sinan guzeltan

Sisi Amerikancı mı oldu?

ABD, 2011’den bu yana üzerine eli kanlı çeteleri saldıkları Suriye Cumhurbaşkanı Esad’ın meşruluğunu kabul etmek zorunda kaldıkları gibi, İhvan’ı yıktığı için cezalandırmaya kalktıkları El-Sisi’yi de Beyaz Saray’da ağırladılar.

Televizyon ekranlarında ABD Devlet Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Adbülfettah El-Sisi’nin el sıkışırken çekilen görüntülerine, Trump’un açıklamaları eşlik ediyor: “Herhangi bir kuşku varsa herkesin bilmesini istiyorum ki El-Sisi, çok zor koşullar altında harika işler yaptı. Mısır, Ortadoğu’da ABD’nin önemli bir müttefikidir.”

Hemen arkasından, Mısır halkı ve ordusunun el ele vererek 2013’de iktidardan indirdiği, Obama destekli İhvan’ın (Müslüman Kardeşler) yeni ABD hükümeti tarafından terör listesine alınmasının beklendiği haberi ajanslara düşüyor.

Bu gelişmelerden bir hafta önce ise 30 yıl boyunca ABD desteği ile Mısır’ı yöneten ve 2011 senesinde büyük bir halk ayaklanması ile iktidardan indirilen ve yargılanan Hüsnü Mübarek’in beraat ettiği bilgisi gündeme bomba gibi düşmüştü.

DEĞİŞKEN SİYASET...

Son iki haftada yaşanan bu gelişmeleri üst üste veya alt alta koyduğumuzda El-Sisi ve ABD arasında yeni bir bahar yaşandığı izlenimine kapılmamamız için bir neden bulunmuyor.

Fakat günü değerlendirirken ve geleceği düşünürken, geçmişi unutmamakta yarar var.

Filmi biraz geriye saralım;

2011 yılının başları, Tunus’ta patlak veren ve sonrasında “Arap Baharı” olarak adlandırılacak olan halk hareketleri Mısır’ı da etkisi altına aldı. 25 Ocak’ta, bölgede ABD ve İsrail’in işbirlikçisi bir rol üstlenen, yolsuzluk ve işkenceye bulaşmış Mübarek rejimine karşı, Kahire merkezli büyük bir halk ayaklanması patlak verdi.

Bu süreçte yozlaşmış Mübarek rejiminin en büyük destekçisi, her sene Mısır ordusuna 1,5 milyar dolar yardımı esirgemeyen ABD oldu.

Obama’nın özel temsilcisi Frank Wisner’in, Kahire’de, Mübarek’i savunan açıklamalar yapması sonrası, ABD elçiliği Mısır halkı tarafından sarıldı ve ABD’li diplomatların bir kısmı ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.

Mübarek’in devrileceğini anlayan ABD, “Ekmek, Sosyal Adalet ve Özgürlük” sloganları ile ayağa kalkan Mısır halkının arasında nifak tohumu sokmak için, o güne kadar gösterilere destek vermeyen İhvan’ı, bir Truva Atı gibi göstericilerin arasına sokuverdi. Aynı günlerde, Obama’nın Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Tahrir Meydanı’nda boy gösterdi ve “insan hakları” nutukları attı.

İhvan’ın provokasyonları sonucu, bağımsız, seküler ve sosyal adaletin hüküm sürdüğü bir Mısır için sokaklara dökülen kitleler, “Şeriat ve Asker” ikileminin içine hapsedildi.

ABD destekli Mübarek’in devrilmesi sonrası düzenlenen seçimlerde, Washington diğer piyonu İhvan’ı oyuna sürdü. İlerici muhalefetin örgütsüzlüğü nedeni ile İhvan’ın adayı Muhammed Mursi, katılımın düşük olduğu 2012 yılındaki seçimle, Mısır’ın yeni Cumhurbaşkanı oldu.

Müslümanları dünyanın dört bir yanında katletmeyi adet haline getirmiş olan ABD ve AB, “Ilımlı İslâmcı” Mursi’nin seçim zaferini alkışlarla ve demokrasi nutukları ile karşıladı.

İHVAN YIKILIRKEN...

