naci bestepe

"Yanlış ata oynayan kaybeder, dereyi geçmek için ata binense..."

"8 Mayıs 2017 Pazartesi günkü yazımın sansürlenmesi ile ilgili olarak Aydınlık Gazetesi GYY Sayın İlker Yücel,

8 Mayıs akşamı Ulusal Kanal'daki 'Havadis' programında, 10 Mayıs Çarşamba günü de Aydınlık'ın başyazısında açıklamalarda bulundu.

Amacım Aydınlık ile polemiğe girmek değil. Yanıt hakkımı kullanmak.

Aydınlık benim de gazetem. 2012'den beri yazarı ve okuruyum. Çoğunu tanıdığım ve özel sempatim olan saygın yazar ve yönetim kadrosu var. Türkiye'nin en iyi gazetelerinden biri.

Yazımın sansürlenmesini sorun etmeden sessizce çekilmeyi düşündüm. Ancak, sansürleme bilgisinin e-posta ile yapılması, 8 Mayıs öğleye kadar da aranmayışımı samimiyet ve nezaket eksikliği olarak değerlendirdim ve yazımı kamuoyu ile paylaştım.

Sayın Yücel'in açıklaması çelişkili, suçlayıcı, tepeden bakıcıdır.

Fotoğraf kendilerine üç ay önce gelmiş. Kaynağın FETÖ'cüler olduğu tespit edilmiş.

Kaynak konusunda iddialı olmamalarını öneririm. Mahcup olabilirler.

Fotoğrafın bir operasyon sonrası TSK'ya kampanya için kullanılacağını değerlendirmişler. Üç ay önce Sincar-Karaçuk yoktu. Aydınlık biliyor muydu?

Fotoğraf o dönemde yayımlansa Sincar olduğunda unutulup gitmiş olurdu. Ülkemizde bir konu 3-5 günden fazla gündemde kalmaz. O zaman yayımlamamakla şimdi başlatıldığını iddia ettikleri kampanyaya hizmet etmiş mi oldular?

Fotoğrafı o zaman verenler 'şu olay sonrası yayımlayın' diye bir talepte mi bulundular?

Fotoğrafı Odatv'de yayımlayan Sayın Türker Ertürk, referandumdan dolayı bir süre beklediğini açıkladı.

Konu 40 yıl önce çekilen fotoğraf değildir. Ülkenin ve TSK'nın kaderinin kimlerin elinde olduğudur. Kamuoyu bunu bilmelidir.

15 Temmuz'un 'komutan sorumluluğu' bir çırpıda yok sayılamaz.

Fotoğrafla; ne komuta kademesi ne TSK hedef alınmıştır.

Sansürlenen yazıda yanlış-haksız bir şey var mıdır? Amaç okuyarak yazı sansürlenirse Aydınlık'ın zamanın Pravda'sından (SSCB yayın organı) ne farkı kalır?

Bunların hepsinden önemlisi fotoğrafı medyaya veren ve konuyla ilgili yazı yazanları; TSK'ya karşı kampanya veya psikolojik harekat yapmak/parçası olmakla suçlamasıdır.

İyi tanıdığımı zannettiğim Sayın Yücel'e bu özensizliği yakıştıramadım. Yazısı ile Aydınlık okurlarının büyük çoğunluğunu da üzdüğü kanısındayım. (Aldığım telefon ve mesajlardan edindim)

Söz konusu ettiği kişiler (Sayın Ertürk ve ben); TSK'yı da, kimlere karşı hangi amaçla ne mücadeleler yürüttüğünü de en az kendileri kadar bilmekte ve değerlendirebilmektedir.

Yanlış ata oynayan kaybeder.Sadece dereyi geçmek için binilmeye devam edilen at karşı kıyıda ne olur bilinmez. Nokta…"

Naci BEŞTEPE - 10 Mayıs 2017 - Odatv

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul