muharrem ince tayyip1 1

Muharrem İnce’yi ne kadar tanıyoruz ?

Muharrem İnce : “Sayın Genel Başkan’a başarılar diledik”

YSK’nın açıklamasının ardından Cumhur İttifakı’nın adayı Cumhurbaşkanı Erdoğan ve CHP’nin adayı Muharrem İnce, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin genel merkezinde görüştü.

Görüşme İnce’nin talebi ve Erdoğan’ın da uygun görmesiyle gerçekleşti.

Saat 21’de başlayan görüşmeye CHP adayı İnce, CHP TBMM Grup Başkan Vekili Engin Altay’la birlikte katıldı. İkili parti genel merkezinin kapısında karşılayan AKP TBMM Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş görüşmede de yer aldı.

ince tayyip gorusmesi secimden once1

40 dakika süren görüşme öncesi parti fotoğrafçılarına poz verdiler. Kamuoyuna servis edilen fotoğrafların ilkinde Erdoğan ve İnce; Türk bayrağı, cumhurbaşkanlığı forsu, AKP bayrağının önünde ikincisinde ise görüşme esnasında yanlarında Altay ve Elitaş bulunduğu halde görünüyorlardı.

Görüşme esnasında Erdoğan’ın altın varaklı bir koltukta tek başına olması buna karşın İnce ve Altay’ın ise standart bir kanepede oturuyor olması sosyal medya kullanıcılarının tepkisini çekti.

Görüşme sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan herhangi bir açıklama yapmazken CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, kısa açıklamasında Erdoğan’dan cumhurbaşkanı olarak değil AKP Genel Başkanı olarak bahsetti.

ince tayyip gorusmesi secimden once2

İnce, “Sayın Genel Başkan’a ve AK Parti’ye başarılar diledik. Sohbet ettik, dertleştik” dedi.

AKP TBMM Grup Başkan Vekili de Güzel bir sohbet oldu, birbirlerine başarılar dilediler. Sohbetin genel anlamdaki tarzı buydu. Güzel bir sohbet oldu. İkisi de Rizeliymiş demekle yetindi.

*** *** ***

Muharrem İnce : "Ben, ekibim, CHP, diğer siyasi partiler seçim sonuçlarını etkileyecek bir usulsüzlük tespit edemedik"

« YSK'nin o gün aldığı kararlar sonuca etki edecek ve bizi kuşkuya düşürecek kararlar değildi. O nedenle seçim gecesi YSK önüne gitmedim, gidilmesi yönünde çağrıda bulunmadım. »

« Seçimin ve seçim sürecinin adil ve hukuka uygun bir şekilde sürdürüldüğünü söyleyemem ancak seçim sonrasında üretilen komplo teorilerinin doğru olmadığını söylemek için bu açıklamayı yaptım. »

*** *** ***

Kılıçdaroğlu diyor ki,

“Demokrasiye inanmayan bir insan tebrik edilemez.

Yasama yargı ve yürütme organını kendisine bağlayan bir insan tebrik edilemez.

Nesini tebrik edeceğim?

Bir partinin genel başkanı olarak mahkemelere hakim tayin ediyor onu mu tebrik edeceğim?

Bir diktatörün nesini tebrik edeceğim, nesini kutlayacağım?”

*** *** ***

Muharrem İnce diyor ki,

"Ben sayın Erdoğan’a telefon açtım, kutladım seçimden sonra.

25 Haziran’da.

Ve niye kutladın diyenler oldu.

26 milyon kişi Erdoğan’a oy vermiş.

Ben o 26 milyon insanı ikna etmek istiyorum onlardan, bir dahaki seçime oy isteyeceğim.

Onlar tercihini Erdoğan’dan yana kullanmış, o insanlar birini seçmişse seçtiğini kutlarım.

‘Allah mahçup etmesin’ dedim.

‘Sağol’ dedi.  

‘Ben kazanacağıma inanıyordum ama siz kazandınız’ dedim.

‘Hayırlı olsun’ dedim.

*** *** ***

Barış Yarkadaş: "50 bin sandıktan 24 Haziran'da veri alamadık"

Ayşenur Arslan'ın Halk TV'deki Medya Mahallesi programına konuk olan Yarkadaş, programda çeşitli konulara değindi.

