cipras tayyip1 1

Çipras’ın Heybeliada ziyaretinin perde arkası…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye gelen Ateist olduğu bilinen

ve İncil’e el basıp yemin etmeden göreve başlayan ilk Yunanistan Başbakanı olan Çipras’ın Heybeliada Ruhban Okulu’nu ziyaret etmesi bazılarınca sembolik bir hareket olarak nitelendirilse de konunun geçmişini araştırdığımızda ve konuşmalarına dikkat ettiğimizde bunun tamamen maksatlı ve kararlı bir politikanın uygulaması olduğu açıktır.

Fotoğrafta görüldüğü üzere 06 Şubat 2019’da Heybeliada Ruhban Okulu’nun içindeki manastırı ziyaret eden Çipras, mum yaktı ve huşu içerisinde ayine katıldı. Çipras burada Yunanca yaptığı konuşmada; “Dilerim bu okula yapacağım gelecek ziyaret Cumhurbaşkanı Erdoğan’la birlikte olur ve 48 yıldır kapalı olan okulun kapısını beraber açarız” dedi.

Çipras’ın ardından konuşma yapan ve çok kimsenin Patrik, benim ise Batı Trakya’daki Müslüman din adamlarımıza “İmam veya Müftü” şeklinde hitap ettikleri için karşılıklılık ilkesi gereğince “Başpapaz” dediğim Bartholomeos da, “Gençliğimizde biz ve hocalar 6 Şubat Photios Yortusunu birlikte beraber kutluyorduk. Profesörsüz ve talebesiz kutluyoruz bugünü. Maalesef son 48 yıllık süre zarfında okulumuz kapalı. Nasıl olur da yarım asırdır kapalı tutuluyor? Hepimizin beklediği, ümit ettiği bu çok önemli gün uzak olmayacaktır. Osmanlı döneminde, 1844 senesinde kurulmuş olan bir okuluz. Cumhuriyet döneminde kapatılması ve yarım asırdır kapalı tutulması izah edilemez” diyerek ziyaretin sembolik olmadığını kanıtlamıştır.

Ben yine de konunun daha iyi anlaşılması için bu yazımda genel isimlendirmeye uyacağım.

Geçmişini incelediğimizde; 1844 yılında Patrikhane’ye bağlı olarak öğretime açılan Heybeliada Ruhban Okulunun Yüksek Teoloji Bölümü, Anayasa Mahkemesi’nin 12 Ocak 1971 tarih ve 971/3 sayılı kararı gereğince, 9 Temmuz 1971 tarihinde kapatılmıştır.

cipras heybeliada

Bahse konu okul, 127 yıl içinde 930 mezun vermiş, bunlardan 343’ü Piskoposluğa (Makarios ve Yakovas dâhil) 12’si de Patriklik makamına yükselmiştir. 930 öğrencinin 225’i, 1950-1969 yılları arasında mezun olmuştur. Bunların da sadece 38’i Rum asıllı Türk vatandaşıdır.

Türkiye Cumhuriyeti, 1950 yılında Ruhban Okuluna yabancı öğrenci alınmasına da izin vermiştir. Bu dönemde 162’si Yunan uyruklu olmak üzere toplam 187 yabancı okulu bitirmiştir.

Fener Rum Ortodoks Patrikhanesinin kendisine tahsis ettiği ödenekle 127 yıl yaşatılan Heybeliada Ruhban Okulu, kapatılma sonrası Rum Erkek Lisesine dönüştürülmüştür. Ancak Patrikhane politikasına aykırı bulunduğundan ve bu bağlamda öğrenci talebi olmadığından lisede eğitim yapılmamıştır.

cipras ruhban okulunda1

EKÜMENLİK İDDİASINI GÜÇLENDİRMEKTİR !

Heybeliada Ruhban Okulunun Yüksek Teoloji Okulu olarak açılması ABD ve Yunanistan başta olmak üzere AB tarafından da ısrarlı ve kararlı olarak gündeme getirilmekte ve Türkiye üzerine bir baskı unsuru olarak kullanılmaktadır. Bu konudaki teklifler değişik zamanlarda Yunanistan Başbakanları ve ABD Başkanları seviyesinde tekrarlanmıştır. Bu gelişmeler sonucunda, YÖK Yürütme Kurulu 14 Eylül 1999 tarihli toplantısında; İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi bünyesinde “Dünya Dinleri Kültürü Bölümü”nün kurulmasına karar vermiştir.

