trump tayyip3 1

Trump, Erdoğan’a can suyu verdi…

Amerika Başkanı Trump gece yarısı bir tweet atarak ortalığı karıştırdı.

Trump, tweetinde aynen şunları yazdı;
“IŞİD’in mülki halifeliğinin kalan az kısmını sert ve birçok yönden vurmaya devam ederken uzun zamandır gerçekleşmesi gereken Suriye’den çekilmeye başlıyoruz. Tekrar toparlanırsa yakınlardaki üslerden tekrar saldıracağız. Kürtlere saldırırlarsa Türkiye’yi ekonomik olarak mahvedeceğiz. 20 millik güvenli bölge kuracağız. Aynı şekilde Kürtlerin de Türkiye’yi provoke etmesini istemiyoruz. Rusya, İran ve Suriye, ABD’nin doğal düşmanları IŞİD’i Suriye’de imha etmesinin uzun dönemde faydalananları olacak. Biz de faydalanacağız ama şu anda askerlerimizi eve getirme zamanı. Sonsuz Savaşları Bitireceğiz.”
Akıl alır gibi değil.

Gerçi Erdoğan, Amerika'ya karşı aklına geleni söylüyor ve söylediklerinin çoğu Trump'ın söylediklerinden çok daha ağır ama karşı atağın Amerika'dan gelmesi hem şaşırtıcı hem de hayli düşündürücü.
Elbette ilk anda insanın aklına Türkiye–Amerika ilişkilerinin artık kopma noktasında olduğu geliyor.
Oysa hiç de öyle değil.
Trump'un bu tweeti Amerika'nın Erdoğan iktidarından asla vazgeçmeyeceği anlamına geliyor bana göre.
Bu tweet, bugüne kadar TV ekranlarından ve bu köşeden defalarca söylediğim gibi Türkiye aleyhine görülmekle birlikte Erdoğan iktidarına tam destektir.
Amerika herhalde bu kadar sert bir ifadenin Türk kamuoyunda tepki çekeceğini bilmektedir.
Bu tepkinin “milli birlik ve beraberlik ruhu” oluşturacağı muhalefetin de bu dalganın altında kalacağı da kesindir.
Böylelikle “ters propaganda” yöntemi devreye girmiş ve Erdoğan'a dolaylı destek sağlanmıştır.
Çünkü şurası çok açık bir gerçek ki, Amerika bugüne kadar hemen hiçbir isteğine karşı çıkmayan AKP iktidarının yerinden olmasını asla istemeyecektir.
Erdoğan'ın ve diğer iktidar temsilcilerinin sıklıkla Amerika'ya karşı söylemlerinin dışa değil, içe dönük olduğunu onlar da bilmektedir.
Kamuoyu Amerika'nın dize getirildiğini, haddinin bildirildiğini; Türkiye'nin dik durarak büyük oyunu bozduğunu, Erdoğan sayesinde Türkiye'nin oyun kurucu bir süper güç olduğunu zannederken, aslında Amerika'nın çıkarlarının korunduğunu görememektedir.
Erdoğan, Amerika'ya karşı çok sert bir tavır koymuş gibi yapmakla birlikte şu ana kadar Amerika'nın çıkarını zedeleyen hiçbir hamle yapmamıştır.
Ülkemizdeki Amerikan varlığı aynen korunmaktadır.
Amerikan üsleri faaliyetlerine devam etmekte, ticarette en küçük bir aksama olmamakta, Suriye ve Irak'taki Amerikan politikaları aksi söylenmekle birlikte desteklenmektedir.
Erdoğan seçime doğru Amerika'dan çok büyük bir destek almıştır.
Bu hızla seçimleri kazanacağını görmesi halinde seçimler yapılacaktır ve elbette AKP kazanacaktır.
Yok eğer bunlara rağmen seçimin kazanılmayacağını görürse o zaman muhtemelen yine Amerika bahanesinin arkasına sığınılarak seçimlerin ertelenmesi yoluna gidilecektir.

Anlaşılan Apo ile yeniden pazarlık başlıyor…

İki yıllık bir aradan sonra İmralı'da cezasını çeken Abdullah Öcalan'a bir ziyaret gerçekleşti.
Abdullah Öcalan'ın kardeşi Mehmet Öcalan ve avukatlar “hükümetten gelen talep üzerine” İmralı Adası’na gittiler ve terör örgütü lideriyle görüştüler.
Resmi olarak bu görüşme aslında aile içi bir görüşme.
Bu açıdan bakılırsa Abdullah Öcalan'ın iki yıl boyunca hangi hukuka dayanılarak kimseyle görüştürülmediğini anlamak mümkün değil.
Aynı şekilde hükümetin şimdi böyle bir izne imza atması da pek anlaşılır değil.
Ancak bu görüşmenin bir aile içi görüşme olmadığı terör örgütü lideri Abdullah Öcalan ile yeniden bir ilişki kurulduğu söylenebilir.
Çünkü Mehmet Öcalan'ın HDP Şanlıurfa Milletvekili oğlu olan Ömer Öcalan'ın açıklaması bunu doğruluyor.
Ömer Öcalan BBC Türkçe'ye verdiği demeçte “yarım saatlik görüşmede birçok konunun görüşüldüğünü” söylüyor.
“Birçok konudan” kasıt herhalde “hasret giderme” değildir. Muhtemelen iktidar seçime doğru HDP oylarına da talip olabilmek için Öcalan'ı devreye soktu.
HDP'ye selam bile veren herkesi “terörist” ilan eden AKP'nin bir tür “yeniden açılış süreci başlatması” şaşırtıcı olur mu?
Sanıyorum “olmaz” diyorsunuz.