Barış Yarkadaş'ın, CHP teşkilatının 24 Haziran seçimleriyle ılgılı çalışmaları üzerine iddiaları şöyle :

"16 Nisan referandumunda 9 bin 700 sandığa görevli koyamadık. 9 bin 700 sandığa görevli koyamamak, oyların %6'sını kontrol edememek demektir. 

Geldik, 16 Nisan'dan 24 Haziran'a... 24 Haziran sonrası Parti Meclisi, acil gündemle toplandı. Parti Meclisi üyelerine acil kodlu bir yazı gitti, dediler ki, 27 Haziran günü toplanıyoruz. Parti hemen, Parti Meclisi üyeleriyle sıcak bir toplantı yapacak, bütün hatalar masaya yatırılacak herhalde, dedim... 

Bir baktık, gündem, Gürsel Erol'un ihracı. Elazığ Milletvekili, kurultay çağrısı yapmış diye ihraç edilmek isteniyor. Bugün de Yüksek Disiplin Kurulu onun için toplanıyor, herhalde ihraç edecekler ya da ihraç istemiyle disipline verecekler. 

Şimdi orada, Parti Meclisi üyesi arkadaşlarımız, şunu söylüyorlar: Bizi bir milletvekilinin ihracı gündemiyle topladınız ama, esas derdimiz seçim. 

Ve orada parti sözcüsü Bülent Tezcan, çok acı bir gerçeği dile getiriyor tartışma çıktığında, 50 bin sandıktan 24 Haziran'da veri alamadık diyor. 50 bin sandık ne demektir, biliyor musunuz? Basitçe anlatayım. 50 bin sandık, oyların %25'ini kontrol edemedik demektir. 50 bin sandıktan veri alamamışsan, neyi konuşuyoruz ki biz?" 

*** *** ***

"Devr-i Tayyip döneminde pıhtı atma hastalığı ortaya çıktı"

Yalçın Küçük 24 Haziran seçimlerini değerlendirdi.

(Söyleşi : Sadık ALBAYRAK)

Yalçın Küçük diyor ki,

Yalçın Küçük >>> Ben İnce’nin akepe’li olduğunu hep söyledim. Bu vesileyle de söyledim; adam Tayyip Beyle görüşmeye gitti, Tayyip Bey, “Gel gel, benim partime gel” dedi, adam partiye gitti. “Öyle sarayda falan olmaz, sen kimsin ki, gel gel, partiye gel” dedi. O, partiye gitti. Ben size sorayım; bu adam İnce midir, Kalın mıdır, bir de akepe’nin Kalın’ı var, İnce’yle Kalın, bunlar birbirinin aynı. Buna Tayyip Bey devamlı ne dedi, hatırlıyor musun? “Çırak” dedi. O bir akepe’nin çırağıdır. Bunu kastetti, o da oraya geldi.

Şimdi bir İnce çıktı, birazdan bahsedeceğim, bu İnce kimdir?

İnce… Benim arkadaşlarım bana, “Hocam, siz, Muharrem İnce’nin Yakubi olduğunu yazdınız, bize söylediniz,” diyor. Yani Sabetayist tarikatlardan birinden olduğunu söylemişim ben. 3 yıl öğretmenlik yapmış bu adam. Onun dışında tüccardır bu adam, dershane tüccarı. Bol para kazanmış. O da nerede okumuş? Ben imam hatipte okumuş dedim. O da beni, “Hayır, imam hatipten mezun olmadım, ben meslek lisesinden mezun oldum” diyerek doğruladı. Kimle ortak olmuş; Gülerce ile ortaklık yapmış. Bana cevap veriyor, bir yıl ortaklık yapmış Gülerce’yle. Bir yıl olmakla utan! Gülerce akepe’nin en önemli adamı. Onu da televizyonlarda bana karşı teyit etti. Ben onun bir yıl olduğuna niye inanayım? İkisi de Yalovalı. Demek ki bu adam Yalova’da dershaneci ve milletvekiliymiş. Ben şimdi bu adamın ne olduğunu söyleyeyim. Bizim dilimizde bu adam için çok güzel bir söz vardır; bu tür adamlar Yalova kaymakamıdır. O memleketin başına, yüksek yerlere gelmiş benim arkadaşlarım, bu Yalova kaymakamına baka baka, CHP bir lider buluyor diye seviniyorlar. CHP’ye de pek layık. Onlar için lider kaymakamdan farklı değildir.

