rte zihnisinir225 

"Erdoğan YPG'yi telaffuz etmemeye özen gösteriyor"

Nurzen Amuran sordu, gazeteci-yazar Yılmaz Polat yanıtladı...

Nurzen Amuran: Yıllardır ABD’de gazetecilik yapıyorsunuz. Trump’ın, geleneksel siyasetin dışında kalmasını Amerikan halkı nasıl yorumluyor? Trump’ın uygulamaları ABD’nin sıkı sıkı sarıldığı siyasi ahlak kurallarıyla örtüşüyor mu? Sözgelimi yakınlarını çalışma grubuna alması ABD siyasetinde  tedirginlik yaratıyor mu? Çünkü Amerikan demokrasisinde siyasi etik çok önemli.

Yılmaz Polat: Trump siyasetten gelmeyen bir başkan. Amerika'yı zengin bir işadamı zihniyetiyle yönetmeye çalışıyor. Siyasetin kuralları içinde bir yönetim biçimini benimseyemedi. Bu durum kendisine oy veren seçmenleri bile tedirgin ediyor. Seçildiği Kasım ayından bu yana yapılan kamuoyu yoklamaları Trump'a olan güvenin düşük düzeyde olduğunu gösteriyor.

Şüphesiz tutucu Cumhuriyetçiler Trump'ın seçim kampanyası sırasında verdiği sözleri yerine getirdiğini savunsa da bu durum Trump'a olan tepkileri azaltmadı.

Ülkedeki büyük kentlerde yapılan protesto gösterileri seçildiği günden buyana devam ediyor.

Trump'ın Kongreyi by-pass ederek ülkeyi Başkanlık kararnameleriyle yönetme çabaları Cumhuriyetçi üyeler arasında da rahatsızlık yaratıyor. Trump'ın Türkiye'deki iş bağlantıları dahil 14 ülkedeki yatırımları ve akraba- dost kayırmacılığı çok eleştiriliyor.Kızı Ivanka ile damadı Kushner'i danışman olarak ataması büyük tepki aldı. ABD'de, "akraba-dost kayırmacılığı" anlamına gelen nepotizmi önlemek için bir yasa bulunuyor. Amerikan Kamuoyu, Başkanın ailesinden bir hanedan oluşturmasına, başka deyişle Beyaz Saray'ı bir aile şirketi gibi yönetmesini karşı çıkıyor.Bu durum Kongre'de de tedirginlik yaratıyor.

Şu anda kendisiyle ilgili sorular ve soruşturmalar var. Gizli bilgileri Rusya ile paylaşması yanında kovduğu Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn'nin Türkiye'den lobi etkinliği için aldığı iddia edilen 530 bin dolarlık para da sorgulanıyor. Lobi etkinlikleri legal değil midir, karşı çıkılan nedir?

ABD'de lobicilik meşrudur ve en büyük sanayilerden biridir.

Ancak Başkan Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanlığına atadığı ve sonradan kovduğu Michael Flynn'ın Türkiye lobiciliği illegaldir. Flynn, yasaları ihlal ettiği için de kovulmuştur.(Kongre’de ifade vermeye zorlanıyor.) Daha sonra yargılanacağını da düşünüyorum.Türkiye'nin karıştığı bu durum Trump için ‘azil’ sürecini başlatabilir.

Amerikan Anayasasına göre Kongre tarafından Başkan’ın azledilmesi gündeme gelebilir mi?

İngilizcede ‘Impeach-azil’ deniyor. Kelime anlamı ve uygulama biçimi bizdeki ‘Yüce Divan‘ın tam karşılığı olmasa bile sonuçları bakımından aynısı denebilir. ABD’de Başkanların Kongre’nin iki kanadı Senato ve Temsilciler Meclisi’nde yargılanıp azledilmesi anlamına geliyor. ABD medyası seçim kampanyasından bu yana Trump’ın serveti, öteki ülkelerle iş ilişkileri, ödediği vergi, yaptığı atamalar, akraba ilişkileri ve Rusya’yla ilişkiler ve seçim sonuçlarını etkileyen siber saldırı iddialarına kadar herşeyi didik didik ediyor.

