kerem caliskan

Erdoğan tuzağa düştü !

Erdoğan şimdi Trump’ı ikna ederek, ABD ve Rusya ile anlaşarak Suriye sınırına ‘Tampon-Güvenli Bölge’ kurmaya uğraşıyor…

35 kilometrelik güvenlik kuşağı…

Türkiye’nin boydan boya beton duvar çektiği 900 kilometrelik Suriye sınırının ötesine güvenlik kuşağı kurarak ABD-İsrail’in PKK ve YPG ile oraya yerleştirmeye çalıştığı Arap-Kürt NATO’sunu engelleme çabasındayız…

Ne kadar hazin… Ne kadar trajik…

Oysa çok değil, daha 10 sene önce o topraklarda ne beton duvar ne terör vardı…

Türkiye-Suriye kaynaşması… Türk-Arap kardeşliği… Erdoğan-Esad dostluğu vardı…

ATATÜRKÇÜ SEZER ABD’YE KAFA TUTARAK BAŞLATTI…

Bu süreci son Atatürkçü Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başlatmıştı…

2004’te ABD’nin tehdit ve baskısına meydan okuyan Sezer, Şam’da Beşar Esad’ı ziyaret etmişti… Sezer daha önce de 2000’de yine ABD baskısına direnerek Hafız Esad’ın cenaze törenine katılmıştı…

Yani Sezer ABD Emperyalizmi’ne kafa tutarak Türkiye-Suriye dostluğunu başlatmış, çağdaş bir anlayışla Türk-Arap kardeşliğinin temellerini atarak Atatürk’ün 100 yıllık hayalini gerçekleştirmişti… 

Erdoğan önce Sezer’in açtığı bu yoldan gitti…

PKK’nın yeni başlayan Türkiye-Suriye ittifakını dinamitlemek için 2004’te Kobani’de (Arap El Ayn) ve Şam’da giriştiği ayaklanma hareketlerine Türkiye ve Erdoğan yüz vermedi… Esad bunları bastırdı…

2008-2010 yılları arasında Türkiye-Suriye işbirliği fevkalade gelişti…

Türkiye ve Suriye bakanlar kurulları önce Halep’te sonra Gaziantep’te peşpeşe ortak toplantılar yapmaya başladılar… Vizeler kalktı… Şimdi duvar örülen Türkiye-Suriye sınırı o tarihte tamamen açıldı… Adeta sınırlar kalktı… Türkiye’nin bölgeye yaptığı mal satışı 2 milyar dolara yaklaştı…

SCHENGEN YERİNE ŞAMGEN…

Bölge sınır ticareti ile kalkındı… İki taraf da ihya oldu… Bölgeye 100 yıldır görülmemiş bir şekilde refah ve mutluluk geldi…‘Schengen yerine Şamgen’ o günlerin sloganıydı…

Bölgeyi çok iyi tanıyan rahmetli Hasan Celal Güzel 2009’da Radikal’de yazdığı bir yazıda ‘Türkiye-Suriye Entegrasyon Süreci’nin başladığını müjdeliyordu… Halep-Gaziantep Hızlı Tren hattı kurulacaktı… İki ülke Osmanlı dönemindeki gibi ortak bir sosyal-ekonomik bütünlüğe kavuşuyordu…

Atatürk’ün 100 yıllık rüyası gerçek oluyordu… Türk ve Arap milletleri, kurdukları çağdaş devletler aracılığı ile yeniden işbirliği ve kardeşliğe yöneliyordu… Bu işin ucunda Türk-Arap, Türkiye-Suriye Ortak Federasyonu da duruyordu… Sanki bir ‘Asr-ı Saadet’ başlamıştı…

O dönemde bölgede müthiş bir kaynaşma ve coşku vardı…

Bu satırların yazarının Hatay’da bizzat dinlediği gibi, o tarihte geceyarısı bile Hatay’dan Lazkiye’ye, Halep’e gruplar gidiyor, oradan gruplar kalkıp geceyarısı Hatay’a geliyordu…

Birlikte yenilip içiliyor, şarkılar söyleniyor, dans ediliyor, göbek atlıyordu…

Bölge adeta 1001 Gece Masalları’na dönmüştü… Öylesine bir güven, refah, kardeşlik ve mutluluk tablosu yaşanıyordu Türkiye ve Suriye arasında…

Erdoğan bu tablo içinde Suriye’den İsrail sınırına, Gazze’ye, Filistin’e dayanan müthiş bir derinliğe, bir etki alanına kavuşmuştu…

Türkiye ve Suriye ordularının ortak manevra alanı Golan tepelerine dayanmıştı…

Türk-Arap kardeşliğinin dirilen bu ittifakı Mısır’a, Libya’ya kadar uzanan müthiş bir yapıcı, pozitif etkiye sahipti…