…neydi adamın adı, İnce mi Kalın mı? Akepe’de bir Kalın var, CHP’de İnce var, karıştırıyorum. Bak, güzel kardeşim beni okuyanlar bana söylediler. Benim belleğimde biraz unutkanlık var. Onların hepsine yeniden bakacağım. “Hocam, siz bize Yakubi yahudisi olduğunu yazmış ve söylemiştiniz” dediler. Benim yazdıklarıma hiç kimse itiraz edemez. Ederlerse de ben memnun olurum. Öğretmenmiş bu. Ben dedim ki “İmam hatip mezunu”. O, gece yarısı bunlara cevap verdi, bilmem ne meslek lisesinden mezunum, dedi. Yani yüksek tahsili yok, sonradan olmuşmuş. O beni teyit etti.

Balıkesir Fizik’ten. Ve üç yıl öğretmenlik yapmış, kendi iddiası. Ondan sonra dershane kralı, öğretmen falan değil. Bir de ortağı var, muhtemelen Gülerce’dir. Ömrü dershanede para kazanmakla geçmiştir. Yalova kaymakamı, dershane kaymakamı… Bu kadar yalan olmaz, dershane kralı. Fakir, fakirmiş birden zengin olmuş.

İlk defa seçime girmiş bir parti, ben daha fazla almasını bekliyordum, geçti barajı, grup kurdu. Biraz insaf edin ya! Kürtler orda da geçti. Tayyip Beyin bir tarafta oyu azaldıysa burada niye azalmadı? Yoksa insanlar, Tayyip Bey cumhurbaşkanı olamayacak, çok da üzülecek, üzülmesin diye mi biraz daha fazla oy verdiler? Böyle şeyler olmaz. Milletvekili seçiminde yüzde 41 oy Tayyip Beye çok bile. Milletvekili seçiminde yüzde 41, cumhurbaşkanlığında yüzde 52 mi? Hele Temel Karamollaoğlu’na çok kızdılar. Onu daha fazla perişan ettiler. Seçmen mi etti, onu bilemem. Onu ispat edecekler. Siz bunlara inanıyor musunuz? Milletvekili seçimlerinde oylar düşecek, Tayyip Beye olduğu zaman oylar çok yukarı çıkacak. Bunu benim sakalıma anlatın. Ben Yalova kaymakamı değilim. Orada bir Yalova kaymakamı var. Bulmuşlar bir Yalova kaymakamı bizimle oyun oynuyorlar.

Bu işler Tayyip Erdoğan’la beraber yapılmıştır. İnce’ye kendi adayı gibi baktılar. Çırak diye baktılar. Tabii, öyle oldu. İnce’nin seçimlerini akepe yönetti, o da bunlara gitti teşekkür etti. Ne dedi; “Yüzde on fark kapanmaz, doğrudur bu”, dedi. CHP var, onların birtakım kurulları var, onların bazı iddiaları var; doğru değil dediler. Böyle bir seçim olmaz, utanmak lazım bundan. Böyle bir aday olmaz, utanmak lazım. Tekrar ediyorum. Böyle bir aday olmaz, hangi partiden olduğu belli değil. Ama ben bunun akepe’den olduğunu söyledim. Yakında da arkadaşlarım söyledi, Yakubi, Sabetayist tarikattan. Bu adam, kendisi de teyit etti, 3 yıl öğretmenlik yapmış. Hiçbir sözü doğru olmayan bir adam.

Sadık Albayrak >>> Sizde ben şöyle bir değerlendirme gözlemledim: İnce ile CHP’yi ayrı olarak değerlendirdiniz. Ama seçim akşamı CHP de bu mantıksız seçim sonuçlarına hiçbir sağlam ve sağlıklı, sorgulayıcı tavır göstermedi. Seçimde onlara verilen oylara sahip çıkmadı. Toplumda büyük bir umutsuzluk yarattılar. 

