amerika stratejik dusman

ABD bizi Pirus zaferine zorlayacak!

MÖ. 280’de Epir Kralı Pirus Romalılara savaş açar. Savaş 5 yıl sürer. İki taraf da çok yıpranır. Karşılıklı çok kayıp yaşarlar.

En son savaş Askulum denilen bir bölgede gerçekleşir. Pirus ordusu fillerle yürür Romalıların üzerine. Romalılar çetin ceviz çıkar. Fillere kızgın ok ve mızrak atarak onları hem kızdırır hem de panikletirler. Böyle olunca filler etraflarındaki Pirus’un askerlerini ezerler. Pirus hem askerlerinin hem fillerinin önemli bir bölümünü kaybeder.

Sonrasında bütün gücünü seferber ederek Romalıları zor da olsa yener. Ancak Pirus’un ordusu bir başka savaşı kaldıramayacak kadar perişan olmuş, bütün gücünü kaybetmiştir.

Bunun üzerine Pirus, “Bir daha böyle bir zafer istemiyorum. Tanrım bir daha böyle bir zafer yaşatma” demiştir.

İşte bu olaydan sonra kaybedilenin kazanılandan daha ağır olduğu zaferlere, siyasi tarihte "Pirus zaferi" deniyor. Pirus zaferi, yendiğin halde yenilmiş gibi olma halidir.

Bunu neden anlattığımı aşağıda izah edeceğim…

*** *** ***

ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE DAHA SERT ÇATIŞMALAR OLACAK!

Bir hafta önceki “Afrin Daha Başlangıç” başlıklı yazımda mealen, ABD’nin, süper güç olmanın avantajıyla bölgede sıkı bir satranç oyuncusu olarak karşımızda konumlandığından bahisle, Afrin operasyonuna sert bir karşılık vermediğini, Afrin’i oynadığı satranç oyununda muhtemel piyon olarak önümüze sürdüğünü; ABD için Menbiç’in değerinin satrançtaki fil, at, kale hatta vezir; Fırat’ın doğusunun ise şah değerinde olduğunun altını çizdim.

Afrin operasyonunun 3 haftasını geride bıraktık. Yaralılarımızın yanı sıra şu ana kadar 26 Mehmetçik toprağa düştü. Ruhları şad olsun! Afrin merkezine yaklaştıkça daha sert çatışmalar olasıdır.

Elbette böylesi zorlu bir coğrafyada, yıllarca hazırlık yapmış, dünyanın bir numaralı süper gücünü arkasına almış, beş yıldan fazla o bölgede tahkimat yapmış bir örgütü, sanırım kimse sadece bir örgüt olarak görmüyordur.

MEHMETÇİK'E BÖYLE MORAL YAPILMAZ !

Bölgede önümüzdeki günlerde daha sert çatışmaların olacağını, zaman zaman da üzüleceğimiz haberler alabileceğimizi düşünmek zorundayız. Üzüleceğiz ama böylesi bir operasyonu, elimizi kolumuzu sallayarak bitireceğimizi, işi biraz bilenler tahmin etmiyordur herhalde. Savaşın, çatışmanın kaçınılmaz sonucu kayıplarınızdır. Keşke olmasa ama…

Her şeye rağmen Mehmetçik canla başla mücadele ediyor. Bize düşen bu olayı iç politika malzemesi yapmamak, cephede mücadele eden, canlarını veren, uzuvlarını kaybeden aziz Mehmetçiklerimize moral takviyesi yapmaktır. Asker, halkı arkasındaysa çok daha iyi savaşır.

Ancak orada böylesi mücadele devam ederken televizyonlarda vur patlasın çal oynasın eğlenceler düzenleniyorsa; siyasi aktörler, sonunda ölüm ve sakat kalma riski barındıran böylesi mücadeleyi futbol maçlarında yapılan cıvık sloganlı şovlara dönüştürüyorsa; siyasette birbirini suçlayıcı sert demeçler devam ediyorsa; normal zamandaymışız gibi il/ilçe kongreleri hız kesmeden sürüyor, her şey normalmiş gibi davranılıyorsa cephedeki askerin morali bozulur…

Bunlara neden dikkat edilmez bilmem…

*** *** ***

PKK'NIN BÖLGEDE YENİDEN TOPARLANMASINA İMKAN VERİRSİNİZ...

