6fiko defol225

Yıllar sonra o mitingleri anımsatmak!

Amerika, emperyal politikalarını gerçekleştirmek için Yeni Dünya Düzeni kavramı içinde dünyayı şekillendirmeye devam ediyor.

Ancak bu şekillendirmede kan ve göz yaşından geçilmiyor. Günümüzden birkaç tesbit yapalım:

- Irak, Libya, Suriye ve Mısır gibi Ortadoğu ve Akdeniz’deki ülkelerde milyonlarca insanın ölümüne neden oldular.

- Irak, İran, Suriye ve de Türkiye  topraklarında yapay ve denetimli kukla devlet ya da devletler kurmak istiyorlar.

- Alakan Müslümanlarının soykırıma uğratılması pahasına, Çin’i kuşatmak için ayrılıkçı Müslüman hareketini örgütlüyorlar.

- ABD Ankara Büyükelçisi John Bass, Türkiye’deki görevinden ayrılırken aba altından sopa göstererek “Türkiye’de 9.5 aydır IŞİD terörü olmuyor…Bu IŞİD terörden vazgeçtiği için  değil, işbirliğimizin sonucudur.” dedi. Anılan açıklama “Bundan böyle IŞİD’in yapacağı kanlı eylemleri bekleyin” anlamına gelmez mi? Üstü kapalı bu tehdit, Amerika’nın kendi çıkarı için insanlıktan ne kadar uzaklaşabileceğini  bir kez daha göstermiyor  mu?

Amerika, geçmişte de Vietnam, Afganistan ve Güney Amerika ülkelerinde gerici bütün devletlere ve girişimlere destek vermiş ve yine milyonlarca insanın ölümüne neden olmuştu. Örneğin Şili’de 11 Eylül 1973 yılında faşist bir darbeyi örgütleyerek Halkçı Başkan Salvador Allende’yi devirmişlerdi (*).

Peki, Türkiye ilerici gençliği bütün bunları neredeyse 50 yıl önce görmüş ve Amerikan Emperyalizmini deşifre etmemiş miydi?

İlerici hareketlerin önemlilerinden biri de  6.Filo Mitingleri idi.

6fiko defol

6.FİLO MİTİNGLERİNDE NELER OLMUŞTU?

6.Filo Mitingleri, İstanbul, İzmir, Ankara ve Trabzon’da düzenleniyordu. Örneğin ilklerden biri İstanbul’da düzenlenmişti. Ekim 1967'de 6. Filo Türkiye'ye gelecekti. Filo'nun gelişine karşı İTÜ, Yıldız Teknik ve ODTÜ Talebe Birlikleri, 7 Ekim 1967'de Amerika'yı protesto eden ve karaya çıkışlarını engellemeyi amaçlayan bir miting düzenlediler. Gençler geç saatlere kadar kıyıda beklemişler ve bu sayede 6. Filo'dan tek bir Amerikan Askeri (Yankee) bile Dolmabahçe'den karaya çıkmaya cesaret edememişti. 

İzmir’de de güçlü 6. Filo Mitingleri olmuştu. Bunların hepsinde, ya militan ya da yönetici olarak bulunmuştum. Mitinglerden ikisi hakkında bilgi vermek isterim.

Bunlardan biri, 29 Ağustos 1968 tarihli mitingdir. İstanbul’daki 6. Filo olayının kanları kurumadan, aynı filonun İzmir’e gelmesi söz konusuydu. Türkiye Milli Talebe Federasyonu “TMTF” (Federasyonun yeri, Basmane’de şimdi Konak Belediyesi’ne ait bir bina idi) İzmir Yürütme Kurulu, bütün Türkiye’deki gençlik örgütlerini, filoya karşı izlenecek stratejiyi belirlemek üzere İzmir’e çağırmıştı.

Miting için hazırlanan pankartlarda “Ne Amerika, Ne Rusya, Tam Bağımsız Türkiye” sloganları ağırlık kazanmıştı. TMTF’nun hazırlamış olduğu bildiride ,hem ABD emperyalizmi, hem de Sovyetler Birliği’nin Çekoslavakya’yı işgali kınanmıştı.29 Ağustos 1968 tarihli miting, Türkiye’nin dört bir yanından gelen üniversite öğrencileri başta olmak üzere, halk katılımıyla büyük ilgi görmüştü. Ancak mitingde, faşist güçler kitleye saldırarak 20 kişiyi de yaralamıştı.

Aklımda kalan bir ikincisi, 15 Şubat 1969 günü düzenlenen 6.Filo Mitingi üzerinedir. O mitingin sorumlusu TMTF adına  ben olmuştum. Aslında  o tarihlerde TMTF Başkanı Yalçın Dağgüden idi. Yalçın, Urfa’da önemli bir işinin olduğunu söyleyerek beni başkan vekili olarak bırakmıştı. Miting için bütün yasal koşullar yerine getirilmişti. Basmane’den başlayan miting yol boyunca taş yağmuruna tutulmuştu. Atatürk Meydanı’na gelindiğinde taş yağmuru şiddetlenmişti. Heykelin çitlerine gizlenen kişiler, polisin gözleri önünde saldırılarını sürdürmüşlerdi. Olayları izleyen güvenlik güçlerine görevleri hatırlatılmış, ancak atlı polisler mitingin yasal sahipleri olan bizlerin dağılmamızı istemişlerdi. Dağılmayınca atlarını üzerimize sürmüşlerdi. Ben de  mitingin sorumlusu olarak en yakın bir dükkandan, devrin İzmir Valisi Namık Kemal Şentürk’ü arayarak durumu anlatmış, buna karşılık sonuç alamamıştım. 16 Şubat 1969 günlü Demokrat İzmir Gazetesi de haberi “Polisler gençlere saldırdı ve mitingcileri dağıttı.Bu arada da 30 genç daha yaralanmış oldu.” diye vermişti.