Yalçın Küçük >>> Ama şu anda çok açık olarak, “Ben bu adamı tebrik etmem” diyor. CHP kendisi de o kadar sağlam bir şey değil. Ama gayet açık, saymıyor. İki üç gündür “İnce İstanbul’dan belediye başkanı olacak” diyorlar. Kemal Bey “Hiç haberim yok bundan, daha henüz erken” diyor. Ve bütün hikâye de akepe basını, “İnce’nin büyük bir lider, kahraman olarak CHP’nin başına geleceğini” söylüyor. Ama Kemal Bey, “Hayır”, diyor. “Bizim daha önümüzde yerel seçimler var, biz oraya hazırlanıyoruz.” Yerinde oturuyor. Bir defa söyledim, ikinci defa söyleyeyim. Partililere, “İnce’yi iyi karşılayın” diyor. İyi yolcu edin CHP’den. İnce CHP’de bitmiştir, öyle görünüyor. Akepe basınına bakacak olursanız, İnce İstanbul’da belediye başkanı olacak. CHP Genel Başkanı, “Benim ondan haberim yok” diyor. “İnce, güle güle” diyor. Böyle şey olmaz; bilmem ne mahallesi partisine benzettiler. Bir yığın adam da, benim de iyi arkadaşlarım bu yalana inandılar. Çok kötü oldu. Böyle seçim olur mu? Tayyip Beyden başka bir adam yok, bir de Binali var, Binali onun muavini bile olamaz ve insanlar ne yapıyor, Tayyip Beye verdiği oyu yukarıya, dünyanın üstüne çıkarıyor, akepe’ye olanı ise indiriyor. Bunlara inananları tebrik ederim. Dünya tarihinde yok, böyle bir seçim olur mu? Şu halka bakın, bu halk Tayyip Beye hayran, tapınıyor, Tayyip Bey olduğu zaman onun oyunu göklere çıkarıyor, ama yine Tayyip Beyin kurduğu partisinin, her şeyi Tayyip Bey olanın oyunu indiriyor. Veyahut “Daha fazla ayıp olur” diyor. Sonra hiçbir şeyimize inanmazlar diyor. Burada hikâye bu. Akşener çok şükür barajı aştı, Kürtler çok şükür barajı aştı, niye yaptılar, niye barajı aştı? Ha, barajı aşmazsa halk seçimlere inanmaz, diye düşünmüş olurlar. Çok doğru. Ben diyorum ki, bu seçimlere bu açıdan bir inceleme lazım.

İnce bugünden sonra önemsiz bir adam oluyor. Ona bazı yaşlı CHP’liler, “İnce, bizim yüz yıldır aradığımız, CHP’nin başına getireceğimiz adam” diyor. Onu göreceğiz. O eski laf gayet güzeldir; ne utanmaz köpekleriz, kimi görsek etekleriz. Ben çocukken Fransa’da bir esnaf çıkmıştı, Poşat , ortalığı kasıp kavurmuştu, herkes Poşatist olmuştu. Sonraki seçimde adı bile anılmadı. Öyledir, bunlar olur, her ülkede bir balon olur. Bu İnce denilen balon patlamıştır. Benim görebildiğim, İnce böyle bir parladı, bitmiştir artık. Akepe ama nasıl çalışıyor; bütün yazarları “İnce büyük” diye yazıyor. Bir de CHP’nin yaşlı bürokratları İnce’den ne kadar memnunlar. Sizin olsun! Size bağışlıyorum İnce’yi, gidin çiftliğine, size ziyafet çeksin. “Ne güzel bir seçim yapmıştık”, bunları anlatsın size. Hep beraber bir de davul zurnayla oynarsınız. Yaşlarınız da müsait.

*** *** ***

Yılmaz Polat diyor ki,

CHP seçmeninin kafası karışık.

Oyunun çalındığını düşünüyor.

CHP'den yapılan açıklamalar tatmin edici değil. Ayrıca çelişkili.

'Heklendi. Virüs girdi.' Şu oldu bu oldu.

Adil seçim platformun açıklamaları ne kadar adil tartışılır.

Parti içi hesaplaşmadan, kurultaydan daha önemli İnce hesabı önce kendisi için oy kullanan milyonlarca seçmene vermesi lazım.

Muharrem İnce'nin seçim gecesi hangi otel yada mekanda olduğu önemli değil.

'Yok önce YSK'nın önüne gitmiş, yok şu otelin bu katındaymış' gibi haberlerin hiç bir önemi yok.

Kiminle birlikte olduğunun da..

Elbette birileriyle Ankara'da bir yerde olup seçim sonuçlarını izleyecekti.