Fakat Mısır halkı tehlikenin farkındaydı.Mursi iktidarının devlet kademelerinde uyguladığı kadrolaşma, kısa sürede ayyuka çıkan yolsuzluklar, kadınlara ve Mısır nüfusunun % 12’sini oluşturan Kıptilere (Hıristiyanlar) karşı uygulanan baskı politikalarına tepki gösteren Mısır halkı tekrar sokaklara döküldü.

İç savaş görüntülerinin yaşandığı süreç, 90 milyonluk Mısır’da 30 milyona yakın insanın İhvan iktidarına karşı sokağa dökülmesi ve sonrasında, dönemin Mısır Genelkurmay Başkanı El-Sisi’nin, Mursi’ye istifa çağrısı yapması ile sonlandı.

2013 yılının Temmuz ayında Mursi görevden alındı ve sonrasında düzenlenen seçimlerde El-Sisi, büyük halk desteği ile Cumhurbaşkanı seçildi.

Washington yapımı İhvan iktidarını deviren El-Sisi’ye karşı Obama iktidarının tepkisi sert oldu. ABD, Mısır ordusuna yaptığı 1,5 milyar dolarlık yardımı kesti. Mısır ordusunun satın aldığı10 Apaçi helikoptere, Obama yönetimi el koydu ve teslim etmeyi reddetti.

Bu süreçte, ABD ve AB parlamentolarında arka arkaya Mısır’a yaptırım kararları alınırken, gazete sayfalarını El-Sisi’yi canavara benzeten fotoğraflar süslemeye başladı...

SİYASİ DARBOĞAZ!

ABD kapılarının yüzüne kapandığını fark eden El-Sisi, yeni ittifaklara yöneldi. Başta Rusya ve Çin olmak üzere bölge ülkeleri ile içinde nükleer anlaşmalarında bulunduğu bir dizi anlaşma imzaladı.

Yine bu süreçte, El-Sisi iktidarının, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a destek vermesi sonrası, Suudi Arabistan, Mısır’a yaptığı petrol yardımını askıya alıverdi. Hemen arkasından, İran devreye girdi ve dolaylı yoldan Irak petrolünün, Basra üzerinden Mısır’a sevkiyatına yeşil ışık yaktı.

Özetle, El-Sisi iktidarı, koşulların dayatması ile çok kutuplu bir politika izlemeye başladı.

Filmin bıraktığımız yerine geri dönersek;

Mısır, yaşanan terör saldırıları sonrası, ekonominin temel direği olan turizm gelirinin kesilmesi sonucunda büyük bir dar boğazdan geçiyor. El-Sisi, sıcak para ihtiyacının artması üzerine IMF ile tekrardan masaya oturmak zorunda kaldı. IMF’nin zehirli reçeteleri, Mısır halkına devalüasyon ve temel gıda maddelerine zam olarak döndü.

Bu darboğazda, Mübarek’in ve hemen ertesinde rejim karşıtı 300 siyasi tutuklunun serbest bırakılması, El-Sisi’nin izlediği toplumsal barış siyasetinin adımları olarak değerlendirilebilir.

El-Sisi ve Trump’ın ele ele fotoğraf çektirmesini ise Mısır tekrar ABD etkisine giriyor şeklinde değerlendirmek siyaseti siyah ve beyazlara indirgeyen ve gerçekleri göz ardı eden bir yaklaşım olacaktır.

Ekonomik, sosyal ve askeri anlamda kırılgan bir dönemden geçen dünyada, El-Sisi’nin, bugünkü Washington veya dünkü Moskova ziyaretini, rota değişiminden çok “Çok Kutuplu Siyasetin” etkileri olarak ele almak gerçekçi olacaktır.

ABD açısından baktığımız da ise, önce 2011’den bu yana üzerine eli kanlı çeteleri saldıkları Suriye Cumhurbaşkanı Esad’ın meşruluğunu kabul etmek zorunda kaldılar bugün ise, İhvan’ı yıktığı için cezalandırmaya kalktıkları El-Sisi’yi Beyaz Saray’da ağırladılar...

ABD’nin Ortadoğu siyasetlerinin iflas ettiği ve bu siyasetlerden geri dönmenin yollarını aradığı aşikâr. Fakat ABD devlet politikalarının devamlılığı göz önüne alındığında, Washington’un yeni hamlelerinin stratejik bir değişiklik mi yoksa taktik bir geri çekilme mi olduğuna karar vermek için henüz erken.

Sinan GÜZALTAN - 06 Nisan 2017 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

11°C

Istanbul