2010’da Erdoğan, Atatürk’ün mirası üzerinden, Sezer’in açtığı yoldan, Türk-Arap kardeşliğinin yeni mimarı oluyordu… Erdoğan, rol-model Türkiye’nin lideri olarak Arap dünyasına, Mısır’a kadar uzanan muhteşem bir dalganın üzerine oturmuş, ilerliyordu… Atatürk’ün çağdaş Türkiyesi bölgeye ‘Abi’ olarak geri dönmüştü… Bu mucizenin sırrı Türkiye-Suriye ittifakında, Erdoğan-Esad kardeşliğindeydi…

ABD-İsrail Emperyalizmi bu tabloyu çekemedi…

Türkiye’nin ve Erdoğan’ın bölgede böylesine güçlenmesini çekemediler…

Bunu bozmak için bir hamle gerekiyordu…

CIA-MOSSAD, TÜRKİYE-SURİYE DOSTLUĞUNU DİNAMİTLEDİ…

2011’de ‘Arap Baharı’ böyle başladı…

ABD-İsrail istihbarat güçleri ideolojik zaafını kullanarak Erdoğan’ı kandırdılar…

Erdoğan’a Müslüman Kardeşler üzerinden, Mısır’a kadar uzanan bir Neo-Osmanlı Sultan’ı olma hayalini pompaladılar…

Erdoğan Atatürk’ün mirası üzerinde zaten elde ettiği Türk-Arap kardeşliğini yaktı, Türkiye-Suriye dostluğunu dinamitledi… Esad’ı devirmek için Müslüman Kardeşleri, ÖSO’yu ve Suriye’yi yakıp yıkan, kana bulayan her türlü cihadçı hareketi desteklemeye başladı…

Oysa Esad’ı devirmek için IŞİD’ı ve cihatçıları Suriye’ye saldırtan ABD-İsrail, CIA-Mossad idi…

ERDOĞAN TUZAĞA DÜŞTÜ…

Erdoğan maalesef Müslüman Kardeşler aracılığı ile, Mısır’a kadar uzanan bir egemenlik alanı kurma hayali ilke bu oyuna alet oldu, kendisine kurulan bu tuzağı görmeden içine düştü…

Arap Baharı’na, İslam alemine Müslüman Kardeşler aracılığı ile lider olmak hevesiyle, zaten Türk-Arap kardeşliği ile Türkiye-Suriye dostluğu üzerinden elde ettiği müthiş gücü, büyük itibarı yerle bir etti…

Türkiye-Suriye sınırında her gün altın yumurtlayan tavuğu kesti…

İstese her cuma Şam’a gidip Esad ile birlikte namaz kılacağı Emeviye Camii’ne uzaktan bakakaldı… 

NE ARAP BAHARI KALDI NE DEMOKKRASİ

2013’te ortada ne Arap baharı kaldı, ne Müslüman Kardeşler, ne Müslüman-demokrasi hayalleri…

Sisi Mısır’da ABD-İsrail desteği ile darbe yaptı, Müslüman Kardeşler hareketi üyelerini hapse tıktı, idam etti, kalanlar kaçıp Erdoğan’a sığındı…

Diktatörlük geldi, söz ve düşünce hürriyeti zindana atıldı…

Arap Baharı’nın yaşandığı Mısır, Libya, Tunus, Bahreyn, Yemen… Hepsi perişan ve darmadağın oldu…

Suriye yanıp yıkıldı, cehenneme döndü… Şamgen yengen oldu!...

ABD-İsrail’in Suriye’deki bu tuzağına direnen İran ve Putin, Esad’ın yardımına koşarak onun devrilmesini önlediler…

Suriye iç savaşını sonunda Esad kazandı…

Suriye’nin yıkımının Türkiye’ye faturası da ağır oldu…

4 milyon mülteci… Mülteciler için harcanan 35 milyar dolar…Sosyal bozulma…

Ve en sonunda 10 sene önce fiilen kalkan, mutluluk ve refahın geldiği, kardeşlik türkülerinin söylendiği Türkiye-Suriye sınırına 900 kilometrelik duvar çektik…

ABD-İsrail o duvarın ötesine Türkiye’ye karşı Arap-Kürt NATO’su ve Kürt devleti kurmaya çalışıyor…

Erdoğan da tampon bölgede Türk askeri olsun diye Trump’ı ikna etmeye çalışıyor…

10 yıllık bu özeti ders alınsın diye yazmadım…

Saray’da ders alacak basirette birilerinin olduğunu düşünmüyorum…

Bu yazıyı ‘Arap Baharı’nın ABD-İsrail tarafından tümüyle Türkiye ve Erdoğan’a kurulan bir tuzak olup olmadığı sorusunu ortaya atmak için yazdım…

Hala kendi beyinleri ile düşünmek isteyenlerin dikkatine sunulur…

Kerem ÇALIŞKAN – 17 Ocak 2019

Son Yazılar