Önemli olan 'insanların en ihtiyaç duyduğu bir anda , seni ararken sen neden ortaya çıkmadın' sorusunun cevabı.

Nerede olduğunu biliyoruz da hala 'neden saklandın' sorusunun cevabı yok.

'İnce bu sorunun cevabını açıklamadan, tatmin edici bir cevap vermeden ' CHP'ye genel başkan olsa bile oy veren seçmenin nazarında beraat edemeyecektir.

İddia ediyorum.

Muharrem İnce'nin aldığı % 30'un en az dörtte üçü şahsına değildi.

Çoğunluk mitinglerde sürekli tekrarladığı 'fizik öğretmenliğine ' değil, 'Erdoğan karşıtı' olduğu için oy kullandı.

Aksi olsaydı dünya çapında fizik bilim adamı olan Erdal İnönü, tek başına iktidar olurdu!

Neyse olan oldu.

Muharrem İnce'nin seçim gecesi halkın karşısına çıkmayışıyla bazı iddialar var.

CHP çevresinden o geceyle ilgili olarak bana aktarılan iddiayı gazeteci olarak özetle okuyucuya aktarmak zorundayım.

Bunu seçmenin de bilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu 'arkadaşça!' söylenmiş bir iddia değil.

'Muharrem bey fazla alkol almıştı.

Seçmenin karşısına çıkacak durumda değildi.

Yanında bulunan Engin Altay'la tartıştı. Yaşar

Tüzün olanların şahididir.

o gece bu durumdan Genel Başkan Kılıçdaroğlu da haberdar edildi.'-

Ciddi bir iddia.

Ertesi gün seçim sonucunu kabullenmesi dışında seçim gecesi ne oldu da Muharrem İnce seçmenin karşısına çıkamadı?

İnce o gece Erdoğan'ı tebrik etmek istemiş olabilir mi?

*** *** ***

Yılmaz Özdil diyor ki,

Babamın cenazesine katılıp, tabutuna omuz verenlerden biri, Chp grup başkanvekili Muharrem İnce'ydi.

Babamın cenazesinde, cami avlusundaki musalla başı, Muharrem İnce'yi hayatımda yüzyüze gördüğüm ilk, tek ve son yerdi.

Ne öncesinde, ne sonrasında, asla bir daha biraraya gelmedik.

Defalarca görüşme talep ettiği halde, defalarca birlikte yemek teklif ettiği halde, defalarca Yalova'ya davet ettiği halde, genel başkan adayı olduğunda parti meclisi üyeliği teklif ettiği halde, asla biraraya gelmedik.

Niye derseniz?

Birincisi, siyasetle işim yok, asla olmadı, asla olmayacak, bugüne kadar defalarca gelen milletvekilliği, belediye başkanlığı teklifini asla kabul etmedim, asla kabul etmeyeceğim, bu işe merakım olsa zaten en başta İzmirim, pekçok yerden bağımsız aday olur seçilirim, okur-gazeteci ilişkisi daima okur-gazeteci ilişkisi olarak kalmalıdır, okurların bana olan güvenini asla kullanmam, asla yokum, asla olmayacağım.

İkincisi, siyasilerle hiç işim olmaz, bu prensibimi beni tanıyan herkes gayet iyi bilir, bugüne kadar herhangi bir siyasiyle başbaşa yemek yediğimi gören duyan olmamıştır, milletvekili seçilen arkadaşlarımla bile milletvekilliği süresince biraraya gelmem, işadamlarıyla da olmaz, spor kulübü başkanlarıyla da olmaz, örneği yoktur, “temas ve mesafe”yi gazetecilik açısından, okur açısından hayati bulurum.

Üçüncüsü, Muharrem İnce'yi tanıyordum, aslında kim olduğunu biliyordum.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun acilen bırakması gerektiğini 2010'dan beri ısrarla yazdığım halde, Muharrem İnce'nin yanında yeralmadım.

Toplumun, yağmurdan kaçarken doluya tutulmasına karşı çıktım.

Gel zaman git zaman…

Muharrem İnce cumhurbaşkanı adayı oldu.

Tayyip Erdoğan'ı ziyarete gittiği gün, “alarm” veren yazımı yazdım.

Susmak yerine, linç edilmeyi göze alarak, kurşunkaleme ihanet etmemeyi tercih ettim.

