ataturk225 

Atatürk’ü 'aşmak'!

15 Temmuz gecesinin akıllara durgunluk veren olaylarından sonra, “16 Temmuz sabahında seni en çok ne şaşırttı” diye soracak olursanız, “AKP binalarına dev Atatürk posterleri asılması” derim.

Bunca yıl günde üç vakit Atatürk’e söven adamlar, Amerikancı FETÖ terörü karşısında koşup yine onun eteklerine sığınmışlardı! Bu hareket, büyük ihtimalle o gece ordu içinde ciddi bir direniş göstererek katillerin kışla dışına çıkmasını engelleyen Atatürkçü subaylara yaptıkları bir jestti. Yani bir nevi “dönüp asıl kurtarıcısına sığınma refleksi.”

ATATÜRK'ÜN AĞIRLIĞI ALTINDA EZİLEN İSLAMCILAR…

İlerleyen günlerde Atatürk, bu cenahtaki varlığını bir simge olarak sürdürdü. 12 Kasım 2016 tarihli “Atatüksüz cumhuriyet mümkün mü” başlıklı yazımda aynen şunları söylemiştim:

“…. asıl niyet kurulmakta olan yeni devlete Atatürk kanalından bir destek aktarmak da olabilir. “Madem biz bir Atatürk yetiştiremiyoruz, o zaman onu kendi bünyemize katarız” türünde bir taktik adım. Ancak bu Atatürk, tabi ki islamcıların hayal ettiği yeni ülkeye uygun bir Atatürk olmak zorundadır. Sonuçta Türkiye’de çok farklı Atatürkçülük türleri denenmiştir. Darbeciler de kendilerine Atatürkçü diyordu, islamcıların ajandasına ters düşmeyecek yeni tür bir Atatürkçülüğün denenmesi de mümkündür.

Ne var ki böylesi bir ilüzyonun önündeki en büyük engel de yine islamcıların kendisidir. Seksen yıllık düşmanlıkla ördükleri nefret duyguları nasıl olup da olumlu hislere dönüşecektir? Nitekim, cumhurbaşkanlığında Atatürk’ü anma programı düzenlendiği sıralarda, islamcılar tarafından yönetilen THY’nin uçaklarında Atatürk’e hakaret eden gazeteler ücretsiz dağıtılmaktadır.”

Öngörülerimiz haklı çıktı, İslamcı cenah, Atatürk’ü taşıyamadı, onun ağırlığı altında ezildi. Genetiklerine işlemiş Atatürk düşmanlığı her kritik dönemeçte hortladı. Hiç ummadıkları bir tepki ile karşılanan son ahlaksızlıkları da bunun bir örneğidir.

ATATÜRK'Ü KEŞFEDEN 'SOLCULAR'

Bizim sol cenahta da benzer bir durum yaşanıyor; Atatürk, -ne demekse artık- “yeniden keşfediliyor”. Ancak, bu keşif bir özeleştiri ile beraber gelmiyor. Kimse de çıkıp “Atatürk çok büyük bir adammış biz görememişiz” demiyor. Bizdeki kibir, bizdeki bilmişlik buna izin verir mi hiç, biz “Atatürk’ü keşfediyoruz”. Bir milyon yıldır yerinde duran Amerika’yı “keşfederek” bütün varlığına çöken İspanyol hırsızları gibi biz de, af buyurun, Atatürk devrimlerinin tapusunu üstümüze geçirmeye kalkıyoruz.

Dışarıdan görülen manzara komedidir. Kıyıda köşede kalmış ne kadar muhalif, Atatürk’e ve Atatükçülere sövmekle ekmek yiyen ne kadar üç kağıtçı varsa, AKP’den dayak yedikçe hepsi bir bir Atatürk’ün gölgesine sığındılar. Peki bunu böyle mi anlatıyorlar? Ne gezer, onlar sanki Atatürk’e bir lütuf yapmışlar gibi, onu “aşmaktan” söz ediyorlar. Gerçekten şaka gibi. Hayatı boyunca hiç bir kayda değer başarıya imza atmamış, halkın bir küçük yarasına merhem olmayı başaramamış adamlar sabah akşam “Atatürk aşıyorlar”.