Michael Flynn, AKP Hükümeti'nden para alarak federal yasaları ihlal etmekle suçlanıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yakınlığıyla bilinen Türk -Amerikan İş Konseyi Başkanı Ekim Alptekin'in Hollanda merkezli şirketi 'Inovo BV ' ile 90 gün için önce 600 bin dolara anlaşma yaptığı ortaya çıktı.Taraflar daha sonra 530 bin dolara anlaştı. Flynn’ın şirketi 530 bin dolar  karşılığında Fethullah Gülen'i soruşturacak ve bir video hazırlayacaktı. Ancak sadece Gülen'le ilgili bir yazı yazmakla yetindi.

Alptekin bu amaçla Enerji Bakanı Berat Albayrak ve Dışişleri Bakanı MevlütÇavuşoğlu'nu geçen Eylül ayında gizlice New York'ta buluşturdu. Alptekin'in  'Siberian EnergyGroup' adlı enerji ve maden şirketinin Rus asıllı sahibi Dimitri 'David' Zaikin’le iş yaptığı ortaya çıktı.Böylece Washington’daki Türk lobisinin Rusya bağlantısı ve Flynn’la ilişkisi Kongre’nin önemli  gündem maddelerinden biri oldu. Bir de Berat Albayrak'ın Flynn'la New York'ta CIA eski Başkanı James Woolsey'in de katıldığı bir toplantıda Fethullah Gülen'in kaçırılmasına ilişkin iddia var.

Önümüzdeki günler Türkiye sık sık gündeme gelecek.

ERDOĞAN TÜRKİYE’YE DÖNDÜĞÜNDEN BERİ YPG’Yİ TELAFUZ ETMEMEYE ÖZEN GÖSTERİYOR

Cumhurbaşkanı’nın ABD ziyaretinde Trump, YPG ile ilgili Suriye politikasından ödün vermedi. ABD, YPG’ye silah sevkiyatını yapmaya başladı. Sınırımızda  Amerikan bayraklı zırhlı araçların gezmesi rutin bir görüntü değil. YPG’nin ABD tarafından korunduğu anlamına geliyorsa, Türkiye’ye bu neyin anımsatılmasıdır?

Cumhurbaşkanı Erdoğan Washington'da Trump'la görüşmeden önce günlerce YPG-PYD konusunda Türk kamuoyuna olumlu bir netice alınacakmış gibi yayın yapıldı.

Trump, Erdoğan gelmeden önce YPG'ye ağır silahlar verileceğine ilişkin kararnameyi imzalayarak, bu konuyu tartışmayacağı konusunda noktayı koydu. Beyaz Saray'da Rakka operasyonunun YPG güçleriyle yapılacağını Erdoğan'ın yüzüne karşı söyledi.

Erdoğan Trump’dan IŞİD'e karşı uluslararası koalisyon özel temsilcisi Brett McGurk'un PYD ve PKK'ya yakınlığı nedeniyle görevinden alınmasını da istedi. Ancak olumsuz yanıt aldı.

Dikkat edilirse Erdoğan Türkiye'ye döndüğünden beri YPG'yi telafuz etmemeye özen gösteriyor. "Ey Trump" tekerlemesini nedense hiç duymadık.

GİULİANİ’NİN İFADESİ ZARRAB DAVASININ SİYASETİN ETKİSİNDE BİR ÇIKAR DAVASINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜĞÜNÜ GÖSTERİYOR

ABD ile yapılan görüşmelerde üç ana konudan biri de Reza Zarrab davasıydı. Zarrab'ın avukatlığını üstlenen Rudolph Giuliani kimdir ve hangi özelliklerinden ötürü Zarrab’ın avukatlığını üstlendi? Ayrıca Zarrab’ın avukatlığı nedeniyle çıkar çatışması doğduğu iddiası var. Türkiye ile bağlantısı var mıdır?

Giuliani Başkan Trump'ın yakın arkadaşı. Trump'ın Adalet Bakanı adaylarından biriydi.

