mehmet yuva3

'Korsan' Batı Türkiye'yi Şam'a şikayet ediyor!

Yaşadığımız medeniyetler çatışmasıymış. “Medeni olan çatışır mı?

Medeni olan kan, talan ve terörden beslenir mi?” diye sormuyoruz. Medeniyetler “çarpışıyor” olsaydı bundan sadece hayır doğardı. Medeniyet yoksunu ve hatta medeniyet düşmanı bir güruh, sınıf, itikat doymak bilmez tamahı uğruna insanı tüketen bir makineye, bir savaş aletine dönüştürüyor. Böyle bir zihniyet medeni olabilir mi?

 İnsan merkezli medeniyet yerine dolar ve dinara tapan, cennet maskeli bir cehennem inşa eden zihniyet “medeni” ad edilebilir mi? “Demokrasi ve özgürlük” türküleri okuyan Batı kılıklı göçebe haramiler ne tür bir “medeniyetin” temsilcisidirler? Allah ile aldatan uydurulmuş itikatlarla afyonlaşmış, Âdem- İnsan düşmanı süslüman dini-dar münafık kardeşler hangi “medeniyetin”mahlûklarıdır?

BATI'NIN BÜYÜK ÖDÜLÜ!

İspanya’ya taşınan Suriye-Arap Endülüs medeniyeti Batı’nın medenileşmesi ve aydınlanması için öncü rol oynadı. Peki, Batı bunu nasıl ödüllendirdi? Suriye’ye katil ve psikopat ihraç etti. İşgal, kan ve kaos hediye etti. 16.cı, 17.ci ve 18.ci yüzyıllarda hapishanelerinde yatan sapık, katil, harami ve tecavüzcüleri işgal ettikleri Amerika ve Avustralya gibi kıtalara ihraç etti.

İngiliz Kraliyet yasasıyla deniz ve kara korsanları pay karşılığında korundu ve desteklendi. Çağımızın deniz ve kara korsanları halen bu devletlerin torunları tarafından icra ediliyor. Sosyal genetik yasası işliyor. O sapık, ve katillerden bugün muazzam bir Avustralya, Amerika ve Avrupa modern ülkeleri oluştu diyenler olacaktır. Biz o harami ataların ve devletlerin harami torunları zengin olmaz demedik. Adam ve medeni olamadılar diyoruz. İkiyüzlü ve yalancı kaldılar diyoruz.

FÖTÜ'NÜN GÖREVİNİ KİM DEVRALDI?

Katil ve tecavüzcü bir İngiliz hapishanesi sürgünü olan ve Avustralya’da yerli katliamında yıldızlaşmış bir atanın torunu olan Avustralya Başbakanı Malcolm Turnbull, Suriye Devlet Başkanı Esad için “katil tiran” demişti. Aynı karanlık bir geçmişin mahlûku olan muhalefet lideri Bill Shorten da Esad için “kasap” tabirini uygun görmüştü.

Muhalif gazete Sözcü de Esad için “Şam’daki Şeytan” ifadesini uygun görmüş. FETÖ ve dini-darların yarıda bıraktıkları görevi artık “muhalif” ve “Atatürkçü” Sözcü icra ediyor. Gazetenin “medeni” ve her konuda maşallahı olan, ahkâm kesen uzman yazar kadrosu dilsiz “insan” olmuşlar. Esad’a küfredenler, saldıranlar ve ona savaş ilan edenler arasında bir tane “korsan” olmayan, “medeni” bir hayat öyküsünün tecellisi devlet lideri olmaz mı? Olamıyorsa bunun sebebi sorgulanmaz mı?

TÜRKİYE'Yİ ŞİKAYET EDİYORLAR...

“İsmini bildiğin bilmediğin farklı ülkelerin istihbarat şefleri bize geliyor. Bu ilişkiler masanın altından yürütülsün istiyorlar. Suriye halkı, yok edilen hayatlar, yıkım onları ilgilendirmiyor. Burada farklı dışarıda farklı konuşuyorlar. Senin ülken de bunu yapıyor” Esad’ın bu sözleri onunla mülakat yapan Avustralyalı gazetecinin yüzüne söyleniyor.

Suriye siyasi ve güvenlik kaynakları ile konuyu görüşen Suriye-Türkiye Dostluk komitesi çok ilginç bir iddiayı not ediyor. Şam’ı ziyaret eden birçok ülkenin istihbarat şefi sadece ülkelerinden Suriye’ye gelen teröristler hakkında bilgi talep etmiyorlarmış. ‘Ne kadarı öldü, ne kadarı döndü?’ konularıyla ilgilenmiyorlarmış. İstisnasız tüm ziyaretlerinde Batı Şam’a Türkiye’yi şikâyet ediyormuş.

Kendileri aslında Suriye’de akan kanı ve terörü durdurmak istiyormuş ama Türkiye (özellikle Erdoğan) buna engel oluyormuş. IŞİD, El-NUSRA ve diğer terör örgütleri arkasında kendileri yokmuş. Bu örgütleri Türkiye besliyor, silahlandırıyor ve yönetiyormuş. Almanya ile yapılan bir güvenlik toplantısında Suriye güvenlik yetkilisi, ABD ve Avrupa devletlerin El-NUSRA ve IŞİD’e verdikleri silah desteği isim ve fotoğraflarla önlerine koymuş.

TARİHE NOT DÜŞELİM...

Suriyeli Güvenlik yetkilileri, ABD ve İsrail’in Kuzey Irak’tan Türkiye’nin hemen yanıbaşında tesis edilen ve YPG tarafından denetlenen hava üslerine düzenli silah sevkiyatı yapıldığı ve bu silahların bir bölümünün önce Türkiye’ye sokulduğu ardından yeniden Türkiye’den Suriye’ye getirildiği, bu faaliyetin kayıt altına alındığı ve bu bilgilerin bir zaman sonra medyaya “Erdoğan Türkiye’ sinden Suriye’ye sokulan silahlar” olarak medyaya servis edildiğini ispatlayan belgeler koyuyor.

Suriyeli yetkililer, “Bize geliyor ve Türkiye’yi şikayet ediyorlar. Düşmanlık daha çok derinleşsin istiyorlar. Türkiye’ye gidiyorlar. Aynı şeyi orada yapıyorlar. Bize karşı Türkleri kışkırtıyor ve üzerimize saldırmaları için teşvik ediyorlar. Türkiye’nin Suriye’den mütevellit günahı büyük. Ancak Batı’nın ve İsrail’in planları Suriye ve Türkiye’yi hedef alıyor. Ankara Şam ile görüşmez, bölgedeki faaliyetlerini Suriye devleti ile koordine etmez ise iki ülke büyük bedel ödeyecek. Batı’nın sinsi ve ikiyüzlü planlarını rafa kaldırmak için Ankara, Batı’nın feleğinden kurtulmalı ve bölge merkezi devletleri ile acilen iyi ilişkiler kurmalıdır ” diyor. Önemli bir uyarı olarak tarihe not düşelim.

Mehmet YUVA - 23 Ekim 2016 - Aydınlık

Son Yazılar

Mostly cloudy

24°C

Istanbul