Ekrem İmamoğlu’nun rakibi Binali Yıldırım ise kazanmadığı seçimi kazandığını ilan ederek siyasi geçmişine ihanet etti.

RUSYA İLE BİRLİKTE HAREKET EDEBİLECEK Mİ?

Üç büyük şehri de kazanan ve parlamenter demokrasi ile birlikte Cumhuriyet değerlerini de savunduğunu iddia eden CHP’nin bu önemli başarıdan sonra yeni siyasi süreçte yeni inisiyatifler başlatması doğaldır ve beklenmelidir.

ABD, Rusya ve AB’nin çekirdek ülkeleri tarafından da dikkatle izlenen bu seçim sürecinde derin dondurucuya konmuş olan bir çok sorunun karşımıza çıkmasını da beklemek gerekir;

-Türkiye, içinde bulunduğumuz işsizlik, yoksulluk, gelir adaletsizliği, pahalılık sorunları aşabilecek mi? Acilen ihtiyaç duyulan finansal destek nereden hangi şartlarla sağlanabilecek? Bu finansal destek karşılığında hangi jeopolitik tavizler istenebilecek?

-NATO üyesi Türkiye, NATO’nun lider ülkesi ABD’ye rağmen Suriye ile ilgili güvenlik çıkarlarını gerçekleştirebilecek mi? Fırat’ın Doğusunda PKK-YPG siyasi yapısının kurulmasını engelleyebilecek mi; ordulaşan PKK-YPG yapısı Suriye’de varlığını sürdürecek mi? İdlib’deki radikal gruplar kim tarafından, ne zaman, nasıl temizlenecek?

-Türkiye, Doğu Akdeniz’de giderek güçlenen hasım koalisyon karşısında ekonomik ve güvenlik çıkarlarını savunabilecek mi? Bu amaçla, bu coğrafi bölgede Rusya ile birlikte hareket edebilecek mi?

TÜRKİYE S-400 TEDARİKİNE ISRAR EDECEK Mİ? 

-Türkiye, giderek güç mücadelesi alanına dönüşen Karadeniz’deki çıkarları için NATO içinde Rusya’ya karşı mı, yoksa Rusya ile birlikte mi hareket edecek? Yoksa bu coğrafyada da denge politikası(!) mı uygulayacak?

-Türkiye S-400 tedarikine ısrar edecek mi? S-400 tedarikini Türkiye’nin Atlantik yörüngesinde uzaklaşması olarak değerlendiren ABD nasıl bir tepki gösterecek? Türkiye, bu silah sisteminin tedariki ile egemen bir ülke olarak bağımsız karar verme yeteneğine sahip olduğunu kanıtlayabilecek mi? ABD, Türkiye’nin bu kararını F-35 savaş uçaklarının iptali ile cezalandırarak Türkiye’nin Rus savaş uçaklarına yönelmesine ve Atlantik yapısından daha da uzaklaşmasına neden olmayacak mı? Önümüzdeki süreçte, NATO ‘nun karakteri değişirken ve önemi azalırken Türkiye Avrasya’ya daha da yaklaşacak mı? Bütün bu jeostratejik gelişmeleri denge politikası olarak tanımlamak mümkün müdür?

Özetle, seçim sonuçları Türk siyaset tarihinde, ülke içi siyasi güç mücadelesinde yeni bir süreç başlatmıştır.

 Ayrıca, seçim sonrasında Türkiye ciddi ekonomik-finansal ve jeopolitik sorunlarla karşı karşıyadır. Değişen küresel ve bölgesel jeopolitik dinamikler içinde Türkiye, yeni kimliğini arama aşamasındadır.

Nejat ESLEN – 01 Nisan 2019

Son Yazılar