Giuliani'nin çalıştığı hukuk firmasının Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP Hükümeti'yle ilginç bağlantısı var. ABD'nin en büyük hukuk firmalarından biri olan 'Greenberg Traurig' hukuk bürosunda danışmanlık yapıyor.

'Greenberg Traurig' aynı zamanda AKP Hükümeti için de hizmet veriyor. Hükümet yılda 432 bin dolar ödüyor.

Reza Zarrab'ın davasını yürüten Hakim Berman'ın soruları (ücretinizi kim ödüyor, davadaki rolünüz vs) ve Giuliani'nin ifadesi Zarrab davasının, siyasetin etkisinde  bir çıkar davasına dönüştürüldüğünü gösteriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen Şubat ayında Ankara'da Giuliani ile bir görüşme yaptı. Yanında Zarrab'ın savunmasını üstlenen öteki avukat eski Adalet Bakanı Michael Mukassey’de vardı.

Sorunuzun cevabı aslında bu gizli görüşmede.

Siz gündeme getirmiştiniz. Giuliani’nin, mahkemeye sunduğu açıklama da ilginç. İşiyle ilgili ”… özellikle Türkiye ve ABD arasında ABD'nin ulusal güvenlik çıkarlarına yarayacak ve Reza Zarrab'ın da yararına olacak bir şekilde bir anlaşmayla sonuçlanabilir mi konusunda karar vermek çabasına yoğunlaşmıştır…” diyor. Zarrab bu açıklamayla bir pazarlık konusu haline getirilmiş değil mi? Zarrab’ın işlediği suç Amerikan yasalarına göre suç değil mi? Ayrıca siyasetin yargıya müdahalesi ABD’nin temel ilkeleriyle nasıl örtüşebilir?

Giuliani, amaçlarının ABD’nin güvenlik çıkarları doğrultusunda, Ankara ile Washington arasında ‘Zarrab lehine’ bir anlaşma sağlamak olduğunu  söyledi.

Bir hukuk adamının böyle konuşmasını biz Türkiye’de alkışlarız da Amerika’da garip karşılanır. Nitekim öyle oldu.

Sarraf 4 suçtan 75 yıl hapisle yargılanıyor.

Giuliani hukuki değil, diplomatik bir çözümden yana olduğunu söylemekle Sarraf'ı pazarlık konusu yapmak istediklerini itiraf etmiş oluyor. Ancak Hakim Berman ve savcılık makamının daha sonra avukatlara sordukları onlarca soru yargıya müdahale ettirmeyeceklerini gösterdi. Bu davayla ilgili kime sorsanız ucu Erdoğan'ın ailesine uzandığını söyler. İddianameye  bir göz atmak yeterli.

Zaten Erdoğan’da Adalet bakanı Bekir Bozdağ’da söyledi.

Avukat Giuliani bu nedenle davanın diplomatik yollardan çözülmesiyle görevlendirildi.

Ankara’nın isteği üzerine avukatları böyle bir görevi üstlendi ama Zarrab davasında yargının siyasete boyun eğeceğini düşünmüyorum.

Gelelim FETÖ soruşturmasına. Siz kitaplar yazdınız, araştırdınız FETÖ’nün CIA bağlantısını incelediniz. Genel olarak soruyorum, neden istihbarat  örgütleri din içerikli cemaat ve tarikatlara daha kolay girer ve faaliyet gösterirler? 

AKP'yle FETÖ'nün kanka olduğu yıllarda "CIA'nın Muteber Adamı ve ABD'nin Özel Din Görevlisi" adlı kitapları yazdım.

Türkiye'ye biçilen 'Ilımlı İslam' modelini uygulamak için nasıl birlikte çalıştıklarını anlattım.

Tarikatlar istihbarat örgütlerinin katkısıyla kurulur ve kolay satın alınırlar.

BENCE FETÖ KONUSUNDA KİMSENİN KİMSEYİ KANDIRDIĞI YOK.BİRİ İSTEMİŞ ÖTEKİ VERMİŞ

Yıllar yılı ”kandırıldık” diyenler, Pensilvanya’ya gider, Gülen’i ziyaret eder, sofrasına otururlardı. Siz uzun yıllar ABD’de yaşadınız. Neden Gülen’e gitmeyip de hakkında araştırma yaptınız. Siz niye kandırılmadınız?

