muharrem ince ataturk de yenilmisti2

Atatürk karşıtları bile Muharrem İnce’nin dediğini demedi!

Prof. Dr. Özer Ozankaya : Muharrem İnce’nin “Atatürk’ün de Gediz’de, Eskişehir’de, … yenildiği” savı gerçek dışıdır.

Sosyal medya sayfasında Muharrem İnce’yi ağır bir dille eleştiren Ozankaya,

“Bugüne değin Atatürk karşıtlarının Kurtuluş Savaşı çarpışmalarını önemsiz gördüklerini dinlemiştim, ama onlardan bile Atatürk’ün herhangi bir savaşta yenildiğini öne sürenine tanık olmamıştım!"

*** *** ***

Sayın Muharrem İnce’nin İlgisine!

Sayın İnce,

Ben, sizi, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak girdiğiniz seçimlerde yenilmiş saymıyordum ve saymıyorum.

Oysa siz, kendinizi yenilmiş saydığınızı söylüyor, ama bunu seçmenlerinize “olağan” saydırmak ve bir yarış şansı daha elde etmek için, çok büyük bir haksızlık yaparak, “Atatürk’ün de Gediz’de, Eskişehir’de, … yenildiği” gibi gerçek dışı bir savda bulunuyorsunuz!

Bugüne değin Atatürk karşıtlarının Kurtuluş Savaşı çarpışmalarını önemsiz gördüklerini dinlemiştim, ama onlardan bile Atatürk’ün herhangi bir savaşta yenildiğini öne sürenine tanık olmamıştım!

Atatürk’ün partisinde milletvekilliği, TBMM Grup Başkan Vekilliği yapmış, Cumhurbaşkanı adaylığına getirilmiş kişi olarak sizden böyle bir gerçek dışı değerlendirme duymak, çok yürek paralayıcı oldu!

Ben de, benim gibi düşünen milyonlarca CHP seçmeni gibi, yargının bağımsız, kamu yönetiminin yansız, kitle iletişiminin özgür olmadığı gerekçeleriyle seçimlerin meşruluğunun çok ağır biçimde sakatlandığını, bu ağır hukuksal sakatlığın ve siyasal baskıcılığın çok yüksek sesle ve sonuç alınana dek haykırılması gerektiğini düşünürken ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Sayın Muharrem İnce’nin seçimlerde yenildiğini kabul etmezken, Sayın İnce’nin benim hiç anlayamadığım bir biçimde bu meşruluk-dışılıkları seçim yarışı boyunca ve seçim sonrasında gereken yüksek ses ve süreklilikle haykırıp protesto etmemesi, bunun yerine seçimlerde yenilgiyi kabul etmesi, şaşkınlık nedeni olmuştur ve olmaya devam etmektedir.

Sayın İnce, bu konulardaki değerlendirme yanlışınızı, “belki ben yanlış düşünüyor, eksik biliyorum” diyerek anlayışla karşılayabilirdim.

Ancak bu yenilgiyi olağan göstermek üzere, tarihsel gerçeklere, hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve CHP’nin kurucusuyla ilgili yaşamsal önemde tarihsel gerçeklere aykırı olarak “Atatürk’ün de yenilgi aldığını” öne sürmeye kalkışmanız, sizin önderliğiniz konusunda da benim vicdanımda büyük bir güven sarsınıtısına yol açmıştır.

Sözünü ettiğiniz savaşlar bir yenilgi olmak şöyle dursun, bir yandan silahlı sömürgeci saldırısının ancak ulusal egemenlik bayrağı altında tepelenebileceğini, ancak özgürlük ve bağımsızlık ülküsünü benimseyen bir halkın “Bu savaş benim savaşımdır!” diyerek en büyük özverileri gönülden üstlenebileceğini kanıtlamıştır; öte yandan bu süreç içinde dünya savaş tarihinde çığır açan “SAVUNMA ÇİZGİSİ YOKTUR, SAVUNMA ALANI VARDIR; O ALAN BÜTÜN YURTTUR. YURDUN HER KARIŞ TOPRAĞI YURTTAŞ KANIYLA ISLANMADIKÇA, DÜŞMANA BIRAKILAMAZ!” stratejisiyle “toprağı yurt yapmış”, yurttaş kanıyla yurt toprağını bir daha ayrılmayacak biçimde biribirine kenetlemiştir.

