mustafa onsel

FETÖ'nün Balyoz kararı nasıl başka davada gerekçe oldu !

Masumları bir an önce bu kanlı çuvaldan çıkartın !

Burada konu edeceğim ve üç yazıdan oluşan olaylar, halen yargılamaları 1. Derece mahkemelerde süren veya orada bitmiş temyiz aşamasında bulunan, 15 Temmuz gecesi yaşananlarla ilgili en dikkat çekici olanlardan bir kısmıdır. Elbette anlatacaklarıma benzer bilmediğimiz başka olaylar da vardır. Hepsini yazacak durumda olan profesyonel bir gazeteci değilim. Sanırım vereceğim örnekler çok vurucu ve dikkat çekecek, aynı durumda olanlara da ışık olacaktır. Derdimiz o gecenin gerçek suçlusu Fetullah Gülen Terör Örgütünün eli kanlı katilleriyle masumların ayrılmasıdır ki, bu hayatidir!

Yazı dizime başlarken bu yargılamaları yapan yargıçlarımıza bir hatırlatmayla başlamak istiyorum. Bakın 1976 yılında Yargıtay’ca, bir yargıcın nasıl karar vermesi gerektiğiyle ilgili ne denmiş; “Hakim; insana, tabiata, gerçeğe, olağana sırt çevirmeden ve katı kalıplar içinde sıkışıp kalmadan uyuşmazlığa insan kokusu taşıyan bir çözüm getirmek zorundadır.” (Yargıtay 1 HD. 31.12.1976, 1976/9370-13138).

Bu girişten sonra devam edelim…

Kısaca isimli davalar dediğimiz, Balyoz vb davalarda hedef edilen sanıklar bir çuvala doldurulmuştu. Ortada suç olmadığı için çuval temizdi, rengi beyazdı.

15 Temmuz gecesi Fetullah Gülen Terör Örgütünce gerçekleştirilen kalkışma, tarihimizde olmayan şekliyle çok kanlı oldu. Yüzlerce insan hayatını kaybetti, yaralandı. Bu kalkışmayı yapanlar, kamera kayıtlarıyla ve tanık ifadeleriyle sabit.

Ancak o gece “terör eylemi olacak” diye aldatılan, öğrenince geri dönen, kesinlikle halka ateş açmayan, bunu pek çok kanıtla ortaya koyan özellikle genç rütbedeki personelin yanı sıra, bir de aslında kalkışmanın dahi olmadığı, suçsuzlukları kamera kayıtlarıyla, tanık ifadeleriyle sabit olan personel var. Bazı mahkemeler kabul edilemez biçimde toptancı bir anlayışla bu insanlara ceza yağdırdı.

KANLI İHANET ÇUVALI !

Burada suçsuz olanların durumu isimli davalardan yargılananlardan çok daha zor. Çünkü içine atıldıkları çuval, kanlı bir ihanet çuvalı. Kendilerinin yanı sıra yakınları da ömür boyu etkilenecek…

Nediyor İtalyan hukukçu Carrera, “Bir suçsuzun ceza almasındansa bin suçluyu bırakırım.” Ben bunu demiyorum, çünkü devletin bekasına yönelmiş, emperyalistlerin aparatı bir örgüt söz konusu. Ancak, lütfen bu dosyalar baştan savma incelenmesin! Hayatlar mahvedilmesin! Sapla saman karıştırılmasın! Suçlular en ağır biçimde cezalandırılsın! Ama suçsuzlar ivedilikle bunlardan ayrılsın! Bu yargıç olmanın gereğidir. Unutmayın ki verilecek haksız kararlarla doğmamış çocuklar bile lekelenmektedir…

Bu satırları yazmamın sebebi, 15 Temmuz yargılamalarında bazı mahkemelerin kabulü zor tutumunu gözler önüne sermek, o gece bir yanlışın içinde olmamasına rağmen o kanlı çuvalın içine itilenlerin mağduriyetini kamuoyu ile paylaşmaktır. Derdimiz sadece mazlumlarla, hainlerin ayrılmasına yardım etmektir. Böylece davaların sulanmasına da engel olmaktır. Bu FETÖ denilen hain örgütün de işine gelmeyen bir durumdur.

Mazlum iken zalim, vatansever iken hain olarak bilinmek ne acı… Ne büyük bir işkence! Herkesin ama herkesin empati yapmasını istiyorum. Bir an için masum ama ağır biçimde cezalandırıldığınızı düşünün!

İşte empati yapmamız gereken bir olay!

KOKTEYLDEN SONRA GELEN TELEFON…

Yer İslahiye. 15 Temmuz 2016 günü akşamı bir veda kokteyli vardır. Önceki yıl tabur komutanı olup yıl içinde Harekât Kısım Amirliği görevine çekilen Yarbay Hakan Aydemir, ağustos ayında emekli olacağını belirterek istirahat almış ve bunu amirlerine bildirmiş. Yapılan veda kokteylinin gerekçesi de bu ayrılıştır.