Hiç şaşmadığım sonuçları oldu.

Muharrem İnce yazdıklarımı çarpıtarak, yazmadıklarımı yazmışım gibi anlatarak, beni yuhalattı.

Antalya ve Denizli mitinglerinde yuhalattı.

Oxford Üniversitesi'nin araştırmasına göre, dünyanın en çok yalan haber yayınlayan, dünyanın en çok iftira atan, dünyanın en ahlaksız medyası bizim medyamız…

Muharrem İnce bu medyadan sadece beni yuhalattı.

Üstelik, Atatürkçü CHP seçmenlerine yuhalattı.

Netice?

Ekmek için Ekmeleddin'den bile sekiz puan az oy aldı, Tayyip Erdoğan gayet rahat kazandı, Türkiye'nin rejimi değişti.

Seçim gecesinde soru işaretleriyle beraber karanlıkta kalan saatler,

ortadan buhar olmalar,

lüks otelin komple kapatılan kral dairesi katı,

en kritik aşamada Fox haber'in canlı yayınına gönderilen “adam kazandı” mesajı…

İnanmak istemeyenlere bile, yazdıklarımı teyit etti.

Testi kırılmadan önce uyardığım için,

testi kırıldıktan sonra konuşma hakkım vardı,

susmak yerine yine yazdım.

Bizzat Tayyip Erdoğan tarafından Muharrem İnce üzerinden Hacivat-Karagöz kavgası yaratıldığını,

çok basit bir algı operasyonunun afiyetle yedirildiğini,

Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu'na karartma uygulanırken,

Muharrem İnce'nin bizzat Akp tarafından köpürtüldüğünü,

merkez sağ seçmenin ve Chp seçmeninin bizzat yandaş medya tarafından manipüle edildiğini,

Anadolu Ajansı'nın bile Muharrem İnce'ye nasıl destek verdiğini kanıtlarıyla yazdım.

Gene hiç şaşmadığım sonuçları oldu.

Muharrem İnce, yandaş Hürriyet gazetesinden Ayşe Arman'a röportaj verdi.

Benim hakkımda “şerefsiz oğlu şerefsiz” dedi.

 “Ahlaksız” olduğumu söyledi.

Daha üç gün önce Aydın Doğan'ın elinden alınarak Ziraat Bankası kredisiyle yandaş işadamına hediye edilen Hürriyet gazetesini kendine dert etmedi, Sözcü gazetesini dert etti.

“Sözcü gazetesiyle derdim olduğunu, kendisi üzerinden Sözcü gazetesiyle hesaplaştığımı” söyledi.

Bahsettiğim Anadolu Ajansı fotoğraflarını Sözcü gazetesinin internet sitesi bile Anadolu Ajansı'ndan kullandığı halde…

“Yalan” yazdığımı, “Anadolu Ajansı'nın o gün orada bile olmadığını” söyledi.

 “Haddimi bilmemi, kendisinin canını sıkmamamı” söyledi.

Bu yandaş röportaj üzerine yandaş medya pek keyiflendi…

Sabah'tan Akşam'a Star'dan Vakit'e koro halinde manşet yaptı:

“Muharrem İnce, Yılmaz Özdil'e şerefsiz oğlu şerefsiz dedi.”

Bugüne kadar pekçok politikacının maskesini düşürdük, pekçok politikacıyı deşifre ettik, pekçok kişi hakkında can acıtıcı yazılar yazdık.

Öfkesinden gözünü kan bürüyüp, öldürülmemi isteyenler oldu.

Miting kürsülerinden hedef gösterenler oldu, işten atılmamı, hapse atılmamı, hatta vatandaşlıktan atılmamı isteyenler bile oldu.

Hamama giren terler misali, doğrusu hiç gocunmadım…

Sevecek değillerdi herhalde, elbette böyle davranacaklardı.

Yazdıklarım bana ait, beni bağlar.

Dolayısıyla, kişisel olarak beni hedef almaları normaldi.

Ama, yukarda Allah var…

Bugüne kadar babama,

anneme,

aileme dil uzatacak kadar küçülen,

buna yeltenecek kadar alçalan olmadı.

Muhalefetteyken bile böyleyse,

kazandığında neler olacaktı diye düşünüyor insan.