Atatürk’ün her söylediğinin belgesini koymuş olduğu ve CHP Genel Kurulunda okuduğu, bu yıl 90. Yıldönümünün kutlanması gereken NUTUK/SÖYLEV incelenirse, yaşamsal önem ve değerdeki bu tarihsel gerçek anlaşılacaktır.

Sırası gelmişken, NUTUK/SÖYLEV’de Atatürk’ün yapmış olduğu şu uyarıların, bugün Cumhuriyetimizi bunca ağır saldırılara karşı savunmak üzere öne atılan ve atılacak olanlar için ne derin dersler niteliğinde olduğunu göstermektedir:

“Ulusal amaç için öne atılacakların, her ne olursa olsun amaçtan dönmemeleri, ülkede barınabilecekleri son noktada, son soluklarını verinceye değin amaç uğrunda her özveriyi sürdüreceklerine işin başında karar vermeleri gerekir. YÜREKLERİNDE BU GÜCÜ DUYMAYANLARIN işe hiç girişmemeleri, kuşkusuz daha iyidir. Çünkü hem kendilerini, hem de ulusu aldatmış olurlar.”

“Her şeyden önce ülkede ulusun varlık ve istencini belirtmek ve bunu sarsılmaz bir biçimde Ulusal Mecliste temsil etmek gerekir. Bu da ülkede ulusal bir ülkü etrafında güçlü bir örgütlenme yapmak ve Meclis’te bu örgüte dayalı bir gurup bulundurmakla olanaklıdır. En derin kavrayışlı kişilerin amacı bu olmalıdır. Oysa şimdiye değin görülüyor ki, asıl bu yöne önem verilmeden, kendinde az-çok yeterlik görenler, hemen hükümete geçmek hevesine, hırsına kapılıyorlar. .. Bu yüzden bizim için ilk ve en temelli ilke, önce ülkede ulusal örgütlenmeyi oluşturmak, sonra da bu örgütten güç alan bir grubun başında Meclis’te çalışmak olmalıdır.”

‘Tarih, söz götürmez bir biçimde ortaya koymuştur ki, büyük işlerde başarı için, yetenek ve gücü sarsılmaz bir başkanın varlığı çok gereklidir. Ulus, ülke, siyaset ve ordu yöneticiliğinde hiç bulunmamış, bu alanlarda denenmemiş gelişigüzel kişilerin yer alabileceği herhangi bir kurula, ulusal iradenin işler duruma getirilmesini sağlamak, tüm ulusu ve yurdu tek bir kurulla (Meclis’le, Ö.O.) temsil etmek, tüm yurdu aynı dikkat ve duyarlılıkla savunma yollarını bulmaya çalışmak .. gibi bir durum ve görev bırakılabilir mi?”

Sayın İnce, bu vesileyle, NUTUK/SÖYLEV’in 90. Yıldönümünün en başta CHP tarafından, tüm il ve belli başlı ilçe örgütlerinde konferanslarla, şenliklerle, tiyatro-konserlerle, düşün-sanat-spor etkinlikleriyle kutlanması gereğini de vurgulamak istiyorum.

Bu konudaki önerimi yaklaşık bir yıl önce Sayın Genel Başkana yaptığımı, ancak kendilerinin görevlendirdiği Genel Başkan yardımcısı Sayın Seyyit Torun’un konuya gereken ilgiyi göstermediğini, bu tutumun yanlışlığını, en seçkin bir dünya klasiği değerinde olan NUTUK’un 90. Yıldönümünün, özellikle de Cumhuriyetimize bunca ağır saldırıların yapıldığı bir ortamda gerektiği gibi kutlanmasının zorunluluğunu da vurgulamayı görev sayıyorum.

Saygılarımla.

Özer OZANKAYA – 15 Temmuz 2018

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Sunny

27°C

Istanbul