mustafa onsel

Darbeden 3 yıl önce generallere gönderilen mektupta ne yazıyordu?

Balyoz davasında 18 yıl hüküm giymiş olan Jandarma Kurmay Albay Mustafa Önsel,

2013 yılında, dönemin tüm korgeneral ve orgenerallerine bir mektup yazmış, Türkiye’nin geleceği konusunda uyarılarda bulunmuştu...

Balyoz davasında 18 yıl hüküm giymiş olan Jandarma Kurmay Albay Mustafa Önsel, 2013 yılında, dönemin tüm korgeneral ve orgenerallerine bir mektup yazmış, Türkiye’nin geleceği konusunda uyarılarda bulunmuştu. Önsel mektupta, “Etrafınız her geçen gün CIA kontrolündeki cemaat denilen melanet oluşumun militanları tarafından sarılıyor, farkında mısınız?” diye yazmıştı.

Önsel’in o gün söyledikleri, bugün gerçekleşirken, mektup Türkiye’nin içinden geçtiği böylesine bir dönemde bir kez daha gündeme geldi.

Önsel’in, Mamak Askeri Cezaevi’nden 11 Ekim 2013 tarihinde gönderdiği mektubun tam metni şu şekilde:

"GÜNEYDOĞU PKK'YA TESLİM EDİLDİ RAHATSIZ OLMUYOR MUSUNUZ?

Ülkeyi dönüştürmek isteyenlerin olmazsa olmazı TSK’yı dönüştürmekti. Bunu da başta Balyoz davası olmak üzere tüm isimli davalarla gerçekleştiriyorlar. Farkında mısınız?

Bu alçakça komployu yapanların bizimle kişisel bir husumetleri yoktu. Bizlerin üzerinden TSK’yı, dolayısıyla sizleri hedef aldılar. Bir nevi bizim üzerimizden, size gözdağı vermeye çalışıyorlar. Farkında mısınız? 

Bize verilen cezaların asıl amacının, sizi baskı altına almak, iyice boyun eğdirmek olduğunun farkında mısınız?

Ülkemizin Güneydoğusu resmen PKK’ya teslim edildi. Türkiye şu an bölünmenin eşiğine geldi. Bu durumun, söz konusu bölgede en fazla şehidi ve gazisi olan yegâne teşkilatı Jandarmanın bir generali olarak, sizi de rahatsız etmesi gerektiğinin farkında mısınız?

Bakın, Hükümetin Sözcüsü Hüseyin Çelik Yargıtay’ın Balyoz kararlarını açıklaması sonrası gittiği Irak’ta bir gazetecinin sorusu üzerine, 'Söz konusu davalarla askeri vesayet kaldırılmasaydı, açılım ile gerçekleştirdiklerimizin sonucu olarak asker darbe yapardı' deyiverdi. Bu sözün ne anlama geldiğinin farkında mısınız?

Andımız kaldırılıyor, valiliklerden TC indiriliyor, dağlardan 'Ne Mutlu Türk’üm Diyene', 'Vatan Sağ Olsun' yazıları siliniyor. Bütün değerlerimize saldırılıyor, zenginliklerimiz yabancılara peşkeş çekiliyor. Farkında mısınız?

'BİZE BENZEYEN ALÇAKLAR'

Etrafınız her geçen gün CIA kontrolündeki cemaat denilen melanet oluşumun militanları tarafından sarılıyor. Farkında mısınız?

Kendi ülkemizde sırf asker olduğumuz için bize düşman hukuku uygulandı pervasızca. Hem de bize benzeyen alçaklar tarafından. Farkında mısınız?

Her şey gözünüzün önünde oldu. Bizi canlı canlı betona gömdüler. Görmediniz mi? Buna 'dur' diyemeyen, arkadaşını düşmanın eline bırakan bir askerin, gerine kalanlarla silah arkadaşlığı kutsalında savaşmasının mümkün olmadığının farkında mısınız?

Siz askersiniz. Farkında mısınız?

Yukarıdaki soruların hepsine 'evet' diyorsanız, son soruyu neden sorduğumu anlamışsınızdır. Asker, ülkesini iç ve dış düşmana karşı can verme pahasına savunacağına dair yemin etmiş, mensup olduğu milletin değerlerini yaşatma uğruna ömrünü vakfetmiş yüce ruhlu insandır.

Onun en kutsal bildiği değerlerden birisi 'silah arkadaşlığı'dır. Silah arkadaşlığı öylesine kutsanmıştır ki, bir asker, arkadaşının ölüsünü bile düşmana bırakmaz. Bu askerin olmazsa olmazıdır.

ZALİMİN MESAİ ARKADAŞISINIZ!

Peki, bir ülkede yukarıdaki soruların sorulmasına sebep olana, bize düşman hukuku uygulayana ne denir? Cevap vermeye gerek var mı?

Bunların, biz silah arkadaşlarınıza uyguladığına ne denir? Zulüm.

Zulmü yapana kısaca ne denir? Zalim.

Peki, siz şu an yaptığınız görev itibarıyla zalimin nesi oluyorsunuz? Mesai arkadaşı.

Yani bize zulmeden zalimlerin ortağı olarak gözüküyorsunuz. Kabul etmeseniz de görünen durum budur.

Aldığımız cezadan çok, içimizi acıtan da budur! Hem de ne acı? En çok üzüldüğüm, sizlerin hem bizi sevip, hem de bu zalimlerle beraber olmanızdır. Birçok gerekçe sunabilirsiniz. Ama bunların sadece kendinizi kandırmak olduğunu sanıyorum en iyi siz biliyorsunuz. Tarih babanın bunları not ettiğini söylememe gerek yok sanıyorum.

Bunları yazdım diye bana kızabilirsiniz. Ben, görevdeyken de bildiğim doğruları çekinmeden söylüyordum. Bu anlamda eski bir silah arkadaşınız olarak bir kez, belki de son kez sizi ikaz etme gereği duydum.

KENDİNİZİ SORGULAYIN, YÜREKLİ OLUN!

Yukarıda yazdıklarım çerçevesinde bırakınız bizi, ülkenizi seviyorsanız, bu toprağın altında yatanlara azıcık saygınız varsa, çocuklarınızı düşünüyorsanız durumunuzu yeniden sorgulayınız!

İleride tarih babanın sizin için yazdıklarından çocuklarınız ve torunlarınızın sıkılmamasını istiyorsanız, kendinizi bir kere daha sorgulayınız!

Yarın gözünüzü kaçırmadan yüzümüze bakabilmek, milletin önüne başınızı eğmeden çıkabilmek için tavrınızı tekrar tekrar sorgulayınız!

Eğer gerçek bir askerseniz, yürekli olmak zorundasınız. Kendinize şöyle uzaktan bir daha bakın. Nasıl gözüküyorsunuz?

Durumunuzu yeniden gözden geçirip, sizce gereği neyse onu yapınız!

Sözüm bitti. Eğer 'hadi be, bize akıl mı öğretiyorsun?' diyorsanız, size diyecek bir şeyim olmaz. Bu satırları yazılmamış kabul ediniz ve yırtıp atınız.

Bu durumda size sadece eşiniz değerli hanımefendi ile çocuğunuz ve varsa torunlarınızla mutlu, huzurlu ve sağlıklı günler dileyebilirim. Ülkemizin düşürüldüğü durumu, bizi ve çocuklarımızı düşünüp de canınızı sıkmayınız olur mu?"

Mustafa ÖNSEL – 09 Kasım 2017 – Odatv

Son Yazılar

Partly cloudy

10°C

Istanbul