nazim hikmet onurlu yasamak2

Günümüzün Sokrates’leri...

Her birey, neyi yapmasının kendisi için iyi olduğunu kendi gözüyle görmeli ve kendisi karar vermelidir.

Birey, tam bir insan olmak istiyorsa, ahlaki bakımdan özerk hale gelmeli ve hayatını kendi kontrolü altına almalıdır.

Sokrates’in suçu işte buydu.

Söyleneni kabul etmemek.

Bilineni sorgulamak.

Topluma uyma adına yanlışları görmezden gelmemek.

Biat kültürüne karşı çıkmak.

MÖ 5. yüzyılda yaşamış olan Sokrates, binyılları aşan bir insanlık serüveninin en etkili düşünürlerinden birisidir.

Günümüzde de yaşayan öğretisi, “bilinen, söylenen, kabul edilen her şeyi sormak, sorgulamak, aklın süzgecinden geçirmek, özerk akla sahip olmaktır.

Bu da elbette biat kültürüne katılarak otoriteye itaat edenlerin toplumuna karşı çıkmak demektir.

Thomas Jefferson’ın sözünü anımsayalım:

Orkestrayı yöneten şef, topluluğa sırtını dönmek zorundadır.

Günümüzün Sokrates’leri işte bu karşı çıkanlardır.

Özelliklerine bakalım:

Toplumun nereden nereye sürüklendiğine bakmak.

Bu sürüklenişin nedenlerini sorgulamak.

Söylenenlere inanmak yerine söylenmeyenleri düşünmek.

Yapılan yapılmayan her şeyi irdelemek.

Olan bitenin nedenlerini aramak, arayanlara katılmak.

Yaşananlardan kişisel-toplumsal sorumluluk duymak.

Bu sorumluluğun gereklerini düşünmek.

Bu sorumluluğun gereklerini yapmaya karar vermek.

Tarih boyunca Sokrates’ler bunları yapmıştır.

Jean-Paul Sartre aydın insan”ı böyle tanımlamıştır:

Düşünen-sorgulayan-sorumluluk alan birey.

Mustafa Kemal Atatürk’ü harekete geçiren temel budur:

Çöküntüyü görmek-nedenlerini sorgulamak- harekete geçmek-bu nedenleri ortadan kaldıran yeni bir toplum yaratmak.

Bunları yapmamak, yapamamak insanları da, toplumları da felakete götüren bir aymazlık olmuştur.

Geri kalmış toplumlar bu nedenlerle geri kalmıştır.

Sömürülen ülkeler bu nedenlerle sömürüye açık kalmıştır.

2 bin 500 yıllık insanlık tarihi hepimize bunu öğretiyor.

Günümüzün Sokrates’leri gene suçlanıyor, cezalara çarptırılıyor.

Geçmişte toplumumuzun Sokrates’leri bu nedenle öldürüldüler.

Uğur Mumcu’lar, Bahriye Üçok’lar, Ahmet Taner Kışlalı’lar hep bu nedenle öldürüldüler.

Onlar toplumu uyarmak, uyandırmak suçunu işlemişlerdi.

Müjdat Gezen mi, Metin Akpınar mı, Fatih Portakal mı?

Hep Sokrates’in suçudur işlenen.

Boyun eğmemek suçudur, itaat etmemek suçudur.

Düşünmek suçudur. Konuşmak suçudur. Sormak suçudur. Sorgulamak suçudur.

Sokratik suçlardır bunlar.

Cezaları da günümüze uygundur: Korkutma, susturma, kapatma, işsiz bırakma, aç bırakma, sosyal ölüm.

Günümüzün baldıran otu çanakları bunlar.

Peki de ne yapalım,

Sokrates’ten vaz mı geçelim?

Hayır. Asla. Hiçbir zaman.

Sokrates’ten vazgeçmeyelim.

Erdal ATABEK – 31 Aralık 2018 - Cumhuriyet

Son Yazılar