Bence FETÖ konusunda kimsenin kimseyi kandırdığı yok, biri istemiş öteki vermiş. Kavganın nedeni menfaat ve güç paylaşımı. Tek yol Atatürk ilkeleri ve onun yolu. Amerika’nın her tarafında Atatürkçü müthiş dernekler var. Her platformda laik, demokratik Cumhuriyet için mücadele veriyor. Sağlam bir dayanışma var. Durmak yok mücadeleye devam diyorum.

HÜKÜMET BENCE REZA ZARRAB’IN İADESİNİ FETÖ’NÜN İADESİNDEN DAHA FAZLA İSTİYOR VE ÖNEMLİ GÖRÜYOR

Gülen’in iadesinde binlerce sayfalık delil niteliğinde ABD Adalet Bakanlığına belgeler gönderildi. ABD tatmin olmadı. Sizce ABD Gülen ve örgütünü daha kullanacak mı?

ABD Gülen'i iade etmez. Ben AKP'nin çok da istediği kanaatinde değilim. İade edilirse eteğindeki bütün taşları dökmek zorunda kalacaktır. FETÖ’nün siyasi ayağı A'dan Z'ye o zaman ortaya çıkacak. Gönderilen dokümanlardan tatminkar olunmadığını Amerikalılar söylüyor. FETÖ'nün iade tartışmaları uzun yıllar sürecek gibi görünüyor.

Hükümet bence Reza Zarrab'ın iadesini FETÖ'nün iadesinden daha fazla istiyor ve önemli görüyor. Fethullah Gülen'in artık posası çıktı. Kullanılma tarihi sona ermiş görünüyor.

Graham Fuller gibi tarikat yapımcıları da artık köşelerinde FETÖ'lü günleri sayıklıyor.

“…geriye Erdoğan’ın korumalarının ‘Washington meydan muharebesi' kaldı” diye yazdınız. Olayların imajımızı zedeleyen yanı neydi, Amerika bu tür olaylarda neyi affetmiyor?

Bu Erdoğan'ın korumalarının ABD'de ilk vukuatı değil.

2009 yılında New York'ta BM'de Başkan Obama'nın korumalarıyla kapışma,

2013'te yine New York'ta BM polisiyle yumruklaşma,

2016'da Washington'da Brookings Enstitüsü önünde eylem yapanlara ve gazetecilere korumaların tekme ve yumruklarla saldırması..

Ekvador'daki hadiseyi de hatırlarsınız.

Yıllardır Washington'da gazetecilik yapıyorum. İlk kez Dışişleri bakan düzeyinde ve Kongre'de çok sert  açıklamalara şahit oldum.

Korumalar Erdoğan'ı korurken Türkiye'nin itibarını da düşünmeli.

Muhalefetin cesur savunucusu olan Cumhuriyet ve Sözcü gazetesine yapılan soruşturmalarda FETÖ Örgütünün mensubu oldukları iddiası, ABD’de nasıl yankılandı, FETÖ mensuplarının eline koz vermedi mi?

Türkiye'de ifade özgürlüğüyle ilgili her haber ABD medyasında yer alıyor.

Hükümetin karnesi çok zayıf.

Zaten insan hakları ve basın özgürlüğüyle ilgili tüm raporlarda eleştiriler açık biçimde görülüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son Trump görüşmesinde de konu gündeme geldi.

İfade özgürlüğü ve gazeteciler üzerindeki baskı Türk-Amerikan ilişkilerinin olmazsa olmaz konularından biri.

Bakalım Türkiye-ABD ilişkilerinde yakın bir gelecekte nasıl bir gelişme olacak. Hep birlikte göreceğiz. Çok teşekkürler.

Ben teşekkür ederim.

Söyleşi - Nurzen AMURAN – 12 Haziran 2017 – Odatv

Son Yazılar

Cloudy

21°C

Istanbul