Anlatmak istediğim bir başka konu şöyle; Geçtiğimiz gün yani 10 Şubat gününü 11’ine bağlayan gece çıkan çatışmada 11 askerimiz şehit oldu.

Şehit olan askerlerimizin Bitlis/Tatvan’dan gelen bir komando taburunda görevli olduklarını öğrendik. Yani halen teröre hassas bir bölgede görev yapan komando taburu Afrin’e kaydırılmış. Elbette olabilir.

Ancak o bölgeden başka seçkin birliklerin de Afrin’e kaydırıldığı basına yansıyor. Doğru mu bilmem. Tabii biz sahada değiliz. Oturduğu yerden ahkâm kesenlere en fazla kızanlardan biri olarak oturduğum yerden ahkâm kesmek istemiyorum. Ama bu faraziyeden hareketle bir hususa dikkat çekmeden geçemeyeceğim.

Eğer basına yansıyanlar doğruysa, seçkin birlikleri, teröre hassas bölgelerden çekip Afrin’e angaje ederseniz, oralarda oluşacak kuvvet zafiyeti, yediği darbelerden kımıldayacak hali kalmayan PKK’yı rahatlatır ve bölgede yeniden toparlanmasına imkan verirsiniz.

Afrin operasyonunda elbette insan gücü çok önemli. Kontrol altına aldığınız arazinin en azından kritik bölgelerini elde bulunduracaksınız. Bunun için daha çok ÖSO birlikleri önceliklidir diye düşünüyorum. Meskûn mahal operasyonlarında ise elbette bu konuda eğitimli seçkin birliklerinizi kullanacaksınız. Ama kesinlikle gerektiği kadar.  

Tabii ki söz konusu operasyonun bir an önce bitirilmesi önemlidir. Fakat bu daha çok seçkin birliğin sahaya sürülmesiyle sağlanamaz. Operasyonun hızı bu şekilde artırılamaz.

SORUNLARIN EN ÖNEMLİSİ ZAYİAT VE YORGUNLUKTUR…

Seçkin birlikler bize Afrin sonrası da lazım. İç güvenlikte de, başka sürpriz gelişmelere karşı da, bu birlikler bizim elimiz kolumuz.

 Muharebede “kuvvet tasarrufu” önemlidir. Daha anlaşılır olsun diye ifade edeyim; Bir kişinin halledeceği bir işi on kişiye verirseniz, hem işleri koordine de zorlanırsınız, hem bir kişinin yorulması yetecekken dokuz kişiyi fazladan yorarsınız. Bir çatışma bölgesinde ise personel kaybetme riskiniz gereğinden fazla artar.

Muharebede gereğinden fazla birlik kullanır “kuvvet israfı” yaparsanız, muharebenin ilerleyen safhalarında çok değişik sorunlarla karşılaşırsınız ki bu sorunların en önemlisi zayiat ve yorgunluktur.

“Kuvvet israfı” birliklerin bir süre sonra elden çıkmasına sebep olur. İlerleyen safhalarda kullanacak birlik bulmakta zorlanabilirsiniz.

Gelelim işin yukarıda yazdıklarımla ilintili daha önemli noktasına…

*** *** ***

ABD BİZİ AFRİN'DE PİRUS ZAFERİNE ZORLAYACAK !

Yukarıda ne dedik faraziye olarak, ABD Afrin’i piyon olarak önümüze sürdü. Ama biz piyonu yeme uğruna çaba harcarken, bilesiniz ki o bizim piyon taşlarımızın yanı sıra daha değerli at, fil, kale, vezir gibi taşlarımızı da devre dışı bırakmak isteyecektir. Elinden gelse şahı da götüreceği şüphesizdir.