Söz konusu öğretim faaliyetinin devlet kontrolünde yapılacak olması nedeniyle bu karar da, Patrikhane tarafından kabul görmemiştir. Bu seçenek kabul edilmiş olsaydı, iddia edilen Rum azınlığın din adamı ihtiyacının karşılanması sorun haline getirilemeyecekti. Patrikhanenin asıl isteği 2.500-3.500 civarında olan Rum azınlığın din adamı ihtiyacını karşılamaktan ziyade Patrikhanenin Türkiye tarafından da ekümenik bir kurum olarak kabul edilmesini sağlamak ve ekümenlik iddiasını güçlendirmektir.

cipras ruhban okulunda5

Ruhban Okulunun Patrikhaneye bağlı ve bağımsız olarak öğretim yapması hukuken mümkün değildir. Çünkü:

  • ·    Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlet olarak tanımlanmıştır. Bunun gereği olarak dini öğretim yapan özel okul açmak ve yönetmek yasaktır.
  • ·    Tevhid-i Tedrisat kanunu gereğince Türkiye’de dini tedrisat cemaatler ve özel kişilerden alınmış olup, devlet görevi olarak Milli Eğitim Bakanlığına verilmiştir.
  • ·    Lozan Anlaşmasının 38-39-40 ve 41. maddeleri azınlıklara imtiyaz değil sadece MüslümanTürk halka tanınan eşitmuamele görme hakkı tanımaktadır. Bu nedenle azınlıklara verilecek ilave bir hak vatandaşlar arasında azınlıklar lehine eşitsizliğe neden olacaktır. Bu da Anayasanın 10 ve 12. maddesine aykırıdır.
  • ·    Anayasanın 130. maddesindeki göre Patrikhane bir vakıf hüviyetinde olmadığı için Patrikhaneye bağlı bir özel yükseköğretim kurumunu da açması mümkün değildir.
  • ·    Anayasanın 24. Maddesinde “Din ve ahlak eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır” hükmünün bulunması Ortodoks teoloji öğretiminin Patrikhane kontrolünde yapılmasını engeller. Hiçbir cemaat veya zümreye bu konuda ayrıcalık tanınmamıştır. Ayrıca Anayasanın 42. maddesi gereğince; eğitim ve öğretimin Atatürkilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş eğitim esaslarına uygun, devletin gözetim ve denetimi altında yapılması zorunlu kılınmış olup, Patrikhanenin kontrolünde bağımsız eğitim söz konusu olamaz.

cipras ruhban okulunda3

KİLİSENİN RUHANİ GÜCÜ DEVLETLE İÇ İÇEDİR

Özetle; Heybeliada Ruhban Okulunun tekrar açılması için Patrikhane hukuki engelleri siyasi baskı ile aşmak ve AB uyum sürecinin sağladığı imkânları bu yönde azami seviyede kullanma tutumunu benimsemiştir. Mart 2004’te ruhani meclis Saint Sinod’a Türk vatandaşı olmayan 6 üyeyi örneği önceden görülmemiş bir şekilde emrivaki ile seçmesi siyasi konjonktürü çok etkin kullandığının delilidir.

AB - Türkiye ilerleme raporlarının dinsel özgürlükler kısmında Heybeliada Ruhban Okulunun kapalı olması sürekli olarak eleştirilmektedir.

Bu örnekler, Türk vatandaşı ve bir nevi resmi memur olan Patriğin teokratik gücünü nasıl kullandığının örneğidir.

Bu konuda taviz verilmesi devletimizi, Fener RumOrtodoks PatrikhanesineVatikan benzeri özerk statü verilmesi talepleri ve oldubittileri ile karşı karşıya getirecektir.

Ayrıca, bu okulun Türk dostu din adamları yetiştirmesini beklemek aşırı iyimserlik olacaktır. Yunanistan’da Ortodoks kilisesi ve kilisenin ruhani gücü devletle iç içedir. Yunanistan’da geleneksel Türk düşmanlığı kilisenin ana malzemesidir. OkulunMilli Eğitim Bakanlığı ve YÖK kontrolünde İstanbul Üniversitesi İlahiyat fakültesine bağlı “Dünya Dinleri Kültürü Bölümü”ne bağlı olarak açılması konusunda kararlı olunmalıdır.