Büyük dedemiz çorak bir araziyi üzüm bağı yaparak bize miras bırakmış. Bağın çevresine şaraphaneler, pekmez tesisleri kurmuşuz. Bütün köy, ona dua edip yetmiş yıldır iyi kötü geçimimizi sağlıyoruz. Ancak layıkı ile koruyamadığımız için bağımıza köstebekler dadanmış. Biz canla başla köstebeklerden kurtulmaya çalışırken şehirde kitaplardan ziraat öğrenen kuzenimiz gelip “bütün problem dedemizin seçiminde, yanlış işe girişmiş, üzümleri söküp turp ekeceğiz” diyor. İşte Atatürk’ü sonradan “keşfeden” entelimizin hali budur.

ATATÜRK'Ü AŞMAK !

Türk ulusu elbette Atatürk’ü aşmaya çaba sarf etmelidir. Ancak, aşmak için en önce o seviyeye ulaşmak gerekir. Daha henüz Atatürk’ün koyduğu “musaır medeniyet” seviyesi hedefini yakalayamadan neyin aşmasından söz ediyorsun? Hedefleri bıraktım, Atatürk’ün kendi kısa ömründe başardıklarının yanından geçemeyenler nasıl olup da onu aşacaklar?

Atatürk ile ilgili konuşmaya başlamadan önce şu gerçeği bilmek gerekir: Atatürk sadece bir düşünce adamı değil aynı zamanda bir eylem adamıdır. Fikirden kuvveye ve sonra kuvveden fiile, akıllara durgunluk veren bir hızla geçmeyi başarmış, bütün ulusun kaderini değiştirmiştir.

Bu ne anlama gelir biliyor musunuz? Atatürk’ü aşmak için çok parlak fikirlere sahip olmak yetmez. Fikirleriniz ne denli parlak, idealleriniz ne kadar yüce olursa olsun, uygulamaya geçirecek iradeden yoksunsanız, vaktiyle o iradeyi ortaya koymuş olanları “aşmaktan” söz edemezsiniz. Laf ebeliği yaptığınızla kalırsınız.

Atatürk’ü aşmak bir kaç kişinin yazıp çizmesi ile olacak iş değildir. Atatürk eserini nasıl yarattı? Kendi fikriyatının ve iradesinin üzerine, her biri bugünün entellerini cebinden çıkaracak aydınların fikriyatını koydu ve bu gücü tüm milleti ayağa kaldırmak için kullandı. Bu bakımdan Cumhuriyet devrimi eşi benzeri görülmemiş topyekun bir mücadele ve galibiyetin sonucudur. Demek ki onu aşmak da ancak bu tip bir çaba ile mümkün olur. Bugün, kendine “devrimci” diyenlerin böylesi bir gücü var mıdır? Bu güç olmadığına göre, sizin Atatürk’ü eleştirmek adına açtığınız her bahis siyaset ortamını yönlendiren islamcıların elinde çirkin bir silaha dönüşür, Atatürk düşmanlarına cephane ürettiğinizle kalırsınız.

Anlaşılmayan bir nokta da şudur: Atatürkçülük, bir yenilginin değil, bir galibiyetin ideolojisidir. Marijinal çevrelerde görülen türde komplekslerle malul değildir, özgüveni tamdır. Yenilginin bataklığından henüz çıkamamış, güçlü aktörlerin ardında bir oraya bir buraya sürüklenen gruplar, ne kadar birikimli olurlarsa olsunlar o çapa ulaşamazlar. Kahvehane masalarında  sabahlara kadar sürdürülen tartışmalar veya o köşeden bu köşeye yapılan kısır atışmalar Atatürkçülük için bir “düşünme yöntemi” değildir. Hepimizin bu gerçeğin bilinci ile hareket etmemiz, kendimizi komik duruma düşürmememiz gerekir.

Tüm bu konulardan daha önemli olan ise Atatürk’ün bugünkü sivil direnişin de manevi lideri haline gelmiş olmasıdır. Atatürk’e yönelik hakaretlere karşı oluşan tepki gösteriyor ki Atatürk, halk için bir siyasi figür olmaktan çıkmış, bir namus sembolüne dönüşmüştür. Bugünün tek görevi bu sembolü kutsal bilip ona sahip çıkmak, ucuz hesaplar peşinde onu tartışmaya açmamaktır.

Gaffar YAKINCA – 20 Mayıs 2017 – ABC Gazetesi

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Mostly clear

26°C

Istanbul