Hakan Yarbay, olacaklardan habersiz dokunaklı bir veda konuşması yapar o akşam.

Meslek hayatı zor geçmiş, defalarca çalışmasına ve başarılı bir subay olmasına karşın kurmaylık sınavını bir türlü kazanamamış. Bunun üzerine o da yüksek lisans ve doktora yapmış. Doktorası da yazılım üzerinedir. TSK’de doktora ve yüksek lisans yapanlara verilen erken terfi olanağı nedense ona tanınmamıştır. O zamanlar hiç bir anlam verememiştir bu çifte standarda. Nereden bilsin Fetullahçı Terör Örgütünün elemanlarının sistemi ele geçirip kendilerinden olmayanlara hayat hakkı tanımadığını. O da işi yargıya taşımış, AYİM’e (Askeri Yüksek İdare Mahkemesi) başvurmuştur. Ancak AYİM’de, aralarında 15 Temmuz sonrası FETÖ üyesi olmaktan tutuklanan ve ihraç edilen 3 kurmay üyenin de bulunduğu dairece talebi reddedilmiştir.

Artık TSK’da kalmasının anlamı olmadığını düşünerek emeklilik öncesi bir yazılım firmasıyla iş görüşmesi yapmıştı Hakan Yarbay. Ağustos ayında emekli olup orada işe başlayacaktı ki…

Kokteylden sonra eşi ile eve gelmişti. Çok kısa bir süre sonra alay nöbetçi amiri aradı. Önemli bir emir geldiğini, Alay komutanı Turgut Ç.’nin bütün personeli alaya çağırdığını ifade etti. Hakan Yarbay “kendinin zaten istirahatli olduğunu, bu nedenle gelmeyeceğini” söyledi. Biraz sonra bizzat alay komutanı cep telefonundan arayarak “istirahatini ve emekliliğini askıya aldığını” ifade ederek, “olağanüstü durum olduğunu” belirterek alaya gelmesini istedi. Hakan yarbay resmi olarak emekli değildi. Bu özel telefon üzerine zorunlu olarak alaya gitti. Gittiğinde bütün alay personeli oradaydı.

Alay komutanı sıkıyönetim emrinden bahsetti. Tedirgin, ne yapacağından pek emin olmayan bir hali vardı. Olay olabileceğinden bahisle Kolluk Kuvvetlerini Destekleme Timlerinin hazırlanmasını istedi. Hakan yarbayın birliği yoktu. Ancak alay komutanına bu timlerin amacı dışında dışarıya çıkışına karşı çıkacaklarını belirtti. Üstsubay rütbesindeki diğer arkadaşları da kendini destekledi. Dolayısıyla her ihtimale karşı söz konusu timler hazırlanırken olayın şekli belli olmuş, kalkışma olduğu ortaya çıkmıştı. İslahiye’de kayda değer hiç bir olay görülmüyordu.

Hakan Yarbay, saat 01 sularında, bir başka yarbay arkadaşıyla beraber alay komutanının yanına giderek timlerin kullanımıyla ilgili kolluktan talep gelmediğini, İslahiye’de de herhangi bir olayın olmadığını, dolayısıyla timlerin istirahate çekilmesinin uygun olacağını iletti ve timler de o saatten sonra istirahate çekildi. Yani İslahiye’de kalkışmaya katılan olmadı. Başta Hakan Yarbay olmak üzere üst rütbedeki personelin dirayetli tutumu, olayın başından itibaren net duruşu ile İslahiye’de, ülke genelindeki kargaşadan eser yoktu.

AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET VERİLDİ...

15 Temmuz sonrası alayın personelinin büyük çoğunluğu tutuklandı. Tutuklananlar arasında Hakan Yarbay ve o akşam birlikte hareket ettiği arkadaşları da vardı. Nasılsa düzelir diye umutla beklediler. Suçsuzlukları kamera kayıtlarıyla, tanık ifadeleriyle ortadaydı.

Ancak Gaziantep 7. Ağır Ceza Mahkemesi hükmünü açıkladığında şok oldular. Çağrıldıkları için alaya gelen personelden astsubayların tamamı beraat ederken, subaylardan biri hariç hepsine ağırlaştırılmış müebbet cezası verilmişti.

Peki, olanın bitenin kamera kayıtlarıyla sabit olduğu bu askeri birlikte suç nerede?

