mehmet yuva3

Şam’daki saldırıların perde arkası!

Şam, 21 Mart Anneler Günü sabahı yeni bir intihar saldırısı ve bomba yüklü araçların saldırısına maruz kaldı.

Başkent tam bir haftadır her gün intihar saldırıları ve infilak eden bomba yüklü araçların sebep olduğu katliamlara maruz kalıyor. Adalet sarayı, lokantalar, sivil yerleşim birimleri, hükümet kurumları, kilise ve camiler, sivil-asker hedef alınıyor.

Bu saldırıların askeri bir başarı elde etmesi veya askeri dengeleri terör örgütlerin lehine çevirmesi sıfır ihtimalden daha azdır. Siyasi çözüm istemeyen, Astana ve Cenevre sürecini baltalamaya çalışan, uzlaşma yerine savaşa devam kararı alanlar için sahaya sürülen piyon militanların kıymeti harbiyesi yok. Bir haftadır intihar saldırıları ile medya propagandalarının ateşine odun olan yüzlerce militanın hayatının değeri yok.

ARKASINDA EL KAİDE VAR!

Sızarak ulaştıkları bir kaç mekanı bir kaç saatliğine ele geçiren El-Kaide’nin Suriye kolu El-Nusra ve onunla birlikte hareket eden Faylak El-Rahman (Rahman Alayı) gibi terör örgütlerinden medet ummaya devam ediyorlar. BM, Kendi ülkelerin hukuku ve siyasi kararlarına aldırmadan terör listesinde kabul edilen örgütlerin saldırısını “zafer” olarak sunuyorlar. Freni patlak manyak medya, arkalarında yüzlerce ölü bırakarak o mekanlardan kaçmak zorunda kalan militanların “hazin” sonunu kamuoyundan saklıyor.

Başkent Şam’ın çevre beldelerinde halen tutunabilen örgütlerin en irisi Cayş El-İslam (İslam Ordusu). İslam Ordusunun lideri bir hava saldırısı sonucu Şam-Doğu Ğuta bölgesinde öldürülen Zahran Alluş. Öldürülmeden önce Türkiye’de ağırlanmıştı. Örgütün siyasi sorumluluğunu üstlenen daha genç ve tecrübesiz kardeşi Muhammed Alluş ailesi ile birlikte Türkiye’de yaşıyor. Suriye’de siyasi çözümü amaç edinen, Türkiye’nin de taraf ve garantör olduğu Astana sürecine destek veren örgütler arasında. Lazkiye-Hmeymim Rus askeri üssünde Rus inisiyatifi nde masaya oturmuş ve Suriye ordusu ile Şam bölgesinde “ateşkes” için uzlaşmayı kabul etmişti.

EL NUSRA’NIN GEÇİŞİNE İZİN VERDİ!

Bu son saldırıların içinde direkt yer almamış olmasına rağmen Suriye ordusu ile temas halinde olduğu kontrolündeki hat ve güzergahlardan El-Nusra ve Rahman Alay’ı kuvvetlerinin geçmesine izin verdi. Bu haliyle hem El-Nusra ile çatışma sebebini ortadan kaldırdı, ayrıca kendi varlığına da ciddi bir tehdit oluşturan El-Nusra’nın Suriye ordusu tarafından tasfiye edilmesini umdu. Ayrıca birbirlerinden kopuk abluka altındaki beldelerin birleştirilmesini arzuladı. El-Nusra ve İslam Ordusunun tüm hesapları boşa çıktı.

Peki bu terör saldırıları ile mevcut askeri dengeleri sahadaki örgütlerin lehine çeviremeyeceğini bilen mahfiller bu intihar saldırılarına neden fetva veriyor? Bu saldırıların yeniden zuhur ettiği dönemi ve gerekçelerini iyi okumak gerekiyor. Bu “çılgın ve intihar” mesabetindeki saldırıların ana amaçları şudur:

- Rusya, Türkiye ve İran’ın sorumlu olduğu Astana sürecini boşa çıkartmak , siyasi çözüme köstek olmak.

- Özellikle Türkiye’nin “kontrolü” altında kabul edilen örgütler üzerinden Türkiye’nin Astana’ya verdiği desteğe gölge düşürmek, Türkiye’nin “olumlu” katkıları üzerinde şüphe yaratmak ve itibarını zedelemek.

- Teslim olmayın, umutsuzluğa düşmeyin, devletle uzlaşmayın bakın halen savaşabiliyoruz, başkentin kalbinde eylem yapabiliyoruz mesajı vermek.

- Son haftalarda Suriye’nin tüm bölgelerinde ama özellikle dört senedir abluka altında olan Humus-ElVaar semtinde sağlanan uzlaşma ile binlerce terörist ya silah bıraktı devletle uzlaşmayı seçti ya da adetten olduğu gibi Türkiye sınırına komşu İdlib vilayeti veya özellikle “Türkmen” kökenli militanlar Türk ordusunun kontrolündeki Fıratın Doğusundaki Crablus gibi bölgelere gitti.

- Suriye’de terör savaşının sürmesini isteyen, Suriye devleti ile uzlaşmayı kabul etmeyen, hem suçlu hem güçlü tavrını sürdüren Türkiye dahil yakın uzak neo-con patronlarının elini güçlendirmek.

- İsrail savaş uçağının düşürülmesi, İsrail’in füze saldırılarına maruz kalması, Rusya’nın ilk kez İsrail’i uyarmasına karşı başkenti cezalandırmak.

- Antik kent Tedmor’dan sonra Deyr-ElZor ve Rakka’ya doğru yönelen Suriye ordusunun hareketini yavaşlatmak, IŞİD’in yaşayacağı bozgunu engellemek.

- Başkenti son dönemlerde sıkça ziyaret etmeye başlayan Rus, AB ve BM temsilcilerine “başkent bile güvenli değil” mesajı vermek.

- İsrail’in çok arzuladığı ve ABD üzerinden gerçekleştirmek istediği Suriye-Ürdün-israil üçgeninde, Güney Cephesine “NATO’nun Arap hanedanlıkları” Suudi, Katar, Ürdün ve ABE ile İsrail’in musallat olması ve bu cephenin uçuşa yasak ve güvenli bölge ilan edilmesi ve merkezi devletten koparılmasını sağlamak.

Suriye’de terör savaşının sürmesini isteyen devletler, mahfiller ve halen sahada onların emirlerini icra eden savaş lordları Suriye son çare olarak organize terörü dayatıyorlar. Aklı Selim hiç kimse bu manyak savaşın sürmesi için ısrarcı olmaz. Bu savaşın medya ayağını oluşturan cani zihniyet ise Suriye için ilk lahzadan itibaren yalan söyledi. Halen yalan söylüyor. Arzu ettikleri ve görmek istedikleri tabloyu anlatıyorlar.  

Mehmet YUVA - 22 Mart 2017 - Aydınlık

Son Yazılar

Showers

6°C

Istanbul