Ve tabii şunu da düşünmeden edemiyor…

Babam şerefsizse,

ben şerefsizin oğlu şerefsizsem,

babamın cenaze törenine niye geldi acaba,

şerefsizler toplantısına mı?

*** *** ***

Can Ataklı diyor ki,

Bu aslında tarihi rezaletti!

CHP’nin yeteneklerinin ne kadar sınırlı ve yetersiz olduğu seçimlerden 15 gün sonra resmen ortaya çıktı.

İlk gece durumu fark etmiştik ama CHP Genel Merkezi kendini kurtarmak için büyük bir titizlikle gerçeğin üzerine yattı.

Dışarıdan bakınca bile anlamıştık. CHP sandıklara hakim olamamıştı.

Sandıklardan sonuç alınamamıştı.

İlk gelen (tahminim 50 bin dolayında) sandıklardan çıkan sonuca göre Erdoğan yüzde 50’ye yaklaşamıyordu.

Bu nedenle ısrarla “İkinci tur kesin” diye bağırıştı CHP yöneticileri.

Ama sistem çöküp veriler de alınamayınca çaresiz AA’nın verilerini doğru kabul etmek durumunda kaldılar.

*** *** ***

CHP yöneticileri kendi beceriksizliklerini örtbas etmek için halkın uğrayacağı derin hayal kırıklığını hiçe sayarak 

“Adam kazandı, bizim verilerle AA’nınkiler aynı, seçimi kaybettik, haydin dağılın evinize gidin” açıklamalarını yaptılar.

Muharrem İnce bu ağır başarısızlıkta kendi payının olduğunu elbette biliyor.

Parti ile ilişkisini tamamen kesen, sanki bağımsız aday gibi davranan İnce sandık güvenliği için hiçbir önlem almamıştı besbelli.

İnce eninde sonunda halkın kendisine de fatura keseceğini bildiğinden genel merkezle birlikte kendi ayıbını da örtmek için sürekli “kaybettik, kazanamadık” söylemini dile getirdi. 

Çamur gibi bir popülizmle sarayın ve çevresinin gözüne girebilmek için “Kaybettim ama kutlama yüceliğini gösteriyorum, bunu hiçbir CHP’li yapamaz” havasına girdi.

Daha ilk gün Erdoğan’ı arayıp kutladı. AKP çevreleri İnce’yi çok takdir etti.

Ama gerçekler ne yaparsanız yapın saklanamıyor.

CHP’nin 50 bin sandıktan sonuç alamadığı ortaya çıktı.

İşin kötüsü CHP o gece bu 50 bin sandığı toparlayamadığı gibi buralardan hâlâ kendi ekibinin eliyle sonuç alabilmiş değil.

Zaten sorun da bu; geç olsa bile sonuçlara ulaşamayan CHP hiçbir itirazda da bulunamıyor.

Eğer CHP bu kadar aymaz davranmamış olsa bugün cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunu yapıyor olacaktık.

Onun yerine herkes nefesini tuttu Erdoğan’ın “padişahlık devrini andıracak” yeni döneme başlamasını bekliyor ve ülkeyi kimlerle yöneteceğini merak ediyor.

Seçimden 15 gün sonra CHP’nin o gece nasıl beceriksiz olduğu gerçeğini öğrendik.

Bir süre sonra da İnce’nin o gece neden kaçıp gittiğini öğreneceğiz mutlaka.

*** *** ***

Rahmi Turan diyor ki, (23 Temmuz 2018 - Sözcü)

Muharrem İnce 22 puan (10 milyon 900 bin oy) farkla seçimi kaybetti.

Aslında ağır bir yenilgi bu… Fakat zafer gibi gösteriliyor!

*** *** ***

Şimdi güzel kardeşim, sen CHP'nin başına gelirsen ne yapacaksın, onu anlatsana…

*Nasıl ekonomik bir model öngörüyorsun?

*Partiyi fabrika ayarlarına döndürecek misin?

*Sen gelirsen ne değişecek?

*İktidarın yok etmeye çalıştığı Atatürk ilkeleri ve Laik Cumhuriyet Devrimleri için ne yapacaksın?

*Ve çok merak edilen bir soru: Seçim gecesi ortadan neden kayboldun?

Bu sorular artırılabilir. O kadar çok bilinmeyen var ki…

*** *** ***

Devam edecek…

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Mostly cloudy

21°C

Istanbul