Mahkemenin deli divane edici gerekçeli kararını nereye dayandırdığını görünce küçük dilinizi yutacaksınız…

Biraz sabır, anlatacağım…

Peki, FETÖ tarafından mağdur edilen, emekli olacağı kesin olan, darbeye karşı tutumu ispatlı Hakan Yarbaya ağırlaştırılmış müebbet veren mahkeme, evinde 1 dolar bulunan Binbaşı Bülent A.’yı nasıl ve neye göre beraat ettirdi. Fark nedir? Ortada zaten darbe/kalkışma suçu yok da…

Mahkûmiyet alan sanıklar beraat eden Bülent A. ile farklarını öğrenmek için dilekçelerle başvurmuşlar. Tutanağa yansıyan ve evinde 1 dolar bulunan Bülent A. (sanıkların büyük çoğunluğunun gördüğünü ifade ettiği söz konusu tutanak sonrasında dosyada bulunulamamış) durumlarının farkını anlamaya çalışmışlar.

ORTADA BÜYÜK BİR GARABET BULUNMUYOR MU?

İncelerken bir veri daha elde etmişler. Adı geçenin, Kara Harp Okulunda görev yaptığı, oradaki baskı ve işkence uygulamalarından dolayı Harbiyeliler tarafından şikâyete konu edildiği, bunun da Genelkurmay çatı davası eklerinde bulunan listelerin 464. Sırasında bulunduğunu ortaya çıkarmışlar.

Şimdi özetlersek; Kalkışmacıların çektiği sıkıyönetim emriyle ilgili özellikle öncesinde FETÖ’cülerin mağduriyet yaşattığı Hakan Yarbay gibi birkaç rütbelinin dirayetli tutumuyla hiçbir olayın yaşanmadığı bir İslahiye, buna rağmen sanki kalkışma olmuş gibi yağan ağırlaştırılmış müebbetler. O gece onlarla aynı konumda olan ama beraat eden, evinde 1 dolar çıkan, FETÖ’cü olmadıkları için hainlerce işkence ve baskı ile Kara Harp Okulundan ayrılmak zorunda bırakılan Harbiyeliler tarafından yargıya şikâyet edilmiş Bülent A. isimli biri…

Tuhaf bir durum yok mu ortada ey hukuk insanları? Buradan Bülent A. suçludur gibi bir yargıda bulunmuyorum. Ama ortada büyük bir garabet bulunmuyor mu?

Bu bir yana şimdi asıl bombaya geliyorum…

Mahkeme, herhangi bir kalkışmanın yaşanmadığı görülen İslahiye’de kararını nereye dayandırmış biliyor musunuz?

Nefeslerinizi tutun!

Mahkeme gerekçesini, tamamı FETÖ üyesi olmaktan ihraç edilen biri firar, dördü ise tutuklu bulunan (Sonrasında o dairenin başkanı olan Ekrem Ertuğrul tahliye edildi) 2013 yılındaki Yargıtay’ın 9. Dairesini işgal eden çetenin, Balyoz Davasında 1. Derece Mahkemenin hükmünü onaylarken verdiği kararına dayandırmış. Bunu da açık açık yazmışlar.

Defalarca çürütülmüş bir kararı, kararlarına dayanak yapan bu yargıçlar ne yapmaya çalışmaktadır?

Ya da ne yaptıklarının farkında mıdırlar? Buyrun gerekçelerinin belgesi:

belge yargitay 9daire 9ekim2013

Bu gerekçe bile yargının içinde ne kadar ciddi bir sıkıntının olduğunu gösteriyor. 15 Temmuz’u yaşatanların önünü açmak için yapılan ve TSK’nın omurgasına vurulan bir balyoz olduğu, büyük bir kumpas içerdiği binlerce kanıtla ortaya konulmuş Balyoz Davasının kabul edilemez gerekçesini, gerekçelerinin esası yapanlar, sizce ne kadar adil yargılama yapmış olabilir?

Zamanının 9. Dairesinde (2013) cüppe giymiş, 15 Temmuz’a giden yolun taşını döşemiş çete üyelerine, hala bilindik Yargıtay mensubu gibi yaklaşmayı nasıl okuyacağız?

Ve İstinaf Mahkemesi şu gerekçeye dayandırılan bu kararı da fazla irdelemeden onamış! Ne diyeyim şimdi?

HSK herhalde bu olan biteni takip ediyordur…

Sonuç bu tür mağduriyetlerden sadece Fetullah Gülen Terör Örgütü mensuplarının yararlanacakları açık! Yarattıkları bu kanlı çuvaldan, mağdurların durumunu kullanarak çıkmak isteyecekleri açık!

Ey değerli yargıçlar! Adına karar verdiğiniz Türk Milleti adına, masumları bir an önce bu kanlı çuvaldan çıkartın!

Devam edeceğim…

Mustafa ÖNSEL – 02 Ocak 2019

Son Yazılar