zekai aksakalli tatbikat emri2

"Tatbikat için gönderildim tatbikat yazısını gördüm altında Zekai Aksakallı'nın imzası vardı"

Akıncı davasının 39. celsesi Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) personeli eski üsteğmen İlhami Yıldız'ın savunmasıyla başladı. 

"Kanunsuz emir almadım. Kaldı ki, asker kanunsuz emri de yapar. Avukatlar da soruyor, 'darbe oluyor, sen ne yaptın' diye. Ben askerim, kafama göre hareket etmem. Bu üniformayı 14 yaşında giydim. Piyade okulundayken o zamanki EDOK Komutanımız Erdal Ceylanoğlu, 'Binbaşı altında düşünen subay istemiyorum. Düşünmeyecek, uygulayacaksınız' derdi. Bizi böyle yetiştiren komutanlar neden gelip, biz bunları böyle yetiştirdik demiyor. Komutanlarımıza kırılma hakkımız yok ama Genelkurmay Başkanı ve Özel Kuvvetleri Komutanı’na kırgınım. Huzura çağırılsınlar, çok basit sorular soracağım. 14 Temmuz'da ÖKK'ndaki mezuniyet töreninde TSK'da Fetö'cü olmadığını dile getiren Genelkurmay Başkanı 15 Temmuz'dan sonra niye sustu? Biz alt rütbelilerin suçsuz olabileceğini söylemekten niye kaçındı? Öl deyince ölmeyeceğimizi düşündükleri için arkamızda durmadılar? Veya Genelkurmay Başkanı bir gün önceki konuşmasında yanıldığını ve hepimizin Fetö'cü olduğunu mu düşünüyor?”

“EN FAZLA İŞKENCE YAPAN KOMİSER FETÖ’DEN TUTUKLANDI”

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde İlhami Yıldız'ın savunmasında adı geçen ÖKK eski tim komutanı ve eski yüzbaşı Mustafa Altunay savunmasını yaptı. Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay komutanlığı ve Türksat davasında da yargılanan Altunay gözaltında yaşadıklarını anlatırken, kendilerine en fazla işkence yapan komiserin daha sonra Fetö'den tutuklandığını söyledi. 

“KAHRAMAN OLDUĞUNA İNANMIYORUM”

15 Temmuz'da İlhami Yıldız'ı tatbikat için kendisinin aradığını belirten Altunay dönemin ÖKK Zekai Aksakallı'yı şöyle suçladı:

"Kendisiyle 1.5 yıl yakın çalıştım. Bize öğrettiği 7 maddelik ÖKK prensibi var. Kendisi yazdı, içerideki heykelin yanına astı. Son maddesi, 'durum ve şartlar ne olursa olsun esaret kabul edilemez, şehadet esastır' idi. Bize bu emri veren kaçmış. Bize böyle bir şey öğretmedi. O kahraman ilan edildi. Kahraman olduğuna inanmıyorum. Oturduğu yerden telefonla onu vur, şunu vur demiş. Sonra 3 araç korumayla karargaha gidiyor. O günün kahramanı konuşma yaparken emniyet tedbirleri aldırıyor. Eşi benzeri yok, ÖKK'na silah, bıçakla girme yasaklanıyor."       

“ÇOCUĞUM ORADA YAŞAMASA DA OLURDU”

Altunay, eski asker olan eşine gözaltında 14 günlük bebeklerini aç bırakarak istedikleri şekilde ifade verdirildiğini de öne sürerek, "Bebeğimiz 10 aylık oldu. İnşallah eşime zorla verdirdikleri ifadeyle birileri alınmamış, başka çocuklar ağlamamıştır. Öyleyse çocuğum orada yaşamasa da olurdu" dedi.

“EŞİM OLDUĞU İÇİN TANIYORUM”

Çapraz sorgusunda Başbakanlık Avukatı İskender Minar, 3 davada yargılandığına bakınca darbenin planlamasında da yer aldığı izlenimi edindiğini belirtince Altunay, izlenime verecek bir cevabı bulunmadığını söyledi. 

Altunay'ın, Av. Emrullah Beytar'ın, "Eda Kaya'yı tanıyor musun?" sorusunu, "Eşim olduğu için tanıyorum" diye cevaplamasına sanıkların gülmesi mağdur müştekilerin tepkisine yol açtı. Altunay bir başka soru üzerine de, "Şu anda TSK Balkan savaşında yaşadığı dönemi yaşıyor. Kimin hain kimin suçlu olduğu er geç ortaya çıkacaktır. Yarın öbür gün Zekai Aksakallı'nın burada yargılanacağına gönülden inanıyorum" iddiasında bulundu.

zekai aksakalli tatbikat emri

“TATBİKAT YAZISINI GÖRDÜM ALTINDA ZEKAİ AKSAKALLI’NIN İMZASI VARDI”

Mustafa Altunay'dan sonra savunmasını yapan ÖKK'dan eski kıdemli başçavuş Timur Özgen 15 Temmuz'da Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'na koruma ve güvenlik tatbikatı için gönderildiğini anlatırken, "Tatbikat yazısını gördüm. Altında Zekai Aksakallı'nın imzası vardı. Zekai Paşa'nın biraz farklı imzasını getirin, hangisi onun bilirim. Koruma tatbikatı yazısının altındaki imza onundu" dedi.

“DİŞLERİMİ FIRÇALAYAMADIM, MEYVE, ÇAY, TATLI YİYEMEDİM”

Bugünkü celsede savunması alınan son sanık, darbe toplantılarının yapıldığı söylenen Tandoğan'daki ofisi kiraladığı iddia edilen öğretmen Murat Bayrakçeken oldu. Bayrakçeken 28 günlük gözaltı sürecini, "Dişlerimi fırçalayamadım, traş olamadım, tırnaklarımı kesemedim, kisisel temizliğimi yapamadım. Meyve, çay, tatlı yiyemedim" diye anlattı. 

Bu yapıyla 2008-2015 yılları arasında kurumlarında çalıştığı sırada tanıştığını belirten Bayrakçeken, bu ilişkinin örgütsel değil tümüyle işçi işveren ilişkisiyle sınırlı kaldığını bildirdi. Bayrakçeken, tesadüfen tanıdığı Ahmet Sürmen'in tuttuğu ofise sadece kefil olduğunu, burasını hiç görmediğini, ne amaçla tutulduğunu bilmediğini öne sürerek, "Bilsem ben de Ahmet Sürmen ve birinci kefil gibi kaçardım" dedi.

Odatv – 24 Ekim 2017

Son Yazılar

Partly cloudy

10°C

Istanbul