SAĞCI DENİLENLER NELER YAPIYORLARDI?

İlerici gençler 6.Filo Mitingleri aracılığıyla Amerikan emperyalizmi gün ışığına çıkartmaya çalışırken, kendilerine sağcı ya da ülkücü denilen yaklaşımlar ne yapıyorlardı? Yukarıda da anlattığım üzere bu mitingleri düzenleyenlere “Komünist” etiketi vererek savaş açmışlar, mitinglere saldırmışlar ve çok sayıda gencin ölümüne ve yaralanmasına neden olmuşlardı.

Şimdi gelinen noktada herkesin Amerikan emperyalizmini lanetlemesi kolay. 

Geçmişdeki Amerikancı gericilerin bir kesiminin günümüzdeki ardılları, kaleme aldıkları yazılarda; “ABD yönetiminin Türkiye’ye karşı ilan edilmemiş bir savaş başlattığını, 15 Temmuz’un, sadece bir FETÖ darbe girişimi olmadığını, ABD’nin Türkiye’ye açık müdahalesi olduğunu ve bunun Türkiye’de devlet sisteminin hücrelerine kadar yerleştirilmiş Gülen ve terör örgütü üzerinden uygulandığını” belirtiyorlar. 

Tespitleri şimdi doğru. Ancak “Günaydın” demek gerekiyor.

İlericiler, ABD’nin içyüzünü yukarıda değindiğim gibi yıllar öncesi söylemiş ve yazmışlardı. “Görünen köy kılavuz istemiyordu”. Toplu namazları düzenleyerek ilerici gençlere saldıranlar, sizlerin ataları değil miydi?

En azından, Türkiye’nin sağcılarının geçmişte hata yaptık, bizler Amerikan güdümündeki soğuk savaş rüzgarlarına kapıldık, yanılmışız demeleri gerekmiyor mu?

Bununla birlikte, Türkiye sağının söylem ve politikasında ortaya çıkan bu durumu, kimileri “antiemperyalist bir yaklaşım” demelerine karşılık, kimileri de sağın söylem ve politikalarında “antiemperyalist bir yön aramanın saçmalık olduğuna” işaret ediyor.

AMERİKAN SÖZLÜĞÜNDE MÜTTEFİKLİK ? 

Amerikan sözlüğünde müttefiklik, Amerikan çıkarları doğrultusunda hareket etmek demektir. Ülkeler bunu yaptığı sürece en güvenilir müttefiktir.

Ve bugün ortaya çıkan sonuç, 1950’den itibaren Menderes Hükümetleri ile başlayan, Demirel, Özal ve Çiller gibi sağcı iktidarlarca sürdürülen ABD-NATO ile uşaklık ittifakı politikasının siyasi ürünüdür.

İki temel ilke ile başta Amerikan emperyalizmi olmak üzere bütün emperyal yaklaşımlara karşı çıkabilir, göğüs gerebiliriz.

Birincisi: “Ne Amerika, Ne Rusya, Tam Bağımsız Türkiye!”

Ve ikincisi de: “Ülkelerin dostları yoktur, çıkarları vardır.”

Mustafa KAYMAKÇI – 22 Ekim 2017 – Odatv

http://odatv.com/o-mitingleri-animsatmak-2110171200.html

(*) Meraklısı için not: Amerika’nın kendi sermaye sınıfının çıkarları için çevirdiği dolaplar, çok sayıda filme de  konu olmuştur. Bunlardan birisi de Costa Gavras’ın “Kayıp” filmi idi. Film, 1973'te Şili'de demokratik yollardan işbaşına gelen Salvador Allende'nin devrildiği 1973 Şili Askeri Darbesi sırasında kaybolan ABD'li gazeteci Charles Horman'ın gerçek hikayesinden uyarlanmıştı.

Filmde, Amerikalı orta boy bir işadamı olan bir babanın, darbe sırasında öldürülen oğlunu arayışı anlatılır. Geniş ölçüde tutuklamaların olduğu günlerde Amerikalı yazar ve yapımcı Charles Horman evinden alınır ve ondan sonra, kendisinden haber alınamaz. Eşinin iki hafta boyunca yaptığı araştırmalar da yarar getirmez. Bunun üzerine Charles'ın babası oğlunu aramak için ABD'den Şili'ye gelir.

Baba Horman, Şili'de kaybolan oğlunu ararken Şili darbesine ilişkin bir takım ipuçları elde eder. Takip ettiği ipuçları onu, oğlu Charles’ın siyasal nedenlerle cunta tarafından ortadan kaldırıldığı sonucuna götürür. Baba, oğlunu bulmaya çalışırken, özellikle Şili’de yaşayan CIA ve iş adamları bağlantılı kendi yurttaşları tarafından da türlü güçlüklerle karşılaşır. Filmin en önemli vurgusu, babanın ABD Büyükelçisi ile yaptığı görüşmede şekillenir. Baba, büyükelçiye ABD’nin darbenin neden destekleyicisi ve düzenleyicisi olduğunu sorar. Ancak aldığı cevap, çarpıcı olduğu kadar kapitalizminde iç yüzünü ortaya çıkaracak şekilde çarpıcıdır. Büyükelçi, “ABD şirketlerinin çıkarları için askeri darbenin desteklenmesi gerekiyordu ve sizin varlığınız da bu darbelere borçudur” der.

Son Yazılar

Partly cloudy

10°C

Istanbul