Murat Hazinedar, Beşiktaş'tan vazgeçmiyor…

Yerel seçime çok az zaman kalmasına rağmen İstanbul adaylarını bir türlü açıklamayan CHP'ye “Hiç olmazsa kesin kazanacağınız Beşiktaş'a aday koysanız, bulamıyorsanız Nasuh Mahruki'yi öneririm” diye yazmıştım dün.
Yazımı okuyan CHP'nin tanıdık isimlerinden biri aradı.
“CHP Beşiktaş'a yeniden Murat Hazinedar'ı aday yaparsa şaşırma” dedi.
İster istemez “Yok artık” dedim.
CHP'li kişi “Öyle deme, Murat Hazinedar aday olmak için çalmadık kapı bırakmıyor, geçen gece Halk TV'ye de çıkardılar” diye konuştuktan sonra “Hazinedar CHP yönetimini zora sokacak eylemler yapabilir” diye ekledi.
Doğal olarak “Ne yapacak ki?” diye sordum.
Anlattı;
“Murat Hazinedar her yerde Ataşehir Belediye Başkanı'nın da görevden alındığını ama onun tekrar aday yapılacağını öğrendiğini söylüyor ve bu durumda kendisinin de aday yapılması gerektiğini anlatıyor.
Hazinedar, Ataşehir Belediye Başkanı hakkında iki dava olduğunu ama kendisine karşı açılmış hiçbir dava olmadığını söyleyerek bunun büyük bir adaletsizlik olduğunu söylüyor. Genel merkezi eğer aday yapılmazsa pek çok şeyi açıklamakla tehdit ediyor. Parti yönetimi de şimdi kara kara düşünüyor. CHP'li “tanıdık” ismin anlattıkları böyle.
Murat Hazinedar, tekrar aday olursa bu durumda artık hiç şaşırmam.
Sonuçta adam haksız da değil. Seçimlerde CHP için en yüksek oyu aldı, hakkında dava yok, partisi yolda bıraktı, Beşiktaş seçmeni ise zaten kimi koysalar seçmeye hazır.

Askeri fabrika satılmamış hediye edilmiş

Aralık ayının ortalarında Adapazarı'ndaki tank paletleri ve mühimmat üreten askeri fabrikanın özelleştirileceği açıklandığında kamuoyunda büyük tepki ve şaşkınlık oluşmuştu.
Pekçok kişi “Pes artık, sıra askeri fabrikalara da mı geldi?” demişti.
Ancak kararın alınmasına rağmen daha sonra ciddi bir adım atılmamıştı.
Buna karşın dedikodular da çıkmıştı.
Deniyordu ki “Bu fabrika Katar'la ortaklık yapan Ethem Sancak'a verilecek.”
Sonunda bunun gerçek olduğu ortaya çıktı.

Erdoğan bu gerçeği dün CHP'ye ağır hakaretler ederek açıkladı.
Tuhaf bir durum.
Erdoğan “CHP'nin yalanlarına itibar etmeyin” dedi ve ekledi “Palet fabrikası satıldı ifadesi yalandır. Hiç kimse aşından işinden edilmeyecek.”
Ama asıl bombayı sonra patlattı.

Palet fabrikası özelleştirme kapsamında satılmamış, bunun yerine Ethem Sancak'ın Katarlı ortağı ile sahip olduğu BMC'ye 25 yıllığına hediye edilmiş.
Erdoğan tabii “devredildi” kelimesini kullanıyor, ama bu devir değil hediyedir.
Fabrika önümüzdeki 25 yıl boyunca bu şirket tarafından yönetilecekmiş.
Bana göre satmaktan daha kötü.
Hesapta fabrika devletin ama özel bir şirket bir kuruş ödemeden bu fabrikanın sahibi gibi tam 25 yıl boyunca para kazanacak.
“Şirket büyük yatırımlar yapacaktır” diyebilirsiniz. Doğrudur da bu belki.
Ama dev bir fabrikaya bir kuruş koymadan sahip olduktan sonra yatırım yapmak zor değil ki.
Burada can sıkıcı olan iki nokta şu;
Birincisi; madem hediye edilecekti özelleştirilme kararı neden alındı?
İkincisi; Erdoğan neden CHP'yi suçlayarak “satılmadı” diyor ve kamuoyunu yanlış yönlendiriyor?

Can ATAKLI – 15 Ocak 2019

Son Yazılar