Dikkat edilmesi gereken karşı tarafın piyonunu yeme pahasına ilerde bize çok lazım olacak taşlarımızı kaptırmamaktır. ABD’nin hesabı açıktır, piyona karşılık alabildiğince değerli taşlarımızı alarak oyunu sürdüremez hale gelmemizi sağlamak.

Düşünün adamın piyonunu alacağım derken bakmışsınız piyonlarınız gitmiş, iki atınız, iki kaleniz, bir filiniz hatta veziriniz oyun dışı kalmış. İlerleyen aşamada kaybedeceğiniz, kesinlikle mat olacağınız bir durumla karşı karşıyasınız demektir.

ABD bizi Afrin’de Pirus zaferine zorlayacak. Bakın Menbiç üzerinden pek çok PYD militanını Afrin’e gönderdi.

İdlip’te el altından işbirliği içinde olduğu El Nusra, Rus uçağını vurdu. Bu da bize, Rusların hava sahasını, Afrin dahil uçaklarımıza kapatması olarak döndü. Rusya gerekçesini, bölgede hava savunma sistemlerini güçlendirme çalışması olarak belirtti.

Sahadaki birliklerimiz operasyonu günlerce hava desteği olmadan sürdürmek zorunda kaldı. İster istemez operasyon hızı zayıfladı. Halen sorun tam olarak ortadan kalkmış değil. Rusya, birkaç gündür hava sahasını kısa zaman aralıklarıyla uçaklarımıza açıyormuş o kadar…

Burada Rusya’nın da PYD ile çok soğuk olmadığını, Soçi’deki toplantıya PYD/PKK’yı da davet ettiğini unutmayalım. Yani bölgede “dostumun dostu düşmanım olabiliyor.” Elbette Rusya PYD’ye Türkiye gibi bakmıyor, onları Suriye’nin toprak bütünlüğü içinde tutmak ve tamamen ABD’ye kaptırmak istemiyor. Yani onun hesabı bizden çok farklı. Bir başka açıdan ifade edersek sahada aslında kimse Türkiye ile can ciğer kuzu sarması değil.

OYNADIĞIMIZ TAVLA DEĞİL, SATRANÇ...

Devam edelim…

Dolayısıyla hedefe yaklaştıkça birliklerimiz daha büyük sürprizlerle karşılaşabilir. Çeşitli provokatif eylemlerle yüz yüze gelebilir. Bu anlamda Türk ordusunun gücünü tüketmesi için her türlü kirli yola başvurulacağı değerlendirilmelidir.

Yani piyonu (Afrin) ne pahasına olursa olsun almak zafer değildir. Yönetenler eğer bu operasyonla iç siyasi hedef gözetmiyorlarsa, Afrin sonrasını düşünmek zorundadırlar. İşin Menbiç’e ve devamında Fırat’ın doğusuna uzaması olmazsa olmazdır. Bu, Türkiye’nin beka sorunu olarak görülmelidir.

Bu anlamda öncelikle diplomasi gücünüzü kullanacaksınız. Ama diplomatik gücünüz de askeri gücünüze bağlı. Diplomasi masasındaki konumunuz askeri gücünüzle doğru orantılı. Onun için askeri gücünüzü çok dikkatli kullanmak zorundasınız. Unutmayın oynadığınız tavla değil satranç. Hesap ister, akıl ister…

Asla acele edilmemeli, her adım planlı ve hesaplanarak atılmalı, Afrin ele geçtiğinde (ona hiç şüphe yok) ülke olarak, ihtiraslı Epir kralı gibi, “Bir daha böyle bir zafer istemiyorum. Tanrım bir daha böyle bir zafer yaşatma” demek durumunda kalınmamalıdır…

Çok uzatmak istemiyorum, umarım ne demek istediğim anlaşılmıştır… 

Mustafa ÖNSEL – 13 Şubat 2018 - Odatv

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Cloudy

20°C

Istanbul