20 Ocak 1923 tarihli Hâkimiyet-i Milliye gazetesine beyanat veren Mustafa KemalAtatürk“...bir fesat ve hıyanet ocağı olan ve memleketimize nifak tohumları eken, uyuşmazlıklar yaratan, Hristiyanhemşerilerimizin huzur ve refahı için de uğursuzluğa ve felakete sebep olan Rum Patrikhanesini artık topraklarımız üzerinde bırakmayacağız” demiştir.

Lozan’da yapılan müzakereler sonunda “Patrikhanenin Osmanlı İmparatorluğu zamanında elde ettiği imtiyazlar kaldırılarak siyasi ve idari mahiyette faaliyetlerde bulunmaması, sadece dini hizmetleri yerine getirmesi şartıyla kalacağı” yönündeki sözler senet kabul edilerek devamına karar verilmiştir.

cipras ruhban okulunda2

BU OKUL ÜZERİNDE DENETİM HAKKI OLMASINI İSTEMEMEKTEDİR

Rum okullarının Yunan politikasına alet edilmesine ve Türkler aleyhine güttükleri siyasete çarpıcı bir örnek de Edremit’e bağlı Cunda (Ali Bey) adasının Belediye Başkanı merhum İzzet Esen, adadaki Rum okulu idarecilerinin şüphe çeken tutumlarını gizlice takip etmesi ve 1884 yılında yapılan bir baskın sonucu çok önemli belgelerin ele geçirilmesidir. Belgeler arasındaki ders programının içeriğinde yer alan şu cümleler hedeflerini çok açık bir şekilde açıklamaktadır; Öğrencilerimize Türklerin, Rumların ezeli düşmanları olduğunu öğretmek, onların itibarlarını Avrupa devletlerine karşı zedelemek, Türk milletinin gençliğini ahlak, din, milliyet ve gelenek bakımından zayıflatmak, devlet ile milletin arasını açmak, çiftçilerini borçlandırmak, halkını iktisaden zayıflatarak rüşvet ve kandırma yoluyla Türk taraftar edinmek, nihai hedef olarak İstanbul’u bir Rum şehri haline getirmek başlıca hedefimizdir.”

cipras tayyip2

İşgal döneminde bile kapanmayan ve bir kısım öğrencisi milli mücadeleye katılmak üzere Anadolu’ya geçen ve benim de mezunu olmaktan gurur duyduğum Deniz Kuvvetlerimizin ilim, irfan yuvası ve topraklarımızdaki en eski bilim yuvası olan Deniz Lisesi ve Deniz Harp Okulu da bilindiği üzere Heybeliada’dadır. Bu vesile ile Heybeliada Ruhban Okulu açılacağına Deniz Lisesinin tekrar açılmasını, Deniz Harp Okulunun da 15 Temmuz’dan önceki statüsüne döndürülmesini gönülden diliyorum.

Açık olduğu dönemde Heybeliada Ruhban Okulu öğretmen ve öğrencilerinin faaliyetlerini bazen birlikte Heybeliada’ya aynı vapurla gidip geldiğimiz için 4 yıl süre ile kısmen izleme ve Genelkurmay Başkanlığı Yunanistan Şube Müdürü olduğum dönemde de ayrıntılı değerlendirme imkânım oldu.

Heybeliada Ruhban Okulu açık olduğu dönemde; Yunan milliyetçiliği emellerine hizmet eden ve mezunlarına “Helenizm ruhu” aşılayan bir yapı içerisine girmiştir. “Megali Idea” hayalinin savunucuları olarak yetiştirilmiş elemanlar mezun etmiş, bunlar da gittikleri yerlerde Türk düşmanı birer militan gibi davranmaya devam etmişlerdir.

Okulun tekrar açılmasını önleyen Fener Rum Patrikhanesinin kendisidir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti devletinin bu okul üzerinde denetim hakkı olmasını istememektedir.

Can ERENOĞLU – 11 Şubat 2019

Son Yazılar